Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/632 E. 2026/1551 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/632
Karar No
2026/1551
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2024/632 KARAR NO : 2026/1551

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 26.12.2023 NUMARASI : 2023/29 Esas - 2023/986 Karar DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali KARAR TARİHİ : 08.10.2026 KARAR YAZIM TARİHİ: 08.10.2026

İzmir 3.Asliye Ticaret Mahkemesinin 26.12.2023 tarih 2023/29 Esas 2023/986 Karar sayılı kararının Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkiline zorunlu mali sorumluluk sigortasıyla sigortalı... plakalı aracın karıştığı kazada davalıların desteğinin vefat ettiğini, hasar aşamasında sigortalı sürücü %100 kusurlu kabul edilerek davalılara toplam 75.694,00 TL destekten yoksun kalma tazminatı ödendiğini, davalıların açtığı dava sonucunda başlatılan ilamlı takip dosyasına ayrıca 63.302,99 TL ödeme yapıldığını, sürücünün alkollü olması nedeniyle araç malikine karşı açılan rücu davasında kazanın salt alkolden kaynaklanmadığı kabul edilerek davanın reddedildiğini ve müteveffaya %25 kusur verildiğini, bu nedenle sorumluluk sınırını aşan ödemelerin iadesi için başlatılan icra takibine davalıların itiraz ettiklerini ileri sürerek, itirazların iptaline ve davalıların taşınır ve taşınmazları üzerine ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; sigorta şirketinin dava öncesinde kısmi ödeme yaptığını, bakiye tazminata ilişkin davada bu ödemenin bildirilerek mahsup edildiğini ve sigortalı sürücünün %75 kusuru esas alınarak karar verildiğini, kesinleşen kararın icrası kapsamında bakiye destekten yoksun kalma tazminatı, el arabasının zayi olmasından doğan zarar ve ferilerinin ödendiğini, fazla ödemenin iadesi isteminin bir yıllık süre içerisinde ileri sürülmediğini, ödemeleri yapan ....A.Ş. ile davacı ... A.Ş. arasındaki ilişki ve davacının alacaklı sıfatına ilişkin açıklama ve belge bulunmadığını, sigortacının araç malikine karşı açtığı rücu davasının müvekkillerinin tazminat alacağıyla ilgisinin olmadığını, anılan davanın yalnız ...ve ....'a ihbar edildiğini, o davada da sürücünün %75, müteveffanın %25 kusurlu kabul edildiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalıların destekten yoksun kalma tazminatına ilişkin İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/1014 esas, 2017/215 karar sayılı dosyasında, Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinin 07.05.2015 tarihli raporu ve trafik bilirkişisi raporu doğrultusunda desteğin %25 kusuru ile dava öncesi ödemeler dikkate alınarak hesaplama yapıldığı, .... için 16.999,00 TL,.... için 7.445,00 TL ve ... için 8.660,00 TL destekten yoksun kalma tazminatına hükmedildiği,....un destekten yoksun kalma talebinin reddedildiği ve kararın kesinleştiği, bu nedenle .... ve....'dan alacak istenemeyeceği, ...'un tazminatının da desteğin %25 kusuru gözetilerek 59.053,24 TL olarak hesaplandığı, kendisine yapılan ödemenin 59.201,98 TL olduğu ve ödemenin KTK'nın 111/2. maddesi kapsamında fahiş bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; 09.05.2012 tarihli kazada vefat eden....'un desteğinden yoksun kalan davalılara hasar aşamasında sigortalı sürücü %100 kusurlu kabul edilerek 01.10.2012 tarihinde .... için 59.201,98 TL, ... için 2.711,36 TL, ... için 5.146,58 TL ve .... için 8.634,66 TL olmak üzere toplam 75.694,00 TL ödendiğini, daha sonra kesinleşen tazminat kararı gereğince ilamlı takip dosyasına 63.302,99 TL daha ödendiğini, sigortalı araç malikine karşı açılan rücu davasında müteveffaya %25 kusur verildiğini, bu nedenle gerek hasar aşamasındaki gerek yargılama sonrasındaki ödemelerin müvekkilinin sorumluluk sınırını aştığını, özellikle dava öncesinde %100 kusur üzerinden yapılan ödeme ile yargılama sonucunda yapılan ödemenin ayrılarak değerlendirilmesi gerektiğini, hasar aşamasında sorumlu olunan tutardan fazla ödeme yapıldığı halde ödemenin fahiş olmadığı gerekçesiyle davanın reddinin hatalı olduğunu istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava; davacı ZMM sigortacısı şirketin meydana gelen trafik kazası nedeniyle davalılara ödediği destekten yoksun kalma tazminatı bedellerinin, desteğin kusuruna göre davalıların zararının daha az olduğu gerekçesiyle fazla ödediğini iddia ettiği kısmının iadesi istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davası olup ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Ödeme ve dava tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 77. maddesinde sebepsiz zenginleşme "Haklı bir sebep olmaksızın, bir başkasının malvarlığından veya emeğinden zenginleşen, bu zenginleşmeyi geri vermekle yükümlüdür. Bu yükümlülük, özellikle zenginleşmenin geçerli olmayan veya gerçekleşmemiş ya da sona ermiş bir sebebe dayanması durumunda doğmuş olur." 78. Maddesinde "Borçlanmadığı edimi kendi isteğiyle yerine getiren kimse, bunu ancak, kendisini borçlu sanarak yerine getirdiğini ispat ederse geri isteyebilir. Zamanaşımına uğramış bir borcun ifasından veya ahlaki bir ödevin yerine getirilmiş olmasından kaynaklanan zenginleşmeler geri istenemez. Borç olmadığı hâlde ödenmiş olan edimin geri istenmesine ilişkin diğer kanun hükümleri saklıdır." şeklinde düzenlenmiştir. Madde hükmü uyarınca borç olmayan bir edimi kendi isteğiyle yerine getiren kimse, bunu ancak kendisini borçlu sanarak yerine getirdiğini ispat ederse geri isteyebileceğinden ödemenin yanılgıya düşerek gerçekleşmesi halinde sebepsiz zenginleşme kapsamında iadesi istenebilecektir. Somut uyuşmazlıkta davacı şirketin gerçekleştirdiği ödeme miktarının belirlenmesine esas alınan verilerde yanılgı oluşturabilecek mahiyette bir eksiklik bulunmadığı, davacı şirketten gizlenen veya hatalı değerlendirme yapılmasına neden olabilecek herhangi bir yanıltma gerçekleştirildiğine dair iddia ve delil bulunmadığı, davacı sigorta şirketinin basiretli bir tacir gibi hareket ederek kendisine yöneltilen tazminat talepleriyle ilgili olarak gerekli inceleme ve araştırmaları yaptıktan sonra ödeme yapması gerektiği, her ne kadar rücu istemiyle İzmir 4.Tüketici Mahkemesi'nin 2015/177 Esas 2017/549 Karar sayılı dosyasında görülen yargılama sırasında davalıların murisi %25 kusurlu bulunmuş ise de davacı sigorta şirketinin rızaen gerçekleştirdiği fazla ödemenin sebepsiz zenginleşme oluşturduğunun kabulü için bu ödemenin belirgin bir yanılgıya veya aldatmaya dayanması gerektiği, dava dilekçesi ve aşamalarda yanılgı oluşturabilecek bir olgu isnadının bulunmadığı, bu haliyle davacının ödeme sebebinin bir yanılgıdan ziyade değerlendirme hatası niteliğinde olabileceği, sigorta şirketinin faaliyet alanı itibariyle kendisine yöneltilen tazminat talepleriyle ilgili gerçekleştirdiği ödemelerin salt bedelinin yüksekliğine dayalı olarak sebepsiz zenginleşme şartlarının oluşmayacağı,(Yargıtay 17.Hukuk Dairesi'nin 14/12/2017 tarih 2015/5637 Esas, 2017/11718 Karar sayılı ilamı); Kaldı ki ilk derece mahkemesince yapılan inceleme sonucu davalıların 3.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/1014 Esas 2017/215 Karar sayılı ilamıyla %75 kusur oranı üzerinden bakiye tazminata hak kazandığının tespit edildiği ve davacı sigorta şirketinin fazla ödeme iddiasının da yerinde olmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçelerinde yer verdikleri itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı yönünden istinaf karar harcı olan 732,00 TL'den peşin alınan 427,60 TL'nin mahsubu ile bakiye 304,40 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 08.10.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/632, K. 2026/1551, T. 08.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-632-e-2026-1551-k-2b994db6c4e2