Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/90 E. 2026/84 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/90
- Karar No
- 2026/84
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 41. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/90 - 2026/84 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 41. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2026/90 KARAR NO : 2026/84 (İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİ)
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 12/02/2024 NUMARASI : 2023/202 E. - 2024/62 K. DAVACI : VEKİLLERİ : Av. Av. DAVALI : 1- VEKİLİ : Av. DAVALI : 2 - VEKİLİ : Av. DAVANIN KONUSU : Marka 2023-M-1626 Sayılı YİDK Kararı İptali-Hükümsüzlük
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 12/02/2024 tarih ve 2023/202 E. - 2024/62 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, davalı gerçek kişinin 2020/123320 sayılı "..." ibareli markanın 41. sınıfta tescili başvurusuna yönelik müvekkilinin itirazlarının, davalı Kurum tarafından reddedildiğini, oysa davalının başvurusu ile müvekkiline ait "..." ibareli markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, müvekkilinin markasının tanınmış olduğunu ve başvurunun kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, YİDK'nın 2023-M-1626 sayılı kararının iptalini ve tescil edilmiş olması halinde diğer davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ...vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalı gerçek kişi, müvekkilinin markasının esas unsurları itibariyle görsel ve işitsel olarak davacının itiraza dayanak markalarından farklı olduğunu, müvekkilin "..." ibareli logosunun turuncu bir çerçeve içerisindeki mavi zemin üzerine yazılı "..." ibaresi ile bu ibarenin içindeki "p" ve "d" harflerinin özgün bir yaratıcılık ile küçük bir karınca figürü şeklinde tasarlandığını, davacının markalarının hiç birinde bu şekilde bir karınca figürünün yer almadığını, müvekkiline ait markanın logosundaki renk tonlamalarının dahi davacı tarafın hiçbir markasında mevcut olmadığını, davacının markalarının asli unsurunu oluşturan "..." ibaresinin zayıf karakterli olduğunu, sektör tüketicisinin "..." kelimesini gördüğünde davacı tarafın iddia ettiği gibi "..." markalarını anımsamayacağını, zayıf karakterli bir sözcüğü marka olarak seçen kişinin aynı kelimenin başkalarının markaları içinde kullanılmasına katlanmak zorunluluğunun bulunduğunu, bu itibarla markalar arasında benzerlik olmadığını, bitişik biçimde yazılan "..." ibaresinden oluşan müvekkilinin markasında "..." ibaresinin bulunmasının kötü niyet için yeterli olmadığını ve müvekkilinin markası 41. sınıfta iken davacının görsellerini sunduğu markaların 6 ve 9. sınıflarda hizmet verdiğini ileri sürerek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davalının "..." ibareli marka başvurusu ile davacıya ait "... /..." ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, davacının başvuru üzerinde SMK 6/3 maddesi anlamında önceye dayalı kullanım ve gerçek hak sahipliğinin kanıtlanmadığı, taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK 6/4-5 maddesindeki tanınmışlık koşullarının oluşmadığı ve başvurunun kötü niyetle yapıldığına dair bir kanıt sunulamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkiline ait "..." markalarının kullanım sonucu ayırt edicilik kazanmış seri marka niteliğinde olduğunu, dolayısı ile "..." ibaresinin müvekkili ile özdeşleştiğini, toplumun tamamı tarafından bilinen bir seri marka olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE: Dava, Marka 2023-M-1626 Sayılı YİDK Kararı İptali-Hükümsüzlük istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, "..." kelimesinin doğrudan ... telefonu ibaresi yerine kullanıldığı, "..." ibareli markaların da tüketicide ... telefonu aracılığıyla erişilebilen bir hizmete ilişkin olduğu algısını oluşturduğu, "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük olması nedeniyle yeterli ayırt ediciliğin sağlanması halinde herkesçe kullanılabileceği, somut uyuşmazlıkta da dava konusu başvurunun, davacının "..." ve "..." ibareli markalarından yeterince farklılaştığı, dava konusu başvuru ile davacının itiraza mesnet markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 30/11/2022 tarih ve 2021/4488 E.- 2022/8514 K. sayılı ilamında "..." ibaresinin, 19/12/2022 tarih ve 2021/5323 E.-2022/9208 K. sayılı ilamında "..." ibaresinin davacının "..." esas unsurlu markalarıyla benzer bulunmadığı, yine "..." ibareli başvuruyu davacının "..." ibareli markaları ile benzer gören Ankara 4. FSHHM'nin 2017/178 E.-2018/353 K. sayılı kararının, Dairemizin 2019/42 E.-2020/438 K. sayılı ilamında belirtilen, markaların SMK'nın 6/1 maddesi anlamında benzer olmadığı gerekçesiyle kaldırılarak davanın reddine karar verildiği ve Dairemizin anılan kararının Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2020/7029 E. - 2022/1579 K. sayılı ilamı ile onandığı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2023/4477 E. - 2024/1977 K. sayılı ilamında da "..." ibareli başvuru ile davacının "..." ibareli markasının benzer bulunmadığı ve taraf markaları benzer olmadığından tanınmışlığın somut uyuşmazlığa bir etkisinin bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 427,60-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 304,40-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 15/10/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 16/10/2026
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.