İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/85 E. 2025/388 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/85
Karar No
2025/388
Karar Tarihi

T.C. ... 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/85 Esas - 2025/388 TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR VERMEYE YETKİLİ T.C. ... 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : 2025/85 KARAR NO : 2025/388

DAVA : Marka ile ilgili Kurum kararının iptali, marka hükümsüzlüğü. DAVA TARİHİ : 24/02/2025 KARAR TARİHİ : 16/10/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 16/11/2025

TALEP: Davacı vekili 24/02/2025 harç tarihli dava dilekçesi ve duruşmadaki beyanlarıyla özetle: Müvekkili şirketin seri marka oluşturur şekilde "...", "moneycard", "... şekil" vs. ibareli ve "..." esas unsurlu ibareli markaların sahibi olduğunu, davalı şirketin bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki "..." ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere davalı ...’e başvuruda bulunduğunu, 2023/046249 kod numarası alan başvurunun, Resmi Marka Bülteninde ilanı üzerine müvekkili tarafından Markalar Dairesi Başkanlığına itirazda bulunulduğunu, ancak itirazın yerinde görülmeyerek reddedildiğini, bu red kararın yeniden incelenmesi talebinin de nihai olarak Türk Patent ve Marka Kurumu Yeniden İnceleme Değerlendirme Kurulu (YİDK) tarafından reddine karar verildiğini, ancak söz konusu kararın yerinde olmadığını, zira; müvekkilinin “...”li seri markalarının kullanım sonucu ayırt edici ve tanınmış hale geldiğine ilişkin bir çok mahkeme kararının mevcut olduğunu, “...” markasının davalı firma adına tescili halinde taraf markalarının karıştırılma ihtimalinin yüksek olduğunu, ayrıca davalının müvekkilinin yoğun emek, ... ve zaman harcayarak markaya kazandırdığı imajdan ve bu markanın reklam gücünden haksız olarak yararlanacağını, taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal açılardan yakın benzer olduğunu, dava konusu edilen markanın sonuna eklenmiş olan “o” harfinin işarete markasal hüviyette bir ayırt edicilik katmadığını, davalının “...” markasını kendi adına tescil ettirmek isterken müvekkili ile haksız rekabet yapma saikiyle yani kötü niyetle hareket ettiğini ileri sürerek, ... sayılı kararının iptaline ve dava konusu markanın tescili halinde hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP: Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle: YİDK tarafından verilen kararın usule ve yasaya uygun olduğunu, taraf markaları arasında benzerlik unsuru bulunmadığını, ilgili tüketiciler tarafından karıştırılmayacağını savunarak davanın reddini istemiştir. Dava dilekçesi davalı şirkete usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş, davalı şirket davaya cevap vermemiştir.

MUHAKEME: HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır.

UYUŞMAZLIĞIN TESPİTİ VE DİĞER HUSUSLAR Dava; 6769 sayılı SMK'nın 6/1, 6/5, 6/6, 6/9'a dayalı taraf markalarının benzediği iddiası temelinde; davalı başvurusu olan 2023/046249 sayılı marka başvurusu ile ilgili olarak ... YİDK tarafından alınan ... sayılı kararın iptali ve hükümsüzlük istemlerine ilişkindir. Davanın açılmasıyla birlikte, tarafların karşılıklı dilekçeleri tebliğ olmuş, sundukları deliller toplanmış, dava konusu başvuruya ilişkin bilgi ve belgeler ...'ten celp edilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklikler bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik edilmiş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmuş, 06/08/2015 tarihli ve 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 201/2 nci maddesi hükmü de gözetilerek, taraflara yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş, sözlü olarak iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, UYGULANACAK HÜKÜMLER ve GEREKÇE Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı şirketin 2023/046249 başvuru sayılı markası ile davacı tarafın itiraz mesnedi markaları arasında SMK 6/1 maddesine göre iltibas koşulları oluşup oluşmadığı, marka başvurusuna yönelik itiraz sürecinde itiraz mesnedi davacı markaları açısından, SMK 6/5 maddesine göre markalarının tanınmışlığı iddiasının, SMK 6/6 maddesine göre ticaret unvanına dayalı hak iddiasının, SMK 6/9 maddesine göre de davalı başvurusunun kötü niyetli yapıldığı iddialarının alınan YİDK kararına ve hükümsüzlüğe etki edip etmeyeceği, ...'in ... sayılı YİDK kararının iptalinin ve davalı markasının da hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır. İptali istenen YİDK kararının davacıya 24/12/2024 tarihinde tebliğ edildiği, 24/02/2025 tarihinde açılan davanın, 5000 sayılı Patent ve Marka Vekilliği ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun'un 15/c maddesinde belirlenen iki aylık hak düşürücü süre içerisinde olduğu anlaşılmış ve işin esasına geçilmiştir.

İDARİ AŞAMANIN ÖZETİ 2023/046249 başvuru sayılı markanın dosya örneği incelendiğinde; davalı firmanın 11.04.2023 tarihinde 09, 35, 36, 38, 41 ve 42. Sınıflara giren mal ve hizmetlerde kullanılmak üzere dosyaladığı "..." ibareli marka başvurusunun, tescil edilmek üzere 12.05.2023 tarihli ve 420 sayılı Resmi Marka Bülteni’nde ilan edildiği, davacı şirketin SMK m. 6/1, m. 6/5, m. 6/6 ve m. 6/9 hükümlerine ve 2021 060664, 2020 82650, 2020 113917, 2011 96860, 2021 020609, 2016 12490, 2010 68593, 2010 60281 sayılı markalarına dayalı olarak itiraz ettiği, bu itirazın Markalar Dairesi Başkanlığı’nın 23.01.2024 tarihli ve 240067952 sayılı kararı ile, davacının 2011 96860 ve 2016 12490 sayılı markaları yönünden haklı bulunarak, davalının markasının kapsamında 09 ve 35. Sınıflara giren emtiaların çıkartılmış olduğu, itirazı kısmen reddedilen davacının itirazını aynı gerekçelere ve markalara dayalı olarak tekrar ettiği, ancak bu itirazın da ...’in Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu’nun huzurda dava konusu edilen 23.12.2024 tarihli ve ... sayılı kararı ile nihai olarak reddedildiği anlaşılmıştır.

... YİDK'in ... sayılı kararında; "2023/046249 başvuru numaralı "..." ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın kısmen reddi yönündeki Markalar Dairesi Başkanlığı kararına karşı, yayına itiraz sahibi firma tarafından, başvurunun 2020 82650, 2021 060664, 2020 113917, 2011 96860, 2021 020609, 2016 12490, 2010 68593, 2010 60281 sayılı "... ...", "... ...", "moneypay", "...", "moneypro", "...", "... mobıle şekil", "... mobıle club şekil" ibareli markalar ile karıştırılma ihtimali gerekçesiyle 6769 s. SMK'nın 6/1-5-6-9 uncu maddeleri uyarınca tümden reddi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir. ... Yukarıda belirtilen genel ilkeler çerçevesinde yapılan değerlendirme sonucunda, "..." ibaresinin markasal ayırt edici niteliği çok düşük (hatta bir kısım mal ve hizmet bakımından ayırt edici niteliği bulunmayan, tanımlayıcı) bir ibare olması, dolayısıyla markaların "..." ibaresi dışında ihtiva ettiği diğer unsurlar ve tertip tarzları / genel görünümleri gibi hususlar birlikte göz önüne alındığında, sadece ayırt ediciliği zayıf unsurun ortak olmasının markalar arasında karıştırılma ihtimaline yol açmayacağı, diğer unsurlar arasındaki belirgin farklılıkların somut olayda karıştırılma ihtimalini ortadan kaldırmaya yeterli olduğu görüşüne varılmıştır. Dolayısıyla, kalan mal/hizmetler bakımından markalar arasında 6769 s. SMK'nın 6(1) maddesi anlamında karıştırılma ihtimali bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Somut olay açısından, itiraza konu başvurunun tescilinin 6769 Sayılı SMK'nın 6/5 maddesi hükmünde belirtilen koşulların oluşmasına yol açacağı yönünde de bir kanaat oluşmadığından, tanınmışlık gerekçesine dayalı itiraz haklı görülmemiştir. Başvurunun tescili durumunda muterize ait herhangi bir hak ihlali bulunmadığı görüldüğünden 6769 s. SMK Md. 6/6 gerekçeli itiraz reddedilmiştir. İtiraz sahibinin kötü niyet gerekçeli itirazı ise, itiraz ekinde başvurunun kötü niyetle yapıldığını gösteren kanıtlar sunulmadığından haklı bulunmamıştır. KARAR İtirazın reddine oybirliği ile karar verilmiştir." şeklinde ifade edilmiştir.

Taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında; Davalı Başvuru Markası "..." (2023/046249) 36 / 38 / 41 / 42. sınıflar.

Davacı Mesnet Markaları "...", "moneycard", "... şekil", "...", "...", "moneyclub", "... ...", "bebe ...", "moneyclub", "moneycard", "moneycard", "moneypro" , "... mobile" , "moneypay" (2009/13719, 2009/13720, 2009/13722, 2016/12490, 2011/96860, 2016/12494, 2021/060664, 2011/95510, 2009/13721, 2011/96863, 2016/12484, 2021/020609, 2010/68593, 2020/113917) 09 / 16 / 29 / 30 / 32 / 33 / 35 / 36 / 37 / 38 / 41 / 42. sınıflar.

Mahkememizce uzman bilirkişi heyetinden alınan 04/08/2025 havale tarihli raporda özetle; "1) Karşılaştırılan markaların/işaretlerin görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzer olduğu, 2) Davacının muhtelif markaları yönünden, dava konusu edilen markanın kapsamında kalmış olan46 tüm hizmetler açısından emtia ayniyeti/benzerliği/türdeşliği şartının gerçekleştiği, 3) Dava konusu edilen markanın kapsamında kalmış olan hizmetlerin hitap ettiği ortalama alıcı kitlesinin bilinç/dikkat/özen/algı seviyesinin, söz konusu hizmetleri satın alırken düşük olmadığı, 4) (1) ve (2) nolu bentlerde yer verilen değerlendirmelerden dolayı, (3) nolu bentteki değerlendirmeye rağmen, dava konusu edilen markanın kapsamında kalmış olan tüm hizmetler yönünden, karşılaştırılan markalar arasında, karıştırılma/iltibas ihtimalinin bulunduğu, 5) Davacının “alan adından kaynaklanan hak” ve “tanınmışlık” iddialarının davalının markasının, kapsamında kalmış olan hizmetler yönünden tesciline/hükmüne bir engelinin/etkisinin olamayacağı, 6) “Kötü niyet” iddialarının değerlendirmesinin hukuki niteliği yüksek olduğundan Sayın Mahkeme tarafından yapılması gerektiği, 7) Dava konusu edilen 23.12.2024 tarihli ve ... sayılı YİDK Kararının, (4) nolu değerlendirme ile çeliştiği/uyumlu olmadığı, 8) Davacının hükümsüzlük isteminin, (4) nolu değerlendirme ile çelişmediği/uyumlu olduğu," ifade edilmiştir.

TARAF MARKALARI ARASINDA İLTİBAS TEHLİKESİNİN/ KARIŞTIRILMA İHTİMALİNİN OLUŞUP OLUŞMADIĞI HUSUSUNDA DEĞERLENDİRME 1.6769 SAYILI SMK 6/1 MADDESİ YÖNÜNDEN YAPILAN DEĞERLENDİRMELER A) Emtiaların Sınıfsal Benzerliği Yönünden Değerlendirme Dava konusu "..." ibareli ve 2023/046249 başvuru numaralı davalı başvurusunun 36 / 38 / 41 / 42'inci sınıflardaki kapsamı aşağıdaki gibidir: "36: Sigorta hizmetleri. Finansal ve parasal hizmetler. Gayrimenkul komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresi hizmetleri. Gümrük müşavirliği hizmetleri. "38: Radyo ve televizyon yayın hizmetleri. Haberleşme hizmetleri (internet servisi sağlama hizmetleri dahil). Haber ajansı hizmetleri. "41: Eğitim ve öğretim hizmetleri. Sempozyum, konferans, kongre ve seminer düzenleme, idare hizmetleri. Spor, kültür ve eğlence hizmetleri (sinema, spor karşılaşmaları, tiyatro, müze, konser gibi kültür ve eğlence etkinlikleri için bilet sağlama hizmetleri dahil). Dergi, kitap, gazete v.b.gibi yayınların basıma hazır hale getirilmesi, okuyucuya ulaştırılmasına ilişkin hizmetler (global iletişim ağları vasıtasıyla anılan hizmetlerin sağlanması da dahil). Film, televizyon ve radyo programları yapım hizmetleri. Haber muhabirliği hizmetleri, foto-muhabirliği hizmetleri. Fotoğrafçılık hizmetleri. Tercüme hizmetleri. "42: Bilimsel ve sınai inceleme, araştırma hizmetleri; mühendislik hizmetleri, mühendislik ve mimari tasarım hizmetleri, kalite ve standart belgelendirme amaçlı mal/hizmetlerin test edilmesi. Bilgisayar hizmetleri: bilgisayar programlama, bilgisayarı virüse karşı koruma, bilgisayar sistem tasarımı, başkaları adına web sitelerinin tasarlanması, bakımı ve güncelleştirilmesi, yazılım tasarımı, kiralanması ve güncelleştirilmesi, internet arama motoru sağlama, hosting, bilgisayar donanımları alanında danışmanlık, bilgisayar donanımlarının kiralanması hizmetleri. Bu sınıfa dahil olup mühendislik, mimarlık, bilgisayar hizmetleri kapsamına girmeyen her türlü tasarım hizmetleri; grafik sanat tasarım hizmetleri (reklam amaçlı tasarım ve peyzaj tasarımı hariç). Sanat eserleri orijinallik onay hizmetleri."

İtiraza ve hükümsüzlüğe dayanak olan 2009/13719, 2009/13720, 2009/13722, 2016/12490, 2011/96860, 2016/12494, 2021/060664, 2011/95510, 2009/13721, 2011/96863, 2016/12484, 2021/020609, 2010/68593, 2020/113917 sayılı davacı markalarının kapsamında ise 09 / 16 / 29 / 30 / 32 / 33 / 35 / 36 / 37 / 38 / 41 / 42. sınıflardaki bir kısım mal ve hizmetlerin yer aldığı görülmüştür. Bu durumda, davalının markasının kapsamına kalmış olan 36, 38, 41 ve 42. Sınıflara giren hizmetlerin tamamı, davacının tescilli muhtelif markalarının kapsamında birebir yer almaktadır veya bu markaların kapsamına giren hizmetlerin açıklaması/türevi niteliğini haizdir. Dolayısıyla; dava konusu edilen markanın kapsamında kalmış olan tüm hizmetler yönünden, somut olayda emtia ayniyeti/ benzerliği/türdeşliği şartının gerçekleştiği kanaatine varılmıştır.

Hedef Tüketici Kesimi Değerlendirmesi Markalar arasındaki karıştırılma ihtimalinin tespitinde kural olarak ortalama tüketiciler dikkate alınacak olup; doktrinde kabul edilen kritere göre malın hitap ettiği makul düzeyde bilgi ve dikkate sahip tüketicilerin tamamının ya da büyük bir bölümünün karışıklık yaşaması değil, bu tüketicilerin bir kısmının karışıklık yaşama ihtimali bulunması, benzerlik ve iltibas bulunduğunun kabulü için yeterli bulunmaktadır. Yukarıdaki hususlar dâhilinde somut olayda, ; davalının markasının kapsamında kalmış olan 36, 38, 41 ve 42. sınıflardaki hizmetlerin hitap ettiği ortalama alıcı kitlesinin bilinç/dikkat/özen seviyesi incelendiğinde; bu hizmetlerin, alıcının gündelik (her anının, rutininin) ihtiyaçlarını karşılamadığı, sık satın alınan hizmetler olmadığı, hatta bir kısmının alıcılar tarafından daha ziyade profesyonel meslekleri/iştigal alanları ile alakalı olarak satın alındığı fiili gerçeği de gözetildiğinde, alıcıların bu hizmetleri satın aldığı anda seçicilik/bilinç/dikkat/algı/özen seviyelerinin düşük olmadığı değerlendirilmiştir. Bu alıcılar söz konusu hizmetleri satın alma kararını verdikleri süreçte daha uzun vakit geçirmekte, muhtelif bilgi kaynaklarından bilgi sağlayarak/makul süreli bir araştırma yaparak yanlış/eksik/kalitesiz hizmet alma riskini azaltmaya çalışmakta, yani bir süre düşünüp değerlendirerek daha çok zahmete ve gayrete katlanarak satın alma kararını verdiği anlaşılmıştır.

B.Marka İşaretlerinin Görsel/İşitsel ve Kavramsal Benzerliği Yönünden Değerlendirme İşaretlerin benzer olup olmadığı kapsamında; önceki markanın ayırt edicilik düzeyi, tescil kapsamındaki mal/hizmetler yönünden tanımlayıcılığı ve bu nedenle zayıflığı ya da kullanımla sonradan yüksek ayırt edicilik veya tanınmışlık kazanıp kazanmadığı önemli birer faktördür. Ayrıca değerlendirme yapılırken, işaretler parçalara ayrılmadan ve bütüncül olarak değerlendirilmeli, ancak markayı oluşturan baskın ya da ayırt edici unsurlar akılda tutulmalıdır. Görsel, sescil ve kavramsal benzerlik ya da farkların, markanın genel izleniminde bıraktığı etki esas alınmalıdır. Davacının bir kısım markası sırf kelime markası, diğer bir kısım markası ise renk ve şekil unsurlarını da içeren karma markalardır. Davacının gerek kelime markalarında gerekse karma markalarında, uyuşmazlık konusu olan “...” ibaresi, “club”, “...”, “...”, “bebe”, “pro”, “mobile”, “mobile club”, “net” gibi, Türkçe’de veya İngilizce’de yerleşik birer anlamı haiz cins isimlerle/kısaltmalarla birlikte kullanılmıştır. İngilizce olan kelimelerin ülkemizde bilhassa ticari hayatta sıklıkla kullanılan kelimeler olması nedeniyle bu anlamlarının ülkemizdeki tüketiciler tarafından da bilindiği/bilinebileceği değerlendirilmiştir. Dolayısıyla; davacının, markasal hüviyette ayırt ediciliği olmayan tasviri kelimelerle birleşik ve/veya bütünleşik bir kompozisyon içinde, “...” ibaresini ihtiva eden markalarla seri markalar yarattığı ve bu markalarda esas himaye görmesi hedeflenen unsurun “...” ibaresi olduğu değerlendirilmiştir. Dava konusu edilen markaya bakıldığında; bu işaretin, renk, şekil ve kelime unsurlarını bir arada ihtiva eden karma bir marka olduğu görülmüştür. İşarette, karakteristik yazım özelliklerini haiz mavi renkli küçük harflerle yazılmış “...” ibaresinin sonuna, turkuaz renkli bir “o” harfi ve bununla iç içe geçmiş halde mavi renkli bir daire şekli konuşlandırılmıştır. İşarette kullanılmış olan basit daire figürünün, işaretin markasal hüviyette ayırt ediciliğine katkısının geri planda kaldığı değerlendirilmiş olup böyle, basit şekil unsurları yanında baskın kelime unsurları ihtiva eden markalarda söz görünümden daha yüksek sesle konuşur. Potansiyel müşteriler somut olaydaki gibi kelime ve şekil içeren karma markalarda kelime unsuruna diğer unsurlara göre daha fazla önem vereceklerdir. Dolayısıyla dava konusu edilen markada esas unsurun “...” ibaresi olduğu değerlendirilmiştir. Davacının “...” markasını, uzun yıllardan beri davacı tarafından perakendecilik sektöründe, davacının işletmelerinde geçerli olan müşteri sadakat ve kredi kartları üzerinde, kesintisiz olarak yoğun bir biçimde kullandığı ve bu ibareye yoğun/yaygın/kesintisiz kullanım sonucunda bu sektörde markasal hüviyette belli bir ayırt edicilik kazandırılmış olduğu görülmüştür. Bu fiili durum gözetildiğinde, davacının “...” markasının, markanın hukuki tanımına uygun bir biçimde davacının ticari faaliyetlerini diğerlerinden ayırmaya yarayan ayırt edici bir işaret haline geldiği ve sonuçta da her tescilli markanın faydalandığı hukuki korumayı talep etme hakkını elde ettiği kanaatine varılmıştır. Davacının “...”li markalarıyla “seri marka” yarattığı ve bunun sonucunda da dava konusu benzerliğin/ortaklığın dikkat çekici hale geldiği, davalının markasında “...” ibaresinin başkaca ayırt edici unsurdan yoksun biçimde kullanılmış olduğu tespit edildiğinden, davalının markasının, davacının “...”li markalarının serisinin bir devamı olarak algılanabilecek nitelikte bir türemeye sahip olduğu ve alt marka algısı yaratmaya uygun nitelikte olduğu değerlendirilmiştir. Bu benzerliğin; potansiyel müşterilerin daha önce denedikleri markaların hafızalarında kalan kısımlarına dayanarak tekrar marka tercihi yaptıkları ve bu nedenle de markalardaki farklı unsurlardan ziyade ortak unsurlara odaklanacakları gerçeği gözetildiğinde, davacının “...”li markalarını görmüş ve tanımış olan bir tüketicinin, davalının “...”ibareli markasıyla karşılaştığında bu markaları benzer bulmasının, davacının yeni bir marka yarattığı yönünde bir algısının oluşmasının ihtimal dahilinde olduğu değerlendirilmiştir. Sonuç olarak markaların fonetik/duyusal/işitsel olarak karşılaştırılmasında, taraf markalarında ortak olarak “...” ibaresinin geçiyor olmasının, markaları kulakta bıraktıkları “tını” itibariyle işitsel açıdan bir derecede yakınlaştırdığı değerlendirilmiştir. Taraf markalarında geçen bu ibarenin, yukarıda incelenen yerleşik/bilinen anlamından dolayı, markaların tüketici zihninde yarattığı algının farklılaştığının da söylenmesi mümkün görülmemiştir. Bütün bunlara göre; somut olayda, karşılaştırılan markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzerlik olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır. Ancak, "..." ibaresi "..." anlamına geldiğinden ve b u anlamı herkesçe bilindiğinden, 36. Sınıfta "finansal ve parasal hizmetler" de zayıf marka olarak addedilmiş, ayırt ediciliği düşük olup herkes tarafından kullanılabileceğinden, belirtilen sınıfta belirtilen hizmetler dışındaki mal/hizmetler bakımından dava kabul edilmiştir. Nitekim konuya ilişkin olarak emsal alınabilecek Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 03.02.2021 tarihli 2020/1409 Esas, 2021/799 Karar sayılı kararında; "..Dava, davalının marka basvurusuna davacı tarafından yapılan itirazın reddine dair TPMK YİDK kararının iptali ve markanın hükümsüzlügü istemine ilişkindir. Mahkemece davacının “...” esas unsurlu markaları ile davalının “... ...” ibareli basvuru markasının 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi anlamında benzer olmadıgı ve markalar arasında iltibas tehlikesi bulunmadıgı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmis, davacının istinafı üzerine bölge adliye mahkemesince de aynı gerekçelerle istinaf basvurusunun esastan reddine karar verilmistir. Ancak, her ne kadar “...” ibaresinin Türkçe karsılıgının “...” oldugu ve bu anlama geldiginin herkesçe bilinebilir olması nedeniyle yalnızca 36. sınıftaki “finansal ve parasal hizmetler” yönünden kimsenin tekeline bırakılmayacak ve ayırt edicilik düzeyi çok zayıf bir isaret oldugu ve bu sebeple anılan hizmetlerde aynı ibareyi baskalarının da degisik eklerle tescil ettirmeleri mümkün ise de, basvuru kapsamındaki diger mal ve hizmetler yönünden ayırt ediciliginin bulunmadığı söylenemez. Bu durumda mahkemece, davacının “...” esas unsurlu markaları ile “... ...” ibareli davalı markası arasında 36. sınıftaki “finansal ve parasal hizmetler” dısındaki diger mal ve hizmetler yönünden 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi uyarınca karıstırılma ihtimaline yol açacak ölçüde benzerlik oldugu kabul edilerek, basvuru kapsamındaki diger mal ve hizmetler yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı sekilde hatalı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi isabetli olmamıs ve bu nedenle kararın davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmistir..." şeklinde gerekçe ile bozma kararı verildiği, Yine Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 18.11.2020 tarihli ve 2020/1002 Esas, 2020/5153 Karar sayılı kararında; "...1- Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda aşağıdaki bendin kapsamı dışında bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından davacı vekilinin sair temyiz itirazları yerinde değildir. 2- Dava, marka başvurusuna itiraz üzerine verilen YİDK kararının iptali ile markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince, “...” ibaresinin herkesin kullanımına açık ve ayırt ediciliği bulunmayan bir işaret olarak değerlendirilerek davacının itiraza gerekçe “...+şekil” unsurlu markaları ile davalı başvurusuna konu “...” ibareli başvuru markası arasında karıştırılabilecek ölçüde benzerlik bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince de aynı gerekçe ile davacı tarafın istinaf isteminin reddine karar verilmiştir. Ancak, her ne kadar “...” ibaresinin Türkçe karşılığının “...” olması ve bu anlamın herkesçe bilinebilir olması nedeniyle yalnızca 36. sınıftaki “finansal ve parasal hizmetler” yönünden kimsenin tekeline bırakılmayacak ve ayırt edicilik düzeyi çok zayıf bir ibare olduğu ve bu sebeple anılan hizmetlerde aynı ibareyi başkalarının da değişik eklerle tescil ettirmeleri mümkün ise de, başvuru kapsamındaki diğer mal ve hizmetler yönünde ayırt ediciliğinin bulunmadığı söylenemez. Bu durumda mahkemece, davacının “...” esas unsurlu markaları ile “...” ibareli davalı markası arasında 36. sınıftaki “finansal ve parasal hizmetler” dışındaki diğer mal ve hizmetler yönünden 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi uyarınca karıştırılma ihtimaline yol açacak ölçüde benzerlik olduğu kabul edilerek, başvuru kapsamındaki diğer mal ve hizmetler yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hatalı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi isabetli olmamış ve bu nedenle kararın davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir..." şeklindeki gerekçe ile bozma kararı verildiği anlaşılmıştır. Sonuç olarak taraf markalarının başvuruda kalan 36. sınıftaki "finansal ve parasal hizmetler" haricinde kalan tüm mal/hizmetler yönünden de benzer olduğu ve yine karşılaştırılan işaretler arasındaki benzerlik düzeyi ile birlikte değerlendirilmesi durumunda karıştırılma ihtimali için aranılan koşulların somut olayda ortaya çıkacak olduğu kanaatine Mahkememizce varılmıştır.

2. SMK 6/5 UYARINCA TANINMIŞLIK HUSUSUNDA YAPILAN DEĞERLENDİRME 6769 s. SMK 6/5 maddesinin uygulanabilmesi için bir markanın tanınmışlığının tek başına yeterli olmadığı, dava konusu edilen markanın ayırt edicilik karakterini zedelemesi, tanınmış markanın itibarına zarar vermesi veya tanınmışlığından haksız yarar sağlanması ihtimallerinden birinin gerçekleşmesi gereklidir. Somut olayda ise davacının faaliyet alana giren perakendecilik sektöründe kullanılan müşteri sadakat kartları/kredi kartlarında kullanılan “...” markasının tanıtımına ciddi yatırımlar yaptığı, davacının dava dosyasına sunduğu delillerden anlaşılmakta ise de, bu durum, SMK 6/5 maddesi hükmünde sayılan şartların “otomatikman” gerçekleştiği veya gerçekleşebileceği anlamına gelmez. Tanınmışlığın varlığı koşulu sağlanmışsa, inceleme, önceki/tanınmış markanın zarar görecek şekilde etkilenmesi koşulu ile devam etmelidir. Bu koşulun gerçekleşme ihtimali, haklı sebeplerle ve mantıklı argümanlarla ortaya konulmalıdır, şöyle, ki; davalının markasının tescil edilmesi halinde, hayatın olağan akışı içinde SMK 6/5 maddesinde sayılan durumların ortaya çıkmasının gerçekten olası olduğu yönünde bir kanaat hâsıl olmalıdır. Sonuçta; SMK 6/5 maddesi hükmünde aranan durumların somut olayda gerçekleştiğinin/gerçekleşme ihtimali olduğunun ispatlanamadığı kanaatine varılmıştır.

3. SMK 6/6 KAPSAMINDA YAPILAN DEĞERLENDİRME 6769 s. SMK’nin 6/6 maddesi “Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir” şeklindedir. Davalının dava konusu edilen marka davacının www.....com.tr uzantılı alan adını içermediği ve davacının bu alan adının, davalının markasının kapsamında kalmış olan, 36, 38, 41 ve 42. sınıflara giren hizmetlerde fiilen kullanıldığına ilişkin delil sunulmamış olduğu görüldüğünden, davacının bu madde hükmüne dayalı hak iddiasının da, dava konusu markanın, kapsamında kalmış olan hizmetler bakımından tesciline/hükmüne bir etkisinin olamayacağı kanaatine varılmıştır.

4. KÖTÜ NİYET HUSUSUNDA (SMK 6/9) YAPILAN DEĞERLENDİRME Somut olayda, davalı şirket tarafından yapılan marka başvurusunun kötü niyetli olduğuna ilişkin somut veriler dosya kapsamında bulunmamakta ve markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, davacı veya iyiniyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacına ilişkin herhangi bir olgu ve olay söz konusu olmadığından, SMK 6/9 şartlarının oluşmadığı değerlendirilmiştir.

5. HÜKÜMSÜZLÜK TALEBİ YÖNÜNDEN YAPILAN DEĞERLENDİRME

Yukarıda açıklanan gerekçelerle SMK 25 yollaması ile SMK 6/1 maddesi kapsamında hükümsüzlük koşullarının da oluştuğu anlaşılmış, ancak dava konusu edilen markanın karar tarihinde henüz tescil edilmediği anlaşıldığından, hükümsüzlük talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

Taraflarca sunulan belgeler ile tüm deliller incelenmiş, alınan rapor ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek dava konusu YİDK kararının kısmen yerinde olmadığı ve hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı kanaatine varılmış ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: 1-Davanın KISMEN KABULÜNE, 2-TÜRK PATENT YİDK'nun ... sayılı kararının 36. Sınıfa giren "finansal ve parasal hizmetler" haricinde kalan tüm sınıf ve mallar bakımından iptaline, 3-Dava konusu edilen 2023/046249 sayılı marka karar tarihinde tescilli olmadığından hükümsüzlük talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına, 4-Alınması gereken 615,40 TL harç dava açılırken peşin olarak yatırılmış olduğundan başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 5-Kabul edilen kısmı yönünden davacı kendisini vekille temsil ettirdiği için AAÜT uyarınca 40.000,00TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 6-Reddedilen kısım yönünden davalı Kurum kendisini vekille temsil ettirdiği için AAÜT uyarınca 40.000,00TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı Kurum'a verilmesine, 7-Kabul ret oranının takdiren davacı lehine 3/4 olarak belirlenmesine, davacı tarafından yapılan ve aşağıda dökümü gösterilen 15.513,30 TL yargılama giderinden payına düşen 11.634,97 TL’nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, kalanının davacı üzerinde bırakılmasına, 8-Tarafların yatırdıkları gider avanslarından kalan tutarın HMK 333/1 uyarınca karar kesinleştiğinde iade işlemi yapılmak üzere tebliğden itibaren 15 gün içinde, banka hesap numarası bildirildiğinde hesaba aktarılmasına, aksi halde PTT aracılığı ile adreste ödemeli olarak gönderilmesine, Dair verilen karar, davacı vekili ve davalı kurum vekilinin yüzüne karşı, diğer davalının yokluğunda 6100 sayılı HMK'nun 341. ile 345. Maddelerine göre tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde ... Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf Kanun Yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 16/10/2025

Davacı Masraf Dökümü: İlk Masraf 1.318,30.-TL Posta Masrafı 195,00.-TL Bilirkişi Ücreti 14.000,00.-TL Toplam 15.513,30.-TL

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/85, K. 2025/388, T. 16.10.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-85-e-2025-388-k-6fd039296f3d