Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1188 E. 2026/1545 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1188
Karar No
2026/1545
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2026/1188 KARAR NO : 2026/1545

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 12.06.2026 NUMARASI : 2026/549 E. TALEBİN KONUSU : İhtiyati Tedbir KARAR TARİHİ : 08.10.2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 08.10.2026

İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 12.06.2026 tarih 2026/549 E. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi ihtiyati tedbir isteyen davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye .... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : TALEP : İhtiyati tedbir isteyen davacı vekili, davalı kooperatifin sahibi olduğu taşınmazların 14/06/2026 tarihinde açık artırma usulüyle satışa çıkarılacağının öğrenildiğini, davalı kooperatifin tasarrufunda bulunan taşınmazların usul ve mevzuata aykırı şekilde satışa çıkarıldığını, müvekkili, davalı kooperatifin üyesi olmasına rağmen söz konusu satış işlemlerine ilişkin olarak müvekkilinin usulüne uygun şekilde bilgilendirilmediğini ve satış sürecinden haberdar edilmediğini, dava konusu taşınmazlara ilişkin de benzer telafisi mümkün olmayan zararlar doğmaması adına acele tedbir kararı verilmesi gerektiğini, tensip tutanağı gereğince tedbir isteğinin değerlendirilmesi için beklenen hususların tamamlandığını, dava konusu taşınmazların satışının gerçekleştirilmesi halinde uyuşmazlık konusu malların üçüncü kişilere devrinin söz konusu olacağını ve bu durumun davanın konusuz kalmasına sebebiyet vereceğini belirterek dava konusu taşınmazların üçüncü kişilere devrinin, satışının ve her türlü ayni veya şahsi hak tesisine konu edilmesinin önlenmesi amacıyla dava konusu taşınmazlar üzerine acele ihtiyati tedbir konulmasına, verilecek ihtiyati tedbir kararının derhal ilgili tapu müdürlüğüne bildirilmesine ve tapu kayıtlarına şerh verilmesinin sağlanmasına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, davacı vekilinin mahkememizde açtığı bu davanın davalı kooperatifin 26/04/2026 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararların iptali istemine ilişkin olduğu, dava dilekçesiyle birlikte davacı tarafça anılan toplantıda alınan kararların yürütülmesinin tedbiren geri bırakılması yönünde ihtiyati tedbir isteğinde bulunulduğu, mahkemece düzenlenen tensip tutanağı ile birlikte KK'nın 98. maddesinin göndermesiyle olayda uygulanacak 6102 sayılı TTK'nın 449. maddesi gereğince kooperatif yönetim kurulu üyelerinin görüşü alındıktan sonra davaya konu kararların yürütülmesinin geri bırakılması isteğinin değerlendirilmesine karar verildiği, bu kapsamda ilgili yazışma ve tebliğ işlemlerinin gerçekleştirildiği ancak kooperatif üyelerine yapılan tebliğ ile birlikte tensip tutanağı gereğince verilen 7 günlük beyanda bulunma süresinin henüz dolmadığı, davacı vekilinin dava dilekçesi ile ileri sürdüğü ihtiyati tedbir isteğinin mahkemece ayrıca değerlendirileceği; 12/06/2026 tarihli bu dilekçe ile davacı vekilinin dava konusu olduğunu ileri sürdüğü ancak açık bilgilerini vermediği taşınmazlarla ilgili olarak devrinin önlenmesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini istediği ve dilekçesi ekinde satış ilanı ile buna ilişkin haber görüntüsünün çıktısını sunduğu, davacı vekilinin bu dilekçesi içeriğindeki ada, pafta ve parsel numaraları yazılı olmayan ve ihtiyati tedbir isteğine konu edilen taşınmazlarla ilgili olarak bu davanın konusu edilen 26/04/2026 tarihli genel kurul toplantısında alınmış bir kararın bulunup bulunmadığı hususunun anlaşılamadığı, yukarıda da belirtildiği gibi genel kurul tutanak örneğinin dosyaya gönderilmediği, dolayısıyla taşınmazların satışına ilişkin kararın dayanağının hangi genel kurul kararı olduğu ya da bir genel kurul kararına dayanıp dayanmadığı hususunun mahkemece bu aşamada bilinmesinin mümkün olmadığı, diğer yandan 12/06/2026 tarihli dilekçe içeriğindeki "dava konusu taşınmazlara ilişkin de benzer telafisi mümkün olmayan zararlar doğmaması adına ivedi şekilde tedbir kararı verilmesi gerekmektedir" şeklindeki ifadeden bu dilekçe ekinde satış ilan belgesi sunulan taşınmazların dava ve genel kurul kararı kapsamındaki taşınmazlardan olmadığı hususunun kastedildiği yönünde kanaate ulaşıldığı, tüm bu anlatılanlar çerçevesinde sunulan belgelerden bu aşamada 12/06/2026 tarihli dilekçede ileri sürülen konuda ihtiyati tedbir kararı verilmesi koşulunun oluşmadığı anlaşıldığından isteğin reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, müvekkili ....'nun davalı kooperatifin üyelerinden biri olup, kooperatif bünyesinde yer alan bağımsız bölümlerden birinin maliki olduğunu, kooperatif hakkında tasfiye kararı alınmış olmasına rağmen, kooperatif yönetimlerinin çeşitli gerekçeler ileri sürerek tasfiye sürecini yıllardır sonuçlandırmadığını, tasfiye işlemleri bilinçli şekilde sürüncemede bırakıldığını, bu süreçte “kooperatif aidatı” veya “tasfiye aidatı” adı altında ortaklardan düzenli şekilde bedel tahsil edilmeye devam edildiğini, ancak gerçekte toplanan bu bedellerin, tasfiye giderlerinden ziyade site işletme ve bakım harcamalarının karşılanmasına yönelik olduğunu, ... 2 bölgesinde yaşayan ortakların, ... 1 bölgesinde bulunan sosyal tesislerden ve altyapı hizmetlerinden fiilen yararlanabilmeleri mümkün olmadığını, bu durumun yıllardır devam ettiğini, müvekkilinin de hukuka ve hakkaniyete açıkça aykırı olan bu mali yükümlülüklere maruz kaldığını, nitekim söz konusu adaletsiz uygulamalar nedeniyle ... 2 bölgesinde bulunan toplam 17 ortak kooperatif üyeliğinden ayrılmak zorunda kaldığını, bugün itibarıyla bu bölgede yalnızca 6 ortak kaldığını, müvekkilinin de 6 üyeden biri olduğunu, ... 2 bölgesinde yer alan ortak kullanım alanlarının ise uzun yıllardır bilinçli şekilde bakımsız ve atıl halde bırakıldığını, davalı kooperatif yönetimi tarafından bu bölgeye ilişkin herhangi bir iyileştirme, bakım, onarım veya sosyal donatı yatırımı yapılmadığı gibi, mevcut ortak alanların kullanılabilir halde tutulması yönünde de gerekli özen gösterilmediğini, nitekim gelinen aşamada davalı kooperatif tarafından 26.04.2026 tarihinde olağanüstü genel kurul toplantısı yapılmasına karar verildiğini ve toplantı gündeminin ortaklara bildirildiğini, 26.04.2026 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında İzmir İli Güzelbahçe Mevki.... Köyü ... ada ... parsel (vüzme havuzu, spor kompleksi, arıtma tesisi) ... ada ... parsel (trafo) 2 adet taşınmazın ortak alan olarak tapu tescil işlemlerinin başlatılması, sürdürülmesi ve tamamlanması le ilgili yasaların aradığı ... lisanslı harita mühendisi planları mimari çizim ve onay işlemleri de dahil olmak üzere tüm bu işlemlerin ilgili kişi ve kurumlarda (ilgili Belediye. Kadastro ve Tapu Daireleri) yürütülmesi için Yönetim Kuruluna yetki verilmesi oy çokluğu ile kabul edildiğini, önemle belirtmek isteriz ki, karara konu İzmir İli Güzelbahçe Mevki .... Köyü .... ada .... parsel üzerinde yüzme havuzu ve spor kompleksinin, .... ada ... parsel üzerinde ise kooperatif trafosunun bulunduğu söz konusu taşınmazların tamamı fiilen ... 1 bölgesinde yer aldığını ve ... 2 bölgesinde bulunan ortakların bu alanlardan etkin ve fiili biçimde yararlanabilmeleri mümkün olmadığını, alınan bu usulsüz karar ile müvekkilinin konutunun da bulunduğu ... 2 bölgesindeki ortak alanlara ilişkin herhangi bir çalışma yapılmaksızın bu alanların atıl bırakılmaya devam edileceğini, buna karşılık ... 1 bölgesinde kooperatif faaliyetlerinin ve hizmetlerinin sürdürüleceğini, üstelik bu faaliyetlerden doğacak tüm gider ve masrafların, hiçbir fiili yararlanma imkânı bulunmamasına rağmen müvekkili ve diğer ... 2 bölgesi ortaklarına da eşit şekilde yansıtılacağını, ayrıca bu karar ile kooperatifin gerçek anlamda tasfiyesinin tamamlanmasından ziyade, tasfiye sürecinin uzatılmasına ve kooperatif tüzel kişiliğinin fiilen devam ettirilmesine yönelik bir iradenin bulunduğunun açıkça görüldüğünü, öte yandan, kooperatif yönetiminin uygulamaları incelendiğinde, kooperatif başkanı tarafından eşinin kooperatif müdürü olarak atanması suretiyle önemli bir menfaat ilişkisi yaratıldığını, edinilen bilgilere göre, kooperatif müdürü olarak görevlendirilen başkanın eşine emsal ücretlerin oldukça üzerinde, yaklaşık 100.000 TL seviyesinde bir aylık maaş tahsis edildiğini, bununla birlikte, söz konusu yüksek ücretlendirmeye rağmen kooperatif müdürü olarak atanan kişinin fiilen yerine getirdiği iş yükünün son derece sınırlı olduğu, hatta yok denecek seviyede bulunduğunu, nitekim müvekkilin de bulunduğu ... 2 bölgesinde çimlerin dahi düzenli biçimde biçilmediği, İzmir Su ve Kanalizasyon İdaresi tarafından altyapısı tamamlanmasına rağmen ferdi su bağlantılarının dahi kooperatif tarafından sağlanmadığı dikkate alındığında, kooperatif bünyesinde etkin, sürekli ve yoğun bir idari faaliyetin yürütülmediğini, bu haliyle, yüksek maaş ödemesinin kooperatifin gerçek ihtiyaçlarıyla ve fiili hizmet üretimiyle bağdaşmadığı; kooperatif kaynaklarının ölçüsüz ve keyfi biçimde kullanıldığını, ağır menfaat çatışmasının, kooperatif iradesinin sakatlanmasına yol açtığını, alınan kararın sadece iptale tabi bir sakatlık değil, emredici ilkelere ve kamu düzenine aykırılık teşkil etmesi nedeniyle butlan sonucunu doğuracak nitelikte ağır bir hukuka aykırılık oluşturduğunu, hal böyle iken, genel kurulun çağrı ve toplantı usulünün hukuka aykırı şekilde gerçekleştirilmiş olması nedeniyle, toplantının baştan itibaren sakatlandığı ve bu sakatlığın alınan tüm kararlara sirayet ettiğini, bu itibarla, usulsüz şekilde toplanan genel kurulda alınan tüm kararların Kooperatifler Kanunu ve genel hukuk ilkeleri çerçevesinde hukuka aykırı olduğunu tüm bu izah olunan sebepler ile, müvekkilinin, 26.04.2026 tarihli genel kurul toplantısına katıldığını, kararlara itiraz ettiğini, yapılan oylamada muhalif oy kullandığını, ayrıca söz konusu itirazlarını ve muhalefet gerekçelerini toplantı tutanağına şerh ettirdiğini, bu süreçte Yapı Kooperatifinin sahip olduğu taşınmazların 14.06.2026 tarihinde açık artırma usulü ile satışa çıkarılacağını, davalı kooperatifin tasarrufunda bulunan taşınmazlar usul ve mevzuata aykırı şekilde satışa çıkarıldığını, müvekkil, davalı kooperatifin üyesi olmasına rağmen söz konusu satış işlemlerine ilişkin olarak usulüne uygun şekilde bilgilendirilmediğini, satış sürecinden haberdar edilmediğini, dava konusu taşınmazlara ilişkinde benzer telafisi mümkün olmayan zararlar doğmaması adına ivedi şekilde tedbir kararı verilmesini istinaf nedenleri olarak ileri sürmüştür. GEREKÇE : Talep, ihtiyati tedbir istemine ilişkin olup ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle talebin reddine karar verilmiştir. Dairemizce HMK’nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleriyle ve kamu düzenine ilişkin nedenlerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. 6100 sayılı HMK'nın 389/1. maddesi uyarınca mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. HMK'nın 390/3. maddesi uyarınca tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Diğer taraftan HMK'nun 396. maddesi gerekçesine göre, tedbirin verildiği tarihten sonra, tedbirin verilmesini gerekli kılan şartlarda değişiklik meydana gelmesi halinde, bu değişikliğe uygun olarak tedbirin de değiştirilmesi ya da kaldırılması gerekebilir. Bu şekilde, hâl ve şartlar değiştiğinde tedbirin değiştirilmesi ya da kaldırılması için talepte bulunulması aranmıştır. Buna göre davada hal ve şartların değişmesi halinde talep üzerine mahkemece her zaman ihtiyati tedbirin değiştirilmesi ya da kaldırılmasına karar verilebilecektir. İhtiyati tedbirin alacağı güvence altına alma fonksiyonu da bulunmamaktadır. İhtiyati tedbirde asıl olan ihtiyati tedbire esas olan bir hakkın bulunması ve bir ihtiyati tedbir sebebinin ortaya çıkmasıdır. Bunlar ihtiyati tedbirin temel şartlarını oluştururlar. Maddede bu iki hususa yer verilmiş ihtiyati tedbire ilişkin hak ve özellikle ihtiyati tedbir sebebi genel olarak belirtilmiştir. Tedbir talebinin kabulü veya reddi bir kısım genel ilkeler konularak hakime bırakılmış, ancak ihtiyati tedbirin uyuşmazlık konusu hakkında verileceği düzenlenmiştir. Geçici hukuki koruma yargılamasını asıl hukuki koruma yargılamasından ayıran özelliklerden biri ispat ölçüsüdür. Geçici hukuki koruma yargılamasında yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmemektedir. Dolayısıyla ihtiyati tedbir kararının verilebilmesi için yaklaşık ispatın varlığı şarttır. Talebi konu uyuşmazlığın dayandığı hakkın özü hakkında mahkemede olumlu şekilde kanaat uyandırması gerekli ve yeterli olup, buradaki ispat asıl davadaki gibi tam bir ispat değil yaklaşık ispattır. TTK'nın 449. maddesi gereğince genel kurul kararları aleyhine iptal veya butlan davası açıldığı takdirde mahkeme, yönetim kurulu üyelerinin görüşünü aldıktan sonra, dava konusu kararın yürütmesinin geri bırakılmasına karar verebilir. HMK'nın 389/1. maddesi uyarınca mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. HMK'nın 390/3. maddesi uyarınca tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Somut olayda yargılama konusu davalı kooperatifin 26.04.2026 tarihli Olağanüstü Genel Kurulu'nun 4 ve 5 numaralı kararlarının icrasının tedbiren durdurulmasına ilişkin olup, alınan kararların hukuka aykırı olduğu iddia edilerek, olağan genel kurul kararlarına yönelik ihtiyati tedbir talebinde bulunulmuş ise de ilk derece mahkemesinin tedbirin reddine dair ara kararı tarihi itibariyle dava dosyasının bulunduğu aşama ve delil durumuna göre talep edenin haklılığına ilişkin kanun ile aranan yaklaşık ispat koşulunun oluşmamasına, davacının iptal nedeni olarak ileri sürdüğü hususların varlığının yargılamayı gerektirmesine ve yargılama sırasında toplanacak delillerle değişen delil durumuna binaen yeniden ihtiyati tedbir talep edilmesinde bir engel bulunmamasına göre ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen kararda bir isabetsizlik görülmemiştir. Bu durumda istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların, açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-İhtiyati tedbir isteyen davacının istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İhtiyati tedbir isteyen davacı yönünden istinaf karar harcı olan 1.206,00 TL'den peşin alınan 732,00-TL'nin mahsubu ile eksik kalan 474,00-TL'nin talep eden davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle ihtiyati tedbir talep eden davacının yaptığı giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1-f maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.08.10.2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1188, K. 2026/1545, T. 08.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1188-e-2026-1545-k-73dcc7c1a672