İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/100 E. 2026/838 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/100
- Karar No
- 2026/838
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2026/100 Esas KARAR NO:2026/838 DAVA TARİHİ : 02/02/2026 KARAR TARİHİ : 13/10/2026
Taraflar arasında görülen davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda: GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle;12.07.2024 tarihinde sürücü ...'in sevk ve idaresindeki ZMMS poliçesi bulunmayan ... plakalı aracın kusurlu hareketi sonucu meydana gelen çift taraflı trafik kazasında müvekkili ...'ın yaralandığını, kaza nedeniyle zorunlu arabuluculuk yoluna başvurulduğunu ve 2025/... numaralı arabuluculuk anlaşamama tutanağının düzenlendiğini, ... plakalı araç sürücüsünün 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nu ihlal etmesi nedeniyle kusurlu olduğunu, aracın ... Hesabı sorumluluğunda bulunduğunu, davalı kuruma yapılan başvuru neticesinde ... numaralı hasar dosyası oluşturulmasına rağmen herhangi bir ödeme yapılmadığını, davalı kurum nezdindeki ilgili hasar dosyasının celbinin gerektiğini, ... Cumhuriyet Başsavcılığı nezdindeki 2024/... numaralı dosyanın istenmesini talep ettiklerini, müvekkilinin ... Üniversitesi ... Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nden 16.01.2026 tarihinde alınan rapora göre %4 oranında malul kaldığını, müvekkilin tedavi gördüğü hastanelerden tedavi evraklarının getirtilmesini istediklerini, müvekkilin haksız yere mağdur edildiğini ve maluliyet zararının giderilmesi gerektiğini, belirsiz alacak davası niteliğinde fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 50 TL sürekli iş göremezlik, 50 TL geçici iş göremezlik, 50 TL geçici bakıcı gideri ve 50 TL tedavi gideri olmak üzere toplam 200 TL tutarındaki tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın dava öncesi zorunlu yazılı başvuru şartını usulüne uygun şekilde yerine getirmediğini, bu nedenle davanın reddinin gerektiğini, HMK'nın 121. maddesi uyarınca davacının dayandığı tüm delil ve belgelerin tarafına tebliğ edilmesi gerektiğini, kazadaki kusur durumunun ve illiyet bağının uzman bilirkişilerce irdelenmesi gerektiğini, davacının motosiklet sürücüsü olarak koruyucu tertibat kullanmadığı için müterafik kusurlu olduğunu ve tazminattan en az %20 oranında indirim yapılması gerektiğini, davacının sunduğu maluliyet raporunun yönetmelik hükümlerine aykırı olduğunu ve hükme esas alınamayacağını, maluliyetin tespiti için dosyanın Adli Tıp Kurumu'na sevk edilmesi gerektiğini, geçici iş göremezlik, bakıcı ve tedavi giderlerinin tedavi teminatı kapsamında kaldığını ve bu kalemlerden Sosyal Güvenlik Kurumu'nun sorumlu olduğunu, müvekkil kurumun sorumluluğunun kaza tarihindeki zorunlu trafik sigorta poliçesi limitleri ile sınırlı olduğunu, tazminat hesaplamasının güncel genel şartlara ve aktüeryal esaslara göre yapılması gerektiğini, davalı kurumun temerrüde düşmediğini belirterek faiz başlangıç tarihine ve yargılama giderlerine itiraz ettiğini, tüm bu nedenlerle haksız ve mesnetsiz davanın reddini, aksi kanaatte ise kusur raporu alınmasını, maluliyet raporunun Adli Tıp Kurumu'ndan temin edilmesini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini talep etmiştir. Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde; Dava, trafik kazasından kaynaklı cismani zararın tahsili istemine ilişkindir. Somut olayda; Davacının sevk ve idaresindeki ... plakalı motosiklet ile ... plakalı araç arasında 12.07.2024 tarihinde meydana gelen trafik kazası neticesinde davacının yaralanmış olduğundan bahisle HMK m.107 hükmü uyarınca şimdilik 50,00 TL sürekli iş göremezlik , 50,00 TL geçici iş göremezlik, 50,00 TL geçici bakıcı gideri ve 50,00 TL tedavi gideri olmak üzere toplam 200,00 TL'nin kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesi istemiyle işbu davanın açılmış olduğu görülmüştür. Haksız Fiillerden doğan borç ilişkileri Türk Borçlar Kanununun 49. Ve devamı hükümlerinde düzenlenmiş olup 49. Maddenin "(1)Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. (2)Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür." şeklindeki düzenlemesi ve aynı kanunun Zararın ve kusurun ispatı başlıklı 50. Maddesinin "(1) Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. (2)Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler." şeklindeki düzenlemesi uyarınca bir haksız fiil sonucunda zarar görenin tazminat isteminde bulunabilmesi için ortada haksız fiilin bulunması, failin kusur olması, talepte bulunan şahısta zararın meydana gelmiş olması ve zarar ile fiil arasında illiyet bağının olması gerekmektedir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 85/1. maddesinde, “bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yararlanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, araç işletenin bu zarardan sorumlu olacağı”, aynı yasanın 85/son maddesinde ise, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur” hükümlerine yer verilmiş, Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A-1. maddesinde de, “sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder” şeklinde ifade edilmiştir. Bir zarar sigortası türü olan zorunlu mali sorumluluk sigortasında sigortacı işletenin sorumluluğunu yine ancak sorumlu olduğu çerçevede karşılamakla yükümlüdür. Bu bakımdan zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile işletenin poliçe limiti dahilinde tazminat sorumluluğunu yüklenen sigorta şirketi gerçek zarardan, işletenin ve eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru oranında sorumlu tutulabilecektir. Karayolları Trafik Kanunu’nun 91. maddesi gereği, KTK 85. maddesinde belirtilen, bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olması durumunda, poliçe limiti dahilinde işletenin sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere, mali sorumluluk sigortası yaptırılması zorunludur. Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasının yaptırılmaması durumunda Sigortacılık Kanunu'nun 14. maddesi gereği, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasının kaza tarihindeki limitleri dahilinde işletenin üçüncü kişilere karşı sorumluluğunu ... Hesabı karşılayacaktır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54. maddesinde, bedensel zarar kapsamına giren zarar türleri sayılmış olup bu maddeye göre vücut bütünlüğünün ihlali halinde mağdurun malvarlığında meydana gelmesi muhtemel olan azalmanın ve dolayısıyla maddi zararın türleri; tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar şeklinde düzenlenmiştir. Dava dilekçesi ile birlikte ... Cumhuriyet Başsavcılığının 2024/... numaralı dosyası, kazaya ilişkin tüm evraklar ve tarafların delilleri toplanarak dosyanın kusur raporu tanzimi bakımından trafik kazaları alanında uzman makine mühendisi bilirkişisine tevdi edilmiş olup bilirkişi tarafından mahkememize ibraz edilen raporda özetle; 12.07.2024 günü saat 20:00 sıralarında sürücü ... (soruşturma aşamasında kazadaki sürücünün ... olduğu ortaya çıkmıştır), yönetimindeki ... plakalı traktörü ile Manisa ili, ... ilçesinde ... caddesi istikametinden gelip Bayraktar sokak üzerinde seyir halindeyken Ilıca sokağa doğru sola dönmek istediği sırada traktörün sol ön teker kısımlarına, yine aynı istikametten gelen sürücü ... yönetimindeki ... plakalı motosikletin ön teker kısımları ile çarpması sonucu iki araçlı yaralanmali ve maddi hasarlı bir trafik kazası meydana gelmiştir. ... plakalı traktör sürücüsü ...'in meydana gelen kazada %100 oranında kusurlu olduğu, ... plakalı motosiklet sürücü ...'ın meydana gelen kazada kusursuz olduğu görüşüne varıldığı mahkememize bildirilmiştir. Anılan işbu rapor kapsamında davalı ... hesabına tazminat talebi bakımından husumet yöneltilebileceği kanaatine varılmıştır. Dava açıldığı esnada celp edilen ... Cumhuriyet Başsavcılığının 2024/... numaralı dosyasının derdest olduğu görülmüş olup güncel olarak duruşmadan önce yeniden celp edildiğinde kazaya sebebiyet veren ... bakımından Taksirle Bir Kişinin Yaralanmasına Neden Olma suçundan kaynaklı yürütülen soruşturma aşamasında alınan 06/07/2026 havale tarihli uzlaştırma raporuna göre taraflar arasında uzlaşmanın sağlandığı anlaşıldığından, Kamu adına KOVUŞTURMAYA YER OLMADIĞINA, karar verilmiş olduğu, dosya içerisinde bulunan uzlaştırma raporu incelendiğinde "Taraflarla yapılan müzakereler neticesinde uzlaşma olumlu bir şekilde sonuçlanmıştır. Tarafların üzerinde anlaştıkları edimin yerine getirilme şekli ve zamanı: Şüpheli ... tarafından en geç 30.04.2026 tarihine kadar ... Bankası A.Ş. nezdinde müşteki ...’ın avukatlarından ... adına açılmış olan TR*** IBAN numaralı hesaba 150.000,00-TL tutarında nakit paranın tek seferde gönderilmesi veya elden nakit ödenmesi karşılığında uzlaştırma olumlu olarak sağlanmıştır." şeklinde tarafların edimli olarak uzlaşmış olduğu, raporun 14/04/2026 tarihinde düzenlenmiş olduğu görülmüştür. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (06/12/2006 tarihli ve 5560 sayılı Kanun'un 24. Maddesiyle değişik ) 253. Maddesinin "Uzlaşma sonucunda şüphelinin edimini def’aten yerine getirmesi halinde, hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir. Edimin yerine getirilmesinin ileri tarihe bırakılması, takside bağlanması veya süreklilik arzetmesi halinde, 171 inci maddedeki şartlar aranmaksızın, şüpheli hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilir. Erteleme süresince zamanaşımı işlemez. Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararından sonra, uzlaşmanın gereklerinin yerine getirilmemesi halinde, 171 inci maddenin dördüncü fıkrasındaki şart aranmaksızın, kamu davası açılır. Uzlaşmanın sağlanması halinde, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz; açılmış olan davadan feragat edilmiş sayılır. Şüphelinin, edimini yerine getirmemesi halinde uzlaşma raporu veya belgesi, 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 38 inci maddesinde yazılı ilam mahiyetini haiz belgelerden sayılır.” şeklindeki 19. fıkrasının 5. cümlesi olan "Uzlaşmanın sağlanması halinde, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz" bölümü Anayasa Mahkemesinin 18/10/2023 tarihli resmi gazetede yayımlanan 26/07/2023 tarih ve E.2023/43, K.2023/141 sayılı kararı ile, Anayasanın 13. ve 36. maddelerine aykırı bulunarak iptal edilmiştir. Yine 07/11/2024 tarih ve 7531 sayılı yasa 16. maddesiyle bu fıkranın beşinci cümlesinin başına "Uzlaşmanın sağlanması halinde, uzlaşma anında tespit edilemeyen veya uzlaşmadan sonra ortaya çıkan zararlar hariç soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz" ibaresi eklenmiştir.
Dava tarihiyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 253. Maddesinin 19. Fıkrasının "19) Uzlaşma sonucunda şüphelinin edimini def’aten yerine getirmesi halinde, hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir. Edimin yerine getirilmesinin ileri tarihe bırakılması, takside bağlanması veya süreklilik arzetmesi halinde, 171 inci maddedeki şartlar aranmaksızın, şüpheli hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilir. Erteleme süresince zamanaşımı işlemez. Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararından sonra, uzlaşmanın gereklerinin yerine getirilmemesi halinde, 171 inci maddenin dördüncü fıkrasındaki şart aranmaksızın, kamu davası açılır. (…) Uzlaşmanın sağlanması halinde, uzlaşma anında tespit edilemeyen veya uzlaşmadan sonra ortaya çıkan zararlar hariç, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz; açılmış olan davadan feragat edilmiş sayılır. Şüphelinin, edimini yerine getirmemesi halinde uzlaşma raporu veya belgesi, 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 38 inci maddesinde yazılı ilam mahiyetini haiz belgelerden sayılır." şeklindeki düzenlemesi ve TBK'nın Teselsül halinde Borcun sona ermesini düzenleyen 166. Maddesinin "(1) Borçlulardan biri, ifa veya takasla borcun tamamını veya bir kısmını sona erdirmişse, bu oranda diğer borçluları da borçtan kurtarmış olur. (2)Borçlulardan biri, alacaklıya ifada bulunmaksızın borçtan kurtulmuşsa, diğer borçlular bundan, ancak durumun veya borcun niteliğinin elverdiği ölçüde yararlanabilirler. (3)Alacaklının borçlulardan biriyle yaptığı ibra sözleşmesi, diğer borçluları da ibra edilen borçlunun iç ilişkideki borca katılma payı oranında borçtan kurtarır." şeklindeki düzenlemesi birliikte değerlendirildiğinde somut olayda işbu davanın 02/02/2026 tarihinde kazaya karışan sürücü ile müştereken ve müteselsilen borçlu sayılan ... Hesabına karşı açıldığı, yargılama esnasında davacının dava dışı sürücü ile 14/04/2026 tarihinde uzlaşarak işbu kazadan kaynaklı olarak sürücüden 150.000,00 TL tahsilat yapmış olduğu, dava dilekçesi ile birlikte davacının ... Üniversitesi ... Eğitim ve Araştırma Hastanesi Adli Tıp Kurulu'ndan 16/01/2026 tarihinde maluliyet raporu aldığı, alınan raporda davacının sürekli iş göremezlik oranı ve geçici iş göremezlik süresi ile birlikte tedavi masrafları için de bir rakam belirtilmiş olduğu (15.000,00 TL), davacının bu hali ile yargılama esnasında sağlanan uzlaşma tarihi itibari ile kanunun aradığı " uzlaşma anında tespit edilemeyen veya uzlaşmadan sonra ortaya çıkan zararlar" şartını sağlamadığı, sürücüden yapılan tahsilat miktarı da dikkate alındığında TBK m.166 hükmü uyarınca davalı ... Hesabının da borçtan kurtulduğu ve CMK 253 maddesi uyarınca açılmış olan davadan feragat edilmiş sayılacağından bu doğrultuda davacının davasının feragat nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir. Harçlar Kanununun "Davadan feragat, davayı kabul veya sulh" başlıklı 22. Maddesinin "Davadan feragat veya davayı kabul veya sulh, muhakemenin ilk celsesinde vuku bulursa, karar ve ilam harcının üçte biri, daha sonra olursa üçte ikisi alınır. " şeklindeki düzenlemesi ile 6100 Sayılı HMK'nın Feragat ve kabul hâlinde yargılama giderleri başlıklı 312. Maddesinin "(1) Feragat veya kabul beyanında bulunan taraf, davada aleyhine hüküm verilmiş gibi yargılama giderlerini ödemeye mahkûm edilir. Feragat ve kabul, talep sonucunun sadece bir kısmına ilişkin ise yargılama giderlerine mahkûmiyet, ona göre belirlenir." şeklindeki düzenlemeleri bir bütün olarak olarak değerlendirilmek suretiyle aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. HÜKÜM :Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere; 1-Davacının davasının TBK m.166 hükmü ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 253. Maddesinin 19. Fıkrası uyarınca feragat nedeniyle reddine, 2-Harçlar Kanunu m.22 hükmü uyarınca alınması gereken 2/3 oranındaki 488,00 TL karar ilam harcının dava açılırken başlangıçta peşin olarak alınan 732,00-TL'den mahsubu ile bakiye artan 244,00 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine 3-Yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Taraflarca yatırılan gider avansından geriye kalan kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgilisine ödenmesine, 5-Davalı yargılama esnasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 200,00 TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Tarafların zorunlu arabuluculuk toplantısına katıldıkları halde anlaşamadıkları anlaşıldığından 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A maddesi ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 4.600,00-TL'nin davacı taraftan tahsili ile hazineye irat kaydına, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 13/10/2026
Katip ... e-imzalıdır
Hakim ... e-imzalıdır