İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/429 E. 2026/688 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/429
Karar No
2026/688
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Dosya No: 2025/429 Esas - 2026/688 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A Yargılama Yapmaya ve Hüküm Vermeye Yetkili

T.C. ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : 2025/429 KARAR NO : 2026/688

... DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) DAVA TARİHİ : 10/06/2025 KARAR TARİHİ : 25/09/2026 G.K. YAZIM TARİHİ : 25/10/2026

Mahkememizde görülmekte olan Sigorta (Kasko) Sözleşmesinden Kaynaklanan Rücuen Alacak Talebine Dayalı İtirazın İptali Davasının yapılan açık yargılaması neticesinde, aşağıda belirtildiği şekilde hüküm tesis edilmiştir. DAVA Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesi kapsamında özetle; davacı şirket ile davalı şirket arasında akdedilen .... sevk ve idaresinde iken araç hâkimiyetini kaybederek .... karayolu girişinde sağ ön teker bölümü ile sağ kaldırıma çarpması sonucu hasarlı ve tek taraflı bir kazanın meydana geldiği ve kazaya ilişkin tutanak tutulduğu; meydana gelen hasar nedeniyle sigortalı aracın maliki olan davalıya 9.310,12.-TL ödeme yapıldığı; poliçenin "Muafiyet Bilgileri" başlığı altında her bir hasarda 5.000,00.-TL tenzili muafiyet uygulanacağının açıkça kararlaştırıldığı; anılan sözleşme hükmüne rağmen davacı şirket tarafından sigortalıya sehven fazla ödeme yapıldığı ve fazla ödenen 5.000,00.-TL'nin iadesi gerektiği; davalının sehven ödenen miktar ile haksız kazanç elde ettiği; fazla ödenen tutarın iadesi için davalıya 06/01/2025 tarihli ve .... Esas sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığı, davalının haklı ve hukuken korunabilir bir sebep olmaksızın icra takibine itiraz ettiği ve icra takibinin durdurulduğu; davalının itirazının haksız, dayanaksız ve icra takibini uzatma amaçlı olduğu; davalının, borcun tamamına hiçbir gerekçe göstermeksizin itiraz etmesinin kötü niyetini açıkça ortaya koyduğu ve davalı hakkında 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 329. maddesinin uygulanmasının zorunlu olduğu beyan edilmiş olup; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, davalının .... Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptaline ve icra takibinin devamına; davalının 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67/2. maddesi uyarınca %20 oranından aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesine; davalının 6100 Sayılı HMK.'nın 329. maddesi uyarınca 5.000,00.-TL disiplin para cezasına mahkûm edilmesine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesinin talep edildiği anlaşılmıştır. CEVAP Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesi kapsamında özetle; davacının, davalıya ait .... plakalı aracın kasko poliçesini düzenleyen sigorta şirketi olması nedeniyle görevli Mahkemenin Tüketici Mahkemesi olduğu ve davanın görevsizlik nedeniyle reddi gerektiği; davalıya ait aracın davacı tarafından .... ile sigortalandığı, aracın dava dışı ....'ın sevk ve idaresinde iken tek taraflı trafik kazasına karıştığı ve kaza sonrasında davacının kendi hesaplamaları ile davalıya 9.310,12.-TL ödeme yaptığı; asıl kötü niyetle hareket edenin davacı olduğu, tacir olan davacının basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğü bulunmasına rağmen bu yükümlülüğe aykırı davranarak gerekli dikkat ve özeni göstermeksizin davalıya ödeme yaptığı ve kendi dikkatsizliği sonucu davanın açılmasına sebebiyet vermesine rağmen davalı aleyhine tazminata ve disiplin para cezasına hükmedilmesini talep ettiği; 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 18/2. maddesi uyarınca tacirin, ticaretine ilişkin faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi davranması gerektiği ve bu gerekliliğin, tacirin olağan bir kişiye kıyasla daha tedbirli, öngörülü ve dikkatli hareket etmesini ifade ettiği beyan edilmiş olup; öncelikle davanın dava şartı noksanlığından usulden reddine; aksi kanaat halinde davanın reddine; icra takibinde haksız ve kötü niyetli olan alacaklının, icra takibine konu alacağın %20'sinden az olmamak üzere tazminata mahkûm edilmesine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesinin talep edildiği anlaşılmıştır. DELİLLER ..... Başvuru Sayılı Arabuluculuk Dosyası. .... Plakalı Araç ile İlgili Olarak Düzenlenen 13/07/2023 Tarihli ve .... Numaralı Birleşik Kasko Sözleşme Sigorta Poliçesi. .... ... Tarafından Düzenlenen 17/10/2023 Tarihli Araç Teslim Formu. Köse Trafik Tescil ve Denetleme Büro Amirliği Tarafından Düzenlenen 18/10/2023 Tarihli Maddi Hasarlı Trafik Kazası Tespit Tutanağı. 18/10/2023 Tarihli Kazaya Ait Fotoğraflar ile .... Plakalı Araç ile İlgili Olarak Düzenlenen 26/10/2023 Tarihli Ekspertiz Raporu. .... Tarafından Davalı Şirkete Hitaben Düzenlenen 06/01/2025 Tarihli ve.... Sayılı İade Talep Yazısı. .... Plakalı Araca İlişkin 12/06/2025 Tarihli Taşıt Sahiplik Raporu. .... Plakalı Araç ile İlgili Olarak Düzenlenen 13/06/2025 Sorgulama Tarihli Kasko Sigortası Hasar Bilgisi. Makine Yüksek Mühendisi .... Tarafından Düzenlenen 27/04/2026 Tarihli Bilirkişi Raporu. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE a) DAVA KONUSU UYUŞMAZLIĞIN TESPİTİ : Mahkememiz nezdinde ikame olunan davanın; davacı .....'ye yönelik açılan, Sigorta (Kasko) Sözleşmesinden Kaynaklanan Rücuen Alacak Talebine Dayalı İtirazın İptali Davası olduğu anlaşılmıştır. Taraflar arasında; "davalıya ait .... plakalı aracın, davacı tarafından .... numaralı ve 13/07/2023-13/07/2024 vadeli Birleşik Kasko Sözleşme Sigorta Poliçesi ile sigortalanmış olduğu; kaza sonrasında davacı tarafından davalıya 9.310,12.-TL ödeme yapılmış olduğu" hususlarında, herhangi bir uyuşmazlık bulunmadığı anlaşılmıştır. Bu doğrultuda uyuşmazlığın konusunun; davacı tarafından davalıya yapılan ödemede uygulanmayan 5.000,00.-TL tutarındaki tenzili muafiyetin, sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca davalıdan iadesinin gerekip gerekmediği; davacının, basiretli bir iş adamı gibi hareket etme yükümlülüğüne aykırı olarak ödeme yapmış olmasının iade talebine engel olup olmadığı; davalının icra takibinden önce temerrüde düşmüş olup olmadığı ve takip talebinde talep edilen 1.124,80.-TL işlemiş faizin yerinde olup olmadığı; icra takip tarihinden sonra uygulanacak faizin türü; icra inkâr tazminatı koşullarının oluşup oluşmadığı; davalının kötü niyet tazminatı talebinin yerinde olup olmadığı ve davalının disiplin para cezası ile cezalandırılması koşullarının oluşup oluşmadığı hususlarından ibaret olduğu anlaşılmıştır. b) DAVA ŞARTLARI VE İLK İTİRAZLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ : Mahkememizce yürütülen yargılama kapsamında; öncelikle "dava şartlarının mevcut bulunup bulunmadığı" hususunda yapılan incelemede; Mahkememiz nezdinde açılan itirazın iptali davasına konu icra takibinin, geçerli bir icra takibi olduğu; 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A maddesi uyarınca taraflar arasındaki arabuluculuk görüşmelerinin, usulüne uygun olarak gerçekleştirilmiş bulunduğu ve 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114. maddesi kapsamında belirtilen dava şartlarında eksiklik bulunmadığı tespit edilmiştir. Bunun yanı sıra "ilk itirazlar" hususunda yapılan incelemede; davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesi kapsamında "yetki" veya "tahkim" ilk itirazlarında bulunulmadığı anlaşılmakla, bu hususta Mahkememizce herhangi bir inceleme yapılmamıştır. c) DAVA KONUSU UYUŞMAZLIĞIN İRDELENMESİ : Mahkememiz nezdinde ikame olunan dava kapsamında; davacı tarafından davalıya ait .... plakalı aracın ....numaralı Birleşik Kasko Sözleşme Sigorta Poliçesi ile sigortalandığı; 18/10/2023 tarihinde meydana gelen tek taraflı kaza nedeniyle davalıya 9.310,12.-TL ödeme yapıldığı; poliçede her bir hasarda uygulanacağı kararlaştırılan 5.000,00.-TL tenzili muafiyetin sehven uygulanmadığı ve fazla ödenen tutarın iadesi amacıyla başlatılan ....Esas sayılı icra takibine davalı tarafından haksız olarak itiraz edildiği ileri sürülerek; itirazın iptaline ve icra takibinin devamına, davalının icra inkâr tazminatına ve disiplin para cezasına mahkûm edilmesine karar verilmesinin talep edildiği anlaşılmıştır. Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesi kapsamında ise özetle; görevli Mahkemenin Tüketici Mahkemesi olduğu; davacının kendi hesaplamaları ile davalıya 9.310,12.-TL ödeme yaptığı; tacir olan davacının basiretli bir iş adamı gibi hareket etme yükümlülüğüne aykırı olarak gerekli dikkat ve özeni göstermeksizin ödeme yaptığı ve kendi dikkatsizliği sonucu davanın açılmasına sebebiyet verdiği ileri sürülerek; davanın usulden reddine, aksi kanaat halinde davanın reddine ve alacaklının kötü niyet tazminatına mahkûm edilmesine karar verilmesinin talep edildiği anlaşılmıştır. c.1) Bilirkişi İncelemeleri : i. Makine Yüksek Mühendisi .... Tarafından Düzenlenen 27/04/2026 Tarihli Bilirkişi Raporu : Makine Yüksek Mühendisi .... tarafından düzenlenen 27/04/2026 tarihli bilirkişi raporu kapsamında; 18/10/2023 tarihinde saat 00:12 sıralarında .... sınırları içerisinde, Devlet Karayolu (052-01 kontrol kesimi) üzerinde,..... plakalı aracın sürücü ....'ın sevk ve idaresinde iken tek taraflı ve maddi hasarlı bir trafik kazasının meydana geldiği; sürücünün alkol kontrol sonucunun 0 promil olduğu; aracın .... karayolu üzerinden.... yolu istikametine seyir halinde iken kavşak alanına yaklaşması sırasında sürücünün hızını yol ve kavşak şartlarına göre yeterince azaltmadığı, bu nedenle direksiyon hâkimiyetini kaybederek aracın sağ ön tekerlek kısmı ile kaldırıma çarptığı ve kazanın başka bir araçla temas olmaksızın meydana geldiği; sürücü ...'ın, 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 52/1-a ve 52/1-b maddelerinde düzenlenen kuralları ihlal etmek suretiyle kazanın meydana gelmesinde asli kusurlu olduğu; araçta ön tampon sağ yan yüzeyinde sürtme şeklinde çizik ve boya hasarları, sağ ön lastikte darbe kaynaklı yırtılma ve jantta deformasyon tespit edildiği, anılan hasarların tek taraflı kaza ile teknik, mekanik ve kinematik açıdan uyumlu olduğu; değişmesi gereken lastiğin iskonto sonrası bedelinin 4.860,30.-TL, işçilik tutarının 2.898,13.-TL, hasar toplamının 7.758,43.-TL, katma değer vergisinin 1.551,69.-TL ve katma değer vergisi dâhil hasar bedelinin 9.310,12.-TL olduğu, parça, malzeme ve işçilik bedellerinin piyasa rayiçleri ile uyumlu olduğu; ... Şirketi tarafından düzenlenen ... numaralı Genişletilmiş Kasko Poliçesinin kaza tarihi itibariyle yürürlükte olduğu ve poliçede "Her bir hasarda 5.000,00 TL tenzili muafiyet uygulanacaktır." hükmünün açıkça yer aldığı; anılan hüküm uyarınca hesaplanan hasar bedelinden 5.000,00.-TL muafiyetin mahsup edilmesi gerektiği ve sigorta şirketinin sorumluluğunda değerlendirilebilecek tutarın 4.310,12.-TL olduğu hususları rapor edilmiştir. 27/04/2026 tarihli bilirkişi raporuna yönelik olarak; davacı vekili tarafından sunulan 06/05/2026 tarihli dilekçe kapsamında, "bilirkişi raporunda hasar miktarı ile muafiyet tutarının doğru olarak tespit edildiği, ancak bilirkişinin hasar bedelinin tamamı olan 9.310,12.-TL'nin davalıya ödenmiş olduğu vakıasını değerlendirme dışı bıraktığı ve davalıya fazladan ödenen 5.000,00.-TL'nin sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca iadesi gerektiği tespitini yapmadığı; kasko poliçesindeki tenzili muafiyet hükmünün tarafları bağlayıcı olduğu ve 5.000,00.-TL'lik hasar diliminin münhasıran davalının üzerinde kalması gereken kısım olduğu; davalının 06/01/2025 tarihli iade talep yazısı ile temerrüde düşürüldüğü ve asıl alacağa temerrüt tarihinden itibaren avans faizi işletilmesi gerektiği; rapordaki hatanın teknik uzmanlık gerektirmeyen basit bir hesaplama hatası olduğu, hesabın ek rapor alınmaksızın Mahkemece yapılabileceği, aksi halde fiili ödeme dikkate alınarak ek rapor alınması gerektiği" gerekçeleriyle; davalı vekili tarafından ise tarih içermeyen dilekçe kapsamında "bilirkişi raporunun eksik ve hatalı değerlendirme sonucu hazırlandığı ve araç mahrumiyet bedeli bakımından hükme esas alınamayacağı; davalının kazada atfı kabil kusurunun bulunmadığı, tarafların kusur durumunu belirten bir rapor bulunmadığı ve kusura ilişkin olarak ... rapor alınması gerektiği; raporda, yapılan ödemenin sehven fazla ödeme niteliğinde olup olmadığı, muafiyetin uygulanmamasının sebepsiz zenginleşme doğurup doğurmadığı ve davacının basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğünü ihlal edip etmediği hususlarında değerlendirme yapılmadığı; bilirkişinin teknik inceleme sınırlarını aşarak hukuki nitelendirme yaptığı ve uyuşmazlığın hukukçu bilirkişi incelemesini gerektirdiği; raporun bilimsel veri içermediği ve denetime elverişli olmadığı; dosyanın sigorta hukuku ve ticaret hukuku alanında uzman bilirkişilerden oluşacak yeni bir bilirkişi heyetine tevdi edilmesi gerektiği" gerekçeleriyle itiraz edilmiştir. Mahkememizce, anılan bilirkişi raporuna yönelik itirazlara yönelik yapılan değerlendirmede; davacı vekili tarafından davalıya yapılan ödemenin raporda değerlendirilmemesi ve iade edilmesi gereken tutarın ek rapor alınmaksızın Mahkememizce belirlenmesi hususunda sunulan itiraz beyanlarının, hasar bedelinin ve poliçede kararlaştırılan muafiyet tutarının bilirkişi raporunda doğru olarak tespit edildiği, davalıya 9.310,12.-TL ödeme yapıldığı hususunun davalı vekili tarafından cevap dilekçesi kapsamında ikrar edildiği, yapılan ödemenin sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca iadesinin gerekip gerekmediği hususunun hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgiyle çözümlenmesi gereken bir mesele olduğu ve iadesi gereken tutarın, ödenen tutardan bilirkişi raporunda tespit edilen sorumluluk tutarının mahsup edilmesi suretiyle Mahkememizce belirlenebileceği anlaşıldığından yerinde olduğu; davacı vekili tarafından temerrüt tarihinden itibaren avans faizi işletilmesi hususundaki itiraz beyanının, faizin başlangıç tarihi ve türünün hukuki nitelikte olması ve bilirkişiye verilen görevlendirme kapsamında bulunmaması nedeniyle bilirkişi raporuna yönelik bir itiraz niteliği taşımadığı gerekçeleriyle yerinde olmadığı; davalı vekili tarafından araç mahrumiyet bedeli hususundaki itiraz beyanının, dava konusu uyuşmazlıkta araç mahrumiyet bedeline ilişkin bir talep bulunmadığı ve bilirkişi raporunda da araç mahrumiyet bedeline ilişkin bir tespit yapılmadığı gerekçeleriyle yerinde olmadığı; davalı vekili tarafından kusur durumu ve kusura ilişkin olarak Adli Tıp Kurumundan rapor alınması hususunda sunulan itiraz beyanlarının, dava konusu uyuşmazlığın bir tazminat talebine değil, kasko sigorta poliçesi kapsamında yapılan ödemede uygulanmayan muafiyet tutarının iadesine ilişkin olduğu, poliçede tenzili muafiyetin "Her bir hasarda" uygulanacağının kararlaştırıldığı ve muafiyetin uygulanmasının sürücünün kusur durumuna bağlanmadığı, kazanın başka bir araçla temas olmaksızın tek taraflı olarak meydana geldiği ve 18/10/2023 tarihli Maddi Hasarlı Trafik Kazası Tespit Tutanağında yer alan kaza özeti ile bilirkişi raporunda açıklanan kazanın oluş şeklinin örtüşmekte olduğu gerekçeleriyle yerinde olmadığı; davalı vekili tarafından raporun bilimsel veri içermemesi ve denetime elverişli olmaması hususundaki itiraz beyanının, bilirkişi raporunda kaza tespit tutanağı, olay yeri bilgileri, hasar fotoğrafları, dosya kapsamında sunulan hasar kalemleri ve kasko poliçesinin incelendiği, değişen parçanın, onarım işlemlerinin ve işçilik tutarlarının kalem kalem gösterildiği ve hasar bedelinin hesabının denetlenebilir biçimde ortaya konulduğu anlaşıldığından yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır. ii. Mahkememizce Alınan Bilirkişi Raporunun Mahkememizce Nihai Değerlendirmesi : Mahkememizce Makine Yüksek Mühendisi ... tarafından düzenlenen 27/04/2026 tarihli bilirkişi raporu üzerinde yapılan nihai değerlendirmede; anılan rapor kapsamında belirtilen verilerin, dosya kapsamındaki verilerle örtüşmekte olduğu, nitekim kazanın tarihi, saati, yeri ve oluş şekli ile sürücünün alkol durumunun 18/10/2023 tarihli Maddi Hasarlı Trafik Kazası Tespit Tutanağı ile, aracın marka, model, motor numarası ve kilometre bilgileri ile parça, işçilik ve hasar tutarlarının 26/10/2023 tarihli ekspertiz raporu ile, poliçe numarası, poliçe bitiş tarihi ve muafiyet hükmünün ise ... numaralı Birleşik Kasko Sözleşme Sigorta Poliçesi ve 01/08/2023 tarihli poliçe eki ile uyumlu olduğu; bununla birlikte raporda poliçe başlangıç tarihi olarak gösterilen 01/08/2023 tarihinin poliçenin değil 1 numaralı poliçe ekinin başlangıç tarihi olduğu ve poliçe vadesinin 13/07/2023 tarihinde başladığı, raporda aracın kullanım şeklinin ekspertiz raporundaki kayıtla aynı şekilde "Kamyonet / Açık-Kapalı Monte Kasa" olarak gösterildiği, poliçede ise aracın kullanım şeklinin "HUSUSİ OTOMOBİL (KİRALIK ARAÇ)" olarak yer aldığı, ancak bu farkların kazanın poliçe süresi içinde meydana geldiği tespitine, hasar bedelinin ve muafiyet tutarının tespitine herhangi bir etkisinin bulunmadığı; rapor kapsamında uyuşmazlığın çözümünde etkili olan kaza tespit tutanağı, kazaya ait fotoğraflar, dosya kapsamında sunulan hasar kalemleri ve kasko poliçesinin değerlendirildiği, davacı tarafından davalıya yapılan ödemenin raporda ayrıca değerlendirilmemiş olmasının ise anılan ödemenin davalı tarafından ikrar edilmesi ve iadesi gereken tutarın Mahkememizce yapılacak hukuki değerlendirme ile belirlenebilecek olması nedeniyle bir eksiklik teşkil etmediği; raporun kendi içinde çelişki barındırmadığı ve 18/10/2023 tarihli Maddi Hasarlı Trafik Kazası Tespit Tutanağında yer alan kaza özeti ile raporda açıklanan kazanın oluş şekli arasında herhangi bir çelişki bulunmadığı; raporda, 13/03/2026 tarihli ön inceleme duruşmasının (1) no'lu ara kararı ile bilirkişiye verilen kusur durumunun değerlendirilmesi ile hasar bedelinin tespiti görevi kapsamında yeterli inceleme bulunduğu anlaşıldığından; söz konusu bilirkişi raporunun hükme esas alınabilir nitelikte ayrıntılı ve denetime elverişli olduğu kanaatine varılmıştır. Dava konusu uyuşmazlıkta kusurun tespiti hususunda Mahkememizce yapılan nihai değerlendirmede; dosyada mübrez 18/10/2023 tarihli Maddi Hasarlı Trafik Kazası Tespit Tutanağı, 18/10/2023 tarihli kazaya ait fotoğraflar, 26/10/2023 tarihli ekspertiz raporu ve Mahkememiz tarafından alınan bilirkişi raporu değerlendirilmiş olup; kaza tespit tutanağının kaza özeti bölümünde, ....plakalı aracın sürücüsü ....'ın araç hâkimiyetini kaybederek .... karayolu girişinde aracın sağ ön teker bölümü ile sağ kaldırıma çarptığı ve kazanın, sürücünün kavşaklara yaklaşırken ve dönemeçte aracın hızını azaltmaması nedeniyle meydana geldiğinin belirtildiği; kazanın başka bir araçla, yaya ile veya yol, hava ya da araç kaynaklı bir etkenle bağlantılı olduğuna dair dosyada herhangi bir delil bulunmadığı; kazaya ait fotoğraflar ile ekspertiz raporunda tespit edilen ön tampon, sağ ön lastik ve jant hasarlarının, aracın kaldırıma çarpması şeklinde gerçekleşen tek taraflı kazayla uyumlu olduğu ve sürücünün alkol kontrol sonucunun 0 promil olduğu anlaşıldığından; sürücü ....'ın kazanın meydana gelmesinde %100 oranında kusurlu olduğu; dava konusu uyuşmazlığın bir tazminat talebine değil, kasko sigorta poliçesi kapsamında yapılan ödemede uygulanmayan muafiyet tutarının iadesine ilişkin olması nedeniyle, emniyet kemeri, alkollü araç kullanımı, istihap haddi ve koruyucu ekipman kullanımına ilişkin müterafik kusur hususlarının dava konusu uyuşmazlığın çözümüne herhangi bir etkisinin bulunmadığı ve poliçedeki tenzili muafiyetin sürücünün kusur durumundan bağımsız olarak "Her bir hasarda" uygulanacağının kararlaştırılmış olduğu dikkate alındığında, bilirkişi raporundaki kusur değerlendirmesine yukarıda açıklanan gerekçelerle katılındığı kanaatine varılmıştır. c.2) Dava Konusu Uyuşmazlık İle İlgili Nihai Değerlendirme : Mahkememizce, dava konusu uyuşmazlık ile ilgili olarak yapılan nihai değerlendirmede; Sebepsiz zenginleşme hususunda yapılan değerlendirmede; 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 77. maddesi kapsamında; "Haklı bir sebep olmaksızın, bir başkasının malvarlığından veya emeğinden zenginleşen, bu zenginleşmeyi geri vermekle yükümlüdür. Bu yükümlülük, özellikle zenginleşmenin geçerli olmayan veya gerçekleşmemiş ya da sona ermiş bir sebebe dayanması durumunda doğmuş olur." hükmü; anılan Kanun'un 78/1. maddesi kapsamında ise "Borçlanmadığı edimi kendi isteğiyle yerine getiren kimse, bunu ancak, kendisini borçlu sanarak yerine getirdiğini ispat ederse geri isteyebilir." hükmü bulunmaktadır. Dava konusu uyuşmazlıkta; taraflar arasında akdedilen 1323825123 numaralı Birleşik Kasko Sözleşme Sigorta Poliçesinin "Muafiyet Bilgileri" bölümünde "Her bir hasarda 5.000,00 TL tenzili muafiyet uygulanacaktır." hükmünün yer aldığı; Makine Yüksek Mühendisi .... tarafından düzenlenen 27/04/2026 tarihli bilirkişi raporunda katma değer vergisi dâhil hasar bedelinin 9.310,12.-TL olarak tespit edildiği; davacı tarafından davalıya 9.310,12.-TL ödeme yapıldığı hususunun davalı vekili tarafından cevap dilekçesi kapsamında "Meydana gelen kaza sonrası davacı kendi hesaplamaları ile müvekkile 9.310,12 TL ödeme yapmıştır." şeklinde ikrar edildiği anlaşılmaktadır. Bu itibarla; hasar bedelinin tamamının davalıya ödendiği, poliçede kararlaştırılan 5.000,00.-TL tutarındaki tenzili muafiyetin ödemede uygulanmadığı ve davacının poliçe kapsamındaki sorumluluğunun, 9.310,12.-TL hasar bedelinden 5.000,00.-TL muafiyet tutarının mahsup edilmesi suretiyle 4.310,12.-TL ile sınırlı olduğu anlaşıldığından; davalıya ödenen 9.310,12.-TL'den davacının sorumlu olduğu 4.310,12.-TL'nin mahsup edilmesi suretiyle belirlenen 5.000,00.-TL'lik kısım yönünden davacının herhangi bir borcunun bulunmadığı ve davalının bu kısım yönünden haklı bir sebep olmaksızın zenginleştiği kanaatine varılmıştır. Bunun yanı sıra; 26/10/2023 tarihli ekspertiz raporunun hesap özeti bölümünde muafiyetin "0.00" olarak gösterildiği ve davacı tarafından davalıya hitaben düzenlenen 06/01/2025 tarihli ve ..... sayılı iade talep yazısında, poliçede her bir hasarda uygulanmak üzere 5.000,00.-TL muafiyet bulunduğu ve bu muafiyetin "sehven uygulanmadığı" hususlarının belirtildiği dikkate alındığında; davacının 5.000,00.-TL'lik kısmı kendisini borçlu sanarak ödediği ve 6098 Sayılı TBK.'nın 78/1. maddesi kapsamındaki koşulun gerçekleştiği anlaşılmakla; davacının, sehven ödenen 5.000,00.-TL'nin iadesini talep etmekte haklı olduğu kanaatine varılmıştır. Basiretli bir iş adamı gibi hareket etme yükümlülüğü hususunda yapılan değerlendirmede; her ne kadar davalı vekili tarafından, tacir olan davacının basiretli bir iş adamı gibi hareket etme yükümlülüğüne aykırı olarak ödeme yaptığı ve ödenen tutarı geri isteyemeyeceği beyan edilmiş ise de; 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 18/2. maddesi kapsamında yer alan "Her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerekir." hükmünün, tacirin kendi ticari faaliyetlerinde göstermesi gereken özenin ölçüsünü belirlediği; buna karşılık 6098 Sayılı TBK.'nın 78/1. maddesinin, borçlanılmamış edimin geri istenmesini yalnızca ifada bulunanın kendisini borçlu sanarak ifada bulunduğunu ispat etmesi koşuluna bağladığı ve yanılgının kusursuz olmasını aramadığı; tenzili muafiyet hükmünün, taraflar arasında akdedilen poliçenin açık bir hükmü olduğu; davacının ödeme sırasında gösterdiği özen eksikliğinin, sözleşmede açıkça kararlaştırılan muafiyet tutarı yönünden davalının zenginleşmesine haklı bir sebep oluşturmayacağı anlaşıldığından; davalı vekilinin bu yöndeki beyanlarının yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır. İşlemiş faiz hususunda yapılan değerlendirmede; 6098 Sayılı TBK.'nın 117. maddesi kapsamında; "Muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer. Borcun ifa edileceği gün, birlikte belirlenmiş veya sözleşmede saklı tutulan bir hakka dayanarak taraflardan biri usulüne uygun bir bildirimde bulunmak suretiyle belirlemişse, bu günün geçmesiyle; haksız fiilde fiilin işlendiği, sebepsiz zenginleşmede ise zenginleşmenin gerçekleştiği tarihte borçlu temerrüde düşmüş olur. Ancak sebepsiz zenginleşenin iyiniyetli olduğu hâllerde temerrüt için bildirim şarttır." hükmü bulunmakta olup; 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 3. maddesi uyarınca, Kanun'un iyiniyete hukuki sonuç bağladığı durumlarda asıl olan iyiniyetin varlığıdır. Dava konusu uyuşmazlıkta; davalının, ödemeyi davacının kendi hasar hesaplaması üzerine aldığı ve ödemenin alındığı tarihte iyiniyetli olmadığına dair dosyada herhangi bir delil bulunmadığı anlaşıldığından, davalının temerrüde düşmesi için bildirim yapılması gerekmektedir. Her ne kadar davacı tarafından davalıya 06/01/2025 tarihli ve ....sayılı iade talep yazısının gönderildiği beyan edilmiş ise de; anılan yazının davalıya tebliğ edildiğine veya davalının yazıdan haberdar olduğuna dair dosyaya herhangi bir delil sunulmamış olup; 6102 Sayılı TTK.'nın 18/3. maddesi kapsamında da "Tacirler arasında, diğer tarafı temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi feshe, sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbarlar veya ihtarlar noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılır." hükmü bulunmaktadır. Bu itibarla; davalının icra takibinden önce temerrüde düşürüldüğü ispatlanamadığından, takip talebinde talep edilen 1.124,80.-TL işlemiş faiz yönünden fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır. Takip tarihinden sonra uygulanacak faizin türü hususunda yapılan değerlendirmede;.... Esas sayılı dosyasındaki takip talebinde, "takip tarihinden itibaren asıl alacak için hesaplanacak 3095 sayılı Yasa uyarınca 5.000,00TL için Yıllık %24.00 Yasal Faiz oranından az olmamak üzere artan oranlarda faizi" talep edildiği anlaşılmaktadır. Her ne kadar davacı vekili tarafından bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde ve 25/09/2026 tarihli celsede temerrüt tarihinden itibaren avans faizi işletilmesi talep edilmiş ise de; itirazın iptali davasında takibin devamına karar verilecek alacak ve fer'ileri, icra takibinde talep edilen alacak ve fer'ileri ile sınırlı olduğundan; 5.000,00.-TL asıl alacağa, icra takip tarihi olan 21/03/2025 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi suretiyle icra takibinin devamına karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır. İcra inkâr tazminatı hususunda yapılan değerlendirmede; 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67/2. maddesi kapsamında; "Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın “yüzde yirmisinden” aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkûm edilir." hükmü bulunmaktadır. Dava konusu uyuşmazlıkta; iadesi gereken 5.000,00.-TL'lik tutarın, poliçede sabit bir miktar olarak kararlaştırılan tenzili muafiyet tutarına karşılık geldiği ve davalının, poliçe hükmü ile kendisine yapılan ödemenin tutarını bilerek ne kadar borçlu olduğunu tek başına tespit edebilecek durumda bulunduğu anlaşıldığından; asıl alacağın likit ve muayyen nitelikte olduğu ve davalının icra takibine itirazının asıl alacak yönünden haksız olduğu kanaatine varılmakla; hükmolunan 5.000,00.-TL asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 1.000,00.-TL icra inkâr tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır. Kötü niyet tazminatı hususunda yapılan değerlendirmede; 2004 Sayılı İİK.'nın 67/2. maddesi uyarınca alacaklının kötü niyet tazminatı ile sorumlu tutulabilmesi, alacaklının takibinde haksız ve kötü niyetli görülmesine bağlıdır. Dava konusu uyuşmazlıkta; davacının icra takibine konu asıl alacak yönünden haklı olduğu ve takibinde kötü niyetle hareket ettiğine dair dosyada herhangi bir delil bulunmadığı anlaşıldığından; davalı tarafın kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır. Disiplin para cezası hususunda yapılan değerlendirmede; 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 329/2. maddesi kapsamında; "Kötüniyet sahibi davalı veya hiçbir hakkı olmadığı hâlde dava açan taraf, bundan başka beşyüz Türk Lirasından beşbin Türk Lirasına kadar disiplin para cezası ile mahkûm edilebilir." hükmü bulunmakta olup; anılan hükümde taraf talebi şartı aranmadığından, disiplin para cezasının Mahkememizce takdir edilecek bir yaptırım olduğu anlaşılmaktadır. Dava konusu uyuşmazlıkta; davalının icra takibine yaptığı itirazın, işlemiş faiz yönünden haklı çıktığı ve davalının yargılama sürecinde kötüniyetle hareket ettiğine dair dosyada herhangi bir delil bulunmadığı anlaşıldığından; davacı tarafın bu yöndeki talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır. Tüm bu açıklamalar doğrultusunda; davanın kısmen kabulü ile .... Esas sayılı icra takibine yapılan itirazın 5.000,00.-TL asıl alacak yönünden iptaline ve 5.000,00.-TL asıl alacağa icra takip tarihi olan 21/03/2025 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiz ile icra takibinin devamına; fazlaya ilişkin talebin reddine; 1.000,00.-TL icra inkâr tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine; davalı tarafın kötü niyet tazminatı talebinin reddine ve davacı tarafın disiplin para cezası talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM 1) Davanın KISMEN KABULÜNE, Bu doğrultuda; .... Esas sayılı icra takibine yapılan itirazın 5.000,00.-TL'lik (asıl alacak) kısmının iptaline, 5.000,00.-TL asıl alacak üzerinden, (asıl alacağa, takip tarihi olan 21/03/2025 tarihinden itibaren) işletilecek yasal faiz ile icra takibinin devamına, 2) Fazlaya ilişkin talebin REDDİNE, 3) Hükmolunan alacağın %20'si oranında hesaplanan 1.000,00.-TL icra inkar tazminatının, davalıdan tahsili ile davacıya ÖDENMESİNE, 4) Davalı tarafın kötü niyet tazminatı talebinin REDDİNE, 5) Davacı tarafın, davalının 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 329. maddesi uyarınca disiplin para cezası ile cezalandırılması talebi hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 6) Karar ve İlâm Harcı : a) 492 Sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli 732,00.-TL karar ve ilam harcından, davacı tarafından yatırılmış bulunan 615,40.-TL peşin harcın mahsubu ile bakiye kalan 116,60.-TL harcın; davalı taraftan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA, b) Davacı tarafından yatırılmış bulunan 615,40.-TL peşin harç, 615,40.-TL başvurma harcı ve 87,50.-TL vekalet harcı olmak üzere toplam 1.318,30.-TL harcın; davalı taraftan tahsili ile davacıya ÖDENMESİNE, 7) Yargılama Gideri ve Gider Avansı : a) Davacı tarafından yatırılmış bulunan 7.500,00.-TL bilirkişi ücreti, 942,50.-TL posta ve tebligat gideri olmak üzere toplam 8.442,50.-TL yargılama giderinden; kabul/talep oranına göre hesaplanan 6.892,06.-TL'nin, davalı taraftan tahsili ile davacıya ÖDENMESİNE; bakiye kalan 1.550,44.-TL yargılama giderinin ise davacı üzerinde BIRAKILMASINA, b) Arabuluculuk faaliyeti neticesinde, taraflar arasında anlaşma sağlanamadığı anlaşıldığından; Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin 26/2. maddesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 4.600,00.-TL arabuluculuk ücretinden; kabul/talep oranına göre hesaplanan 3.755,22.-TL'nin davalıdan tahsili; 844,78.-TL'nin ise davacıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA, c) Taraflarca yatırılan gider avansından bakiye kalan kısmın; kararın kesinleşmesini müteakiben talep edilmesi halinde, 6100 Sayılı HMK.'nın 333. maddesi uyarınca taraflara İADESİNE, 8) Vekâlet Ücreti : a) Davacı tarafın, kendisini vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından; Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 3. ve 13. maddeleri uyarınca (Mahkememizce kabulüne karar verilen miktar olan 5.000,00.-TL üzerinden) takdir edilen 5.000,00.-TL vekalet ücretinin, davalı taraftan tahsili ile davacıya ÖDENMESİNE, b) Davalı tarafın, kendisini vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından; Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 3. ve 13. maddeleri uyarınca (Mahkememizce reddine karar verilen miktar olan 1.124,80.-TL üzerinden) takdir edilen 1.124,80.-TL vekalet ücretinin, davacı taraftan tahsili ile davalıya ÖDENMESİNE, Dair; davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, dava değeri itibariyle KESİN nitelikte olmak üzere, yapılan açık yargılamada karar verildi.25/09/2026

.... ¸ ¸ Gerekçeli Karar

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/429, K. 2026/688, T. 25.09.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-429-e-2026-688-k-ba5d1f8c2c5c