Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1143 E. 2026/1575 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1143
Karar No
2026/1575
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2026/1143 KARAR NO : 2026/1575

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : AYDIN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 17.07.2026 NUMARASI : 2026/703 E. TALEBİN KONUSU : İhtiyati Tedbir KARAR TARİHİ : 09.10.2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 09.10.2026

Aydın Asliye Ticaret Mahkemesinin 17.07.2026 tarih 2026/703 E. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi ihtiyati tedbir isteyen davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip, dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : TALEP : İhtiyati tedbir isteyen davacı vekili, vefat eden babasından miras yoluyla şirkette %15 ortaklık payına sahip olduğunu, şirket müdürü ve %60 pay sahibi ....'ın şirketi tek başına yönettiğini, davacıya şeffaf bilgi ve belge sunmadığını, yaklaşık 33.000.000 TL tutarındaki şirket hesabı çıkışlarının ve kredi kartı harcamalarının açıklanamadığını, kâr payı dağıtılmadığını ve usulsüzlükler yapıldığını belirterek, şirket müdürü ....'ın temsil yetkisinin tedbiren durdurulması ve görevden alınmasını, şirkete yönetim/denetim kayyımı atanmasına yönelik ihtiyati tedbir kararı verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece, ihtiyati tedbir verilebilmesi için, HMK'nın 390/3. maddesi uyarınca davacının davasında ve ihtiyati tedbir talebinde haklı olduğuna dair yaklaşık ispat koşulunu yerine getirmiş olması gerektiği, davalı şirket limited şirket olup dosyadaki mevcut delil durumuna göre şirket müdürü veya temsilcisinin görevini kötüye kullandığı ve şirketi zarara uğrattığına yönelik delilin de dosyaya sunulmadığı, iddiaların bu aşamada soyut nitelikte bulunduğu gerekçesiyle davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin ve kayyım tayini talebinin reddine karar verilmiştir. Karara karşı ihtiyati tedbir isteyen davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ:İhtiyati tedbir isteyen davacı vekili, yaklaşık ispat şartının gerçekleştiğini, ilk derece mahkemesinin iddiaların soyut olduğu gerekçesinin hatalı olduğunu, şirkette bilgi alma hakkının engellenmesi, hesap hareketlerinin/fatura ve sözleşmelerin saklanması, yaklaşık 33.000.000 TL tutarındaki belgesiz şirket hesabı çıkışları ve kredi kartı kullanımlarının somut tehlikenin varlığını açıkça kanıtladığını, mahkemece tedbir ve bilirkişi incelemesinin niteliğinin karıştırıldığını, tedbir kararı verilebilmesi için "kesin ispat" değil, yaklaşık ispatın yeterli olduğunu, mahkemenin "bilirkişi incelemesinden sonra değerlendirilecektir" diyerek tedbir talebini reddetmesinin hukuk aykırı olduğunu, zira tedbir zararı önceden engellemek için olup, zarar doğduktan sonra verilecek kararın bir anlamı kalmayacağını, ortaklar arasındaki güven ilişkisinin zedelenmesi, şeffaflığın olmaması, bilgi alma hakkının engellenmesi durumlarında yönetici/şirket müdürünün yetkilerinin sınırlandırılarak şirkete denetim veya onay kayyımı atanması gerektiğine dair emsal BAM kararları sunduklarını belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir. GEREKÇE:Talep, haklı nedenle şirketin feshi ve tasfiyesine ilişkin davada ihtiyati tedbir yoluyla davalı şirket müdürünün temsil yetkisinin tedbiren durdurulması ve denetim kayyımı atanması istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle talebin reddine karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Davacı, haklı nedenle şirketin feshi ve tasfiyesi; bu talep kabul görmezse davacının ortaklıktan çıkarılması ve hisse bedelinin ödenmesi istemine ilişkin davada ihtiyati tedbir yoluyla davalı şirket müdürünün temsil yetkisinin tedbiren durdurulması ve şirkete denetim kayyımı atanmasını istemiş, mahkemece HMK 390/3 gereğince ihtiyati tedbir ve kayyım atanması için yaklaşık ispat koşulunun gerçekleşmesi gerektiği, şirket müdürünün temsil/yönetim yetkisinin kaldırılmasının ve kayyım atanmasının ağır bir müdahale olduğu, şirket müdürünün görevini kötüye kullandığına veya şirketi zarara uğrattığına ilişkin iddiaların bu aşamada soyut nitelikte kaldığı ve güçlü delillerle desteklenmediği gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiştir. HMK'nun 389/1. maddesi uyarınca mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. HMK'nın 390/3. maddesi uyarınca tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Geçici hukuki koruma yargılamasını asıl hukuki koruma yargılamasından ayıran özelliklerden biri ispat ölçüsüdür. Geçiçi hukuki koruma yargılamasında yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmemektedir. Dolayısıyla ihtiyati tedbir kararının verilebilmesi için yaklaşık ispatın varlığı şarttır. Esas olan şirketlerin yetkili organları aracılığı ile yönetilmesi olup hakimin şirket yönetimine müdahalesi haklı bir nedene dayalı ve istisnai bir yetkidir. Gerek esas dava gerekse geçici hukuki koruma tedbirlerinden olan ihtiyati tedbir yolu ile ancak haklı sebeplerin varlığı ve uyşmazlığın konusunu oluşturması halinde şirket yöneticilerin yönetim hakkı ve temsil yetkileri sınırlandırılabilir. Yöneticinin, özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesi veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesi haklı sebep olarak kabul olunur. Somut olayda, TTK'nun 636. maddesi uyarınca haklı nedenle limited şirketin feshi ve tasfiyesi ile müdürün azli istemiyle açılan davada, davalı şirket müdürünün temsil yetkisinin tedbiren durdurulması ve denetim kayyımı atanması adına ihtiyati tedbir kararı verilmesi istenmiş ise de özel hukuk tüzel kişisi olan şirketlerin yönetimine mahkemece müdahale edilmesinin ancak yasada gösterilen istisnai hallerde mümkün olduğunu, aslolanın şirketlerin yetkili organları aracılığı ile yönetilmesi olduğu, dosyanın henüz bilirkişi incelemesi aşamasında olduğu, yaklaşık ispat kuralının bu aşamada gerçekleşmediği gerekçesiyle mahkemece ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen kararda bir isabetsizlik görülmemiştir. Bu durumda istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların, açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-İhtiyati tedbir isteyen (davacı) vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İhtiyati tedbir isteyen (davacı) yönünden istinaf karar harcı olan 1.206,00 TL'den peşin alınan 732,00 TL'nin mahsubu ile bakiye 474,00 TL harcın ihtiyati tedbir isteyenden (davacıdan) alınarak hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle ihtiyati tedbir isteyen (davacı) tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1-f maddesi gereğince kesin olmak üzere 09.10.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1143, K. 2026/1575, T. 09.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1143-e-2026-1575-k-3ad00d3949b7