İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/779 E. 2026/759 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/779
Karar No
2026/759
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2024/779 Esas KARAR NO : 2026/759

DAVA : Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 31/05/2024 KARAR TARİHİ : 07/10/2026

Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ... ve Turizm Hizmetleri Ltd. Şti. ile davalı tüzel kişi ... San. Tic. Ltd. Şti. arasında 10/02/2023 tarihinde imzalanan satış sözleşmesi uyarınca müvekkili şirket tarafından davalıdan 150.000,00-TL bedelle 90 KVA dizel jeneratör satın alındığını, jeneratör bedelinin aynı gün ödenerek faturasının düzenlendiğini, müvekkilinin yaşlı bireylere 24 saat kesintisiz hizmet veren bir bakım merkezi olması nedeniyle kesintilere karşı elektrik enerjisine elzem derecede ihtiyaç duyduğunu, ancak sıfır olarak satın alınan jeneratörün alındığı günden itibaren sürekli arıza çıkardığını, yapılan araştırmalarda gücünün hiçbir zaman belirtilen 90 KVA değerine ulaşmadığının belirlendiğini, malın ayıplı olduğunu, durumun davalıya bildirilmesi üzerine satıcının yönlendirmesiyle yetkili olmayan servislerden tamir hizmeti satın alınmasına rağmen problemin çözülmeyerek devam ettiğini, bu hususların WhatsApp yazışmaları ve videolar ile sabit olduğunu, sözleşme gereği iki yıl garantisi bulunan jeneratörün tamirinin, bu mümkün değilse ayıpsız benzeri ile değiştirilmesinin davalıdan talep edilmesine karşın davalının sorumluluk kabul etmeyerek süreci sürüncemede bıraktığını, uyuşmazlığın çözümü için Büyükçekmece Arabuluculuk Merkezi'nin 2024/... numaralı dosyası üzerinden arabulucu ... marifetiyle yürütülen süreçte tarafların anlaşamadığına dair son tutanağın düzenlendiğini ileri sürerek, Türk Borçlar Kanunu, Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun, Hukuk Muhakemeleri Kanunu ve ilgili mevzuat hükümleri uyarınca davanın kabulü ile ayıplı malın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesine, bu dönemde uğranılan maddi ve manevi zararların tahsiline, satış sözleşmesi, fatura, WhatsApp yazışmaları, videolar, tanık beyanları, bilirkişi incelemesi, keşif, banka kayıtları ve arabuluculuk son tutanağı delillerine dayanarak yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında akdedilen 10/02/2023 tarihli satış sözleşmesinin 7.2 maddesi uyarınca uyuşmazlıkların çözümünde İstanbul Mahkemelerinin yetkili kılındığını, ayrıca davacının her ne kadar Asliye Ticaret Mahkemesinde dava açmış ise de taleplerini Tüketici Hukuku ilkelerine dayandırdığını belirterek mahkemenin yetkisine ve görevine itiraz ettiklerini, dosyanın usul ve görev yönünden reddi ile yetkisizlik ve/veya görevsizlik kararı verilmesini talep ettiklerini, esasa ilişkin olarak ise sözleşmeye konu jeneratörün 11/02/2023 tarihinde teslim edildiğini, sözleşmenin 6. maddesinde düzenlenen garanti şartlarına davacı tarafça uyulmadığını, ilk 50 saatlik ve sonraki her 100 saatlik periyodik bakımların yaptırılmadığını, müvekkili şirkete bakım bildirimi yapılmadığını ve bakım formlarının ulaştırılmadığını, sözleşmenin 6.3 maddesi gereğince jeneratör gücünün tesisat gücünün altında seçilmesinden kaynaklanan arızaların garanti dışı olduğunu ve davacının hatalı seçiminden kendisinin sorumlu olduğunu, şebeke enerjisi kaynaklı hasarlar ile alıcının hatalı uygulamalarından doğan zararların ve jeneratörün bulunduğu yerin müvekkili şirkete olan mesafesinin 100 kilometreyi aşması (140 km) sebebiyle servis taleplerinin garanti kapsamı dışında kaldığını, davacı şirketin jeneratörü kullandığı 1 yıl boyunca müvekkiline usulüne uygun hiçbir bildirimde bulunmadığını, yalnızca telefonla iletişim kurulduğunu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 23/c maddesi uyarınca açık ayıplar için iki ve gizli ayıplar için sekiz günlük yasal süreler içinde muayene külfetinin yerine getirilip ayıp ihbarında bulunulmadığını, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 223. maddesi gereğince alıcının bildirimde bulunmayı ihmal ederek malı kabul etmiş sayıldığını, davacının iddia ve taleplerinin hak düşürücü ve zamanaşımı sürelerine uğradığını, Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 16/03/2006 tarihli kararı uyarınca tacirler arası ayıp ihbarının noter, iadeli taahhütlü mektup veya telgrafla yapılması gerektiğini, makine kayıtlarının (datakom beyni) incelenmesiyle cihazın günlük ve toplam çalışma süresinin üstünde veya kullanım kılavuzuna aykırı çalıştırıldığının, ayrıca cihazın ilk kurulduğu yerden bir platform üzerine alınarak kılavuza aykırı şekilde değiştirildiğinin ortaya çıkacağını, bu nedenlerle meydana gelen durumlardan müvekkilinin sorumluluğunun bulunmadığını, müvekkilinin iyiniyetli olarak yaptığı tetkikte cihazdaki su pompasının hatalı veya mazot-su karışımı yakıt kullanımına bağlı olarak bozulduğunun ve pompanın arızası sebebiyle pistonlara zarar verdiğinin anlaşıldığını, motor üreticisi ... Makina Sanayi Ticaret Limited Şirketi tarafından parça için verilen garanti kapsamı dışındaki belgenin celbedilmesi gerektiğini, ana ithalatçının dahi garanti vermediği bu durumdan müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını, ürünün TSE belgeli değil CE belgeli olduğunu, davacının mevzuatı gereği alması gereken TSE belgeli ürün konusundaki kendi eksikliğini müvekkiline yükleyemeyeceğini, ticari satımlarda Tüketici Hukuku esasına göre ayıplı malın ayıpsız benzeri ile değişiminin talep edilemeyeceğini savunarak, 10/02/2023 tarihli satış sözleşmesi, kanun maddeleri, ... Makina belgesi, şirket kayıtları, tanık beyanları, keşif, bilirkişi incelemesi, yemin ve Yargıtay ilamı delillerine dayanarak 08/07/2024 tarihi itibarıyla öncelikle yetki, görev, hak düşürücü süre ve zamanaşımı itirazlarının kabulüyle davanın usulden reddine, esasa girilmesi halinde ise haksız ve hukuka aykırı davanın esastan reddi ile her türlü yargılama gideri ve vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ettiğini beyan etmiştir. .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... sayılı dosyasında verilen 22/10/2024 tarihli yetkisizlik kararı dosya tevzien mahkememize gönderilmiş olup mahkememizde 2024/779 esasına kaydının yapıldığı anlaşılmıştır. Dava; taraflar arasında akdedilen 10/02/2023 tarihli satış sözleşmesi ile davacının davalıdan satın aldığı jeneratörün ayıplı olduğundan bahisle ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesi ve jeneratörün kullanılamadığı dönemde uğranıldığı iddia edilen maddi ve manevi zararların davalıdan tahsili isteminden ibarettir. Dosya kapsamında görevlendirilen Makine Mühendisi (Jeneratör) bilirkişi, Borçlar Hukuku alanında nitelikli hesaplama uzmanı bilirkişi ve Mali Müşavirden bilirkişiden oluşan bilirkişi heyeti tarafından dosyaya ibraz edilen; 11/05/2026 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Teknik inceleme neticesinde: Sürekli sorun çıkartan jeneratörün ve dizel makinesinin daha montaj aşamasında ayıplı olduğu, elektrik mühendisliğinde belirtilen hiçbir fen kuralına uymadığı, dizel- jeneratör sisteminin açık ayıplı olduğu, B. Mali inceleme neticesinde: Maddi tazminat talebi yönünden: Dosya kapsamında maddi tazminat hesabına esas alınabilecek objektif, denetlenebilir ve hesaplanabilir herhangi bir mali veri bulunmadığından davacının maddi tazminat talebinin hesaplanmasının mümkün olmadığı; C. Borçlar mevzuatına yönelik inceleme neticesinde: (Haricen atandığım dosyanın diğer bilirkişilerce 09.05.2026 tarihinde tarafıma bildirilmesi üzerine gecikmeksizin yapılan incelemeler sonucunda) a. Taraflar arasında taşınır satış sözleşmesinin kurulduğu; buna göre davacının alıcı, davalının da satıcı sıfatını haiz olduğu; b. Yukarıdaki teknik inceleme neticesinde satılanda “açık ayıp” tespit edilmiş ise de TBK m. 223/I (“Alıcı, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır.“) hükmü gereğince davacı alıcının açık ayıbı uygun süre içerisinde davalı satıcıya bildirdiğinin, başka bir ifadeyle ayıbı bildirme (ihbar etme) külfetinin süresinde yerine getirildiğinin tespit edilemediği; eğer davacı alıcı tarafından ayıbı bildirme (ihbar etme) külfetinin süresinde yapıldığı kabul edilir ise bu takdirde davacı alıcının TBK m. 227/I hükmündeki seçimlik haklarından birini (TBK m. 227/I,b.4: “ İmkân varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme“) kullanabileceği; takdirin TMK m. 4 ve HMK hükümleri uyarınca münhasıran Sayın Mahkeme’ye ait olduğu, c. Manevi tazminat talebi yönünden: Manevi tazminat talebi yönünden ise davalının fiillerinin davacıyı manevi zarara uğratıp uğratmadığı hususu münhasıran Sayın Mahkeme’nin takdirinde olmakla birlikte belirtmek gerekir ki; sözleşme ihlallerinde TBK m. 114/II (“Haksız fiil sorumluluğuna ilişkin hükümler, kıyas yoluyla sözleşmeye aykırılık hâllerine de uygulanır.“) hükmünün açık atfı dolayısıyla uygulanacak TBK m. 49 hükmünce maddi ve-veya manevi tazminat talebinde bulunulabileceği; ancak manevi tazminatın talep edilebilmesi için TBK m. 49 hükmü uyarınca kişilik hakkına hukuka aykırı tecavüzle, yani borca aykırı bir davranışla manevi zarar (kişilik hakkına vaki tecavüzden duyulan acı, elem ve ızdırap vs.) arasında uygun illiyet (nedensellik) bağının olması gerektiği1 ; manevi zarara uğradığını iddia eden davalının, HMK m. 194(1) ve TMK m. 6 hükümlerince manevi zarara uğrayıp uğramadığını somutlaştırıp somutlaştırmadığı; dosya kapsamına sunulan deliller uyarınca TBK m. 114/II, TBK m. 58/I hükümleri uyarınca aranan şartların uyuşmazlıkta oluşup oluşmadığı yönündeki değerlendirmenin, TMK m. 4 ve HMK hükümleri gereğince münhasıran sayın mahkemeye ait olduğu kanaatine varıldığı tespit ve rapor edilmiştir. Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde ve değerlendirildiğinde; Taraflar arasında 10/02/2023 tarihli satış sözleşmesi imzalandığı, anılan bu sözleşme ile dava konusu edilen ve ayıplı olduğu iddia edilen jeneratörün alındığı anlaşılmış, sözleşme incelendiğinde sözleşmenin konu kısmında ürünün özellikleri belirtilmiş olup sözleşmeye göre 90 KVA olduğu, alınan bilirkişi raporunda da ifade edildiği ve yapılan incelemede görselde de yer aldığı üzere makine üzerindeki etiketten de maksimum gücün 80 KVA olduğunun görülmekte ve anlaşılmakta olduğu, bu durumda davacıya teslim edilen ürünün sözleşmede kararlaştırılan özellikleri (güç yönünden) taşımadığı açık olup, davacı tarafça da teslim sonrası olağan bir gözden geçirme ile tespit edilebilecek nitelikte olduğu, alınan raporda teknik bilirkişi incelemesi neticesinde de açık ayıp olduğunun belirtildiği, nitelikli hesaplama uzmanı bilirkişi tarafından davacının TBK 223/1 maddesine göre ayıbı bildirme (ihbar) külfetinin davacı tarafından süresinde yerine getirildiğinin tespit edilemediği değerlendirmesinde bulunulduğu, davacı tarafça raporda yer alan bu değerlendirmeye itiraz edildiği görülmekle bu itiraz hususunda Mahkememizce yapılan incelemede, dava dilekçesinde davalıdan satın alınan jeneratörün sözleşmede belirtilen 90 KVA gücü taşımadığına dair ayıp iddiasında bulunulduğu, dava dilekçesi ekinde sunulan belgeler incelendiğinde satış sözleşmesi ve fatura tarihinin 10/02/2023 olduğu, whatsapp yazışma görsellerinde ise 06/10/2023 tarihinde bildirim yapıldığı, 06/10/2023 tarihinde öncesinde davacı tarafça davalıya bildirim yapıldığına veya ihbarda bulunulduğuna dair delil veya belge bulunmadığı, bu hali ile raporda da belirtildiği üzere davacıya teslim edilen ürün üzerindeki etiketleri dikkate alındığında, dava dilekçesinde de açıkça dayanılan ayıp sebebi olan güç özelliğini taşımadığı hususu davacı tarafça bilinebilir olduğundan, sözleşme tarihinden yaklaşık 8 ay kadar sonrasında whatsapp yazışması yapılması ve bildirim/ ihbara dair başkaca delil/ belge bulunmaması dikkate alındığında açık ayıp nedeniyle davacının uygun sürede ihbar yükümlülüğünü yerine getirmediği değerlendirilmiş, maddi tazminat talebi yönünden yapılan incelemede ise, davacının davalıdan satın aldığı jeneratörü huzur evinde kullanamaması nedeniyle uğradığını iddia ettiği maddi zarara ilişkin davacı tarafça hiçbir somut veri sunulmadığı, bu hali ile hesaplama yapılmasının mümkün olmadığı değerlendirildiğinden maddi tazminat isteminin de reddine karar vermek gerekmiştir. Manevi tazminat talebi yönünden yapılan incelemede ise, ürünün ayıplı olması nedeniyle davacının kişilik haklarını/ ticari itibarını zedeleyen bir husus bulunmadığından davacının manevi zarara uğradığından da söz edilemeyeceğinden manevi tazminat isteminin de yerinde olmadığı değerlendirilmiş, netice olarak açıklanan nedenlerle davacının tüm talepleri yönünden davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere; 1-Davanın reddine, 2-Karar tarihi itibariyle alınması gereken 732,00-TL harcın peşin harç olarak alınan 2.561,63-TL harçtan ve 8.722,43-TL tamamlama harcından mahsubu ile fazla 10.552,06-TL harcın karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-14 md ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin 26.md göre; Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Maddi tazminat talebi bakımından; kendini vekille temsil ettiren davalı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 45.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Manevi tazminat talebi bakımından; kendini vekille temsil ettiren davalı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 45.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Yatırılan avanstan artan kısmın karar kesinleştiğinde yatırana/ vekiline iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Mahkememize verilecek bir dilekçe ile veya başka bir yer Mahkemesi aracılığı ile gönderilecek bir dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.07/10/2026

Katip ... e-imzalıdır

Hakim ... e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2024/779, K. 2026/759, T. 07.10.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-779-e-2026-759-k-d120721d314f