İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/662 E. 2026/700 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/662
Karar No
2026/700
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2024/662 KARAR NO : 2026/700

DAVA : İtirazın İptali DAVA TARİHİ : 29/08/2024 KARAR TARİHİ : 25/09/2026

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili banka ile davalı arasında 01/06/2021 tarihinde Maaş ödemeleri protokolü, 10/08/2021 tarihinde ek protokol ile Maaş protokolünün 09/07/2024 tarihine kadar geçerli olacağının kararlaştırıldığını ve ayrıca 09/07/2021 tarihli ek protokol akdedildiğini, yapılan protokol uyarınca kuruşulun belirli bir süre boyunca belirli bir sayıda personele ait maaş ödemelerinin protokoldeki banka aracılığı ile yapılmasını, bunun karşılığında da banka tarafından kuruluşa promosyon ödemesi yapılmasının kararlaştırıldığını müvekkili bankanın promosyon ödeme yükümlülüğünü gerçekleştirmiş olmasına rağmen davalının maaş protokolü ile belirlenen yükümlülüğüne aykırı davranarak personel maaş ödemelerini protokol süresi içinde protokol hükümlerine aykırı şekilde feshettiğini, tektaraflı fesih nedeniyle banka aracılığıyla maaş ödemelerinin yapılması koşuluyla davalıya yapılan promosyon bedellerinin müvekkili bankaya iadesinin gerektiğini, davalı tarafa sözleşmede belirlendiği üzere cezai şart bedeli ile kıstelyevm olarak hesap edilen promosyon bedeli toplamı alacak kalemlerinden oluşan tutarın ... 2. Noterliği'nin ... tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile talep edildiğini ancak davalı tarafından ödeme yapılmadığını, bu kapsamda davalıya ödenen 638.333,00 TL'lik promosyon bedelinin kıstelyevm hesabına göre hesaplanan tutar ile maaş protokolünün 5. Maddesinde belirlenen cezai şart bedelinin davalıdan tahsili amacıyla ... Banka Alacakları İcra Dairesi'nin ...esas sayılı dosyası ile takip başlattıklarını ancak davalının itirazı üzerine takibin durduğunu, arabuluculuğa başvurduklarını ancak anlaşamadıklarını, davanın kabulü ile itirazın iptalini, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasını talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davanın hak düşürücü süre içerisinde ikame edilmemesi nedeniyle zamanaşımından reddinin gerektiğini, müvekkili şirketin ekonomik şartlar sebebi ile ilave promosyon talep ettiklerini ancak banka tarafından bu hususun kabul edilmediğini, imzalanan protokol süresi içerisinde müvekkili şirketin ekonomik olarak sıkıntı yaşadığını ve protokollerin müvekkili şirketi tarafınca uygulanabilirliğinin kaybolduğunu ve müvekkiline yük olduğunu, protokol hükümleri ticari teamüllerini karşılamadığını, karşılıklı edimler arasında aşırı bir orantısızlık söz konusu olduğunu, bu nedenle sözleşmede tarafların edimlerindeki aykırılığın giderilebilmesi için 07/05/2023 tarihli ihtarname ile davacıdan promosyon ilave talep edildiğini ancak davacı bankanın ... 2. Noterliği'nin ... tarih ve ... yevmiye no.lu ihtarnamesi ile müvekkili şirketlerin protokolde belirtilen hükümlerine ilave promosyon talep hakkının olmadığını bildirir ihtarname keşide edildiğini, müvekkili şirket ile davacı arasında akdedilen sözleşmeye göre belirtilen personelden daha fazla işçi çalıştırıldığını ve bankaya daha fazla maddi kazandırım olduğunu, protokol haklı sebeplerle feshedildiğinden cezai şartın şartlarının oluşmadığını, taraflarca akdedilen sözleşmenin son bir yıllık süresini kapsayan promosyon iadesinin yapılacağının davacıya bildirildiğini ancak davacı banka tarafından kötü niyetli olarak IBAN bildirilmediğini, davanın reddini, aksi halde cezai şartın indirilmesine karar verilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını talep ve dava etmiştir. DELİLLER : Dosyada delil olarak; dava dilekçesi ve ekleri, cevap dilekçesi ve ekleri, sözleşme, protokoller, ihtarnameler, ödeme dekontları, ... Banka Alacakları İcra Müdürlüğü'nün ...esas sayılı dosya Uyap mündericatı, arabuluculuk tutanağı, bilirkişi kök ve ek raporları ve tüm dosya kapsamı... Dava, önce ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce 04/09/2024 tarihli .. Esas ... Karar sayılı kararı ile dosyanın banka ihtisas mahkemelerine gönderilmesine karar verdiği ve davanın mahkememize tevzi edildiği anlaşılmıştır. Dava konusu ... Banka Alacakları İcra Dairesi'nin ...Esas sayılı dosyası icra takip dosyasının incelenmesinde; Davacı banka tarafından davalı aleyhine promosyon ve cezai şart alacağından kaynaklı alacağın tahsili amacıyla davacı- alacaklı banka tarafından davalıya karşı toplam 1.503.133,90-TL alacak üzerinden 05/10/2023 tarihinde ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davalı -borçluya 11/10/2023 tarihinde tebliğ edildiği, davalı -borçlunun da 06/10/2023 tarihinde, borca ve tüm ferilerine itirazı üzerine icra takibinin durduğu anlaşılmıştır. Taraf delilleri toplanmış, dava konusu icra dosyası uyap kayıtları dosyamız arasına alınmış, dava konusu sözleşmelere ilişkin tüm kayıt ve belgeler celp edilmiş, Mahkememizce bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Mahkememizce bankacı bilirkişi ...ve banka hukukçusu bilirkişi ...'dan alınan 26/11/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "01.06.2021 tarihli Maaş Protokolünde iadeye konu olacağı kabul edilen promosyon alacağı ve ceza-i şart alacağı ile bu alacakların faizi için ödenecek BSMV'nin davalı firmaya ait olacağına ilişkin bir düzenlemeye rastlanmadığı, BSMV'nin yükümlülünün 6802 sK'nun 30.maddesine göre Banka olmasına bağlı olarak alacağın hesaplanmasında BSM'ye yer verilmediği, davacının promosyon ve cezai şart alacağını talep ettiği 25.05.2023 tarihinde 3095 sayılı kanunun md.2/f.2'ye göre alacağa işletilecek avans faiz oranının %10,75 olarak tespit edildiği, takibin yapıldığı tarihten itibaren ise alacak aslına %31,5 oranında ticari avans faiz oranının istenebileceği, davacının ... Banka Alacakları İcra Müdürlüğü'nün ...E. sayılı dosyası ile talep ettiği alacak ile hesaplanan ve talep edebileceği alacağın takip tarihi itibarı ile 1.309.351,19 asıl alacak, 50.132,01 TL faiz, 383,30 TL masraf olmak üzere toplam 1.334.820,91-TL olarak tespit edildiği, " şeklinde rapor ibraz edilmiştir. Mahkememizce bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiş ve davalının ticari defterleri üzerinde gerekli inceleme yapılarak 17/05/2023 tarihi itibariyle davalının ekonomik durumunun ne olduğu, talep edilen cezai şartın davalının ekonomik mahvına neden olup olmayacağı ve maaş protokolü kapsamında yapılan ödemeler de dikkate alınarak gerekli incelemenin yapılması için dosyanın bilirkişiye tevdiine karar verilmiştir. Mahkememizce SMMM bilirkişi ...'ndan alınan 29/07/2026 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "Davacı banka ile davalı ... Şti. ve dava dışı ... Şti. ve ...Tic. Ltd. Şti. arasında 01.06.2021 tarihinde imzalanan Maaş Ödemeleri Protokolü bulunduğu, davacı banka ile davalı ve dava dışı şirketler arasında 10.08.2021 tarihinde imzalanan Ek Protokol ile; Protokol başlangıç tarihinin 09.07.2021 olarak ve bitiş tarihinin 09.07.2024 olarak değiştirilmiş olduğu, davacı banka tarafından 13.08.2021 tarihinde davalı ... Ltd. Şti. hesabına maaş promosyon ödemesi olarak 589.646,89 TL tutarının ödenmiş olduğu, (Vergiler dahil 638.333,00-TL), davacı banka tarafından keşide edilen ... 2. Noterliğinin ... tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davalı şirkete ve dava dışı iki şirkete; protokolün 3.3 maddesi ile; protokol süresi boyunca kararlaştırılana ilave olarak herhangi bir şekilde promosyon bedelinin arttırılmasını talep hakkı olmadığının kabul edildiği, 09.07.2021 tarihli Protokol ile taahhüt edilen yükümlülüklerin yerine getirilmemesi sebebiyle Protokolün 3.2 maddesi gereği ihtarname tarihi itibarıyla kistelyevm olarak hesaplanan 179.308,00 TL promosyon iadesi ve 5.madde gereği 1.500.000,00 TL olmak üzere toplam 1.679.308,00 TL fesih bedelinin ödenmesi gerektiği nin ihtar edilmiş olduğu, İhtarnamenin e- tebligat mazbatasında; davalı şirkete 25.05.2023 tarihinde teslim edilmiş olduğu, tebliğ tarihinin 30.05.2023 olduğu, icra takibinde talep edilen 383,30 TL ihtarname masrafına ilişkin; ... 2. Noterliğinin... tarihli ... no.lu 1.149,90 TL tutarlı Noterlik makbuzu bulunduğu, davalı şirkete 1/3 oranında 383,30 tl ihtarname masrafı yansıtılmış olduğu, davalı şirketin 17.05.2023 tarihi itibarıyla kaydi değerlere göre mal varlığı bilançosundaki 311.135.351,37 TL aktif toplamının, 194.634.537,71 TL borçlar toplamını karşılayacak durumda olduğu, rapor içerisinde açıklandığı üzere, Protokol ile belirlenen şartlara göre; .... Banka Alacakları İcra Dairesi...E. sayılı dosyasında 05.10.2023 takip tarihi itibarıyla; 7.639,50 TL ... Promosyon Bedeli, 1.276.666,00 TL Cezai Şart Bedeli, 383,30 TL İhtarname Bedeli, 84.514,44 TL İşlemiş Faiz 30.05.2023-05.10.2023 arası 1.369.203,24 TL Toplam Alacak talep edilebileceği" şeklinde rapor ibraz edilmiştir. GEREKÇE : Dava, taraflar arasında akdedilen Maaş Ödemeleri Protokolü ve Ek Protokol uyarınca ödenen banka promosyon bedelinin, davalı tarafın haksız fesih sebebiyle "kıstelyevm" hesabı üzerinden iadesi talebine ilişkin alacak ve sözleşmeye aykırılık nedeni ile cezai şart istemine ilişkindir. Davacının ilgili icra dosyasındaki alacak iddiasının, davalı ile aralarında imzalanan kıstelyevm promosyon ve cezai şart sebebiyle kıstelyevm promosyon bedeli, cezai şart bedeli, ihtarname bedeli ve işlenmiş ticari avans faizinden ileri sürülen alacaklar yönünde olduğu görülmüştür. Davalının savunmasının ise, davanın süresi içerisinde ikame edilmemesi nedeniyle zamanaşımına uğradığı, davalı şirketin ekonomik şartlar sebebiyle ek promosyon talebinde bulunduğu, ancak davacı banka tarafından kabul edilmediği, sözleşmede kararlaştırılandan daha fazla işçi çalıştırıldığı, cezai şartın şartlarının oluşmadığı, biran için cezai şartın şartlarının oluştuğu düşünüldüğünde ise sözleşmenin 2 yıl uygulandığı göz önüne alınarak indirim yapılması gerektiği ve mücbir sebepler nedeni ile sözleşme hükümlerinin yerine getirilemediği, bu nedenle cezai şart istemlerinin oluşmadığı şeklinde olmakla, Taraflar Arasındaki Uyuşmazlık Hususunun; Davalının sözleşme hükümlerine uygun davranıp davranmadığı, davacının alacak talebinde haklı olup olmadığı, cezai şart hususlarının oluşup oluşmadığı ve davacının alacaklı olması halinde ne kadar alacağının bulunduğu hususlarında toplandığı anlaşılmaktadır. Davanın 29/08/2024 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır. Davalının hak düşürücü süre itirazı bakımından yapılan incelemede; davalı tarafından icra takibine yapılan itiraz neticesinde takibin durduğuna ilişkin kararın davacıya tebliğ edilmemesi nedeni ile hak düşürücü sürenin işlemeye başlamadığı anlaşılmış olup davacı tarafından açılan davanın anılan düzenleme karşısında yasal süresi içinde açıldığı anlaşılmıştır. Davalı tarafça icra dairesinin yetkisine yönelik itirazda bulunulmuş ise de, taraflar arasındaki protokolün 10. Maddesindeki yetki şartı düzenlemesi ile İstanbul Mahkeme ve İcra Daireleri yetkili kılındığından bu itirazın reddine karar verilmiştir. Zamaaşımı itirazı bakımından ise; taraflar arasında düzenlenen sözleşme ve protokol tarihleri, sözleşmeden kaynaklanan alacaklar için 6098 sayılı TBK'nın 146. ile 154 ve devamı maddeleri dikkate alınarak davalının itirazına itibar edilmemiştir. Uyuşmazlığın çözümünde başta 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) "Sözleşmeye Aykırılık" ve "Sözleşmenin İçeriği"ne dair hükümleri ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümleri esas alınmıştır. Taraflar tacir olup, aralarındaki ilişki ticari bir iş niteliğindedir. Bu nedenle temerrüt faizi ve ticari dürüstlük kuralı çerçevesinde değerlendirme yapılmıştır. Taraflar arasında akdedilen 01/06/2021 imza tarihli "Maaş Ödeme Protokolü", mahiyeti itibarıyla sui generis (kendine özgü) yapıda olup, bünyesinde hem vekâlet hem de hizmet sözleşmesi unsurlarını barındıran, tam iki tarafa borç yükleyen bir sözleşmedir. Davacı banka, işbu protokol ile davalı şirketin çalışanlarına yönelik maaş ödeme hizmetini ifa etmeyi ve bu hizmetin bir karşılığı (ivazı) olarak promosyon bedeli ödemeyi taahhüt etmiştir. Davalı taraf ise, protokolün vade sonuna kadar çalışanlarının maaş ve diğer yan ödemelerini münhasıran davacı banka kanalıyla gerçekleştirmeyi borçlanmıştır. Hukukumuzun temel taşlarından olan "Ahde Vefa" (Sözleşmeye Bağlılık) ilkesi uyarınca; taraflar, sözleşme ile üstlendikleri edimleri, kararlaştırılan süre ve şartlar dahilinde dürüstlük kuralına uygun olarak yerine getirmekle yükümlüdürler. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 112. maddesi kapsamında, borçlunun borcunu hiç veya gereği gibi ifa etmemesi, borca aykırılık teşkil etmekte olup; bu durumun hukuki neticesi tazminat veya sözleşmede öngörülen müeyyidelerin (cezai şart) tatbikidir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 18/2. maddesi; "Her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerekir" amir hükmünü vazetmiştir. Basiretli hareket etme yükümlülüğü, tacirin sadece mevcut durumunu değil, gelecekteki ekonomik dalgalanmaları ve personel değişimlerini de öngörerek sözleşme akdetmesini zorunlu kılar. Somut olayda davalı taraf, bir ticaret şirketi olup, 3 yıllık bir süreyi kapsayan protokolün altına imza atarken, personel sayısındaki azalış veya operasyonel değişiklikler gibi riskleri üstlenmiş sayılır. Cezai şart borçlunun, asıl borcunu ilerde, hiç veya gereği gibi ifa etmediği takdirde alacaklıya karşı ifa etmeyi önceden taahhüt ettiği edime denir. Bu nedenle cezai şart, asıl borca bağlı olarak ve ancak bu borcun ihlali ile doğabilecek olan fer’i bir edimdir. Borçlu cezai şart ödemeyi taahhüt etmişse, artık alacaklı herhangi bir zarara uğradığını iddia etmek veya zararının şümulünü ispat etmek zorunda kalmadan, tazminat elde etmek imkanını bulacaktır. Zira cezai şart borcun ihlali halinde verilmesi gereken, önceden kararlaştırılmış kesin miktarlı (maktu) bir tazminattır. Cezai şartın kararlaştırılabilmesi için asıl borcun mahiyeti önemli değildir; bir verme borcu kadar, yapma veya yapmama borçlarında da cezai şart kararlaştırılabilir (Tekinay Borçlar Hukuku Genel Hükümler, TEKİNAY/AKMAN/ BURCUOĞLU/ALTOP, 7. Bası, İstanbul 1993, s. 341-343). Ayrıca cezai şartın esas itibariyle iki temel amacı bulunmaktadır. Bunlardan biri, borçluyu ifaya zorlamak ve böylece asıl borcun ifasını teminat altına almak; diğeri de, borcun ifa edilmemesinden doğacak zararı önceden ve götürü şekilde tespit etmektir. Bu iki temel amacı dışında, cezai şartın diğer bir amacı da, ifayı engelleyen cezai şartta (dönme cezasında) borçlunun cezai şartı ödemek suretiyle sözleşmeden kolayca dönmesini sağlamaktır. (Köksal KOCAAĞA, Türk Özel Hukukunda Cezai Şart (BK. m. 158-161), Ankara 2003, s. 40-42). Hukukumuzda cezai şartın türleri seçimlik cezai şart, ifaya eklenen cezai şart ve ifa yerine cezai şart (dönme cezası) olarak düzenlenmiştir. Seçimlik cezai şart; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 179/I. (818 sayılı Türk Borçlar Kanununun 158/I.) hükmüne göre; "Bir sözleşmenin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi durumu için bir ceza kararlaştırılmışsa, aksi sözleşmeden anlaşılmadıkça alacaklı, ya borcun ya da cezanın ifasını isteyebilir". Bu hükme göre, taraflar, sözleşmede borçlunun ya borcunu sözleşmeye uygun olarak ifa etmesi ya da ceza koşulunun ödenmesini kararlaştırmış olabilirler. Bu durumda, borçlu borca uygun hareketle yükümlüdür. Ancak, borçlu borca uygun hareket etmediği takdirde, kendisini bir yaptırım beklemektedir. Bu yaptırım, sözleşmede kararlaştırılan ceza koşulunun ödenmesidir. Bu hüküm, borçluya borca aykırı davranarak ve böylece ifası gereken edim yerine kararlaştırılan ceza koşulunu ödeyerek borçtan kurtulma olanağını vermemektedir. Borçlu borca aykırı davrandığı takdirde, sözleşmede ceza koşulu kararlaştırılmasına rağmen, alacaklı borçludan aynen ifayı talep edebilir. Bu nedenle, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 179/I. maddesinde (818 sayılı Türk Borçlar Kanununun 158/I.)’de borçlu ya borca aykırı davranarak bunun yerine ceza koşulu ödeyip borçtan kurtulma yetkisini değil, buna karar verme yetkisini alacaklıya vermiştir. Alacaklı, borçlunun borca aykırı davranışı halinde, aynen ifayı talep edebileceği gibi, bundan vazgeçerek ceza koşulunun ödenmesini talep edebilir. Burada, alacaklıya tanınmış bir seçimlik hak söz konusudur. Bu nedenledir ki, ceza koşulunun bu türüne "seçimlik ceza koşulu" (seçimlik cezai şart) adı verilmektedir (Ahmet M. KILIÇOĞLU, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 16. Bası, Ankara 2012, s. 773). İfaya eklenen cezai şart; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 179/II. maddesinde (818 sayılı Türk Borçlar Kanununun 158/II.) "Ceza, borcun belirlenen zaman veya yerde ifa edilmemesi durumu için kararlaştırılmışsa alacaklı, hakkından açıkça feragat etmiş veya ifayı çekincesiz olarak kabul etmiş olmadıkça, asıl borçla birlikte cezanın ifasını da isteyebilir". Bu hükme göre, borçlunun borca aykırı davranışı halinde, alacaklı hem aynen ifayı, hem de kararlaştırılan cezanın ödenmesini talep edebilecektir. Bu nedenle, burada ceza koşulunun aynen ifaya ilave olarak (kümülatif) talep edilebilmesi olanaklıdır. Seçimlik ceza koşulundan farklı olarak, alacaklı ya aynen ifayı ya da cezayı talep etmek zorunda bırakılmamıştır. Alacaklı burada her ikisini de talep yetkisine sahiptir. Borçlunun borca aykırı davranışı halinde alacaklının ifaya ek olarak talep ettiği alacak bir ceza koşulu alacağı ise, zarar koşulunu gerektirmez. Alacaklı borca aykırılık nedeniyle bir zarara uğramasa bile ifaya ek olarak ceza koşulu talep edebilir. İfaya eklenen ceza koşulu zarar koşulunu gerektirmez. İfa yerine cezai şart (dönme cezası); 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 179/III. maddesinde (818 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 158/III.) hükmüne göre "Borçlunun, kararlaştırılan cezayı ifa ederek sözleşmeyi, dönme veya fesih suretiyle sona erdirmeye yetkili olduğunu ispat etme hakkı saklıdır". Taraflarca sunulan dilekçe ve belgeler ile getirtilen kayıtlar incelenmiş, Promosyon Sözleşmesi hükmüne nazaran davacı banka ticari defter ve dayanak kayıtları üzerinde inceleme yapılmak suretiyle, var ise banka alacağının faiz oranı, faiz başlangıç tarihi ve diğer fer'ilerle birlikte saptanması bakımından bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş ve bilirkişi tarafından yapılan inceleme neticesinde raporun dosyamız arasına sunulduğu anlaşılmış ve söz konusu raporun dosya kapsamına, taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine ve yasal mevzuata kısmen uygun, teknik ve ayrıntılı olarak hazırlanmış olması nedeniyle rapor Mahkememizce de benimsenmiş ve hüküm kurmaya elverişli olduğu kabul edilmiştir. Somut Olay Bakımından Yapılan Değerlendirmede; Dosya kapsamında taraflar arasında 01/06/2021 tarihli Maaş Ödemeleri Protokolü akdedildiği, 10/08/2021 tarihli ek protokol ile işbu maaş protokolünün "Promosyon Ödemesi ile İlgili Hükümler" başlıklı 3.1 maddesi gereğince ve ek protokol madde 1. gereği maaş ödemelerinin protokol süresi olan 09.07.2021 ile 09.07.2024 tarihleri arasında davacı bankadan yapılması karşılığında davalının da aralarında bulunduğu grup şirketleri olan karşı taraflara toplamda 750.000,00-TL, davalıya 638.333,00-TL ödeneceği,10.08.2021 tarihinde akdedilen ek protokol ("Ek Protokol") ile Maaş Protokolü'nün 09.07.2024 tarihine kadar geçerli olacağı, protokolün 3.2. maddesinde promosyon tutarının, protokolün süresi olan 09.07.2021 ile 09.07.2024 tarihleri boyunca minimum ayda 383 personele ait maaş ödemesi yapılması koşuluyla ödendiği, daha az personele maaş ödemesi yapılması durumunda, davalının davacı bankaya promosyon tutarını iade edeceği ve promosyonun iki katı tutarında cezai şart ödeyeceğinin düzenlendiği, 15/05/2023 tarihi itibariyle davalının hiç ödeme yapmadığı, davacı banka tarafından 25/05/2023 tarihli ihtar ile muhatap şirketlerin ilave promosyon talep hakkının olmadığını belirtir ihtarname keşide edildiği, aynı gün davalıya okuduğu ibaresiyle tebliğ edildiği, verilen 3 günlük sürenin 28/05/2023 tarihinde dolduğu ve bu tarih itibariyle davalının temerrüde düştüğü hususlarında ihtilaf bulunmamaktadır. Taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 5. Maddesinde cezai şart hükümlerinin düzenlenildiği ve sözleşme hükümleri incelendiğinde davalının maaş ödemelerini durdurması, vazgeçmesi veya erken feshetmesi halinde davacı bankanın ödediği promosyon bedelinin ödeme yapılan tarihten sona erme tarihine kadar geçecek günlere ilişkin kanuni faizi ile istenebileceğinin kararlaştırıldığı ve söz konusu cezai şartın seçimlik cezai şart olarak düzenlenildiği kanaatine varılmıştır. Taraflar arasında 3 yıl bir süreli sözleşme akdedildiği ve sözleşmenin ikinci yılında davalı tarafından ekonomik koşullar gerekçe gösterilerek davacıdan ek promosyon talep edildiği, 15.05.2023 tarihi itibariyle davalı tarafından maaş yatırılmasına son verildiği anlaşılmaktadır. Davalının belirli süreli sözleşme ile taahhüdüne aykırı davranarak ilave promosyon talebinin kabul edilmemesi üzerine süresinden evvel protokole fiilen son verdiğinden davalı tarafından yapılan fesih işlemi feshi haksız fesihtir. Mahkememizce alanında uzman bilirkişi tarafından yapılan incelemede davalının sözleşme hükümleri uyarınca 36 aylık süre boyunca toplam 383 kişinin maaşının davacı banka üzerinden ödenmesi hususunda davacı banka ile anlaştığı ve karşılığında 638.333,00 TL promosyon ödenesinin yapıldığı, davalının en son 15/05/2023 tarihine kadar maaş ödemesi yaptığı, sözleşme tarihinden son ödemenin yapıldığı tarihe kadar toplam 13.082 kişinin maaş ödemesinin davalı tarafından yapıldığı, sözleşmenin başlangıcından bitim tarihi olan 09/07/2024 tarihine kadar ödenmesi gereken personel sayısının ise toplam 13.788 kişi olduğu, bu durumda davalının protokole göre erken fesihten kaynaklı olarak 706 kişinin maaş ödemesini yapmadığı, davacının bu hesaba göre promosyon bedeli/ ödenmesi gereken kişi sayısından kişi başına düşen promosyon bedelinin 46,30 TL olduğu ve davacının 32.685,19 TL (706 kişi x 46,30 promosyon bedeli toplamı) kıstelyevm alacağının bulunduğu fakat takip talebinde dava az talepte bulunmakla taleple bağlılık ilkesi uyarınca talep edilen miktar üzerinden değerlendirme yapılmıştır. Taraflar arasında akdedilen akdedilen sözleşme uyarınca davacının davalıdan avans faizi talep edebileceği ve 3095 sayılı Kanun'un 2/f.2 maddesi uyarınca faiz başlangıç tarihinde olan avans faiz oranının yıllık %10,75 olduğu anlaşılarak faiz hesabında bu oran dikkate alınmıştır. Bu kapsamda davacının 7.639,50 TL kıstelyevm promosyon bedeli, 292,50 TL kıstelyevm faiz alacağı olmakla bu miktar üzerinden değerlendirme yapılmıştır. Tarafların sözleşmenin 5. Maddesi uyarınca ödenen promosyon bedelinin iki katı tutarında cezai şart alacağında anlaştıkları görülmekle davacının icra takibinde toplam 1.340.499,30 TL cezai şart alacağı talebinde bulunduğu anlaşılmıştır. Cezai şart bakımından önemli bir husus da tutarın iadesinde bir indirim yapılıp yapılamayacağı hususudur. TTK m. 22 uyarınca, tacir sıfatına haiz olan borçlu, TBK m. 182/3'te yer alan "Hakimin fahiş gördüğü cezai şartı tenkis etme" yetkisinden feragat etmiş sayılır. Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında da vurgulandığı üzere; her iki tarafın tacir olduğu uyuşmazlıklarda, kararlaştırılan cezai şartın borçlunun iktisadi mahvına sebep olacak derecede ağır olduğu kanıtlanmadıkça, Mahkemece resen veya talep üzerine indirim yapılması hukuken imkansızdır. Somut olayda taraflar arasındaki sözleşme süresinin 09/07/2021- 09/07/2024 tarihleri arasını kapsadığı, davalının 15/05/2023 tarihinde sözleşmeyi haksız olarak feshettiği, fesih tarihi itibariyle 1 yıl 2 ay kala sözleşmenin erken feshedildiğinin anlaşıldığı, davacı tarafından davalıya ödenen promosyon bedelinin 638.333,00 TL olduğu, taraflar arasındaki sözleşmenin 5. Maddesi uyarınca bu bedelin iki katı olan 1.276.666,00 TL'nin cezai şart olarak talep edildiği fakat 3 yıllık sözleşme bitimine 1 yıl kala sözleşmenin feshedilmesi nedeniyle cezai şartta hakkaniyet ilkesi uyarınca tenkis yapılmasının gerekli olduğu, bu durumda toplam cezai şartın sözleşme ile kalan bağlılık süresi dikkate alınarak 2/3'ü oranında tenkisine karar verilmesi gerektiği değerlendirilerek davacının talep edebileceği cezai şart bedelinin 425.555,33 TL olacağı kanaatine varılmıştır. Davacının söz konusu alacak talebi bakımından davalıya ... 2. Noterliği'nin ... tarihli ihtarnamesi ile ihtarname gönderdiği, söz konusu ihtarnamenin 25/05/2023 tarihinde tebliğ edildiği ve verilen 3 günlük süre sonunda davalının 28/05/2023 tarihinde temerrüde düştüğü anlaşılmakla, cezai şarta ilişkin asıl alacağın işlemiş faizinin temerrüt tarihinden itibaren 16.293,52 TL cezai şart faiz bedeli olduğu anlaşılmıştır. Davacının ihtarname bedeli olan dava konusu alacak için ihtarname gönderdiği ve ihtarname bedelinin 383,30 TL olduğu anlaşılmakla bu miktar talebinin yerinde olduğu anlaşılmıştır. Yukarıda açıklanan gerekçelerle; taraflar arasındaki sözleşmenin bağlayıcılığı, davalının personel taahhüdünü yerine getirmeyerek sözleşmeyi ihlal ettiği ve bilirkişi tarafından hesaplanan tutarın sözleşme hükümleri ile uyuştuğu anlaşıldığından; davanın kısmen kabulü ile davalı tarafından icra takibine yapılan 7.639,50 TL kıstelyevm promosyon bedeli, 292,50 TL kıstelyevm faiz alacağı, 425.555,33 TL cezai şart bedeli, 16.293,52 TL cezai şart faiz bedeli ve 383,30 TL ihtarname masrafı olmak üzere toplam toplam 450.164,15 TL tutarlı itirazının iptali ile takibin bu miktar üzerinden devamına karar verilmiştir. Davacı tarafından her ne kadar BSMV talebinde bulunmuş ise de, taraflar arasındaki protokolde ödenen bedelden KDV tevkifatı yapılacağına ilişkin hüküm var ise de BSMV ye ilişkin bir hüküm bulunmamaktadır. 6802 sayılı Gider Vergisi Kanunu'nun 30.maddesi gereği BSMV yükümlüsü davacı bankadadır. Yükümlüsü olduğu vergiyi borçludan talep edebilmesi için genel kredi sözleşmeleri, bireysel bankacılık hizmet sözleşmelerine bu vergiyi borçludan tahsili sağlanmak üzere hükümler konulmaktadır. Protokolde ise davacı bankanın ödeyeceği BSMV nin davalı tarafça üstlenildiği yolunda hüküm bulunmadığından davacının bu miktar bakımından talebi yerinde görülmemiştir. İcra İnkar Tazminatı Bakımından Yapılan Değerlendirmede; Yargıtay HGK, ... E., ...K.,13.6.2001 T. Sayılı ilamında ise icra inkar tazminatı şu şekilde tanımlanmaktadır : "...İİK.nun 67. maddesi ile konulmuş olan icra inkâr ödencesi, alacaklının genel mahkemede açtığı itirazın iptali davası sonucunda borçlunun itirazının haksızlığına karar verilmesi durumunda alacaklı yararına hükmolunan ödencedir..." Bu minvalde söz konusu tazminatın getirilme amacı borçlunun borçlu olduğu miktarı bilebilecek veya bu miktarı tayin edebilecek durumda olması halinde, icra takibine konu olan alacağa haksız itiraz etmesini önlemek olarak tarif edilmiştir. İcra inkar tazminatının oluşabilmesi için alacağın likit ve muayyen olması gerekli ve yeterli olup ayrıca kusur ve zarar araştırılması yapılmamaktadır. Bu kapsamda somut olay bakımından davacının talebine konu cezai şart alacağı bakımından talebinin yerinde olup olmadığı ve ne kadar olacağı hususlarının TBK'nun 182. Maddesi uyarınca hakimin takdirinde olduğundan ve tenkis hakkı bulunduğundan alacağın likit ve muayyen olmadığından icra inkar tazminatı talebinin reddine hükmedilmiştir. Yukarıdaki açıklanan gerekçelerle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; Davanın KISMEN KABULÜNE, ... Banka Alacakları İcra Müdürlüğü'nün... sayılı icra takibine davalının yaptığı İTİRAZIN KISMEN İPTALİ İLE, Takibin 7.639,50 TL kıstelyevm promosyon bedeli, 292,50 TL kıstelyevm faiz alacağı, 425.555,33 TL cezai şart bedeli, 16.293,52 TL cezai şart faiz bedeli ve 383,30 TL ihtarname masrafı olmak üzere toplam toplam 450.164,15 TL üzerinden DEVAMINA, Takibin devamına karar verilen asıl alacak miktarı olan 433.194,83 TL üzerinden takip tarihinden itibaren yıllık %10,75 oranda temerrüt faizi, 383,30-TL ihtarname masrafına takip tarihinden itibaren yıllık değişen oranlarda yasal faiz UYGULANMASINA, Asıl alacak tutarı likit ve muayyen olmadığından icra inkar tazminatı isteminin REDDİNE, Fazlaya ilişkin taleplerin REDDİNE, Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 30.750,71- TL karar ve ilam harcının peşin alınan 18.154,10 TL harçtan mahsubu ile bakiye eksik kalan 12.596,61-TL harcın davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, Davacı tarafından peşin olarak yatırılan 18.154,10- TL harç parasının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davacı tarafından yapılan başvurma harcı, 427,60-TL, posta ve bilirkişi ücreti gideri 13.165,00-TL olmak üzere toplam 13.592,60-TL yargılama giderinin davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan 4.070,98-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlasının davacı üzerinde bırakılmasına, Davalı tarafından yapılan 9.000,00 TL yargılama giderinin davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan 6.304,50-TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, fazlasının davalı üzerinde bırakılmasına, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap ve takdir edilen 73.626,26-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine , Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap ve takdir edilen 140.753,69-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00-TL arabuluculuk giderinin davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan 934,44-TL'sinin davalıdan, 2.185,56 TL'sinin davacıdan alınarak Hazineye İrat Kaydına, 6100 sayılı HMK'nun 333.maddesi uyarınca hüküm kesinleştikten sonra artan gider avansının yatırına iadesine, HMK Yönetmeliğinin 58/1. Maddesi gereğince taraflardan birinin talebi üzerine kararın ve hükmün taraflara tebliğe çıkartılmasına, Dair davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı verilen kararda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Daireleri nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.25/09/2026

KATİP

¸

HAKİM

¸

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2024/662, K. 2026/700, T. 25.09.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-662-e-2026-700-k-9123530f4fd1