İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2020/537 E. 2026/746 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2020/537
- Karar No
- 2026/746
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2020/537 Esas KARAR NO : 2026/746
DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ : 14/10/2020 KARAR TARİHİ : 01/10/2026
Yukarıda tarafları ve konusu yazılı davanın mahkememizce yapılan açık yargılaması sonrasında; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 03.12.2018 tarihinde idaresindeki ... plakalı motosikleti ile TEM otoyolunda seyir halindeyken, ruhsat sahibi ... ve sürücüsü ... olan ... plakalı aracın ani ve kusurlu manevrası neticesinde meydana gelen trafik kazasında ağır şekilde yaralandığını, kazanın meydana gelmesinde davalı sürücünün tam kusurlu olduğunu, kaza tespit tutanağındaki kusur değerlendirmesinin gerçeği yansıtmadığını, davacının kaza nedeniyle sürekli iş göremezlik durumuna düştüğünü, tedavi ve bakım süreçleri ile ciddi manevi elem ve ızdırap yaşadığını, sigorta şirketi tarafından yapılan eksik ödemenin zararı karşılamadığını, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 3.000,00 TL maddi tazminat, 2.000,00 TL bakım gideri ve 100.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 21/05/2024 tarihli değer artırım dilekçesi ile; maddi tazminatın 242.527,76 TL'lik kısmın temerrüt faiziyle birlikte tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, maddi tazminatın 1.581.564,78 TL'lik kısmının temerrüt faiziyle birlikte davalılar ... ve ...'tan müştereken ve müteselsilen tahsiline, manevi tazminatın 130.000,00 TL kaza tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalılar ... ve ...'tan müştereken ve müteselsilen tahsiline, Davacı vekili 30/03/2026 tarihli değer artırım dilekçesi ile; maddi tazminatın 242.527,76 TL'lik kısmın temerrüt faiziyle birlikte tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, maddi tazminatın 2.602.542,34 TL'lik kısmının temerrüt faiziyle birlikte davalılar ... ve ...'tan müştereken ve müteselsilen tahsiline, manevi tazminatın 130.000,00 TL kaza tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalılar ... ve ...'tan müştereken ve müteselsilen tahsiline, Davalı ... Anonim Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu kaza nedeniyle müvekkil şirket nezdinde açılan hasar dosyası kapsamında davacıya toplam 117.472,24 TL ödeme yapıldığını, bu ödemeyle poliçeden doğan sorumluluğun sona erdiğini, davacının müvekkil şirket sigortalısının kusurunu ispatlaması gerektiğini ve kusur oranının tespiti için dosyanın Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesine sevk edilmesini, davacının sürekli sakatlık durumunun Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesinden alınacak raporla ispatlanıp aktüer bilirkişi tarafından hesaplanması gerektiğini, yapılacak hesaplamada ödeme tarihindeki verilerin dikkate alınarak ödeme tutarının güncellenmesi, müterafik kusur ve davacının elde ettiği gelir/tazminatların mahsubu hususlarının değerlendirilmesi gerektiğini, geçici iş göremezlik zararları ile bakıcı giderlerinin poliçe teminatı kapsamında olmayıp SGK'nın sorumluluğunda bulunduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla temerrüdün ancak dava tarihi itibarıyla gerçekleşebileceğini ve avans ticari faiz talebinin haksız olduğunu belirterek davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; usul yönünden manevi tazminat talebinin şahıs varlığına ilişkin haklardan olması sebebiyle davanın görevli Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmesi gerektiğini belirterek görevsizlik kararı verilmesini, ayrıca talep edilen zararların belirlenebilir nitelikte olması nedeniyle davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında hukuki yarar bulunmadığını savunarak davanın usulden reddini talep etmiş; esas yönünden ise meydana gelen kazada davacının motosiklet kontrolünü kaybederek refüje çarpması neticesinde asli kusurlu olduğunu, müvekkiline kusur atfedilemeyeceğini, ceza dosyasındaki tespitlerin aksine müvekkilinin aracının emniyet şeridinde park halinde olduğunu, sigorta şirketi tarafından davacıya ödeme yapıldığından davanın konusuz kaldığını ve mükerrer tahsilat çabası olduğunu, talep edilen manevi tazminat miktarının ise fahiş olup sebepsiz zenginleşmeye yol açacağını belirterek davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... davaya cevap vermemiştir. DELİLLER: Kazaya ilişkin kaza tespit tutanağı, soruşturma dosyası, ceza dosyası, tedavi evrakı, hasar dosyası, ATK raporu, SED raporları, bilirkişi raporu, sigorta poliçesi örneği. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; trafik kazası nedeniyle sürekli iş göremezlik, bakıcı gideri ve manevi tazminat talebine ilişkindir. Bilindiği üzere; 6098 Sayılı TBK'nun 49. maddesi gereğince kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren bu zararı gidermekle yükümlüdür. 6098 Sayılı TBK'nın 50/1 maddesine göre zarar gören zararını ve zarar görenin kusurunu ispat yükü altındadır. 6098 Sayılı TBK'nın 56/1. maddesine göre bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özellikleri göz önünde bulundurularak hakim zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. 2918 sayılı KTK hükümlerine göre, trafik kaydı "işleteni" kesin olarak gösteren bir karine değilse de, onun kim olduğunu belirleyen güçlü bir kanıt niteliğindedir. Ancak, trafik kaydına rağmen işletenliğin 3. kişi üzerinde bulunmasını engelleyen bir yasa hükmü yoktur. Aynı yasanın 3. maddesinde, "İşleten: Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alacı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehin gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak, ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır." şeklinde tanımlanmıştır. Aynı kanunun 85. maddesinde ise, "Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün ünvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen bilet ile işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar." hükmüne yer verilmiştir. Bu yasal düzenleme karşısında, kazaya karışan araçların meydana getirdikleri zararlardan araç sahiplerinin hukuken sorumlu olacağı ilkesi benimsenmiştir. Yapılan bu genel açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacı vekilince; 03/12/2018 tarihinde, müvekkilinin sevk ve idaresinde bulunan ... plakalı motorsiklet ile davalı sürücü ...'nin sevk ve idaresinde olan ... plakalı araç arasında meydana gelen trafik kazasının oluşumunda davalı sürücünün tam kusurlu olduğu, bu kaza neticesinde müvekkilinin ağır şekilde yaralandığı ve sürekli malul kaldığı, bu kazadan kaynaklı meydana gelen zararlardan davalı sürücünün, araç işleteni olan davalı ...'ın ve bu aracın ZMM sigortacısı olan davalı sigorta şirketinin sorumlu olduğu, kaza neticesinde sigorta şirketine başvurulduğu fakat sigorta şirketince müvekkiline de kusur atfedilmek suretiyle eksik ödeme yapıldığı ileri sürülmüştür. Davalılar vekilleri ise, davalı sürücüyü atfedilen kusuru kabul etmediklerini ve davacıların iddialarının ispata muhtaç olduğunu savunarak davanın reddini dilemişlerdir. Mahkememizce taraflarca bildirilen deliller toplanmış, trafik sicil kaydı, kaza tespit tutanağı, tedavi kayıtları, kazaya ilişkin görülen soruşturma ve ceza dosyası, tanık beyanları ve bu kazaya ilişkin tüm deliller gözetilmek suretiyle kusur raporu tanzimi için dosya Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesine tevdi edilmiştir. ATK Trafik İhtisas Dairesinin 04/03/2021 tarihli raporunda özetle; "-Davaya konu trafik kazasının; 03/12/2018 tarihinde saat 17:00 sıralarında, davalı sürücü ...'nin, sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı kamyonet ile TEM otoyolunu takiben Ankara yönüne sağ şeritte seyir halinde iken kaza mahalli olan ... ayrımını geçip sağa manevra ile bankete yöneldiği esnada, aracının sağ yan kısmıyla; seyir istikametine göre sağ gerisinden ... ayrımındaki ofset taralı alanı takiben gelip bankette seyreden davacı sürücü ... yönetimindeki ... plakalı motosikletin ön kısmına çarpması şeklinde meydana geldiği, -Dosyada mevcut .... Asliye Ceza Mahkemesine tanzim edilen 22/01/2020 tarihli bilirkişi raporunda davalı sürücü ...'nin asli kusurlu olduğu, davacı sürücü ...'ın tali kusurlu olduğu kanaatinin belirtildiği, -Mevcut bulgulara göre davalı sürücü ...'nin, sevk ve idaresindeki kamyonet ile seyri esnasında yola gereken dikkatini vermediği, gerisinden seyreden araçların varlığını dikkate almayıp kontrolsüz bir şekilde sağa manevra ile bankete yöneldiği sırada gerisinden gelip banketten seyreden davalı sürücünün istikametini kapatarak çarpıştığı anlaşılmakla, kazanın oluşumunda %60 oranında kusurlu olduğu, -Davacı sürücü ...'ın ise sevk ve idaresindeki motosiklet ile zorunlu haller dışında kullanmanın yasak olduğu bankette nizamlara aykırı şekilde seyretmiş olması sebebiyle kazanın oluşumunda %40 oranında kusurlu olduğu" mütalaa edilmiştir. Mahkememizce, yöntemine uygun şekilde ve gerekçeli olarak düzenlenen ve ceza dosyasındaki kusur raporuyla da uyumlu olan Adli Tıp Kusur Raporunda yapılan tespitler isabetli bulunmuş ve bu rapor hükme esas alınmıştır. Mahkememizce, davacının bu kaza sebebiyle malul kalıp kalmadığının ve maluliyet oranının tespiti için gerekli tedavi evrakı, sağlık ve epikriz raporları celp edilerek rapor tanzimi için dosya Adli Tıp Kurumuna tevdi edilmiştir. Adli Tıp Kurumu İstanbul 2. Adli Tıp İhtisas Kurulunun 12/08/2022 tarihli raporunda özetle; "... oğlu, 1978 doğumlu ...'ın, 03.12.2018 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı yaralanması sebebiyle 30.03.2013 tarih ve 28603 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu raporları hakkında yönetmeliği hükümlerine göre; -Kişinin tüm vücut engellilik oranının %51 (yüzdeellibir) olduğu, -İyileşme (iş göremezlik) süresinin olay tarihinden itibaren 9 (Dokuz) aya kadar uzayabileceği, -Kişinin başka birisinin sürekli bakımına muhtaç durumda olmadığı, ancak iyileşme süresi içerisinde 3 (üç) ay boyunca başka birisinin yardımına ihtiyaç duyabileceği" mütalaa edilmiştir. Adli Tıp Maluliyet raporun içeriğinde, davacı vekili tarafından dava dilekçesi ekinde sunulan ve ... Devlet Hastanesi Engelli Sağlık Kurulu'nca düzenlenen 02/07/2020 tarihli raporun da gözetilip değerlendirilmesi, usulüne uygun ve doğru yönetmelik hükümleri uyarınca maluliyet oranının belirlenmesi ve raporun yeterli gerekçeyi ihtiva etmesi sebebiyle bu rapora itibar edilmiş ve rapor hükme esas alınmıştır. Mahkememizce, aldırılan kusur ve maluliyet raporu, davacının yaşı ve gelir durumu ve sigorta şirketince ödenen tutarlar gözetilmek suretiyle aktüerya raporu tanzim edilmesi için dosya bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişinin 05/03/2023 tarihli raporunda SGK tarafından yapılan ödemelerin gözetilmemesi sebebiyle dosya ek rapor tanzimi için aynı bilirkişiye tevdi edilmiştir. SGK'nın 18/10/2023 tarihli cevabi yazısında davacıya 30.951,88-TL geçici iş göremezlik ödeneğinin ödendiğinin ve bu kişiye bağlanan gelirin 31/08/2023 onay tarihli ilk peşin sermaye değerinin 255.186,74-TL olduğunun belirtilmesine rağmen, bilirkişinin 19/02/2024 tarihli ek raporunda "Dosya içerisinde SGK tarafından davacıya rücuya tabi herhangi bir gelirin bağlanmadığı belirtilmiştir." tespiti yapıldığından, bu raporun da hükme esas alınabilir olmadığı anlaşılmıştır. Bununla birlikte davacı vekilince ilk olarak bu rapor sonucuna göre dava değeri artırımı yapılmıştır. Mahkememizce yeniden SGK'ya müzekkere yazılarak davacıya rücuya tabi ödeme yapılıp yapılmadığı sorulmuş ve cevabi yazıyla birlikte dosya yeniden aynı bilirkişiye tevdi edilerek ek rapor tanzimi istenilmiştir. Bilirkişinin 01/01/2026 tarihli ek raporunda özetle; "-Hesaplama yapılırken kusura ve maluliyete ilişkin dosyada mevcut Adli Tıp kusur ve maluliyet raporlarının esas alındığı, -Kazaya karışan davalıya ait ... plakalı aracın kaza tarihi itibariyle davalı ... Şirketine ZMM poliçesiyle sigortalı olduğu, poliçe limitinin sakatlanma ve ölüm durumunda kişi başı 360.000,00-TL olduğu, -Davacının sigorta şirketine başvurusu üzerine vekiline 09/04/2019 tarihinde 43.514,45-TL, 24/12/2019 tarihinde 73.957,79-TL ödeme yapıldığı, toplam 117.472,24-TL ödeme yapıldığı, -Hesaplama yapılırken davacı malulün aylık gelirinin asgari ücret olduğu kabul edilerek işlemiş dönem, aktif dönem ve pasif dönem hesabı yapıldığı, -SGK tarafından yazılan 04.10.2023 tarihli yazıda peşin sermaye değerinin 255.186.72-TL olduğunun, üçüncü şahıs olan ...’nin %75 kusuru olduğundan bahisle 95.695.03-TL rücu işlemi yapıldığının bildirildiği, bu kapsamda davalı ...’nin %60 kusur oranı nazara alındığında rücu edilebilecek rakamın, Peşin Sermaye Değeri nazara alındığında 153.112,20-TL olarak hesaplandığı ancak SGK tarafından 95.695,03-TL rücu alacağı tahakkuk ettirildiğinden hesaplanan tazminattan bu miktarın mahsup edilmesi gerektiği ve buna göre hesap yapıldığı, -Davacıya 01.04.2020 tarihinden önce 60.256,96-TL Geçici İş göremezlik ödemesi yapıldığı anlaşılmakla ve yapılan hesaplamada Geçici İş Göremezlik tazminatının 10.670,11-TL olduğu tespit edilmekle davacının artık geçici iş göremezlik alacağını talep edemeyeceği, -Davacıya 01.04.2020 tarihinden itibaren Sürekli İş Göremezlik ödemesi (SID ORANI %60) bağlanmış olduğundan ve işbu maaş peşin sermaye bedeli içerinde hesaplandığından ayrıca hesaplamaya yansıtılmadığı, -Buna göre hesaplama yapıldığında, davacının davalılardan, bakıcı gideri ve işlemiş dönem, aktif dönem ve pasif dönem sürekli maluliyet tazminatı olmak üzere toplam 3.152.663,99-TL talep edebileceği, rücu edilebilir peşin sermaye değeri ve sigorta şirketi tarafından yapılan ödemeler mahsup edildiğinde davacının davalılardan toplam 2.845.070,10-TL talep edebileceği, -Davalı sigorta şirketinin yaptığı ödeme de gözetildiğinde bakiye poliçe limitinin(360.000,00 TL- 117.472,24 TL) 242.527,76-TL olduğu" mütalaa edilmiştir. Davacı vekilince bu rapor doğrultusunda ikinci kez bedel artırımı yapılmış ve bu artırım dilekçesi doğrultusunda hüküm kurulması talep edilmiştir. Mahkememizce davacının talep ettiği maddi tazminat kalemlerini ayrıştırması ve hangi talebine ilişkin ne kadar bedel talep ettiğini belirtesi için davacı vekiline süre verilmiş ve dosya yeniden rapor tanzimi için bu kere başka bir aktüerya bilirkişisine tevdi edilmiştir. Bu bilirkişi tarafından tanzim edilen 12/08/2026 tarihli raporda, davacı vekilinin davacının gelirinin asgari ücret üzerinden belirlendiği rapor doğrultusunda sunulan 25/03/2026 tarihli bedel artırım dilekçesi sonrasında bu yönde talebinin bulunmamasına rağmen gelir durumu asgari ücret üzerinden değil daha yüksek bir bedel üzerinden tespit edilerek hesaplama yapılmış, yine güncel veriler kullanılarak ve davacıya ödenen bedeller güncellenerek hesaplama yapılmış ve nihayetinde davacının, davalılardan 1.059,30-TL geçici iş göremezlik, 4.109.085,03-TL bakiye sürekli iş göremezlik ve 4.308,94-TL bakıcı gideri tazminatı talep edebileceği mütalaa edilmiştir. Tüm dosya kapsamı birlikte incelenip değerlendirildiğinde; davacı vekilince, davaya konu trafik kazası neticesinde müvekkilinin malul kaldığı ileri sürülerek maddi ve manevi tazminat talebinde bulunulmuştur. Yukarıda özeti yazılı kusur ve maluliyete ilişkin aldırılan Adli Tıp Trafik İhtisas ve Adli Tıp 2. İhtisas Dairesi raporlarında; davacının, bu kaza neticesinde geçici iş göremezlik süresinin 9 aya kadar uzayabileceği, %51 oranında sürekli maluliyetinin bulunduğu ve 3 ay boyunca başka birisinin yardımına ihtiyaç duyabileceği, ayrıca kazanın oluşumunda davalı sürücünün %60, davacının ise %40 oranında kusurunun bulunduğu tespit edilmiştir. Mahkememizce yukarıda gerekçeleriyle izah edildiği üzere bu raporlara itibar edilmiştir. TBK'nın 54. maddesinde, haksız fiil neticesinde bedensel zarara uğrayan kişinin tedavi giderlerini, kazanç kaybını, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıpları ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıpları talep edebileceği, aynı Kanunun 55. maddesinde, destekten yoksun kalma zararları ile bedensel zararların, bu Kanun hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanacağı, kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacını taşımayan ödemelerin bu tür zararların belirlenmesinde gözetilemeyeceği, zarar veya tazminattan indirilemeyeceği ve hesaplanan tazminatın, miktar esas alınarak hakkaniyet düşüncesi ile artırılamayacağı veya indirilemeyeceği düzenlenmiştir. Bu düzenlemeler esas alınarak aktüerya hesabı yapılması için dosya bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişinin kök ve ek raporunda SGK tarafından rücu edilebilir nitelikteki ödemelerin gözetilmemesi sebebiyle bilirkişiden ikinci kez ek rapor aldırılmış, bilirkişinin 01/01/2026 tarihli ek raporunun yöntemine uygun şekilde düzenlendiği, hesaplamaların isabetli şekilde yapıldığı ve raporun hükme esas alınabilir olduğu kanaatine varılmıştır. Davacı vekilince de talep sonucu bu rapor doğrultusunda artırılmıştır. Bu itibarla, maddi tazminat talebi yönünden davalı ... Sigorta Anonim Şirketi'nin düzenlediği ZMMS poliçe limiti olan 242.527,76 TL'den sorumlu olmak üzere, davacının maddi zararının 2.845.070,10 TL olduğu kabul edilerek davanın kabulüne karar verilmiş, haksız fiil sorumlusu ve işleten olarak sorumlu olan davalılar tazminat bedelinin tamamından sorumlu tutulmuş, davalı sigorta şirketi yönünden ise poliçe limitiyle sınırlı olmak ve temerrüt tarihinden itibaren faiz işletilmek üzere hüküm tesis edilmiştir. Manevi tazminat talebi bakımından ise; davalı sürücünün %60 oranındaki kusuruyla sebebiyet verdiği bu kaza neticesinde davacı 3 ay boyunca bakıma muhtaç, 9 ay boyunca geçici iş göremez hale gelmiş ve hayatı boyunca ıstırabını çekecek şekilde %51 oranında sürekli malul kalmıştır. Buna göre, davacının bu kazadan kaynaklı olarak üzüntü ve elem yaşadığı, ziyadesiyle kederlendiği ve psikolojik tahribat yaşadığı kabul edilmelidir. Bu sebeplere binaen eylemin türü ve ağırlığı, kusur durumu, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ve hak ve nesafet kaideleri göz önüne alınarak ve kazanın 03/02/2018 tarihinde meydana geldiği, faizin bu tarihten işleyecek şekilde talep edildiği ve tazminat miktarının bu tarihteki ekonomik şartlar gözetilerek belirlenmesi gerektiği gözetilerek ve 50.000,00-TL manevi tazminat takdir edilerek manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere; 1-Davacının manevi tazminat davasının KISMEN KABULÜNE, -50.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ...'den kaza tarihi olan 03/12/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine fazlaya ilişkin istemin reddine, 2-Davacını maddi tazminat davasının KABULÜNE, -2.845.070,10 TL'nin(davalı ... Anonim sigorta 242.527,76 TL'den 09/04/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile sorumlu olmak üzere) 03/12/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, 3-Maddi tazminat yönünden karar tarihi itibariyle alınması gerekli 194.346,73 TL ilam harcından, 17,08 TL peşin harç ve 48.991,22 TL tamamlama harcının mahsubu ile bakiye 145.338,43 TL ilam harcının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili(Davalı Sigorta Şirketi yönünden 12.389,36-TL ile sınırlı olmak üzere) ile hazineye irat kaydına, manevi tazminat yönünden alınması gerekli 3.415,50-TL ilam harcının 341,55 TL peşin harçtan mahsubu ile bakiye 3.073,95 TL'nin davalılar ...'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye irat kaydına, 4-Davacı tarafça yatırılan 54,40-TL başvurma harcı, 358,63 TL peşin harç, 48.991,22 TL tamamlama harcı toplamı 49.404,25 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen(Davalı Sigorta Şirketi yönünden 4.138,72-TL ile sınırlı olmak üzere)alınıp davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafça yatırılan 1.532,90 TL tebligat gideri ve 15.500,00 TL bilirkişi ücreti, ve 1.758,00-TL Adli Tıp Rapor ücreti olmak üzere toplam 18.790,90-TL'nin kabul red oranına göre 18.471,87 TL'sinin davalılardan müştereken ve müteselsilen (davalı ... Anonim Şirketi 1.547,43 TL'sinden sorumlu olmak kaydıyla) tahsili ile davacıya ödenmesine, 6-Kabul edilen manevi tazminat talebi bakımından, davacı vekille temsil olunduğundan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve takdir olunan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalılar ...'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, 7-Reddedilen manevi tazminat talebi bakımından Anayasa Mahkemesi'nin 25/12/2024 tarihli ve ... Karar sayılı iptal kararı uyarınca davalılar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 8-Maddi tazminat talebi yönünden davacı vekille temsil olunduğundan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve takdir olunan 411.859,11 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak (Davalı Sigorta Şirketi yönünden 45.000,00-TL ile sınırlı olmak üzere) davacıya verilmesine, 9-Varsa gider avansının artan kısmının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, Dair, davacı ve davalılar ...'nin yüzüne karşı, Davalı sigorta şirketi vekilinin yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkca okunup, usulen anlatıldı. 01/10/2026
Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır