Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2025/5783 E. 2026/5016 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/5783
- Karar No
- 2026/5016
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1697 E., 2025/1240 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ayvalık 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/326 E., 2023/61 K.
Dava, vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmazsa bedel istemine ilişkindir.
Davacı vekili; müvekkili ...’ın uzun süre önce Almanya'ya yerleştiğini ve halen Almanya'da ikamet ettiğini, davalılardan ...’ın müvekkilin eşinin yeğeni olduğunu, kendisine çok güvendikleri için davalı ...'a Türkiye'deki gayrimenkullerin vergilerinin ödenmesi, kiralanması ve Türkiye'de planladıkları yatırımların hayata geçirilmesi maksadıyla genel yetkili bir vekaletname verdiklerini, ...'ın gayrimenkul danışmanlığı yapıyor olması, bu konuda mesleğin getirmiş olduğu tecrübelerden faydalanabileceği hususu müvekkil açısından vekaletname verme kaygısını azalttığını, ancak ... tamamen kendi çıkarları doğrultusunda müvekkilin malvarlığı üzerinden kazanç sağlama kastıyla hareket ederek ve yatırım vaatleri ile müvekkili aldatarak vekaletname aldığını, müvekkilinin maliki olduğu taşınmazları, bilgisi, talimatı ve rızası olmadan sattığını, vekalet görevini kötüye kullanarak üçüncü kişilerden almış olduğu bedelleri müvekkile ödemediğini, gayrimenkullerin düşük bedeller karşılığında satıldığını ve bedellerinin ödenmediğinden haberdar olması üzerine hemen vekillikten azlettiğini, davalı ... için müvekkil ..., eşi ... ve eşinin kardeşi ... tarafından dolandırıcılık, vekalet görevinin kötüye kullanılması nedeniyle hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu, vekilin asli görevinin, üstlendiği edimi vekil edenin çıkarına uygun ve dürüstlük kuralları çerçevesinde özen ve sadakat borcuna göre yerine getirmesi ve hesap vermek zorunda olması olduğunu, buna mukabil davalının yetkisini kötüye kullanma suretiyle müvekkilini zarara uğratma kastıyla hareket ederek müvekkilinin maliki olduğu; Balıkesir ili, ... ilçesi, ... köyü 200 ada, 15 parsel sayılı taşınmazı davalı ... ’ya sattığını, adı geçen davalının da kısa bir süre sonra davalı ...’e satış yaptığını, söz konusu satış bedellerinin rayiç değerin çok altında olduğunu, davalıların fikir ve eylem birliği içerisinde olup iyiniyetli olmadıklarını ve iktisaplarınının hukuken korunamayacağını beyanla tapu kaydının iptali ile taşınmazın müvekkili adına tapuya kayıt ve tesciline, bu talepleri kabul görmez ise davaya konu taşınmazın rayiç bedelinin davalılardan tahsiline dair karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili; dava dilekçesindeki iddaiların doğru olmadığını, davacının bilerek ve isteyerek satış yetkisine havi vekâletname verdiğini, kaldı ki iddia olunduğu gibi vergi ödemesi için vekâlet vermeye gerek dahi olmadığını, noterde çalışanının davacının eşininin yakın arkadaşı olduğunu, noterin görevini ihmal edeceğinin kabul edilemez olduğunu, yaklaşık kırk yıldır Almanya’da yaşayan davacının bilgisiz ve tecrübesiz biri olmadığını, sosyal hayatın içinde aktif bir insan olup Almanyada da gayrımenkul işi ile iştigal ettiğini ve vekaletin kapsam ve mahiyeti hakkında pek alâ bilgi sahibi olduğunu, dava konusu gayrımenkulün emlak vergilerini 2014 yılına kadar ödeyen davacının bu tarihten sonra ödemeyişinin dahi satıştan haberdar olduğunu gösterdiğini, davacının satış bedelini de tahsil ettiğini, müvekkilinin gayrımenkul işiyle iştigal ettiğini, davacılarla birlikte yatırım da yaptıklarını ve aralarında çok fazla para alış verişinin olduğunu, davacının, ortada bir ibralaşma olmamasını kullanarak müvekkilden haksız kazanç temin etmek gayesinde olduğunu beyanla davanın reddini savunmuştur.
Davalı ... vekili; davanın hak düşürücü sürede açılmadığını, zira davalının iradesinin fesada uğradığını en geç azilname tarihinde öğrenmiş olduğunun kabulü gerektiğini, müvekkilinin son derece saygın bir iş yaşamı olup dava konusu taşınmazı da tamamen yatırım amacıyla satın aldığını,davacının asılsız ithamları nedeniyle manevi tazminat hakkının saklı olduğunu, davalı ...’ı satım işine aracılık eden emlak komisyoncusu vasıtasıyla tanıdığını ve öncesine ilişkin herhangi bir tanışıklığı bulunmadığını, davacının aksi yöndeki iddialarının doğru olmayıp vekilin vekâlet görevini kötüye kullandığını bilmesinin mümkün olmadığını, müvekkilimin iyiniyetli üçüncü kişi konumunda olup iktisabının kanun gereği korunması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı ...; davalı ... isimli kişiyi hiç tanımadığını, diğer davalı ...’i ise sadece satış işlemi münasebetiyle tanıdığını ve öncesine ilişkin bir tanışıklığının bulunmadığını, davacının iddia ettiği gibi davalılarla birlikte hareket etmesi gibi bir durumun söz konusu olmadığını, dava konusu taşınmazı iyi niyetli olarak taşınmazı gerçek piyasa değeri üzerinden satın aldığını ve bedelini ödediğini, iyi niyetli olması nedeniyle vekil olan davalı hakkında vekâlet görevinin kötüye kullanılması yönündeki iddialarının tarafına yöneltilemeyeceğini beyanla davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosya içeriğine göre davalı ...'in eşi tarafından taşınmazın alımı için 09.06.2014 tarihinde satış bedeli olarak 250.000,00 TL'yi o dönemdeki taşınmaz maliki davalı ... 'nın hesabına ödendiği, diğer davalı ... 'nın 14.12.2012 tarihinde satın aldığı taşınmazın bedelini vekil ...'a çek ile ödediği, taşınmazı emlakçı olarak bulunan ve Mahkemece dinlenen ...'ın aracılığı ile satın aldığı, dinlenen tüm tanık beyanları ve bedellerin banka kanadıyla ödenmesi dikkate alındığında satışların her ikisinin de gerçek bir satış olduğu, davalı ... ve ...ün kötü niyetli olduğunun davacı tarafça ispat edilemediği anlaşılmakla tapu iptal ve tescil talebinin yerinde olmadığı, bedel tazmini talebi yönünden davalı ...'ın satış bedelinin davacıya ödediğini yazılı bir delille ispat etmesi gerektiği, dosya kapsamında yazılı delil bulunmadığından davalı ...'ın satış bedelinin davalıya ödediğini ispat edemediği anlaşıldığından dava konusu taşınmazın ilk satış tarihindeki gerçek değeri olan 150.177,00 TL'nin yasal faiziyle birlikte davalı ...'dan tahsiline, diğer davalılar bakımından tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından ayrı ayrı istinaf edilmekle Bölge Adliye Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve saysı belirtilen kararı ile; davalı vekilin davaya konu taşınmazı vekâleten diğer davalı ilk el maliki ...'ya satış sureti ile temlikinde satış bedelini davacıya verdiğini dosya kapsamında ispat edemediği sabit olup vekâlet yetkisini kötüye kullandığı, taşınmazı davalı vekilden temlik alan ilk kayıt maliki davalı ... ile taşınmazı ...'den satın alan son kayıt maliki davalı ...'ün ise taşınmazın tasarruf tarihlerindeki keşfen tespit edilen rayiç değerinin üzerinde bedel ile yapmış oldukları ödemeleri dosya kapsamında ıspat ettikleri ve vekil ile iş ve eylem birliği içerisinde oldukları dosya kapsamında ispat edilemediği anlaşılmakla Yerel Mahkemece yazılı şekilde karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçeleriyle davacı vekili ve davalı ... vekillerinin yerinde görülmeyen istinaf başvurularının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/1.b.1. maddesi uyarınca ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından reddedilen tapu iptali tescil talebi yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
-KARAR-
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama kuralları ve kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un/HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı 116,60 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 18.06.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.