Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/553 E. 2026/1703 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/553
- Karar No
- 2026/1703
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/553 KARAR NO : 2026/1703
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 07.12.2023 NUMARASI : 2019/1143 E. - 2023/1031 K. DAVANIN KONUSU : Alacak KARAR TARİHİ : 23.10.2026 KARAR YAZIM TARİHİ: 23.10.2026
İzmir 6.Asliye Ticaret Mahkemesinin 07.12.2023 tarih 2019/1143 E. - 2023/1031 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA :Davacı vekili,Türkiye'de yatırım yapmak amacıyla "...." isimli işletmeyi 527.000 TL bedelle devralmak üzere Farsça bir sözleşme imzalandığını ve toplam 60.000 USD'nin nakit olarak davalı ...'ye teslim ettiğini, fahiş bedel, aldatma ve kandırılma iddiasıyla sözleşmeyle bağlı olmadığını belirterek ödediği 60.000 USD'nin faiziyle iadesini talep etmiştir. Davalıların Savunması: CEVAP:Davalılar vekili, aldatma veya hile olmadığını, tarafların uzlaşarak sözleşme imzaladığını, davacının sözleşmedeki ödeme yükümlülüklerini ve devir şartlarını yerine getirmediğini, ödemelerin bir kısmının yapıldığını ancak bakiye ödemelerin aksatıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafça; davalı ....'nin .... isimli işletmesinin 527.000 TL bedelle davacıya devri konusunda 29/04/2019 tarihinde Farsça bir sözleşme imzalandığı, sözleşmeye istinaden 60.000 Usd'nin bankadan çekerek elden davalı ... . ye teslim edildiği, sözleşme bedelinin çok fahiş olduğu, aşırı yararlanmanın söz konusu olduğu gerekçesiyle davacının 29/04/2019 tarihli sözleşme ile bağlı olmadığının tespiti ile davalıya ödenen 60.000 Usd nin iadesinin talep edildiği, alınan bilirkişi raporu ile sözleşme tarihi itibariyle sözleşme konusu işletmenin devir bedelinin fahiş olduğunun tespit edildiği, 30/04/2019 tarihinde davalı tarafa yapıldığı sabit olan 237.128 TL nin davalı şirket kayıtlarında olduğu, ödeme tarihi itibariyle Usd döviz kuruna göre 40.000 Usd ye karşılık geldiği, dava konusu 20.000 Usd nin davalı tarafa ödendiği hususunun dosya kapsamıyla sübut bulmadığı, 30/04/2019 tarihli sözleşmenin davalı şirketin sorumlu müdürü ile davacı arasında yapıldığı gerekçesiyle davalı ...'ya açılan davanın husumet bakımından reddine, davanın davalı şirket yönünden ise kısmen kabulü ile, davacının 30/04/2019 tarihli sözleşme ile bağlı olmadığının tespitine, 40.000,00 Usd'nin 16/07/2019 tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasanın 4/a maddesi gereğince davalı şirketten alınıp davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. Karara karşı taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ:Davacı vekili, sözleşme aslının tercümesinde mutabakat kısmında ... şirketi sorumlu müdürü... yazmakta ise de ... diye bir şirket bulunmadığı, davalının yetkilisi olduğu şirketin ticari unvanının .... A.Ş olduğu, ... Mah. ... Cad. No:... Güzelbahçe/İzmir adresinde bulunan ve dava konusu ...'dan farklı ve ayrı olan bir işletme olan restoranın adı olduğu, dava konusu yerin adının ise ... olduğu,davacıya devredilecek olan teçhizatlar ....'da olduğundan sözleşmeye böyle yazılmış olabileceği, ....Şirketi sözleşme tarihinde kurulmuş bir şirket olmadığından müvekkilin hukuken var olmayan ....Şirket adına işlem yapamayacağını, imzaların şirket adına yetkili sıfatıyla atılmadığı, bizzat davalı ve davacı tarafından atıldığı, sözleşme davalı şirket adına yetkilisi olarak diğer davalı ...'ın şirket kaşesi üzerine atılmış veya şirket adına yetkili sıfatıyla atıldığına dair imza kısmında bir ibare bulunmadığı, davalılar tarafından sunulan dilekçeler incelendiğinde; sözleşmenin taraflarının....ve dava dışı ... olduğu, davacının 40.000USD'yi davalı ...'a verdiği, devre konu .... işletmesinin bulunduğu yerin bizzat davalı ... tarafından kiralandığı ve kira ödemelerinin de bizzat kendisi tarafından yapıldığı, ... . şirketinin taraf sıfatının bulunmadığı ve davalı şirket yönünden davanın husumet yönünden reddine karar verilmesi gerektiğinin açıkça ikrar edildiği, davalıların açık ikrarı uyarınca davalı ...'ın sözleşmenin tarafı olduğu, davalı ...'ın sözleşmeyi yetkilisi olduğu davalı şirket adına değil, kendi nam ve hesabına imzaladığı, sözleşmede belirlenen bedeli kendi nam ve hesabına tahsil ettiği, devre konu yerin mal sahibinden kendi nam ve hesabına kiraladığı ve kira bedellerini kendi nam ve hesabına ödendiği, davalının açık ikrarı, sözleşmenin en başından beri davalı ... ile davacı müvekkil arasında kurulmak istendiğinin ve böyle de yapıldığının kanıtı olduğu, imzanın şirket yetkilisi olarak şirket nam ve hesabına atıldığına dair hiçbir ibare olmadığı, davacı tarafından ödenen ve davalı ... tarafından da alındığı kabul edilen 40.000USD'nin TL karşılığının davalı şirket hesabında olmasının da hiçbir şeyi değiştirmediği, zira davalı ...'a elden teslim edilen, davalıların dilekçelerinde defalarca elden alındığı ikrar edilen bu paranın daha sonra şirket hesabına yatırılması, sözleşmenin tarafının davalı şirket olduğunu göstermediği, izah edilen sebeplerle davalıların 02.11.2023 tarihli davanın esasına ilişkin beyan dilekçesinde ikrardan dönme niteliğindeki ve aynı zamanda savunmanın değiştirilmesi ve geliştirilmesi yasağı kapsamında muvafakat etmediklerini, davanın 60.000usd yönünden değil de yalnızca 40.000,00usd yönünden kabul edilmiş olmasının hatalı olduğu, mahkemenin 19.10.2023 tarihli duruşmasında yemin metnine dahil olmayan hususların beyana geçtiği, yemin beyanı sayılmayan beyanları ile taraflar arasındaki iş yeri devri sözleşmesi ile ilgili elden hiçbir şekilde para almadığını, hiçbir zaman 40.000 Dolar almadığını, davalı yanlar yargılamanın hiçbir aşamasında davacı müvekkilin 40.000 USD değil de bunun Türk Lirası karşılığını ödediğini beyan etmedikleri gibi yine yargılamanın hiçbir aşamasında bu paranın davalı şirket hesabına yatırıldığını da iddia etmediklerini, devir bedelinin ilk taksidi olan 40.000,00usd'nin davalı ...'a ödendiğini, sözleşmenin tarafının yalnızca ... olduğunu ve davalı şirketin davada taraf sıfatının olmadığını söyleyerek bu paranın .... tarafından elden ve 40.000,00usd olarak teslim alındığını ikrar ettikleri, taraflar arasındaki ödeme usulünün elden teslim şeklinde yapılması yönünde aralarında bir teamül olduğunu, bu teamül ile dosyada mevcut delil tespit raporu ve kamera kayıtları beraber değerlendirildiğinde kısmen redde konu 20.000USD'nin de iadesine karar verilmesini istemiştir. Davalı .... A.Ş.vekili, davaya konu 30.04.2019 tarihli Farsça olarak imzalanan sözleşmede mutabık kalınan hususlarda yükümlü olan taraflar .... A.Ş. ve ... isimli şirketler olduğu, sözleşmenin Türkçe çevirisinde de ''Mutabakat, yeni kurulan ... (Restoran Kafe), sorumlu müdürü ....'', .. şirketi adına sözleşmeyi imzalayan kişi şirket yetkilisi ..., ... şirketi adına sözleşmeyi imzalayan kişi ise şirket yetkilisi ... olmasına karşın, davanın sözleşmede taraf olan .... şirketi tarafından açılması gerekirken, sözleşmede kendi ad ve hesabına değil,... şirketi adına imzası olan, ... şirketinin yetkilisi ... tarafından açılmış olduğundan davanın sıfat yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, sözleşme incelendiğinde, ... şubesinin içindeki eşya ve tüm teçhizatlarla birlikte devri 527.000 TL olarak belirlendiği, sözleşmenin devamında ise 40.000 doların 30.04.2019 tarihinde nakit olarak verildiği, kalan tutarın TL veya USD cinsinden 20.05.2019 tarihinde nakit olarak verileceğinin belirtildiği, müvekkilinin 19.10.2023 tarihli duruşmada yemin beyanında da belirttiği üzere $ 40.000 elden alınmadığı, bu konunun tutanağa hatalı şekilde tutanağa geçirildiği, davacının $ 40.000 ödeme yaptığını kabul ettiklerini, ancak bu paranın elden değil, davacı adına kayıtlı banka hesabından $ 40.000 çekilip, aynı anda para TL'ye çevrilerek müvekkil şirketin hesabına yatırıldığı, müvekkili şirketin ticari defter ve kayıtlarında yapılan incelemede de ''30.04.2019 tarihinde davacının davalı şirkete 237.128 TL ödediği''nin belirtidiği, Mahkemenin USD para birimi üzerinden karar vermiş olmasının hatalı olduğunu, Mahkemece, davacının 30/04/2019 tarihli sözleşme ile neden bağlı olmadığına dair hiçbir gerekçe sunmadığı, hiçbir gerekçe göstermeksizin ve haklı nedeni olmaksızın yükümlüklerini yerine getirmeyen, sözleşmeye aykırı davranan davacının bu kararla sebepsiz zenginleştiği, 30.04.2019 tarihli sözleşme uyarınca kurulacak .... A.Ş'nin kuruluşunun davacının davranışları nedeniyle sonuçlandırılamadığı, davaya konu ....'un devir sözleşmesi şartlarına davacının aykırı davranışı sebebiyle söz konusu işletmenin kira bedelleri de uzun bir süre müvekkili tarafından ödendiğini, gerekçeli kararda davacının sözleşmeyle bağlı olmadığının tespitinin neye dayandırıldığının açıkça belli olmadığından, aldatma hükümlerinin iş bu dava açısından uygulanmasının mümkün olmadığını, davacının geçerli bir sebep olmadan keyfi bir davranışla sözleşmeden döndüğünü, aldatma kastının olmadığı, yerin devri konusunda icapta bulunanın davacı olup, tüm tarafların ana dili olan Farsça dilinde sözleşmenin yazıldığını, davanın açılmasından önce Türkiye'de ikamet eden davacının sözleşme öncesi piyasa koşullarını bir bilirkişi vasıtasıyla araştırma imkanı olduğunu, devredilen yerin, müvekkili ... A.Ş.'nin bir şubesi olup, ... da bir süre öncesine kadar Güzelbahçe'de yer alan ve İzmir'de İran mutfağı denilince ilk akla gelebilecek yerlerden biri olup işletmenin önemli bir piyasa değeri bulunduğunu, davaya konu yerin, içindeki dekorasyon, tadilatlar ve mallarıyla birlikte devredildiğini, 22.10.2022 ve 23.05.2023 tarihli bilirkişi raporlarında, emsal gösterilen taşınmazların keşfe konu mahallede olmadığı, ticaret unvanının ve ticari işletmenin hesaplanan değere katılmadığı, haliyle olması gerekenden düşük bir bedelin tespit edildiğine dair itirazlarının değerlendirilmediğini belirtmiştir. GEREKÇE :Dava, aldatma ve aşırı yararlanma nedeniyle davacının 29/04/2019 tarihli sözleşme ile bağlı olmadığının tespiti ile davalıya ödenen bedelin iadesi istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın davalı şirket yönünden kısmen kabulüne, diğer davalı yönünden ise husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Bilindiği üzere; hile (aldatma), genel olarak bir kimseyi irade beyanında bulunmaya, özellikle sözleşme yapmaya sevk etmek için onda kasten hatalı bir kanı uyandırmak veya esasen var olan hatalı bir kanıyı koruma yahut devamını sağlamak şeklinde tanımlanır. Hata da yanılma, hilede ise yanıltma söz konusudur. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 36/1 hükmünde açıklandığı üzere taraflardan biri diğer tarafın kasıtlı aldatmasıyla sözleşme yapmaya yöneltilmişse yanılma (hata) esaslı olmasa bile aldatılan taraf için sözleşme bağlayıcı sayılamaz. Değinilen koşulların varlığı halinde aldatılan taraf hakkını kullanmak suretiyle hukuki ilişkiyi geçmişe etkili (makable şamil) olarak ortadan kaldırabilir ve verdiği şeyi geri isteyebilir. Öte yandan, TBK'nın aşırı yararlanma başlıklı 28. maddesinde; "Bir sözleşmede karşılıklı edimler arasında açık bir oransızlık varsa, bu oransızlık, zarar görenin zor durumda kalmasından veya düşüncesizliğinden ya da deneyimsizliğinden yararlanılmak suretiyle gerçekleştirildiği takdirde, zarar gören, durumun özelliğine göre ya sözleşme ile bağlı olmadığını diğer tarafa bildirerek ediminin geri verilmesini ya da sözleşmeye bağlı kalarak edimler arasındaki oransızlığın giderilmesini isteyebilir. Zarar gören bu hakkını, düşüncesizlik veya deneyimsizliğini öğrendiği; zor durumda kalmada ise, bu durumun ortadan kalktığı tarihten başlayarak bir yıl ve her hâlde sözleşmenin kurulduğu tarihten başlayarak beş yıl içinde kullanabilir" hükmüne yer verilmiştir. Buna göre aşırı yararlanmanın söz konusu olduğu bir sözleşmede zarar gören, sözleşmeyle bağlı olmaktan kurtulmak ya da oransızlığın giderilmesini sağlamak istiyorsa, bu hakkını düşüncesizlik veya deneyimsizliğini öğrendiği; zor durumda kalmada ise bu durumun ortadan kalktığı tarihten başlayarak bir yıl ve her iki durumda da sözleşmenin kurulduğu tarihten başlayarak beş yıllık hak düşürücü süreler içinde kullanabilecektir. Davacı tarafından açılan, aldatma ve/veya aşırı yararlanma sebebiyle davacının 30.04.2019 tarihli devir sözleşmesi ile bağlı olmadığının tespiti ile bu sözleşme uyarınca davalılar ... ile ....A.Ş.'ye ödenen toplam 60.000 USD'nin davacıya iadesinin talep edildiği, sözleşmede belirtilen "...." isimli işletmenin davalı ... A.Ş.'nin bir şubesi olduğu, davacının yeni kurulacak dava dışı ... şirketinin yetkilisi sıfatıyla sözleşmeyi imzaladığı, ancak, İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğünden gelen yazı cevabında .... A.Ş.'nin tescil başvurusunun reddedilmesi nedeniyle şirketin kurulamadığı, dolayısıyla mahkemece, sözleşmenin davalı ... A.Ş yetkilisi sıfatıyla diğer davalı ... tarafından imzalandığı ve işletme için ödenen bedelin davalı şirket hesaplarına yatırılmış olduğu da nazara alınarak, davalı ... aleyhine açılan davanın husumetten reddine verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı, diğer taraftan, mahkemece mahallinde yapılan keşif sonucu aldırılan 22/10/2022 tarihli bilirkişi raporuyla mahallinde yapılan keşif sonucu alınan 23/05/2023 tarihli bilirkişi raporunda, 30.04.2019 tarihli devir sözleşmesinde belirlenen devir bedelinin fahiş olduğu tespit edildiğinden, mahkemece söz konusu rapor doğrultusunda gabin şartlarının somut olayda gerçekleştiği gerekçesiyle davacının sözleşme ile bağlı olmadığının tespiti ile 40.000,00 Usd'nin 3095 sayılı Yasanın 4/a maddesi gereğince davalı şirketten alınıp davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı değerlendirilmiştir. Toplanan tüm delillere, dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları delilere göre, hükme esas alınan bilirkişi raporundaki tespit ve değerlendirmelerin dosya kapsamına uygun olmasına, raporun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olmasına, mahkemece uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, istinaf itirazlarının yerinde olmadığı değerlendirilerek, yerinde görülmeyen istinaf itirazlarının HMK'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince reddine karar verilmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Taraf vekillerinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı yönünden istinaf karar harcı olan 732,00 TL'den peşin alınan 427,60 TL'nin mahsubu ile bakiye 304,40 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Davalı .... A.Ş.yönünden istinaf karar harcı olan 35.999,37 TL'den peşin alınan 8.999,84 TL'nin mahsubu ile bakiye 26.999,53 TL harcın bu davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf başvurusu nedeniyle tarafların yaptıkları giderlerin kendi üzerlerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere 23.10.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.