Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/2007 E. 2026/1866 K. – Tapu İptali Ve

Konu: Tapu İptali Ve Tescil, Olmadığı Takdirde Alacak

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/2007
Karar No
2026/1866
Karar Tarihi
Konu
Tapu İptali Ve Tescil, Olmadığı Takdirde Alacak

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2026/2007

KARAR NO: 2026/1866

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İSTANBUL 28. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 03.07.2026 tarihli ara karar

NUMARASI: 2026/1535 Esas

DAVANIN KONUSU: Tapu iptali ve tescili- alacak (Taşınmaz alım-satımı kaynaklı) (Dava içi ihtiyati tedbir talebi)

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sırasında Mahkemece verilen ihtiyati tedbire davalı vekilinin itirazının reddine dair verilen 03.07.2026 tarihli ara karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında düzenlenen satım vaadi sözleşmesi ile müvekkiline ait ... ... pafta ... ada ... parsel sayılı ana taşınmazda bulunan ... normal kat, zemin kat ve 2 bodrum kattan oluşan projenin ... blokunun davalıya satıldığını, sözleşmenin 4. maddesinde peşin satış bedelinin 12.300.000 TL olarak belirlendiğini, taşınmazların tapu devir işleminin en geç 21.12.2019 tarihine kadar yapılmasının kararlaştırıldığını, sözleşme doğrultusunda tapunun davalıya devir edilmesine rağmen davalı şirketin ödeme yükümlülüğünü tam olarak yerine getirmediğini, davalının ayrıca dava konusu taşınmazı sözleşmede yazılı olmayan diş ve tıp merkezi olarak kullanma amacıyla kullanmak için teslimden sonra tadilat yaptırdığını, bu işlemlerin projeye aykırı olması nedeniyle ... Belediye Başkanlığı tarafından inşaatın durdurulduğunu, müvekkilinin esasında konut satmasına rağmen yerin ticari alan gibi kullanılmak için usulsüz tadilatlar yapıldığını, müvekkilinin satımdan alacağı bedelin 7.600.000 TL'sını peşin, diğer kısmının çeklerle sonrasında 2.000.000 TL nakit ödeme yapmak suretiyle 9,675.000 TL'sının ödediğini, iki adet 100.000 TL çekin ödenmediği gibi nakit ödemenin de yapılmadığını, konut alanına ticari işletme için imalat yapılması nedeniyle geciken inşaat için borçlarının tahsili için İstanbul Anadolu 46 Asliye Hukuk Mahkemesinin 2024/934 Esas sayılı dosyasında açılan davada yapılan keşif sonucu davalının ödemelerini yapmadığının tespit edildiğini, mahkemece görevsizlik kararı verilerek davadan el çekildiğini, projede yapılan değişikliklerle ticari alanda ısrar edilmesi nedeniyle proje değişiklerinin tüm projelerin yenilenmek suretiyle müvekkilim şirketin ilave masraflar yaptığını ileri sürerek ... ... pafta ... ada ... parselde bulunan ... bodrum kat, zemin kat ve ... normal kattan oluşan ... blokun tapu kaydının iptali ile müvekkilim şirket adına kayıt ve tesciline, bu talebin kabul edilmemesi halinde bakiye satış bedeli ve yapılan giderler karşılığı 2.000.000 TL imalat bedeli, 2, adet çek bedeli olan 200.000 TL, bakiye satış bedeli olan 2.625.000 TL'nin şimdilik 100.000 TL'nin USD veya altın değeri esas alınarak en yüksek bedelinin davalıdan tahsiline, davalı adına kayıtlı olan taşınmaz üzerine alacağın temini için ihtiyati haciz konulmasına, aksi halde taşınmazların tapu kaydına davalıdır şerhi işlenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

İlk derece mahkemesince ihtiyati tedbir talebinin değerlendirildiği 06.05.2026 tarihli ara kararla; "...Bu hukuki güvence (koruma) karşı tarafın tasarruf hakkını sınırlandıran bir koruma olduğundan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 389 ve devamı maddelerinde düzenlenen ihtiyati tedbirin talep edilebilmesi kanunda belirtilen belirli şartların varlığına bağlıdır.

HMK’nun 389. Maddesinin birinci fıkrası 'Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.' şeklinde düzenleme içermektedir.

Bu madde ile davanın açılmasıyla, hüküm arasında geçen zaman içinde müddeabihin çeşitli şekillerde istenmeyen değişikliklere maruz kalması veya maruz bırakılması olasılığı ve bu değişiklikler nedeniyle dava sonunda elde edilecek hükmün icrasının olanaksızlaşması veya güçleşmesini önlemek amacıyla, geçici hukuki koruma işlemleri kapsamında geliştirilen ihtiyati tedbir yöntemini düzenlemekte olup; ihtiyati tedbire esas olan bir hakkın bulunması ve bir ihtiyati tedbir nedeninin ortaya çıkması da tedbir kararı verilebilmesinin temel koşullarındandır.

Buna göre maddede sayılan bu iki husus hem ihtiyati tedbir verilmesi için varlığı gereken şartlardandır hem de bu kararın gerekçesidir. Bu şartların varlığı halinde ihtiyati tedbir kararı talep edilebilecek ve ihtiyati tedbir kararı verilebilecektir. Kanunun lafzında 'verilebilir' hükmü yer aldığından bu şartların varlığı başlı başına ihtiyati tedbir kararı verilmesi sonucunu doğurmayacaktır.

Zira bu husus hâkimin takdirine bırakılmıştır. Hâkim, ispat kuralları çerçevesinde gerekli incelemeleri yaparak kanunda belirtilen olumsuz, sakıncalı, zararlı ihtimalin var olduğu kanaatine varırsa ihtiyati tedbir kararı verebilecektir. HMK'nun 390/3 maddesine göre tedbir talebi eden taraf, öncelikle tedbir istemine ilişkin dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak yasal delillerle ispat etmek zorundadır.Burada sözü edilen ispatın ölçüsü ise, yaklaşık ispat kuralına göre belirlenir. Yaklaşık ispat kuralının uygulanmasında iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğruluğunun kabul etmekle birlikte, aksinin mümkün olduğu ihtimalini de gözetmelidir. Bu nedenle ihtiyati tedbire karar verilirken haksız olma ihtimali de dikkate alınarak talepte bulunandan kural olarak teminat alınır.

Davanın tapu iptali ve tescili istemine ilişkin olması ve yapılacak yargılamanın sonuçsuz kalmaması adına, dava konusu İstanbul İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, ... ... pafta, ... ada, ... parselde kain 2 bodrum kat , zemin katve ... normal kattan oluşan ... blok taşınmazın davalıya ait olması durumunda üçüncü kişilere devrinin ödenmesine ilişkin tedbir konulmasına, tedbir kararı verildiğinden davalıdır şerhi verilmesi talebinin reddine karar verilmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur..." gerekçesiyle, ihtiyati tedbir talebinin kabulü ile ... İlçesi, ... Mahallesi, ... ... pafta, ... ada, ... parselde kain ... bodrum kat, zemin kat ve ... normal kattan oluşan ... bloktaki taşınmazın 3. kişilere devrini ve taşınmaz üzerinde 3. kişiler lehine ayni veya şahsi hak tesisinin teminat karşılığında ihtiyati tedbir yoluyla engellenmesine, karar verilmiştir.

İhtiyati tedbire itiraz eden davalı vekili, itiraz dilekçesinde özetle; davacının tüm iddialarının mesnetsiz olduğunu, cevap dilekçesinde belirtildiği üzere davacının dava dışı arsa sahipleri ile imzaladığı arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi kapsamında yapmış olduğu ... ...'daki ... ada, ... parseldeki binanın kat irtifakı kurulan binanın tamamının müvekkiline 19.11.2019 tarihli satım vaadi sözleşmesiyle satıldığını, satım bedelinin ödenmesi üzerine 09.01.2020 tarihinde tapuların müvekkiline resmi yolla devredildiğini, İstanbul Anadolu 20. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2022/64 D.iş sayılı dosyasında yapılan tespit sonucu eksik imalatın belirlendiğini ve eksikliklerin ... .... Noterliğinin 17.05.2022 tarihli ihtarıyla bildirildiğini, ihtara cevap verilmediği gibi eksikliklerin giderilip iskan alınmadığını, müvekkilince İstanbul Anadolu 44. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2024/553 Esas sayılı dosyasında geç teslim nedeniyle tazminat davası açıldığını, alınan raporda müvekkilinin zararının belirlendiğini, ancak mahkemenin görevsizlik kararı verdiğini, satım bedelinin tamamının ödendiğini ve bu hususun tapu senedine yazıldığını, satıcının dönme hakkı bulunmadığını, bu nedenle verilen ihtiyati tedbirin hatalı olduğunu, yaklaşık ispat koşullarının gerçekleşmediğini, tedbirin ölçüsüz olduğunu, ve takdir edilen teminatın binanın yaşına ve rayiç değerine göre oldukça düşük belirlendiğini belirterek, ihtiyati tedbirin kaldırılmasına, aksi halde teminatın yükseltilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ

İlk Derece Mahkemesince ihtiyati tedbire itirazın değerlendirildiği 03.07.2026 ara kararla; "...HMK’nun 389. maddesinin birinci fıkrası 'Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.' şeklinde düzenleme içermektedir.

Bu madde ile davanın açılmasıyla, hüküm arasında geçen zaman içinde müddeabihin çeşitli şekillerde istenmeyen değişikliklere maruz kalması veya maruz bırakılması olasılığı ve bu değişiklikler nedeniyle dava sonunda elde edilecek hükmün icrasının olanaksızlaşması veya güçleşmesini önlemek amacıyla, geçici hukuki koruma işlemleri kapsamında geliştirilen ihtiyati tedbir yöntemini düzenlemekte olup; ihtiyati tedbire esas olan bir hakkın bulunması ve bir ihtiyati tedbir nedeninin ortaya çıkması da tedbir kararı verilebilmesinin temel koşullarındandır.

Buna göre maddede sayılan bu iki husus hem ihtiyati tedbir verilmesi için varlığı gereken şartlardandır hem de bu kararın gerekçesidir. Bu şartların varlığı halinde ihtiyati tedbir kararı talep edilebilecek ve ihtiyati tedbir kararı verilebilecektir. Kanunun lafzında verilebilir hükmü yer aldığından bu şartların varlığı başlı başına ihtiyati tedbir kararı verilmesi sonucunu doğurmayacaktır. Zira bu husus hâkimin takdirine bırakılmıştır. Hâkim, ispat kuralları çerçevesinde gerekli incelemeleri yaparak kanunda belirtilen olumsuz, sakıncalı, zararlı ihtimalin var olduğu kanaatine varırsa ihtiyati tedbir kararı verebilecektir.

HMK'nun 390/3 maddesine göre tedbir talebi eden taraf, öncelikle tedbir istemine ilişkin dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak yasal delillerle ispat etmek zorundadır.

Burada sözü edilen ispatın ölçüsü ise, yaklaşık ispat kuralına göre belirlenir. Yaklaşık ispat kuralının uygulanmasında iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğruluğunun kabul etmekle birlikte, aksinin mümkün olduğu ihtimalini de gözetmelidir. Bu nedenle ihtiyati tedbire karar verilirken haksız olma ihtimali de dikkate alınarak talepte bulunandan kural olarak teminat alınır. Kanun koyucu, ihtiyati tedbir hakkında karar verecek olan Hakime geniş bir taktir alanı bırakmış ise de, Hakim her somut olayda, ihtiyati tedbir şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğini dikkatlice incelemeli ve hangi yasal sebebe ve hangi somut duruma göre, ihtiyati tedbir kararı verdiğinin kararında belirtilmedir, ihtiyati tedbir şartları mevcut değilse kanunun ön gördüğü ölçüde ispat edilememişse, veya yaklaşık da olsa ispatı yargılamayı gerekiyorsa ihtiyati tedbir isteminin reddine karar verilmelidir.

Mahkememizin 05/06/2026 tarihli ara kararında; İstanbul İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, ... ... pafta, ... ada, ... parselde kain ... bodrum kat , zemin katve ... normal kattan oluşan B blok taşınmazın 3. kişilere devrini ve taşınmaz üzerinde 3. kişiler lehine ayni veya şahsi hak tesisini önlemek üzere teminat karşılığında dava konusu taşınmaz hakkında taşınmazın davalı üzerine kayıtlı olması şartıyla ihtiyati tedbir konulmasına, 2-Davacı vekili tarafından 2.000.000,00 TL teminat mektubu sunulmuş ve bu aşamada yeterli görülmekle, ihtiyati tedbir kararının bir örneğinin ilgili tapu dairesine gönderilmesine ve infazına, şeklinde ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verilmiş olup, Davalı vekilinin 09/06/2026 tarihli dilekçesi ve mahkememizin 03/07/2026 tarihli duruşmasındaki beyanları değerlendirilmiş olup dosya kapsamına göre mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen imkansız hale gelebileceği veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğabileceği dikkate alınarak mahkememizin 05/06/2026 tarihli ara kararındaki gerekçelerdeki hususlar yönünden tersi bir kanaat oluşmadığından davalı vekilinin ihtiyati tedbire itirazının reddine karar verilerek aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur ..." gerekçesiyle, ihtiyati tedbire itirazın reddine karar verilmiştir.

Bu ara karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;

Davacının tüm taleplerinin mesnetsiz olması nedeniyle tedbir talebinin reddi gerektiğini, davacının, dava dışı arsa sahipleri ile ... .... Noterliğinin ....08.2017 tarih ve ...yevmiye numaralı satış vaadi sözleşmesi imzaladığını, bu sözleşme kapsamında arsa maliklerince kendisine verilen ... ... ... pafta ... ada ... parselde bulunan 2 bodrum kat, zemin kat ve ... normal kattan oluşan taşınmazların kat irtifaklı bütün bağımsız bölümlerini müvekkiline satmayı vaad ettiğini ve öncesinde müvekkili şirketin ortağı ve yetkilisi ... ile 19.11.2019 tarihli satış vaadi sözleşmesi imzaladığını, tarafların daha sonra aynı taşınmaz ile ilgili olarak sözleşmeye sadece ''iskan alma mükelelfiyeti de davcacı yükleniciye ait olacaktır'' hüküm eklenmek sureti ile yeni bir sözleşme imzaladıklarını, müvekkilinin bu sözleşmeye göre satış bedelini eksiksiz olarak davacıya ödeyerek taşınmazın tapusu davacıdan 09.01.2020 tarihinde tapuda aldığını, ancak davacının sözleşmedeki edimlerini yerine getiremeyerek taşınmazları tamamlamadığını ve taahhüt etiği tarihte taşınmazı müvekkiline teslim etmediğini, müvekkilince İstanbul Anadolu 20. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2022/64 D. İş sayılı dosyasında eksik işleri tespit ettirdiğini, eksiklerin giderilmemesi halinde yasal yollara başvurulacağının ... .... Noterliğinin 17.05.2022 tarihli ihtarı ile davacıya bildirildiğini, ihtara cevap vermeyen davacının eksiklikleri de gidermediğini ve taşınmazı fiili olarak müvekkiline teslim etmediğini, müvekkilinin de eksiklikleri tamamlamaya çalıştığını, harçları da ödeyerek iskanı aldığını, davacının bu haksız işlemleri nedeniyle davacı aleyhine İstanbul Anadolu 44. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2024/553Esas sayılı dosyasında geç teslimden kaynaklanan tazminat istendiğini, davada alınan raporlara itiraz edilmekle birlikte müvekkilinin asgari 2.486.411,10 TL alacağının belirlendiğini, tarafların tacir olması nedeniyle mahkemece görevsizlik kararı verildiğini, davacının da dava dilekçesinde bu davaya dayandığını ve bu dosyada alınan bilirkişi raporunun kesinleşmediğini, dava dilekçesindeki taleplerin anlaşılamadığını,

Satım bedelinin eksiksiz ödenmesi nedeniyle tapu iptali talebinin dayanaksız olduğunu, dava dilekçesinde bir yandan ödeme ile ilgili çelişkili beyanlarda bulunulduğunu, oysa bedelin eksiksiz ödendiğini, bu hususun resmi senette ikrar edildiğini, tapu devri sırasında alacağını almadığına ilişkin ihtirazi kayıt ileri sürülmediğini, paranın alınmadan bu ölçekte tapu devri yapılmasının mümkün olmadığını, müvekkiline satılan ve eksiklikleri giderilmeyen taşınmazın haricen satımından bir süre sonra, eksikliklerin kısmen giderilerek taşınmazların tüm satım bedelinin ödenmesi üzerine, resmi şekilde tapu devrinin davalı tarafından verildiğini, satış bedelini alan davacının artık tapu iptali davası açamayacağını, satıcının TBK'nın 235. maddesinde düzenlenen dönme hakkının bulunmadığını, cevap dilekçesinde tapu iptali ve tescil dışındaki taleplerine cevap verildiğini, ancak tapu yönünden tedbir verildiğinden bunun kaldırılması gerektiğini, İstanbul Anadolu 44.Asliye Hukuk Mahkemesinin dosyasına sunulan raporda müvekkilinin alacağının belirlenmesi, bakiye satım borcu bulunmamakla birlikte TBK'nın 235 uyarınca davacının bedelin ödenmediği ya sa eksik ödendiği iddiası ile tapu iptal ve tescil talebinde bulunmasının mümkün olmaması, karşısında HMK'nın 389.maddesinde belirlenen yaklaşık ispat koşulunun sağlanmadığını, kararın ölçülülük ilkesini ihlal ettiğini, somut bir gerekçe bulunmaksızın mülkiyet hakkının ihlal edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, aksi halde güncel değerin tespiti ile teminat alınması gerektiğini, yeni bir bina için belirlenen teminatın çok düşük olduğunu, buna rağmen teminata yönelik itirazın da mahkemece dikkate alınmadığını, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu ara kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, itirazın reddine dair ara kararın kaldırılmasına ve ihtiyati tedbire itirazın kabulü ile ihtiyati tedbirin kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE

Dava, taraflar arasında imzalanan satış vaadi sözleşmesi kapsamında tapuda devir edilen ... ..., ... ada, ... parselde kayıtlı kat irtifaklı bağımsız bölümlerin tapusunun iptali ile davacı adına tescili, olmadığı takdirde bakiye satım bedeli, davalı tarafından yapılan imalat bedeli, ödenmeyen iki çek bedeli toplamı 2.625.000 TL'sinden şimdilik 100.000 TL'sinin davalıdan tahsili istemine ilişkindir.

İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında verilen 06.05.2026 tarihli ara kararla ihtiyati tedbir talebinin kabulü ile dava konusu taşınmazların üçüncü kişilere devir ve temlikinin 2.000.000 TL teminat karşılığı durdurulmasına karar verilmiş; davalı vekilinin bu ara karara yönelik itirazı 03.07.2026 tarihli ara kararla reddedilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.

Tarafların sunduğu dava ve cevap dilekçesinden, davacı ile davalı şirket arasında düzenlenen tarihsiz satım vaadi sözleşmesi kapsamında, davacının inşa ettiği ... ada, ... parseldeki B blok binanın tamamının davalıya satışına ilişkin esaslar düzenlenmiştir. Sözleşmenin 4.maddesinde satış bedeli 12.300.000 TL olarak belirlenmiştir.

Tapu devrinin 21.12.2019 tarihinde yapılacağı belirlenmiştir. Sözleşmenin ....maddesinde ise ödeme şekli düzenlenmiştir. Dosya kapsamındaki beyan ve belgelerden davacının, taşınmazı 09.01.2020 tarihinde davalıya tapuda devrettiği anlaşılmaktadır. Davacı dava dilekçesinin ihtiyati haciz talebi başlıklı kısmında, ihtiyati haciz veya ihtiyati tedbir kararı verilmesini istemiş, dilekçenin sonu kısmında ise ihtiyati haciz kararı verilmesini, olmadığı takdirde taşınmazın tapu kaydına davalıdır şerhi konmasını istemiştir.

Görüldüğü gibi dava dilekçesinde açık bir şekilde dava konusu taşınmazların üçüncü kişiye devrinin önleyecek şekilde bir ihtiyati tedbir kararı verilmesi talep edilmemiştir. HMK'nın ... vd. maddelerinde yargılamaya hâkim olan ilkeler belirlenmiş olup bu ilkeler arasında "taleple bağlılık ilkesi" düzenlenmiştir. Ancak dilekçenin içeriğinden, davalının tedbirin niteliğini ve talebin aşıldığına yönelik bir itirazının bulunmadığı anlaşılmakta olup bu husus eleştirilmekle yetinilmiştir.

İlk derece mahkemesi HMK'nın 389 ve 390. maddesinde belirlenen ihtiyati tedbir koşulları değerlendirilmiş ve teminat alınmıştır. Alınan teminatın yetersizliğinden söz edilmiş ise de taraflarca beyan edilen sözleşmedeki değer üzerinden teminat alındığı, yargılamanın ilerleyen aşamalarında taşınmazların dava tarihindeki değerinin belirlenmesinden sonra, davalı tarafından yapılacak talep üzerine mahkemece ihtiyati tedbir kararına esas teminatın HMK'nın 395.maddesine göre değerlendirileceği açıktır. Mahkemenin ara kararı tarihi itibariyle değer konusunda bir açıklık bulunmadığından, istinaf başvurusu bu yönüyle yerinde görülmemiştir.

HMK'nın 389. maddesi uyarınca mevcut durumda meydana gelebilecek bir gelişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. Aynı Kanun'un 391. maddesine göre, mahkeme, tedbire konu olan mal veya hakkın muhafaza altına alınması veya bir yediemine tevdii ya da bir şeyin yapılması veya yapılmaması gibi sakıncayı ortadan kaldıracak veya zararı engelleyecek her türlü tedbire karar verebilir.

Davacı ve davalı vekili taraflar arasındaki satım sözleşmesinin, yerin tapuda resmi şekilde devir edildiği olgusunu kabul etmektedirler. Bu durumda yerin satım vaadi sözleşmesi kapsamında davalıya satılarak teslim edildiği açıktır.Uyuşmazlık bedelin tam olarak ödenip ödenmediği ve ödenmemiş ise bu durumun tapunun iptalini gerektirip gerektirmediği veya tapu iptal talebi yerinde görülmezse, davalının borcu bulunup bulunmadığı noktasındadır. Dava ve cevap dilekçesinde belirtilen ve tarafların İstanbul Anadolu 46. Hukuk Mahkemesinin 2024/934 Esas sayılı dosyası ve 44. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2024/553 Esas sayılı dosyaları ve bu dosyalarda alınan bilirkişi raporları, sunulan sözleşme ve ödeme belgelerine göre dönme hakkının bulunup bulunmadığı hususun esaslı yargılamayı gerektirdiği anlaşılmaktadır.

Bu durumda, ihtiyati tedbir kararı verilmesi için yaklaşık ispat ölçüsünde kanıt bulunduğuna ilişkin tespit ve değerlendirme yerinde olup, dava tarihindeki haraca esas değerin tespiti hâlinde mahkemenin teminatı yeniden değerlendirmesi mümkün olduğundan, davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvuru nedenlerinin esastan reddine karar vermek gerekmiştir.

Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 ve 394/son maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, aleyhine ihtiyati tedbir kararı verilen davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir.

KARAR: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;

1-HMK'nın 353/1.b.1 ve 394/son maddeleri uyarınca, aleyhine tedbir kararı verilen davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,

2- Davalı vekili tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye irat kaydına,

3-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,

...-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;

HMK'nın 353/1.b.1 ve 391/3 maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 22.10.2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/2007, K. 2026/1866, T. 22.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-2007-e-2026-1866-k-67ef884a4384