Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1001 E. 2026/955 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/1001
Karar No
2026/955
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 31. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1001 - 2026/955 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 31.HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2024/1001 Esas KARAR NO : 2026/955 (İnceleme aşamasında / Duruşmasız) (Kararın Kaldırılarak Gönderilmesi HMK 353/1- a-6)

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I

BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 08/03/2024 NUMARASI : 2022/350 Esas-2024/146 Karar

DAVACI : VEKİLİ : Av. DAVALI : VEKİLİ : Av. DAVANIN KONUSU : Tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 06/10/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 26/10/2026

Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan tazminat davasında mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, dairemize gönderilen dosyanın yapılan istinaf incelemesi sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İSTEM; Davacı vekili tarafından verilen dava dilekçesinde özetle; davacının davalıdan satın aldığı 20.04.2017 trafiğe çıkış tarihli ... marka... model ... plakalı aracın periyodik bakımlarını düzenli olarak davalıda yaptırdığını, 25.02.2022 tarihinde müvekkili davacının aracını periyodik bakımı için davalı ... servisine sağlam ve çalışır vaziyette teslim ettiğini, işbu servis tutanağında analog saatin ayarlanması konusunda davalı şirket ile anlaştıklarını, 28.02.2022 tarihinde aracın beyin ünitesinin yandığını ve çalışamaz hale geldiğinin taraflarına bildirildiğini, servis süresince kullanılması için verilen mukabil aracın iade edildiğini, davalı şirketin 07.03.2022 tarihli mailinde analog saatin ayarlanması sırasında kontrol ünitesinin yandığını, aracın çalışamaz hale geldiğini ve bu işlemin müvekkili şirketin onayı ile yapıldığının belirtildiğini, ancak araç teslimi sırasında analog saatin ayarlanması esnasında aracın beyninin yanabileceğine ilişkin risk olduğuna dair müvekkili şirkete bilgi verilmediğini, bu konuda müvekkili şirketten rıza alınmadığını, analog saatin ayarlanması ile araç beyninin yanması arasında illiyet bağının olmadığını, müvekkili şirket tarafından satın alınan ücretsiz parça değişimi ve ücretsiz işçilik hakkı sağlayan...Paketi'nin de aracın periyodik bakımlarının geç yapılması iddiasıyla iptal edildiğini, söz konusu iddianın hukuka aykırı olduğunu, 10.02.2022 tarihinde davalı şirkete cevaben her türlü kanuni haklar saklı kalmak kaydıyla aracın tamir edilmesini ve ücretin müvekkili şirket tarafından ödeneceği konusunda mail gönderildiğini, 24.02.2022 tarihinde ihtilafa konu aracın biran önce onarılıp davacıya teslim edilmesi ve davacıdan ödeme talep edilmemesi konusunda ihtarname gönderildiğini belirterek bu sebeplerle davalarının kabulü ile belirli alacak talebi olarak 49.607,83 TL(hasar bedeli) + 75.402,00 TL(araç kiralama bedeli) olmak üzere toplam 125.009,83 TL alacağın dava tarihinden itibaren reeskont faizi ile birlikte davalıdan tazmin ve tahsilini; belirsiz alacak talebi olarak 1.000,00 TL araç değer kaybı tazminatının da dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tazmin ve tahsilini talep ve dava etmiştir. YANIT: Davalı vekili tarafından verilen davaya cevap dilekçesinde özetle; davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, yetkili mahkemenin Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, ayıplı hizmet bulunmadığını, davalının herhangi bir servis kusurunun bulunmadığını, araçtaki parçaların kullanıma bağlı olarak yıprandığı için söz konusu hasarın meydana gelmesinde kullanım koşullarının da göz önünde bulundurulması gerektiğini, aracın servis bakımları kontrol edildiğinde öngörülen periyodik bakım işleminin geciktirildiğini, kontroller neticesinde araçta bulunan akünün orijinal olmadığını, akü ve saat durumu için güncellemenin gerekli olduğunu aksi takdirde çökme durumu olabileceğinin davacıya belirtildiğini, davacı tarafça sunulması istenip müvekkili tarafından sunulmayan bir hizmet bulunmadığını, dava konusu olayda ayıplı hizmetin kanunda sayılan unsurlarının oluşmadığını, müvekkili şirketten kaynaklı her hangi bir hasar veya ayıp bulunmadığını, davacı yan tarafından talep edilen tazminat alacağının hukuka aykırı olduğunu, iddiaların kabulü mümkün olmamakla birlikte araçta değer kaybı bulunmadığını, değer kaybı alacağı talebinin haksız olduğunu, davacı yan tarafından talep edilen maddi tazminata ilişkin her hangi bir belgenin mahkemeye sunulmadığını, Satış Sonrası Hizmetler Yönetmeliğinin 14. Maddesi gereğince ikame araç verme yükümlülüğünün yalnızca garanti kapsamında bulunan araçları kapsadığını, değişen arızalı parçalar sebebiyle aracın kullanım ömrünün uzadığını, bu sebeple değer kaybı alacağının bulunmadığını, davanın kabulü halinde davacının sebepsiz zenginleşeceğini, tüm bunlara ek olarak davacı tarafından talep edilen faizin de hukuka aykırı olduğunu belirterek haksız davanın reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 08/03/2024 Tarihli Ve 2022/350 Esas Ve 2024/146 Karar Sayılı Kararında Özetle; Dava ayıplı servis hizmeti verildiği ve bu nedenle zarara uğrandığı iddiasına dayalı olarak açılan, hasar bedeli, araç kiralama ücreti ve değer kaybı zararının tahsiline yönelik olarak açılan tazminat davasıdır. Davacı ve davalının sıfatı nazara alındığında öncelikli husus somut uyuşmazlığın çözümünde uygulanacak yasal düzenlemelerin belirlenmesine ilişkindir. Dosya içerisinde yer alan belge içeriklerine göre; davaya konu aracın davacı şirket adına kayıtlı olup ticari nitelikte bulunduğu davalının da sermaye şirketi olduğu, tarafların sıfatı nazara alındığında somut olayda uygulanması gereken hükümlerin, Türk Ticaret Kanunu(TTK) ile genel kanun niteliğindeki Türk Borçlar Kanunu 112. vd maddelerinde ''Borcun ifa edilmemesinin sonuçları'' başlığı altında düzenlenen hükümler olduğu anlaşılmaktadır. Mahkememizce deliller toplanmış bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Hasar bedeli talebi bakımından yapılan değerlendirmede; Davacı vekilince eldeki davada, davalı tarafça kendisine ayıplı servis hizmeti verildiği, bu nedenle araçta hasar meydana geldiği ileri sürülerek hasar bedeli olan 49.607,83 TL'nin tahsili talep edilmekte olup, bu nedenle öncelikle davalı tarafça ayıplı servis hizmeti verilip verilmediği ve oluşan zarar ile arasında uygun illiyet bağının bulunup bulunmadığının tespiti gerekmektedir. Mahkememizce 2 ayrı bilirkişi heyetinden alınan raporlarda da ortak şekilde ifade edildiği üzere; Davaya konu aracın, rutin periyodik kontrollerinin yapılması ve analog saatin ayarlanması talebiyle, davalıya ait servise getirildiği, aracın, davalı servise motor ve taşıt fonksiyonları işler vaziyette getirildiği, servis kayıtları ve dosyaya kazandırılan diğer belgelerde, önceden ECU ile ilgili bir arıza veya olumsuzluğun bulunmadığı, yapılan işlemler esnasında Elektronik Kontrol Ünitesi (ECU)'nin arızalanmasının, serviste yapılan hatalı ve kusurlu bir işlem sonucu meydana geldiği anlaşılmakla 49.607,83 TL bakımından talebin kabulüne ve davalıdan tahsiline dair karar vermek gerekmiştir. Araç kiralama zararı bakımından yapılan değerlendirmede; Davacı vekilince davaya konu aracın uzun süre davalı uhdesinde kaldığı, tamiratın yapılamadığı, bu süre zarfında araç kiralamak zorunda kalındığı ileri sürülerek 75.402,00 TL 'nin davalı taraftan tahsili istenmekte olup, ayrıntıları her iki bilirkişi raporunda ifade edildiği üzere, davaya konu aracın davalıya teslim tarihinin 25.02.2022 olduğu, araç kiralama başlangıç tarihinin 01.03.2022 olup, aracın davacıya yeniden teslim tarihinin 14.04.2022 olduğu, buna göre 3 günlük servis hizmet süresi düşüldüğünde 45 günlük araç mahrumiyeti süresinin bulunduğu anlaşılmaktadır. Davalı tarafça, satış sonrası hizmetler yönetmeliğine atfen davacı tarafa ikame araç verme zorunluluğu bulunmadığı savunulmuş ise de, az yukarıda ifade edildiği üzere eldeki davada uygulanması gereken hükümler 6098 sayılı TBK 112 vd.maddelerinde yer almakta olup, TBK 112/2 maddesinde, ''Borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlü olduğunun'' belirtildiği yine TBK 114/2 maddesinde, ''Borçlu, genel olarak her türlü kusurdan sorumludur. Borçlunun sorumluluğunun kapsamı, işin özel niteliğine göre belirlenir. İş özellikle borçlu için bir yarar sağlamıyorsa, sorumluluk daha hafif olarak değerlendirilir. Haksız fiil sorumluluğuna ilişkin hükümler, kıyas yoluyla sözleşmeye aykırılık hâllerine de uygulanır'' hükmüne yer verilmiş olduğu, davacı tarafça, ayıplı hizmet verilmesi neticesi zarara uğranıldığı iddiasına dayalı olarak açılan eldeki davada davalı tarafça ayıplı servis hizmeti verildiğinin ispat edilmesi nedeni ile doğan zararın da davalı tarafça karşılanması gerektiği kanaatine varılmış olmakla, mahkememizce aldırılan 30/11/2023 tarihli 2. bilirkişi heyet raporunda belirlenen rayiç araç kiralama bedeli olan günlük 1.500,00 TL esas alınmak suretiyle 45 gün karşılığı belirlenen 67.500,00 TL 'nin davalıdan tahsiline dair karar vermek gerekmiştir. Değer kaybı talebi bakımından yapılan değerlendirmede; Davacı vekilince araçta servis hizmeti verilmesi esnasında meydana hasar neticesinde kontrol ünitesinin yandığı ve aracın bu nedenle değer kaybına uğradığı ileri sürülerek, değer kaybı talebinde bulunulduğu anlaşılmakta ise de; hasarlanan ve değiştirilen parça olan Elektronik Kontrol Ünitesi (ECU), bağlantı elemanlarının ve yapılan programlamanın araç bakımından bir tür yenileme sayılacağı, araç ömrünü artıracağı ve araç total değerinde bir kayıba neden olmayacağı anlaşıldığından bu yöne ilişkin talebin (1.000,00 TL) reddine dair karar verilerek aşağıdaki şekilde hükmün tesisi yoluna gidilmiştir gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne, 49.706,83 TL araç tamirat bedeli, 67.500,00 TL araç kiralama bedeli olmak üzere toplam 117.206,83 TL nin dava tarihi olan 17/05/2022 tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine dair karar verildiği görülmüştür. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili tarafından verilen 04/04/2024 tarihli istinaf kanun yolu başvuru dilekçesinde özetle; servis hizmeti esnasında ayıplı ve kusurlu hizmet verilmesi nedeniyle aracın ECU bölümünün arızalanması sonucu ödemek durumunda kaldıkları 49.607,83.-TL tamirat bedelinin tahsilini talep ettiklerini, aracın tamir süresinin 45 güne uzaması nedeniyle günlük araç mahrumiyet bedelinin 75.402,00.-tl olarak tahsilini, araçta oluşan değer kaybı tazminatının tahsilini talep ettiklerini, 45 günlük araç mahrumiyet bedeli hususunda ve araçta oluşan değer kaybı bedelinin belirlenmemesi yönünden yerel mahkemenin hatalı ve hukuka aykırı karar verdiğini, müvekkili şirket tarafından 01.03.2022 tarihinde 222 tur turizm seyahat taşımacılık san.tic.ltd.şti. firmasından günlük 1.420,00.-tl. + kdv = 1.675,60.-tl./gün bedelle araç kiralanmak zorunda kalındığını, müvekkili şirkete ait aracın taraflarına teslim tarihinin de 14.04.2022 olup, 45 gün araç kiralanmak zorunda kalındığını, bilirkişi kurulnun günlük araç kiralama bedelinin 1.500.-tl. olarak düşük değerlendirdiğini, bilirkişi bu hesaplamayı yaparken lüks segment araç tabirinden kastını, hangi marka ve model araçlarına ilişkin olduğunu belirtmediğini, bilirkişi heyeti içerisinde araç kiralama işi konusunda uzman bir bilirkişi olmadığını, mahkemenin doğru bilirkişi heyetini görevlendirmediğini, bu nedenlerle, dava konusu aracın muadili olan bir aracın marka ve modeli de belirtilerek rapor tanzim edilmesinin gerektiğini, ilk bilirkişi raporunda dava konusu araçta 40.000,00.-tl değer kaybı oluştuğunun hesaplandığını, 30.11.2023 tarihli farklı bir bilirkişi raporunda ise : ecu ve bağlantılı elemanlarının, yapılan programlamanın; bir tür yenileme sayılıp, ömür faktörünü arttıracağından, araç total değerinde bir kayıp yaşatmayacağı için, araçta değer kaybı oluşmayacağı, şeklinde rapor düzenlendiğini, iki rapor arasında çelişki bulunduğunu, bu çelişki giderilmeden hukuka aykırı şekilde karar verildiğini belirterek istinaf başvurularının kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve tüm taleplerinin kabulüne karar verilmesini, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin de davalı yan üzerinde bırakılmasını talep etmiştir. Davalı vekilinin 22/04/2024 tarihli istinaf kanun yolu başvuru dilekçesinde özetle, Mahkeme kararının hukuka aykırı olduğunu, müvekkili şirketin dava konusu araca yönelik ayıplı hizmet ifa etmediğini, herhangi bir servis kusuru da bulunmadığını, davaya konu araç bakım ve ekranda akü uyarısı vermesi üzerine, orta konsol saat ayarının yapılabilmesi için yetkili servise getirildiğini, serviste yapılan kontroller neticesinde akü ölçümünde akünün orijinal olmadığının tespit edildiğini, akü ve saat durumu için güncelleme gerekli olduğunu ve bu durumda çökme durumu olabileceği gerekirse modül değişimine gidilebileceğinin ve yapılacak olan işlemlerin davacı ile ayrıntılı olarak paylaşıldığını, davacı tarafça sunulması istenip de sunulmayan herhangi bir hizmetin mevcut olmadığını, hükme esas alınan 30.11.2023 tarihli bilirkişi raporunda '' aracın herhangi bir taşıyıcı tarafından getirilmediğini, motor ve taşıt aksamı çalışır vaziyette ilgili servise getirildiğinin açık olduğunu, ECU 'nın giriş kontrollerinde arızalı olduğuna dair bir belge ve kayıt söz konusu değildir. '' şeklinde kanaatte bulunulduğunun görüldüğünü, dava konusu araçın yalnızca 60.000 km rutin bakım kontrolü için değil aynı zamanda dosyada mübrez 25.02.2022 tarihli araç kabul formunda ''Akü kontrol'' ibaresinden de görüleceği üzere ekranda akü uyarısı vermesi üzerine, orta konsol saat ayarının yapılabilmesi için de yetkili servise getirildiğini, serviste yapılan kontroller neticesinde akü ölçümünde akünün orijinal olmadığının tespit edildiğini, dosyada mübrez 25.02.2022 tarihli dava konusu aracın servis kayıtlarına ilişkin evrakta ''Akü ile kısa devre veya açık devre'' şeklinde tespitin yer aldığını fakat işbu bilirkişi raporunda bu hususun hiçbir şekilde incelenmediğinin görüldüğünü, görüleceği üzere dava konusu aracın, akü ile alakalı arızası mevcutken yetkili servise getirildiğini, araçta mevcut akü arızası kontrol ünitesi arızasına sebebiyet verebilecek nitelikle olmakla birlikte akü arızasının meydana gelmesinin, akünün yetkisiz serviste ve orijinal olmayan aküyle değiştirilmiş olmasından kaynaklandığını, bu nedenlerle dava konusu aracın kontrol ünitesi arızasının aslında araçta zaten mevcut olan akü arızasından dolayı meydana gelip gelemeyeceği yönünde otomotiv alanında uzman bilirkişiler tarafından yeni bir heyet raporu alınması yönündeki taleplerinin kabul edilmeden hüküm kurulduğunu, 49.607,83 TL lik onarım bedeline ilişkin tazminat kaleminin taraflarına iletilmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, davacının tüketici sıfatına sahip olmadığı gibi aracın garanti kapsamında da olmadığını, bu nedenle ikame araç yükümlülüğü bulunmadığı halde bu yükümlülük varmış gibi ikame araç zararına hükmedilmesinin de usul ve yasaya aykırı olduğunu, diğer yandan davacı tüketici olsa dahi, ikame araç yükümlülüğünün ancak garanti kapsamında bulunan ve 10 iş günü içinde giderilmeyen arızaları kapsadığını, oysa somut olayda bu aracın garanti kapsamında bir araç olmadığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunda belirtilen 1.500,00 TL'lik günlük araç kiralama bedelinin fahiş nitelik taşıdığını belirterek istinaf başvurularının kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve yeniden yargılama yapılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda; Dava, ayıplı servis hizmeti verildiği iddiasına dayalı olarak talep edilen tazminat isteğine ilişkin olup, davacı vekili tarafından verilen dava dilekçesinde özetle, sunulan hizmetin ayıplı olması ve onarım sürecinde araçtan mahrum kalınması yine aracın onarımı nedeniyle araçta değer kaybı yaşandığı iddiasıyla ödenen onarım bedeli olarak 49.706,83 TL, 45 günlük araç kiralama bedeli olarak 75.402,00 TL ve araçta oluşan değer kaybı olarak ise fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak talep edilen 1.000,00 Tl tazminatın davalıdan dava tarihinden işleyecek reeskont faizi ile birlikte tahsili talep edilmiştir. Davalı vekili, davaya cevabında hizmetin ayıplı verilmediğini, herhangi bir kusur bulunmadığını belirterek haksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, yukarıda belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, bu karara karşı taraf vekilleri istinaf yoluna başvurmuşlardır. 1-Mahkemce yapılan yargılama sonucunda, iki farklı bilirkişi kurulundan alınan rapor sonrasında, ikinci bilirkişi kurulu raporu esas alınmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, mahkemece alınan iki ayrı bilirkişi kurulu raporları arasında özellikle değer kaybı olup olmadığı ve araç kiralama nedeniyle uğranılan zarar bedeli yönünden farklılıklar mevcut olduğu halde mahkemece her iki rapor arasındaki bu çelişki giderilmeden ve son raporun kabul edilmesinin hukuki ve teknik dayanağı gösterilmeden hüküm tesis edilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır. 2-O halde mahkemece yapılması gereken iş, hakikatin daha iyi şekilde tezahürü şekilde yeniden seçilecek uzman bir bilirkişi kuruluna gerekirse ve mümkünse araç üzerinde inceleme yaptırılmak suretiyle ve önceki raporlara yapılan itirazları da karşılayacak şekilde denetime elverişli rapor alınmalı, çelişki giderilmeli ve sonucuna uygun hüküm kurumalıdır. (HMK'nın 281. Maddesi) Bu hususlar üzerinde durulmadan eksik incelemeyle karar verilmesi doğru olmadığından taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulüne karar verilmesi gerekmiştir. Yukarıda açıklanan nedenlerle; taraf vekillerinin istinaf başvurularının, esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulüne, mahkeme kararının, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın dairemiz kararına uygun şekilde yeniden inceleme ve araştırma yapılarak sonuçlandırılması için kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının, esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin ayrı ayrı KABULÜNE, 2-Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08/03/2024 tarihli ve 2022/350 Esas 2024/146 Karar sayılı kararının, 6100 sayılı HMK’nun 353/1-a-6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın dairemiz kararına uygun şekilde yeniden inceleme ve araştırma yapılarak esasa ilişkin yeniden bir karar verilmek üzere ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Kararın mahiyeti gereği istinaf karar harcı alınmasına yer olmadığına, taraflarca yatırılan istinaf karar harçlarının talep halinde kendilerine iadesine, 5-Taraflarca yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek kararda dikkate alınmasına, 6-Talep halinde inceleme konusu kararın icrasının geri bırakılması için İİK'nın 36/1 maddesi gereğince varsa taraflarca yatırılan nakit teminatların veya sunulan banka teminat mektuplarının dosya kapsamı ve kararın niteliğine göre aynı maddenin 5. fıkrası gereğince yatıran/sunan tarafa İADESİNE, 7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1.a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 06/10/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Başkan

Üye

Üye

Katip

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/1001, K. 2026/955, T. 06.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-1001-e-2026-955-k-0fd5a0782ec4