Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1148 E. 2026/1655 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1148
- Karar No
- 2026/1655
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2026/1148 KARAR NO : 2026/1655
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 14/07/2026 NUMARASI : 2025/1272 E. 2026/711 K. DAVANIN KONUSU : Zayi Belgesi Verilmesi KARAR TARİHİ : 19.10.2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 19.10.2026
İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 14.07.2026 tarih 2025/1272 E. 2026/711 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili, müvekkiline ait işyerinde 24.06.2024 tarihinde hırsızlık olayı meydana geldiğini, Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde soruşturma başlatıldığını, olaydan sonra müvekkili şirket yetkililerince arşiv niteliğindeki evrakların ve geçmiş yıllara ait defterlerin durumunun tam olarak tespit edilemediğini, ancak vergi incelemesi sebebiyle 2020 yılı defterlerine ihtiyaç duyulduğunu, yapılan detaylı aramalarda, söz konusu defterlerin yerinde olmadığı ve 24.06.2024 tarihinde gerçekleşen hırsızlık olayı esnasında çalındığının anlaşıldığını, Vergi Denetim Kurulu tarafından 10.12.2025 tarihli Vergi İnceleme Raporu düzenlendiğini ve müvekkili aleyhine fahiş tutarda vergi ziyaı cezası ve özel usulsüzlük cezası önerildiğini iddia ederek, müvekkili şirketin 2020 yılı yevmiye defteri ve envanter defteri hakkında zayi belgesi verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece, TTK 82/7. maddesi gereğince iş bu davanın ziyanın öğrenildiği tarihten itibaren 15 günlük hak düşürücü süre içerisinde açılması gerektiği, hırsızlık olayının 24.06.2024 tarihinde meydana geldiği, davanın 29.12.2025 tarihinde açıldığı, 15 günlük hak düşürücü süre içerisinde açmamış olduğu gerekçesiyle davanın hak düşürücü sebebiyle reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, müvekkili şirketin Turgutlu ilçesinde faaliyet gösteren şubesinde 2020 takvim yılına ait yasal ticari defterlerin şube dolaplarında ve yerel arşivinde bulunmadığına ilişkin ilk fiziki tespitin, Turgutlu İlçe Emniyet Müdürlüğü Polis Merkezi Amirliği nezdinde 26.11.2025 tarihinde düzenlenen tutanakla kayıt altına alındığını, TTK m. 18/2 uyarınca basiretli bir tacir gibi davranma ve defterleri muhafaza etme yükümlülüğü altındaki müvekkili şirketin, şubede bulunamayan yasal defterlerin asıllarının, tasdik kayıtlarının veya muhasebe arşiv nüshalarının şirket merkezi olan Bornova/İzmir adresindeki genel merkez ana arşivinde bulunup bulunmadığını araştırmadan defterlerin kesin olarak zayi olduğu kanaatine varmasının ticari ve hukuki hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, şirket yetkilisi .... şirket vekili Av. ... ve şirket SMMM ....'un katılımıyla Bornova'daki şirket genel merkez arşivinde, muhasebe dolaplarında ve bilgi işlem yedekleme ünitelerinde çok kapsamlı ve titiz bir sayım ve araştırma süreci yürütüldüğünü, ancak bahse konu defterlerin şirket merkezinde de bulunmadığı ve şubedeki hırsızlık vakıası nedeniyle şirket iradesi dışında fiilen ve kesin olarak zayi olduğunun 17.12.2025 tarihli 'Bornova Merkez Arşiv ve Kayıt İnceleme, Sayım ve Tespit Tutanağı' ile kesin surette sübuta erdiğini, bu tarihte müvekkili şirketin ticari defterlerin kesin ve fiili olarak zayi olduğunu öğrendiğinin kabulü gerektiğini, ilk derece mahkemesince yargılama sürecinde hak düşürücü süre hususunun hiçbir şekilde uyuşmazlık konusu yapılmadığını, tensip zaptında ve duruşmalarda bu konuda taraflara herhangi bir soru sorulmadığını, beyanda bulunma imkânı tanınmadığını, bilakis 10.03.2026 tarihli duruşmada davanın esasına girilerek zayi olan ticari defterlerin elektronik kayıtlarının sunulması ve tanık bildirilmesi için taraflarına 2 haftalık kesin süre verildiğini, hak düşürücü sürenin başlangıcının münferit olay tarihi değil, fiili ve kesin öğrenme (ıttıla) tarihi olduğunu istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. GEREKE: Dava; davacı şirketin hırsızlık nedeniyle zayi olan ticari defter ve belgeleri hakkında zayi belgesi verilmesi istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince, yukarıda açıklanan gerekçeyle, hak düşürücü sürenin geçirilmiş olması nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. 05.07.2022 tarihinde yürürlüğe giren 7417 sayılı Kanun ile değişik 6102 sayılı TTK'nın 82/7. maddesine göre; bir tacirin saklamakla yükümlü olduğu defter ve belgelerin; yangın, su baskını veya yer sarsıntısı gibi bir afet veya hırsızlık sebebiyle ve kanuni saklama süresi içinde zıyaa uğrarsa; tacir zıyaı öğrendiği tarihten itibaren, otuz gün içinde ticari işletmesinin bulunduğu yer yetkili mahkemesinden kendisine bir belge verilmesini isteyebilir. Bu dava hasımsız açılır. Maddede düzenlenen otuz günlük süre hak düşürücü süredir. Anılan bu düzenleme yürürlükte olduğu 05.07.2022 tarihinden sonra eldeki dava açılmıştır. Somut olayda, davacı vekili, müvekkiline ait işyerinde 24.06.2024 tarihinde hırsızlık olayı meydana geldiğini, müvekkili şirket yetkililerince arşiv niteliğindeki evrakların ve geçmiş yıllara ait defterlerin durumunun tam olarak tespit edilemediğini, ancak vergi incelemesi sırasında 2020 yılı defterlerinin de çalınmış olduğunu anladıklarını beyan etmiştir. Davacı şirketin basiretli bir tacir olarak, meydana gelen hırsızlık olayının ardından ticari defter ve belgelerini denetlediğinin ve bu tarih itibariyle ticari defter ve belgelerinin zayi olduğunu öğrendiğinin kabulü gerekmektedir. Buna göre dava tarihi itibariyle TTK 'nın 82/7. maddesinde düzenlenen 30 günlük hak düşürücü süre geçmiş olduğundan ve anılan bu durum resen gözetilmesi gerektiğinden ilk derece mahkemesinin gerekçesi açıklanan bu yasal düzenlemeye uygun görüldüğünden mahkemece verilen kararda bir isabetsizlik görülmemiştir. İstinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı yönünden istinaf karar harcı olan 732,00-TL peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle davacının yaptığı giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-ç maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.19/10/2026 .