İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/980 E. 2026/665 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/980
Karar No
2026/665
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Dosya No: 2025/980 Esas - 2026/665 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A Yargılama Yapmaya ve Hüküm Vermeye Yetkili

T.C. ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : 2025/980 KARAR NO : 2026/665

... DAVA : Alacak (Kredi ve Kredi Kartı Sözleşmelerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 20/12/2025 KARAR TARİHİ : 18/09/2026 G.K. YAZIM TARİHİ : 21/09/2026

Mahkememizde görülmekte olan Kredi ve Kredi Kartı Sözleşmelerinden Kaynaklanan Alacak Davasının yapılan açık yargılaması neticesinde, aşağıda belirtildiği şekilde hüküm tesis edilmiştir. DAVA Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesi kapsamında özetle; davalı ... tarafından ...Esas sayılı dosyası ile konkordato talebinde bulunulduğu ve anılan Mahkemenin 19/11/2025 tarihli kararı ile davalının konkordatosunun tasdikine karar verildiği; tasdik kararının 20/11/2025 tarihinde ilan edildiği ve anılan karara karşı davacı taraf tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu; davacı banka ile davalı arasında akdedilen sözleşmeler çerçevesinde kullanılan iki adet kredi kartından, mortgage kredisinden (konut kredisinden) ve sigorta alacak hesabından kaynaklanan borç nedeniyle 20/09/2024 tarihinde ... sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığı ve borç tutarının 02/05/2025 tarihi itibariyle 760.389,14.-TL olduğu; davalı hakkında, sigorta alacak hesabından kaynaklanan borç nedeniyle 07/10/2024 tarihinde ... Esas sayılı dosyası ile ikinci bir icra takibi başlatıldığı ve borç tutarının 02/05/2025 tarihi itibariyle 8.724,69.-TL olduğu; toplam 769.113,83.-TL tutarındaki davacı banka alacağının konkordato dosyasına bildirildiği; konkordato sürecinde konkordato komiserliğine alacak bildirimi ve kayıt talebinde bulunulduğu ve süreçte alınarak davacı bankaya tebliğ edilen borçlu beyanı gereğince alacağın 489.181,70.-TL tutarındaki kısmının kabul edildiğinin bildirildiği; Konkordato Projesinin Tasdikine İlişkin Sonuç Raporunda davacı banka alacağına 372.477,00.-TL olarak yer verildiği ve bu tutarı aşan davacı alacaklarının dikkate alınmadığı; aradaki fark olan 396.636,83.-TL tutarındaki alacak miktarına yer verilmediğinden, bu miktarın çekişmeli hâle geldiğinin anlaşıldığı; konkordatoda çekişmeli alacaklar hakkındaki davanın zorunlu arabuluculuk kapsamında sayılmadığı ve bu hususta ...Karar sayılı kararının bulunduğu beyan edilmiş olup; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak ve tahsilde tekerrür etmemek kaydıyla davanın kabulü ile davalı yönünden çekişmeli olan 396.636,83.-TL tutarındaki alacağın hüküm altına alınarak davalıdan tahsiline ve yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesinin talep edildiği anlaşılmıştır. CEVAP Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesi kapsamında özetle; davalı ve davalının yetkilisi olduğu dava dışı şirketler tarafından, 06/02/2023 tarihinde gerçekleşen ... Esas sayılı dosyasında 26/06/2024 tarihli kararla, saat 18:20 itibariyle geçerli olmak üzere üç ay süreli geçici mühlet kararı verildiği; anılan dosyada geçici mühlet süresinin iki ay süreyle uzatılmasına karar verildiği; anılan Mahkemenin 22/11/2024 tarihli duruşmasında davalı lehine bir yıllık konkordato kesin mühlet kararı verildiği; kesin mühlet süresi içerisinde 30/09/2025 tarihinde adi alacaklılar ve 06/10/2025 tarihinde rehinli alacaklılar toplantısının gerçekleştirildiği ve konkordato projesinin yüzde 88 oranını aşan bir çoğunlukla kabul edildiği; anılan Mahkemenin 19/11/2025 tarihli kararı ile davalı hakkında tasdik kararı verildiği ve aynı kararda 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 307. maddesi uyarınca finansal kiralamaya konu malların iadesinin ve rehinli malların muhafaza altına alınması ile satışının bir yıl süreyle ertelenmesine karar verildiği; davacı tarafından alacak taleplerinin somutlaştırılmadığı ve alacağın kaynağının belirtilmediği; dava dilekçesi ekindeki 18/09/2024 tarihli "İhtarname" başlıklı belge incelendiğinde, davacı taleplerine dayanak iş ve işlemlerin tüketici işlemi niteliğinde olan kredi kartı ve konut kredilerine ilişkin olduğunun görüldüğü; 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 308/b maddesi uyarınca açılan davanın mahiyeti itibariyle bir alacak davası olduğu, alacağın tespiti yönünden genel hükümlere ve tahsili yönünden ise konkordato hükümlerine tabi bulunduğu ve bu hususun ...Karar sayılı kararında belirtildiği; kredi kartı hamiline ve tüketici kredisi niteliğinde olan konut kredisine ilişkin alacak taleplerinde görevli Mahkemenin Tüketici Mahkemeleri olduğu; huzurdaki davanın, 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 73/A maddesi ve 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 5/A maddesi uyarınca dava şartı olarak arabuluculuğa tabi bulunduğu ve bu dava şartının yerine getirilmediği; davacı tarafından talep edilen tutarın dökümünün yapılmadığı ve somutlaştırılmadığı, talep edilen tutarın ne kadarının anapara, ne kadarının faiz ve ne kadarının diğer fer’ilere ilişkin olduğunun ve hangi sözleşmeden kaynaklandığının belirtilmediği ve bu suretle 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 194. maddesinde düzenlenen somutlaştırma yükümlülüğünün ihlal edildiği; konkordato mühleti ile birlikte, mühlet tarihinden önce doğmuş alacaklar hakkında ödeme yapılmasının Mahkeme kararı ile tedbiren durdurulduğu ve 2004 Sayılı İİK.’nın 288/1. maddesi uyarınca geçici mühletin kesin mühletin sonuçlarını doğuracağı; geçici mühlet tarihi olan 26/06/2024 tarihinden sonra davacı tarafından gönderilen 18/09/2024 tarihli "İhtarname" başlıklı belge kapsamında ödeme yasağına tabi tutarların ödenmesinin ihtar edildiği, söz konusu belgeye hesaplara ilişkin sözleşmelerin eklenmediği, zarfın kime teslim edildiği bilgisinin yer almadığı ve usulsüz tebliğ edildiği; konkordato mühlet tarihi itibariyle davacı bankanın muaccel alacağı bulunmamasına rağmen, mühlet içerisine denk gelen taksit tutarlarının ödeme yasağı çerçevesinde ödenmemesi nedeniyle hesapların hukuka aykırı olarak kat edildiği, usul ve yasaya aykırı olarak temerrüt faizi işletildiği ve ileriye dönük taksitlerin muaccel hâle getirildiği; 2004 Sayılı İİK.’nın 296. maddesi uyarınca, borçlunun konkordato talebinde bulunmasının sözleşmeye aykırılık teşkil edeceğine veya borcu muaccel hâle getireceğine ilişkin hükümlerin uygulanmayacağı; 2004 Sayılı İİK.’nın 294. maddesi uyarınca kesin mühlet ile birlikte rehinle temin edilmemiş her türlü alacağa faiz işlemesinin duracağı, mühlet öncesinde temerrüt hâlinin ve muaccel alacağın bulunmaması nedenleriyle mühlet içinde yapılan hesap katının hukuken sonuç doğurmayacağı ve talep edilen toplam risk bakiyesinin müeccel bir borç niteliğinde olduğu; bu hususun ...Karar sayılı kararında ve yine ... Karar sayılı kararında belirtildiği beyan edilmiş olup; öncelikle görev itirazının kabulü ile davanın usulden reddine; aksi kanaatte dava şartları sağlanmadığından davanın usulden reddine; aksi kanaatte davanın reddine ve yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesinin talep edildiği anlaşılmıştır. DELİLLER 1. Davacı Banka Tarafından Davalıya Gönderilen 18/09/2024 Tarihli İhtarname. 2. 28/02/2018 Tarihli Kredili Mevduat Hesabı Sözleşmesi. 3. 06/05/2019 Tarihli Sabit Faizli Konut Kredisi Sözleşmesi. 4. 06/05/2019 Tarihli Konut Finansmanı Çerçeve Sözleşmesi. 5. ... A.Ş. Bankacılık Hizmetleri Sözleşmesi. 6. Kredi Kartları Üyelik Sözleşmesi ve Kredi Kartı Başvuru Formu. 7. 21/01/2021 Tarihli Tüketici Kredisi Bilgilendirme Formu. 8. Müşteri Ürünleri Listeleme Ekran Çıktısı. 9. Kredi Kartı Hesap Özetleri. 10. .... Adına Düzenlenen Genel Kredi Sözleşmeleri. 11. Davacı Vekili Tarafından Konkordato Dosyasına Sunulan 02/05/2025 Tarihli Alacak Bildirimi Dilekçesi. 12. ... Tarafından Düzenlenen 06/08/2025 Tarihli Alacak Kaydına İlişkin Tutanak. 13. ... Tarafından Düzenlenen 06/11/2025 Tarihli ... Sonuç Raporu-II. 14. ... Karar Sayılı Dosyası. 15. ....Esas Sayılı İcra Dosyası. 16. ..... Sayılı Yazı Kapsamında Bildirilen, Davalı ...’in Üç Şirket Nezdindeki Ortaklık ve Temsil Yetkisi Bilgileri ile Ekindeki Sicil Dosyası Suretleri. 17. .... Sayılı Yazı Kapsamında Bildirilen, Davalı ...’e Ait Esnaf Sicil Kaydı. 18. ...Tarafından Gönderilen 18/06/2026 Tarihli ve .... Sayılı Yazı Kapsamında Bildirilen, Davalı ...’in İştigal Konusuna ve Gelir Vergisi Beyanname Durumuna İlişkin Bilgi. 19. Davalı ... Hakkında Mahkememiz Tarafından 05/06/2026 Tarihinde Gelir İdaresi Başkanlığı Veri Tabanından Alınan Kişi Sorgulama Çıktısı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE a) Dava Konusu Uyuşmazlığın Tespiti : Mahkememizde açılan davanın; davacı ... A.Ş. ("davacı banka" olarak anılacaktır) ile davalı ... ("davalı" olarak anılacaktır) arasındaki "Kredi ve Kredi Kartı Sözleşmelerinden Kaynaklanan Alacak Davası" olduğu anlaşılmaktadır. Taraflar arasında; "davacı banka ile davalı arasında kredi kartı ve konut kredisi ilişkisinin kurulmuş olduğu" hususunda, herhangi bir uyuşmazlık bulunmadığı anlaşılmıştır. Uyuşmazlığın konusunun; ... Esas sayılı dosyasında yürütülen konkordato yargılaması neticesinde 19/11/2025 tarihinde verilen tasdik kararı ile ilgili olarak; davacı banka tarafından konkordato komiserliğine bildirilen 769.113,83.-TL tutarındaki alacağın, Konkordato Projesinin Tasdikine İlişkin Sonuç Raporunda 372.477,00.-TL olarak gösterilmesi nedeniyle çekişmeli hâle geldiği belirtilen 396.636,83.-TL tutarındaki alacak bakımından; öncelikle dava konusu uyuşmazlığın çözümünde görevli Mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi mi yoksa Tüketici Mahkemesi mi olduğu; 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 308/b maddesi uyarınca açılan işbu davanın dava şartı olarak arabuluculuğa tâbi olup olmadığı; davacı tarafından somutlaştırma yükümlülüğünün yerine getirilip getirilmediği; 18/09/2024 tarihli ihtarnamenin davalıya usulüne uygun olarak tebliğ edilip edilmediği; geçici mühlet tarihi itibariyle davacı bankanın muaccel alacağının bulunup bulunmadığı ile hesapların kat edilmesi koşullarının bu tarihten önce oluşup oluşmadığı; bildirilen alacağa temerrüt faizi işletilip işletilmediği ve alacağın kalem bazında dökümü; taraflar arasında akdedilen kredi ve kredi kartı sözleşmelerine istinaden davacı bankanın çekişmeli alacağının mevcut bulunup bulunmadığı; Konkordato Projesinin Tasdikine İlişkin Sonuç Raporunda davacı banka adi alacağı olarak gösterilen 372.477,00.-TL tutarının doğru belirlenip belirlenmediği; konkordato sürecinde alınan borçlu beyanı gereğince kabul edildiği bildirilen 489.181,70.-TL tutarı ile anılan 372.477,00.-TL tutarı arasındaki farkın sebebi; alacağın mevcut bulunduğunun tespiti hâlinde miktarının ne olduğu ve tasdik edilen konkordato projesi uyarınca ödeme koşullarının ne şekilde belirleneceği hususlarından ibaret olduğu anlaşılmaktadır. b) Genel Hukuki Tasnif : 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Görevin Belirlenmesi ve Niteliği" başlıklı 1. maddesi, aşağıda belirtildiği şekildedir: "(1) Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir." Yukarıda belirtilen madde hükmü kapsamında açıkça belirtilmekte olduğu üzere; Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir ve göreve ilişkin kurallar kamu düzenindendir. Bu doğrultuda; gerek yasal mevzuat, gerek Yüksek Yargı içtihatları ve gerekse Doktrin incelemeleri dikkate alındığında; "kamu düzenine ilişkin" olan görev kurallarının uygulanmasının, Mahkeme tarafından yargılamanın her aşamasında tetkik edilmesi zorunlu unsurlardan olduğu ve bu doğrultuda gerek tarafların talebi üzerine ve gerekse Mahkeme tarafından re'sen, yargılamanın her aşamasında görevsizlik kararı verilebileceği hususu izahtan varestedir. Bu kuralın tek istisnası, 6335 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı TTK'nın 5/4. maddesinde düzenlenmiş olup; söz konusu düzenleme uyarınca, yargı çevresinde ayrı bir Asliye Ticaret Mahkemesi bulunmayan yerlerde, Asliye Hukuk Mahkemelerine açılan davalarda görev kuralına dayanılmamış olması görevsizlik kararı verilmesini gerektirmemektedir. Asliye Ticaret Mahkemelerinin Görev Alanı : 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1. maddesi, aşağıda belirtildiği şekildedir: "(1) Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın; a) Bu Kanunda, b) Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, c) 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde, d) Fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta, e) Borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde, f) Bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde, öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılır. Ancak, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır." 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun "Ticari Davalar ve Çekişmesiz Yargı İşlerinin Görüleceği Mahkemeler" başlıklı 5. maddesi, aşağıda belirtildiği şekildedir: "(1) Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir. (2) ... (3) Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır. (4) ..."

Yukarıda belirtilen TTK.'nın 4. ve 5. maddelerinde hüküm altına alındığı üzere; öğretide "Mutlak Ticari Davalar" olarak adlandırılan ve taraflarının "tacir" sıfatları dikkate alınmaksızın 6102 Sayılı Kanun'un 4/1. maddesinde belirtilen bentler kapsamında sayılan işlere ilişkin bulunan davalar ile öğretide "Nispi Ticari Davalar" olarak adlandırılan ve tarafların her birinin "ticari işletmesi ile ilgili olan" davalar Asliye Ticaret Mahkemesi görevine girmektedir.

6102 Sayılı Kanun'un 4/1. maddesi uyarınca mutlak ticari davalar; 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda, 4721 Sayılı Türk Medenî Kanunu'nun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969. maddelerinde; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203. maddelerinde; rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447. maddelerinde, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501. maddelerinde; kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519. maddelerinde; komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545. maddelerinde; ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554. maddelerinde; havale hakkındaki 555 ilâ 560. maddelerinde ve saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580. maddelerinde; fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta; borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde ve bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları olarak belirlenmiştir. Yukarıda belirtilen genel kuralın istisnası mahiyetindeki düzenleme, yine 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4 maddesi kapsamında belirlenmiştir. Buna göre; herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen "havale", "vedia" ve "fikir ve sanat eserlerine ilişkin" haklardan doğan davalar da, "ticari dava" niteliğindedir. Tüketici Mahkemelerinin Görev Alanı : 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un, Tüketici Mahkemelerinin görev alanını düzenleyen, "Tüketici Mahkemeleri" başlıklı 73/1. maddesi, aşağıda belirtildiği şekildedir: "Tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemeleri görevlidir." Anılan Kanun hükmünde de açıkça belirtilmekte olduğu üzere Tüketici Mahkemelerinin görev alanı; "tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklar" olarak belirlenmiştir. Bu doğrultuda Tüketici Mahkemelerinin görev alanının incelenmesinde, öncelikle "tüketici" ve "tüketici işlemi" kavramlarının detaylı olarak tetkik edilmesi önem arz etmektedir. 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un "Tanımlar" başlıklı 3. maddesinin, "Tüketici" tanımını düzenleyen (k) bendi, aşağıda belirtildiği şekildedir: "Tüketici: Ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi ... ifade eder." 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un "Tanımlar" başlıklı 3. maddesinin, "Tüketici İşlemi" tanımını düzenleyen (l) bendi, aşağıda belirtildiği şekildedir: "Tüketici işlemi: Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ... ifade eder." Yukarıda belirtilen 6502 Sayılı TKHK.'nın 3. maddesi kapsamında da açıkça belirtilmiş olduğu üzere tüketici; "ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi"; tüketici işlemi ise "mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlem" olarak tanımlanmıştır. Bu doğrultuda Tüketici Mahkemelerinin görev alanının; ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi olarak tanımlanan "tüketici gerçek veya tüzel kişilere yönelik uygulamalardan doğan uyuşmazlıklar" ile "mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemden doğan uyuşmazlıklar" olarak belirlendiği anlaşılmaktadır. Asliye Ticaret Mahkemeleri ve Tüketici Mahkemelerinin Görev Sınırları : Yukarıda belirtilen mevzuat hükümleri ve sair açıklamalar kapsamında da belirtilmekte olduğu üzere; Asliye Ticaret Mahkemeleri ile Tüketici Mahkemeleri arasındaki görev sınırının belirlenmesinde, öncelikle dava konusu uyuşmazlığın niteliğinin ("ticari iş" veya "tüketici işlemi" olarak) tespiti gerekmekte olup; bununla birlikte dava konusu uyuşmazlık taraflarının "tacir" veya "tüketici" sıfatlarının da belirlenmesi ayrıca önem arz etmektedir. Bu doğrultuda; uyuşmazlık konusunun "ticari iş" olması ve/veya uyuşmazlık taraflarının "tacir sıfatını haiz" bulunduklarının anlaşılması halinde, söz konusu uyuşmazlığın yargılaması Asliye Ticaret Mahkemelerinin görev alanına girmekte; bununla birlikte uyuşmazlık konusunun "tüketici işlemi" olduğunun anlaşılması halinde ise, söz konusu uyuşmazlığın yargılaması Tüketici Mahkemelerinin görev alanına girmektedir. Bu noktada uyuşmazlık konusunun "sigorta sözleşmesi" veya "bankacılık sözleşmesi" olması ihtimallerine münhasıran belirtilmesi önem arz eden diğer bir husus ise; TKHK.'nın 3. maddesinin (tüketici işlemini tanımlayan) (l) bendinde belirtilen "sigorta sözleşmelerinden" ve "bankacılık sözleşmelerinden" doğan uyuşmazlıklarda görevli Mahkemenin tespitinde (anılan sözleşmelerin münferit nitelikleri doğrultusunda uyuşmazlıkların çözümünün, Asliye Hukuk Mahkemelerinin veya Asliye Ticaret Mahkemelerinin yahut Tüketici Mahkemelerinin görev alanlarına girebilecekleri hususu dikkate alındığında) söz konusu sigorta sözleşmesinin veya bankacılık sözleşmesinin "tüketici işlemi" olarak tanımlanıp tanımlanamadıklarının tespiti gerektiği hususudur. Belirtilen açıklamalardan hareketle, uyuşmazlık konusunun "sigorta sözleşmesi" veya "bankacılık sözleşmesi" olması halinde; söz konusu sigorta veya bankacılık sözleşmesinin, "tüketici işlemi" olduğunun anlaşılması halinde, söz konusu uyuşmazlığın yargılaması Tüketici Mahkemelerinin görev alanına girmekte; bununla birlikte anılan sözleşmelerin "tüketici işlemi" olarak tanımlanmasının mümkün bulunmadığı hallerde ise, söz konusu uyuşmazlığın yargılaması ("ticari iş" olarak tanımlanması veya tanımlanamaması ihtimallerine münhasıran) Asliye Ticaret Mahkemelerinin veya Asliye Hukuk Mahkemelerinin görev alanlarına girmektedir. c) Dava Konusu Uyuşmazlık İle İlgili Değerlendirme : Yukarıda belirtilen hususlar doğrultusunda Mahkememizce dosya üzerinde yapılan incelemede; ... numaralı konut kredisi yönünden yapılan incelemede, davacı vekili tarafından sunulan 07/01/2026 tarihli beyan dilekçesi ekindeki 06/05/2019 tarihli Sabit Faizli Konut Kredisi Sözleşmesinin, davacı banka ile davalı gerçek kişi arasında akdedilmiş olduğu; sözleşmenin konusunun "satın alacağı hazır veya inşa halindeki konut veya tatil amaçlı taşınmaz malın finansmanında kullanılmak üzere veya başka finans kuruluşlarından kullandığınız konut kredisinden kaynaklanan borçlarınızın yeniden finansmanı amacıyla bir konut kredisi ("Kredi") tesis ediyoruz." şeklinde belirlendiği, sözleşmede "Tüketici işlemlerinde bileşik faiz uygulanmayacaktır.", "Birbirini izleyen en az iki taksiti ödememeniz halinde 6502 sayılı kanundan kaynaklanan haklarımızı kullanarak kalan tüm Kredi borcunu talep etme hakkımız vardır." ve "Sözleşme'ye konu Kredi'den kaynaklanan uyuşmazlıklar konusundaki başvurularınızı tüketici mahkemesine veya tüketici hakem heyetine iletebileceksiniz." ibarelerinin yer aldığı, bu suretle davacı bankanın kalan kredi borcunu talep etme hakkını 6502 Sayılı TKHK.'ya dayandırdığı ve müşterinin T.C. Kimlik Numarası ve adı-soyadı ile gerçek kişi olarak gösterildiği; aynı tarihli ve aynı müşteri numaralı Konut Finansmanı Çerçeve Sözleşmesinde de "6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un dördüncü bölümünde düzenlenen Ön Ödemeli Konut Satış Sözleşmesi hükümleri kapsamında, konut kredisi kullanmanız durumunda da Çerçeve Sözleşme ve ekli Sözleşme'ler geçerli olacaktır.", "Konut edinimi amacıyla kullanılan ve BSMV ve KKDF'den istisna olan konut finansmanı kredisine konu konutun üçüncü bir kişiye devredilmesi halinde;" ve "Sözleşme'ye konu Kredi'den kaynaklanan uyuşmazlıklar konusundaki başvurularınızı tüketici mahkemesine veya tüketici hakem heyetine iletebileceksiniz." ibarelerinin bulunduğu anlaşılmıştır. Kredi kartları yönünden yapılan incelemede; 07/01/2026 tarihli beyan dilekçesi ekindeki Kredi Kartları Üyelik Sözleşmesinde, üye ve ek kart hamilinin "Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun gereğince faiz artırımının 30 gün önceden Hesap Özeti ile bildirileceğini," kabul ve taahhüt ettiğinin belirtildiği ve aynı zamanda dosyada mübrez hesap özetlerinde, harcamaların herhangi bir ticari işletmenin faaliyetine ilişkin olduğunu gösteren herhangi bir kayda yer verilmediği anlaşılmıştır. Kredili Mevduat Hesabı Sözleşmesi ile ilgili olarak yapılan incelemede de; davacı bankanın davalıya ait vadesiz hesaba bağlı olarak "ticari ve / veya mesleki olmayan amaçlarla kullanılmak üzere kısa vadeli bir kredili mevduat hesabı (“Kredi”) tesis ediyoruz." denildiği ve "Bu Sözleşme’ye konu Kredi’den kaynaklanan uyuşmazlıklar konusundaki başvurularınızı tüketici mahkemesine veya tüketici hakem heyetine iletebilirsiniz." ibaresinin yer aldığı; 21/01/2021 tarihli "...BİLGİLENDİRME FORMU" başlıklı belgede ise "Kredi Türü: İhtiyaç Kredisi" ve "Temerrüt hali de dahil olmak üzere hiçbir koşulda Kredi’nize bileşik faiz işletilmeyecektir." ibarelerinin bulunduğu; bu suretle davacı banka ile davalı arasındaki bankacılık ilişkisinin tüketici işlemi olarak kurulduğu anlaşılmıştır. Yukarıda belirtilen hususlar doğrultusunda Mahkememizce dosya üzerinde yapılan incelemede; dava konusu sözleşmelerin, 6502 Sayılı TKHK.'nın 3. maddesinde ifadesini bulan "tüketici işlemi" niteliğinde olduğu ve bu doğrultuda davacının da aynı Kanun hükmü kapsamında ifadesini bulan "tüketici" sıfatını haiz bulunduğu anlaşılmakla; Mahkememizin görevsizliğine ve 6502 Sayılı Kanunun 73/1. maddesinde belirtilen "Tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemeleri görevlidir." hükmü uyarınca Tüketici Mahkemesinin görevli olduğuna dair aşağıda belirtildiği şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM 1) Mahkememizin görevli olmadığı ve bu doğrultuda dava şartı noksanlığı bulunduğu anlaşıldığından, davanın USULDEN REDDİNE; 2) Görevli Mahkemenin, Tüketici Mahkemesi olduğunun TESPİTİNE; 3) Mahkememiz kararına yönelik, "süresi içinde kanun yoluna başvurulmaması" nedeniyle, kararın kesinleşmesi halinde, kararın kesinleştiği tarihten; "süresi içinde kanun yoluna başvurulmakla birlikte, kanun yoluna başvurunun reddi kararı verilmesi" halinde, işbu kararın tebliğ tarihinden itibaren (2) hafta içerisinde "Dosyanın Görevli Mahkemeye Gönderilmesi" talebinde bulunulması halinde dosyanın, görevli olan ...Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE; 4) İşbu hükmün (3) no'lu bendi kapsamında belirtilen süreler içinde "Dosyanın Görevli Mahkemeye Gönderilmesi" talebinde bulunulmaması halinde; Mahkememizce re'sen "davanın açılmamış sayılmasına karar verileceği" hususunun, taraflara (Mahkememizce verilen gerekçeli kararın tebliği suretiyle) İHTARINA; 5) Harç ve yargılama giderlerinin; 6100 Sayılı HMK.'nın 331/2. maddesi uyarınca, görevli Mahkeme dosyası kapsamında DEĞERLENDİRİLMESİNE; Dair; davacı vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren (2) hafta içerisinde; (Mahkememize veya istinaf edenin bulunduğu yer İlk Derece Mahkemesine dilekçe sunmak suretiyle) 6100 Sayılı HMK.'nın 343. ve 345. maddeleri uyarınca ... kanun yolu açık olmak üzere, yapılan açık yargılamada karar verildi. 18/09/2026

... ¸ ¸ Gerekçeli Karar

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/980, K. 2026/665, T. 18.09.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-980-e-2026-665-k-5e63dae8be9b