Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1629 E. 2026/1426 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1629
- Karar No
- 2026/1426
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2026/1629 Esas 2026/1426 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2026/1629 KARAR NO : 2026/1426
TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR
BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ...
İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : Ankara 10.Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ : 09/09/2026 NUMARASI : 2026/201 D.İş 2026/201 Karar İHTİYATİ TEDBİR TALEP EDEN : ... - T.C. Kimlik No: ...
VEKİLİ : Av. .. KARŞI TARAF : ... - T.C. Kimlik No: ...- ...
TALEP : İhtiyati Tedbir TALEP TARİHİ : 08/09/2026 KARAR TARİHİ : 22/10/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 30/10/2026
Taraflar arasındaki ihtiyati tedbir istemli değişik iş talebinin reddine dair verilen değişik iş kararına karşı talep eden vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü. TALEP İhtiyati tedbir talep eden vekili talep dilekçesinde özetle; müvekkili ile karşı tarafın ... A.Ş'nin iki ortağı ve müşterek imza yetkisine sahip yönetim kurulu üyesi olduklarını, başka ortağın ve temsilcisinin bulunmadığını, karşı tarafın müvekkiline ait sahte imza içerir temsil belgesi kullanarak yakın akrabalarının yönetiminde bulunan şirketler üzerinden muvazaalı icra takipleri kurgulayarak şirketin içini kasten boşaltmak suretiyle şirketi ağır zarara uğrattığını, sahte imzalarla anılan şirketin tek ortak olduğu ... Ltd. Şti'nin şubelerini kapattığını, yine zarar verme ve şirketi ele geçirme kastıyla genel kurul toplantı süreci başlattığını ileri sürerek, telafisi imkânsız zararların ve şirketin içinin boşaltılmasının acilen önlenmesi amacıyla HMK'nın 389 ve devamı maddeleri uyarınca karşı tarafın yönetim ve temsil yetkilerinin tedbiren dondurulmasına, ... A.Ş şirketine ivedilikle yönetim kayyımı atanmasına, sayın mahkeme aksi kanaatte ise denetim kayyımı atanmasına, karşı tarafça kurgulanan genel kurul sürecinin tedbiren durdurulmasına karar verilmesini, değişik iş dosyası üzerinden talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; talep edenin ileri sürdüğü hususun açılacak sorumluluk davasının konusunu teşkil edebileceği, para alacağı davalarında kural olarak ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceği, şirkette yönetim boşluğunun olmadığı, yönetim kayyımı atanmasının şartlarının bulunmadığı, şirketlerle ilgili denetim kayyımı atanması kurumunun olmadığı, genel kurulu toplantıya çağırmanın ortaklık hakları arasında sayıldığı, bu hakkın tedbir yoluyla engellenmesinin yerinde olmadığı, davayla elde edilmesi gereken sonuçların tedbir yoluyla teminin mümkün bulunmadığı ve dolayısıyla ihtiyati tedbir koşullarının mevcut olmadığı sonucuna varılarak ihtiyati tedbir taleplerinin reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ İhtiyati tedbir talep eden vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece ihtiyati tedbir verilmez ise, şirketin daha da zarara uğrayacağını, ... Ltd. Şti. aleyhine ... Grup A.Ş tarafından yüklü miktarda takip yapılı olup, bu takibe itiraz etmesi gereken ... Ltd. Şti. vekilinin ... Grup A.Ş'nin yönetim kurulu üyesi sıfatını taşıdığını, bu nedenle vekilin takibe itiraz etmeme durumunun söz konusu olabileceğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesi değişik iş kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Talep; HMK'nun 389 vd. gereğince ihtiyati tedbir istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; HMK'nun 389/1. maddesi uyarınca, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle bir hakkın elde edilmesi önemli ölçüde zorlaşacak ya da tamamen imkansız hale gelecek ise veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. HMK'nun 390/1. maddesi uyarınca ihtiyati tedbir dava açılmadan önce esas hakkında görevli ve yetkili olan mahkemeden, dava açıldıktan sonra ise ancak asıl davanın görüldüğü mahkemeden talep edilebilecektir. İhtiyati tedbir kesin hükme kadar devam eden yargılama boyunca tarafların dava konusu ile ilgili olarak hukuki durumunda meydana gelebilecek zararlara karşı öngörülmüş geçici nitelikte geniş veya sınırlı hukuki korumadır. İhtiyati tedbir talep eden vekili, davacı ve davalının ... A.Ş'nin iki ortağı ve müşterek imza yetkilisi olduğunu, ... Ltd. Şti'nin tek ortağının ise ... A.Ş olduğunu, davalı ...'ün sahte imza içerir temsil belgelerini kullanarak ... Ltd. Şti'nin şubelerini kapattığını, şirketin içini boşalttığını bildirerek, mevcut durumun korunması, şirketin daha fazla zarara uğramasının ve şirket malvarlığının azaltılmasının önlenmesi ve ileride açılacak sorumluluk davasının etkili bir hukuki koruma sağlayabilmesi, müvekkilinin pay sahipliği ve yönetim haklarının güvence altına alınması ve yargılama sonunda verilecek hükmün etkisiz hâle gelmesinin önüne geçilmesi amacıyla, öncelikle HMK m.389 ve devamı maddeleri uyarınca davalının ... A.Ş.’deki yönetim ve temsil yetkilerinin tedbiren dondurulmasına, şirketin tarafsız ve bağımsız biçimde yönetilmesini teminen ivedilikle yönetim kayyımı atanmasına, sayın mahkeme aksi kanaatte ise denetim kayyımı atanmasına ve davalı tarafından başlatılan genel kurul sürecinin tedbiren durdurulmasına, mahkemece genel kurulun tamamen durdurulması yönündeki talebinin kabul edilmemesi hâlinde ise genel kurulun yargılama sonuçlanıncaya kadar tedbiren ertelenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece yukarıda özetlenen gerekçe ile ihtiyati tedbir talebinin reddine hükmedilmiştir. İhtiyati tedbir talep edenin tedbir talebi karşı yan olan diğer ortak ...'ün temsile yetkilerinin dondurulması, şirkete kayyım atanması ve genel kurulun durdurulmasına yöneliktir. Ticaret Kanunumuzda mahkemeye anonim ortaklık yönetim kurulu üyelerini (gerekçe ne olursa olsun) görevden alma ve yerlerine yenilerini atama yetkisi tanımamıştır; bu yetki genel kurula aittir. Bu nedenle mahkemenin yönetim kurulu üyelerini yönetim ve temsil yetkilerinin ellerinden alması sonucunu doğuran yönetim kayyımı atanması kararını ancak bu yetkilerin hukuken veya fiilen kullanılamadığı hallere özgü olarak verilebilmesi gerekir. Yönetim kayyımlığı, yönetim boşluğu giderilinceye kadar devam eden geçici bir koruma önlemidir. Yönetim kayyımının görevi tüzel kişinin yasal organın oluşması ya da organın çalışmasındaki fiili veya hukuki tıkanıklığın giderilmesi (engelin kalkması) ile sona erer. Şu halde hakim, şirketin iyi yönetilmediği gerekçesiyle yönetim kayyımı atayamaz; diğer bir anlatımla, hakim şirket yönetiminde "yerindelik" denetimi yapamaz. MK'nın 427/4.maddesinin amacı şirketi daha iyi bir yönetime kavuşturmak değildir; bu olgu şirketin iç sorunudur. Şirket yönetiminin izlemek ve değerlendirmek yetkisi münhasıran genel kurula aittir. Yönetimi beğenmeyen ve yerinde bulmayan genel kurul, yönetim kurulu üyelerine görevden alabilir, tekrar seçmeyebilir; ibra etmeyebilir ve haklarında sorumluluk davası açılmasına karar verebilir. Yönetim kurulu üyelerinin şirketi özensiz yönettiği, hatta görev ve yetkilerini kötüye kullandıkları iddiaları da kayyım atanması yoluyla çözümlenemez. Ortaklar bu iddiaları genel kurula taşıyıp orada sorunlara çözüm arayabilirler. Bu konuda TTK'nun 37. maddedeki bilgi alma ve inceleme, 438. madedeki özel denetim isteme, 553 vd.'da ki yönetim kurulu üyeleri aleyhine sorumluluk davası açma, 445 ve 447 uyarınca genel kurul ve yönetim kurulu kararları aleyhine iptal ve butlan davaları açma ve (azlık olarak) 531. maddeye göre şirketin haklı sebeple feshini dava etme haklarından yararlanabilirler. Kısaca ortaklar bütün bu konulardaki ihlal iddialarını ve azınlığın çoğunluk tarafından ezildiği yakınmalarına TTK'nun tanıdığı bireysel ya da azlık hakları ile çözüm aramak zorundadırlar. Bu yolda gitmeyerek anılan gerekçelerle mahkemeden şirkete yönetim kayyımı atanmasını istemek mümkün değildir (Prof. Dr. Ersin Çamoğlu, Anonim Ortaklığa Yönetim Kayyımı Atanması, İstanbul Barosu Dergisi, Cilt 91, Sayı 5, Yıl 2017, sahife 17,24 ve 25). Türk Medeni Kanunu'nun 403/2. maddesinde, kayyımın, belirli işleri görmek veya malvarlığını yönetmek için atanacağı, 426. maddesinde vesayet makamının, aşağıda yazılı olan veya kanunda gösterilen diğer hallerde ilgilisinin isteği üzerine veya re'sen temsil kayyımı atayacağı, kayyım atamasının yasal temsilcinin görevini yerine getirmesine bir engel olmayacağı, 427. maddesinde ise bir tüzel kişi gerekli organlardan yoksun kalmış ve yönetimi başka yoldan sağlanamamışsa kayyım atanacağına ilişkin düzenlemeler yer almaktadır. Türk Ticaret Kanunu'nda kayyım atanmasına ilişkin düzenleme mevcut olmadığından talebin Türk Medeni Kanunu'nda yer alan kayyıma ilişkin hükümlere göre değerlendirilmesi gerekecektir. Türk Medeni Kanunu'nun 403/2. maddesinde kayyımın, belirli işleri görmek veya malvarlığını yönetmek için atayacağı, 426. maddesinde vesayet makamının, aşağıda yazılı olan veya kanunda gösterilen diğer hallerde ilgilisinin isteği üzerine veya re'sen temsil kayyımı atayacağı, kayyım atamasının yasal temsilcinin görevini yerine getirmesine bir engel olmayacağı, 427. maddesinde ise bir tüzel kişi gerekli organlardan yoksun kalmış ve yönetimi başka yoldan sağlanamamışsa kayyım atanacağına ilişkin düzenlemeler yapılmıştır. Hal böyle olunca mevcut düzenlemeler karşısında ilk derece mahkemesinin kayyım atanmasına ve genel kurulun durdurulmasına yönelik ihtiyati tedbir talebinin reddi gerekçesi birlikte değerlendirildiğinde bu aşamada ihtiyati tedbir talebinin reddine yönelik ilk derece mahkemesi değişik iş kararında bir isabetsizlik görülmemiştir. Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesi değişik iş kararında usul ve yasaya aykırı bir durum bulunmadığından ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-İhtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gereken 732,00 TL harç peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-Yapılan istinaf yargılama giderlerinin istinafa başvuran taraf üzerinde bırakılmasına, varsa kullanılmayan gider avansının istek halinde kendisine iadesine, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-f. maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.22/10/2026
Başkan - ... Üye - ... Üye - ... Zabıt Katibi - ... ... ... ... ...