Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1462 E. 2026/1492 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1462
Karar No
2026/1492
Karar Tarihi

T.C. DİYARBAKIR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2026/1462 KARAR NO : 2026/1492

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN : MAHKEMESİ :DİYARBAKIR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ DAVANIN KONUSU :Tazminat

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARAR TARİHİ :05/11/2026

Taraflar arasında görülen davada İlk Derece Mahkemesince verilen kararın istinaf incelemesi davalılar vekilleri tarafından ayrı ayrı istenmiş, 6100 sayılı HMK’nın 353. maddesi gereğince tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için düzenlenen rapor ile istinaf sebepleri dinlendikten ve yine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra, gereği görüşülüp düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili; müvekkilinin ... tarihinde ...-... saatleri arasında kullanmakta olduğu ... model, ... numaralı, .... operatörüne bağlı telefonunun bir anda sinyalinin kesildiğini, interneti ve telefonunu kullanamadığını, her hangi bir iletişim sağlayamadığını, durumun sim karttan kaynaklı olabileceğini öğrendiğini, sim kart değişikliğini yaptığını, sim kart değişikliğinden sonra ...'de ... ID ve ... ID numaraları ile kullandığı hesaplarındaki kripto varlığının ... USD'ye çevrilerek başka hesaplara aktarıldığını gördüğünü, akabinde suç duyurusunda bulunduğunu, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının ... soruşturma sayılı dosyası kapsamında müvekkilinin kullandığı ... GSM numarasının müvekkilinin bilgisi ve rızası dışında ... tarihinde ...'da değiştirildiğini, davacının bilgisi ve rızası dışında gerçekleşen sim kart değişikliğine ilişkin olarak .... tarafından da herhangi bir bilgilendirme yapılmadığını, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından ....'den temin edilen bilgi ve belgelerde müvekkili adına kayıtlı ... numaralı kripto hesabından ... tarihinde saat ...'da ... USDT ve ... tarihinde saat ...'de ... USTD kripto varlığın ... cüzdan adresine gönderildiğinin ve bahse konu şüpheli cüzdanın ... platformunda kayıtlı olmadığının belirtildiğini, savcılık tarafından ... cüzdana ait hesap hareketlerinin incelendiğini, ... cüzdan adresine ... USDT'nin hemen gönderildiğinin ve bu cüzdan adresinin ... isimli kripto borsasına ait olduğunun anlaşıldığını, ilgili aktarımlarla ilgili müvekkiline herhangi bir bildirimde bulunulmadığını, müvekkilininin herhangi bir şekilde sim kart değişikliği başvurusunda bulunmadığını, imza atmadığını, ... şifresini de kimseyle paylaşmadığını ve bu olayda müvekkiline kusur atfedilemeyeceğini, müvekkilinin zarara uğratıldığını, sunulan sebepler ve resen nazara alınacak sebepler neticesinde, müvekkilinin hesabından bilgisi dışında çekilen dava tarihi itibariyle ...TL'nin (... USD) olay tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı .... vekili; müvekkili aleyhine ikame edilen davanın yetkili ve görevli İstanbul Asliye Ticaret Mahkemelerinde açılması gerekirken ve bu konudaki kanun hükümleri ile yargı kararları son derece açık olmasına rağmen yetkisiz ve görevsiz mahkemede açılan davaya yetki ve görev yönünden itiraz ettiklerini, müvekkili ....'nin kripto varlık borsası işletmekte olan bir şirket olup kullanıcıların ileri düzey güvenlik önlemleri çerçevesinde açtıkları hesapları ile TL karşılığında kripto varlık alım-satım işlemlerini gerçekleştirmekte olduklarını, davacının koruma ve saklama yükümlülüğünde olan şifreleri ve kişisel bilgilerinin başkaları ile paylaşıldığını ya da başkalarının erişimlerine, müvekkili dışında gerçekleşen ve müvekkilin dahili olmayan kusurlu eylemler ile izin verildiğini, bu kişilerin müvekkili şirket ile herhangi bir ilgileri bulunmadığını, davaya konu olayın müvekkilinin kusurundan kaynaklanmamakta olup, müvekkilinin kusuru ve sorumluluğu bulunmadığından davacının müvekkili şirketten talepte bulunabilmesinin mümkün olmadığını, davanın bu nedenle müvekkili bakımından reddini talep ettiklerini, hesaba giriş esnasında kullanıcının kullanıcı adı ve şifresinin başarılı bir şekilde girildiğini, akabinde müvekkili şirket kayıtlarında kayıtlı telefon numarasına ve e-posta adresine gönderilen doğrulama kodlarının girilerek hesaba giriş yapılmış olduğunu, hesaba giriş yapılmasını takiben ... tarihinde davacının ... platformunda bulunan hesabındaki kripto varlıklarının ... platformunda kayıtlı olmayan dış bir cüzdan adresine çekildiğinin görüldüğün beyan ederek; husumet itirazı doğrultusunda davanın husumet yönünden reddine, esasa ilişkin beyanları doğrultusunda haksız hukuka aykırı ve kötüniyetli dolarak açılan davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı .... vekili; somut olayda müvekkili şirketin bayisinin eylemi ile meydana gelen zarar arasında bir illiyet bağının olmaması, hem mevduatı korumakla yükümlü olanın bankalar olması, hem de bahse konu sim kart değişikliği işleminin müvekkili şirket tarafından değil bağımsız bir tacir olan bayiler tarafından yapılmış olması nedeniyle mevzuat ve Yargıtay'ın yerleşik içtihatları uyarınca müvekkili şirket açısından davacının tüm taleplerinin reddine karar verilmesi gerektiğini, görev ve husumet itirazında bulunduklarını, sim kart değişikliğinin müvekkili şirket tarafından değil müvekkili şirket bayileri tarafından yapıldığını, bayilik alanın, kendi ad ve hesabına çalışan bağımsız bir işletmeci olduğunu, bu unsurun, bayilik sözleşmesini vekâleten, hizmet, acente, komisyon gibi kendi ad ve hesabına çalışma unsuru taşımayan sözleşmelerden ayırdığını, bayilik alanın, bayilik verenin talimatlarıyla bağımlı olmasının, bu talimatlar doğrultusunda işini yürütmesi ve adeta bayilik verenin işletmesinin bir şubesiymiş gibi bayilik sistemine üye olmasının onun bağımsız işletmeci olmadığını göstermediğini, diğer davalı banka ödünç alan konumunda olup, kendisine ödünç verilen parayı iadeye ve onu korumaya mecbur olduğunu, dolayısıyla dolandırıcılık eyleminin bankaya karşı işlendiğini, diğer davalının davacının cüzdan hesabının kayıtlı olduğu ve transferlerini gerçekleştirdiği internet sayfasında gereken önlemleri almamakla güvenlik açığı oluşturduğundan meydana gelen zararlı sonuçtan sorumlu olduğunu, 6098 sayılı TBK hükümleri uyarınca tazminat talep edilebilmesi için zarar ile fiil arasında illiyet bağı olması gerektiğini, davalı müvekkili şirketin herhangi bir ihmali, kusuru ve sorumluluğu bulunmadığını beyan ederek; davanın öncelikle husumet ve görev yönünden reddine, dava konusu olayda tazminata hükmedebilmek için aranılan yasal şartlar mevcut olmadığından haksız ve hukuki mesnetten yoksun davanın tüm talepler ile birlikte esas yönünden reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde; davacı tarafından davalılar aleyhine açılan davanın kabulüne, ... TL tutarın ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Karara karşı, davalılar vekilleri tarafından ayrı ayrı istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: İstinaf kanun yoluna başvuran davalı .... vekili; husumet itirazı bulunduğunu, sim kart değişikliğinin müvekkili şirket tarafından değil müvekkili şirket bayileri tarafından yapıldığını, müvekkili şirket hakkında banka mudisi tarafından açılan benzer davalarda, husumet bulunmadığından müvekkili şirket açısından davanın reddine karar verildiğini, Yargıtay’ın yerleşik içtihadının da bu yönde olduğunu, müvekkili şirketin bayinin işleminden dolayı kusursuz sorumluluğu olmamakla birlikte, bir an için olduğu varsayılsa dahi olayı gerçekleştiren 3. kişilerin fiili nedeniyle uygun illiyet bağının ortadan kalkacağının muhakkak olduğunu, dolayısıyla müvekkili şirkete bu yönüyle de husumet yöneltilmesinin hukuken kabul edilemez olduğunu, müvekkili şirketin kripto para transferi işlemlerine taraf olmadığı gibi, bu işlemlere ilişkin herhangi bir sözleşmesi ya da taahhüdü bulunmadığını, sorumluluğun bankacılık/sanal para kuruluşlarına ait olduğunun benzer hukuki uyuşmazlıklarda mahkemeler tarafından da tespit edildiğini, 6098 sayılı TBK hükümleri uyarınca tazminat talep edilebilmesi için zarar ile fiil arasında illiyet bağı olması, rücuen tazminat talebi için ise rücu edilen kişi ile müteselsil sorumluluk olması gerektiğini beyan ederek istinaf isteminde bulunmuştur. İstinaf kanun yoluna başvuran davalı .... vekili; İlk Derece Mahkemesinin dava konusu uyuşmazlık bakımından yetkili olmadığını, genel yetki kuralı gereği yargılamanın müvekkiline karşı İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmesi gerektiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda müvekkili lehine olan tespitlerin dikkate alınmadığını, bilirkişi heyetinin varsayıma dayalı görüşü hükme esas alınarak davanın müvekkili aleyhine kabulüne karar verildiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının kusuruna yönelik inceleme yapılmadığını, eksik inceleme ile verilen kararın kaldırılması gerektiğini, müvekkili şirkete husumet yöneltilmesi ve müvekkili şirketin zarardan sorumlu tutulabilmesinin hukuken mümkün olmadığını beyan ederek istinaf isteminde bulunmuştur.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE: 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebepler ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesinde; Dava, rıza dışı sim kart değişikliğin sonucu kripto varlık hesabından kripto varlığın çalınması sonucunda uğranılan maddi zararın tazmini istemine ilişkindir. Dosya kapsamının incelenmesinden; davanın ... tarihinde tüketici mahkemesinde açıldığı, Diyarbakır 1. Tüketici Mahkemesinin ... tarih ve ... E., ... K. sayılı kararı ile Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesine hitaben görevsizlik kararı verildiği, İlk Derece Mahkemesince davanın her iki davalı yönünden kabulü ile tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalılar vekilleri tarafından ayrı ayrı istinaf edildiği anlaşılmaktadır. Taraflar arasında, davalılardan .... ile davacı arasında kullanım sözleşmesi kapsamında davacının davalıya ait platformda yatırımcı olarak kripto alım satım işlemleri yaptığı konusunda herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. 26/06/2024 tarihinde kabul edilen ve 02/07/2024 tarihli Resmî Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 7518 sayılı Kanun ile 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununda değişiklik yapılarak kripto varlıklar sermaye piyasası aracı kabul edilmiştir. 6102 sayılı TTK'nın m. 4/1-f hükmü uyarınca kripto varlıklarla ilgili yasal düzenlemenin yapılması sonucunda kâr amacı ile hareket eden davacının tüketici sıfatı olmadığından, eldeki dava da söz konusu yasal düzenlemenin yürürlük tarihinden sonra açıldığından, davalılardan .... ile davacı arasındaki uyuşmazlıkta görevli mahkeme asliye ticaret mahkemesi olacaktır. Ancak davalılardan .... ile davacı arasındaki abonelik sözleşmesinin ayrıca değerlendirilmesi gerekmektedir. 28/11/2013 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan ve 28/05/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun (TKHK) 2. maddesinde kanunun kapsamı “Bu Kanun, her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar” şeklinde açıklanmıştır. Kanun'un “tanımlar” başlıklı 3. maddesinin (ı) bendinde sağlayıcı "kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla tüketiciye hizmet sunan ya da hizmet sunanın adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişi", (k) bendinde tüketici "ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi", (l) bendinde ise tüketici işlemi “mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder” biçiminde tanımlanmıştır. 6502 sayılı TKHK'nın 73. maddesi uyarınca tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğacak uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemesi görevli kılınmıştır. Bunun yanında Kanunun 83. maddesinde de taraflarından birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği belirtilmiştir. Bir hukuki işlemin sadece 6502 sayılı TKHK'da düzenlenmiş olması tek başına o işlemden kaynaklanan uyuşmazlığın tüketici mahkemesinde görülmesini gerektirmez. Uyuşmazlığın 6502 sayılı TKHK kapsamında kaldığının kabul edilmesi için taraflardan birinin "tüketici" diğer tarafın "satıcı/sağlayıcı/hizmet sunan" olması gerekir. Öncelikle belirtilmelidir ki, genel anlamda bir mahkemenin görevi belirli bir davaya, dava konusunun niteliği veya değerine göre o yerdeki aynı yargı koluna ait ilk derece mahkemelerinden hangisi tarafından bakılabileceğini belirtir. Bilindiği üzere, medeni yargılamada ilk derece mahkemeleri genel mahkemeler ve özel mahkemeler olarak ikiye ayrılmışlardır. Hangi davalara özel mahkemelerde, hangi davalara genel mahkemelerde bakılacağı ve genel mahkemelerde bakılacak davalardan hangilerine asliye hukuk mahkemesinde, hangilerine sulh hukuk mahkemesinde bakılacağı hususuna görev, bunu düzenleyen kurallara da görev kuralları denir. Genel mahkeme ile özel mahkeme arasındaki ilişkinin bir görev ilişkisi olduğu ve görevle ilgili kuralların kamu düzenine ilişkin bulunduğu konusunda öğretide ve uygulamada duraksama bulunmamaktadır. Genel mahkemelerin bakacakları davalar belirli kişi ve iş gruplarına göre sınırlandırılmamış olup, aksi belirtilmedikçe medeni yargılama hukukuna giren her türlü işe bakmakla görevlidirler. Açık kanun hükmü ile özel mahkemelerde görüleceği belirtilmemiş olan bütün davalar genel mahkemelerin görevine girer (Kuru, B.: Hukuk Muhakemeleri Usulü, İstanbul 2001, Cilt 1, s. 164). Buna karşılık özel mahkemeler, belirli kişiler arasında çıkan veya belirli uyuşmazlıklara bakmakla görevlidir. Diğer bir ifadeyle özel mahkemeler özel kanunlarla kurulmuş olup özel kanunlarda belirtilen davaları yürütür. Genel mahkemelerin kuruluşunda olduğu gibi özel mahkemelerin (veya ihtisas mahkemelerinin) kuruluşu da mutlaka ayrı (özel) bir kanun hükmü ile düzenlenir. Özel mahkemelerin kuruluşunun tabii hâkim ilkesine aykırı düşmeyeceği 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 37’nci maddesinde belirtilmiştir. Türk medeni yargılama hukukunda özel kanunlarla kurulmuş özel mahkemeler; kadastro mahkemeleri, icra mahkemeleri, tüketici mahkemeleri, aile mahkemeleri, fikri ve sınaî haklar hukuk mahkemeleri ile iş mahkemeleridir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 136. ve 142’nci maddelerinde mahkemelerin kuruluşu, görev ve yetkileri, işleyişleri ve yargılama usullerinin kanunla düzenleneceği hükme bağlanmıştır. Mahkemelerin görevi kıyas veya yorum ile genişletilemez ya da değiştirilemez. Kanunda açıklık bulunmayan durumlarda görev genel mahkemelere aittir (5/12/1977 tarih ve 1977/4 E., 1977/4 K. sayılı Yargıtay İBK). 6100 HMK'nın m. 1 hükmü uyarınca, göreve dair kurallar kamu düzenine ilişkin olup mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. HMK m. 114(1)-c hükmüne göre de mahkemenin görevli olması bir dava şartıdır. Aynı Kanun'un m. 115 hükmüne göre ise, dava şartlarının mevcut olup olmadığı, taraflarca ileri sürülüp sürülmediğine bakılmaksızın yargılamanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden gözetilir. Bu nedenle, dava açılırken dayanılan hukuki ve maddi olguların göreve etkili olduğu durumda öncelikle hukuki nitelemenin yapılması ve sonucuna göre mahkemenin görevsiz olduğu kanısına varılırsa dava dilekçesinin usulden reddine karar verilmelidir. Davaya bakan hüküm mahkemesi gibi kanun yolu incelemesini yapan üst mahkemelerin de görev hususunu resen gözetip, hükmü veren mahkemenin görevli olup olmadığını incelemesi gerekir. Hatta bunun için tarafların hükme karşı görevsizlik nedeniyle kanun yoluna başvurmuş olmalarına dahi gerek yoktur. Tüketici mahkemeleri 6502 sayılı TKHK'dan doğan özel bir ihtisas mahkemesidir. Bir özel mahkemenin görevine giren dava, genel mahkemede başka bir dava ile birlikte açılamaz. Buna karşılık, ihtisas mahkemesinin görevine giren bir dava ile asliye mahkemesinin görevine giren bir dava, ihtisas mahkemesinde birlikte açılabilir. Başka bir deyimle, objektif dava birleşmesinde birleştirilen taleplerden biri ihtisas mahkemesinin görevine girmekte ve birleştirilen talepler arasında bağlantı varsa bu taleplerin tamamı için özel mahkeme görevlidir (Kuru, s. 1498 vd.) . Bu kapsamda, somut olayda; davalılardan .... ile davacı arasındaki hukuki ilişki, tüketici mahkemesinin ihtisas konusuna girmektedir. Her ne kadar davalı .... ile davacı arasındaki hukuki ilişki konusu uyuşmazlıkta asliye ticaret mahkemesi görevli ise de her iki davalıya karşı aynı uyuşmazlıktan kaynaklı olarak aynı mahkemede dava açılmış olduğundan ve uyuşmazlığa bakmakla görevli olan mahkeme bu durumda yukarıda açıklanan nedenlerle ihtisas mahkemesi tüketici mahkemesi olduğundan, İlk Derece Mahkemesince davanın ilk açıldığı Diyarbakır 1. Tüketici Mahkemesine hitaben görevsizlik kararı verilmesi yerine, yazılı gerekçe ile işin esası hakkında karar verilmesi isabetsiz olmuştur. Yukarıda belirtilen sebeplerle, davalı .... vekili ile davalı .... vekilinin istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK'nın m. 353(1)-a-3 ve m. 355 hükümleri uyarınca esasa ilişkin istinaf sebepleri incelenmeksizin kamu düzeni ilkesi uyarınca re'sen gözetilen sebeplerle kabulü ile İlk Derece Mahkemesince davanın görev yönünden reddi ile 6100 sayılı HMK m. 20(1) hükmündeki usûlün izlenmesi suretiyle dosyanın davanın ilk açıldığı görevli Diyarbakır 1. Tüketici Mahkemesine gönderilmesi için İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, kararın kaldırılma nedenine göre davalı .... vekili ile davalı .... vekilinin istinaf sebeplerinin incelenmesine şimdilik yer olmadığına dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.

H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-)Davalı .... vekili ile davalı .... vekilinin istinaf istemlerinin, esasa ilişkin istinaf sebepleri incelenmeksizin kamu düzeni ilkesi yönünden re'sen KABULÜNE, İlk Derece Mahkemesinin yukarıda anılan kararının 6100 sayılı HMK'nın 353(1)-a-3 ve 355 maddeleri uyarınca esasını incelenmeksizin KALDIRILMASINA, 2-)Gerekçede belirtilen eksikliklerin giderilmesi amacıyla davanın yeniden görülmesi için dosyanın İlk Derece Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-)Kararın kaldırılma nedenine göre davalı .... vekili ile davalı .... vekilinin istinaf sebeplerinin incelenmesine şimdilik YER OLMADIĞINA, 4-)492 sayılı Harçlar Kanunu’na ekli (1) sayılı tarife gereğince, peşin alınan istinaf karar harçlarının istek hâlinde İlk Derece Mahkemesince davalılara ayrı ayrı İADESİNE, 5-)İstinaf kanun yoluna başvuran davalılar tarafından yapılan diğer istinaf yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince hükümle birlikte DEĞERLENDİRİLMESİNE, 6-)İstinaf incelemesi duruşma açılmadan yapıldığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 7-)6100 sayılı HMK'nın 7035 sayılı Kanun ile değişik m. 359(4) maddesi uyarınca Dairemiz kararının İlk Derece Mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE,

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1462, K. 2026/1492, T. 05.11.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1462-e-2026-1492-k-93e48c7dce3f