Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/88 E. 2026/82 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/88
- Karar No
- 2026/82
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 41. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/88 - 2026/82 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 41. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2026/88 KARAR NO : 2026/82 (İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİ)
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 05/12/2022 NUMARASI : 2022/100 E. - 2022/341 K. DAVACI : VEKİLİ : Av. DAVALI : 1 - DAVALI : 2 - VEKİLİ : Av. DAVANIN KONUSU : Marka ile İlgili Kurum Kararlarının İptali
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 05/12/2022 tarih ve 2022/100 E. - 2022/341 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekilince istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davalı şirketin 2020/75450 sayılı "..." ibareli markanın 04 ve 35. sınıflarda adına tescili başvurusuna yönelik müvekkilinin itirazlarının, davalı Kurum tarafından reddedildiğini, oysa davalının başvurusu ile müvekkiline ait "..." ibareli markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, müvekkilinin tescilsiz kullanıma dayalı hak sahipliğinin olduğunu, davalının markasının müvekkiline ait ticaret unvanını içerdiğini, müvekkilinin markasının tanınmış olduğunu ve davalı başvurusunun kötü niyetli bulunduğunu ileri sürerek, YİDK'nın 2022-M-1382 sayılı kararının iptalini ve tescil edilmiş olması halinde diğer davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalı şirket cevap vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, "..." ibareli marka başvurusu ile davacıya ait "..." ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, davacının başvuru üzerinde SMK 6/3 maddesi anlamında önceye dayalı kullanım ve gerçek hak sahipliğinin kanıtlanmadığı, taraf marka işaretleri benzer olmadığından SMK 6/5 maddesindeki tanınmışlık koşulunun gerçekleşmediği, davacının SMK 6/6 maddesi anlamında ticaret ünvanı dahil diğer fikri ve sınai mülkiyet hak iddiasının ispatlanmadığı ve SMK 6/9 maddesi anlamında kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiasının somut olarak ortaya konulamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, Bilirkişi heyetince taraf markaları arasında 04. sınıf mallar ile 35. sınıftaki bir kısım hizmetler yönünden emtia benzerliğinin gerçekleştiği yönünde rapor düzenlemiş ise de, bu karşılaştırmanın müvekkilinin itiraza dayanak yaptığı bütün markalar yerine en geniş kapsamlı iki marka üzerinden yapıldığını, gerçekte davaya konu marka kapsamında bulunan bütün mal ve hizmetler yönünden emtia benzerliğinin gerçekleştiğini, bu hali ile bilirkişi raporunun eksik olup mahkemece eksik rapora dayalı olarak karar verildiğini, aynı şekilde bilirkişi heyetinin marka işaretleri yönünden yapmış olduğu değerlendirmenin de hatalı olduğunu, zira "... " şeklindeki marka başvurusunun özel koruma altında bulunan ve tanınmış marka olarak kabul edilen T/03067 sayılı "..." ve müvekkilinin diğer markaları ile ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, davaya konu markada "..." ibaresinin ön planda olup markalarda yer alan üç harfin aynı dizilime sahip olduğunu, bilirkişi raporunda belirtildiğinin aksine ortada olan D/T harf farklılığının markaları birbirinden ayırt etmek için yeterli olmadığını, özellikel baştaki iki harfin aynı olmasının markaları görsel ve işitsel olarak ayırt edilemeyecek derecede benzer yaptığını, bütünsel açıdan değerlendirmede de markalar arasındaki biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle sescil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede benzerlikler aşikar iken yerel mahkemenin marka işaretleri arasında benzerlik olmadığı kanaati haksız ve mesnedsiz olduğunu, bu hali ile davaya konu markanın müvekkilinin seri markası olarak algılanacağını, markalar arasındaki benzerliğin yanı sıra müvekkilinin markasının ilgili sektörde uzun yıllardan beri kullanılmaya bağlı olarak tanınmış marka vasfında bulunduğunu, tanınmış markanın aynı ya da benzeri ibarelerin, hangi sınıfta olursa olsun tescilinin mümkün olmadığını, müvekkil tanınmış ... ve yine seri markalarına ayniyet derecesinde benzer davalı "..." markasının müvekkilin tanınmışlığından haksız istifade etme ve tanınmış ... markalarının serisi arasına sızma amacında olduğunu ve ayrıca bu amaçla yapılan başvurunun kötü niyetli olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE: Dava, Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali) istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, düz yazı ile oluşturulmuş davaya konu markanın tertip tarzında ilk heceyi oluşturan "..." ile ikinci heceyi oluşturan "..." arasında dişli içinde yağ damlasını andırır bir şekil unsurunun bulunduğu, bilirkişi raporunda belirtildiği üzere şekil unsurunun kelime unsuru kadar ön planda olduğu, taraf markalarının her ikisininde kısa kelimelerden oluşması karşısında ortadaki D/T harf farkının genel izlenimi değiştirdiği, dolayısı ile bütünsel algıda davaya konu markanın davacının itiraza dayanak "..."markalarından farklılaştığı ve oluşan bu farklılıklar sonucunda taraf markaları arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında iltibas ihtimalinin bulunmadığı, taraf markaları benzer olmadığından davacının markasının tanınmışlığının sonuca bir etkisinin olmadığı ve başvurunun kötü niyetle yapıldığının somut olgular ile ortaya konulmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 427,60-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 304,40-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 15/10/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 15/10/2026
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.