Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/2112 E. 2026/1783 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/2112
Karar No
2026/1783
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/2112 - 2026/1783 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2026/2112 KARAR NO : 2026/1783 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 23/06/2026 NUMARASI : 2025/480 E. - 2026/292 K. DAVANIN KONUSU : Marka Hükümsüzlüğü, Tecavüzün ve Haksız Rekabetin Tespiti, Önlenmesi, Ticaret Unvanından Terkin

Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 23/06/2026 tarih ve 2025/480 E. - 2026/292 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkilinin "..." ibareli markanın çeşitli sınıflarda tescilli markaları bulunduğunu, davalının 2020/53152 sayılı "...+...” markasının tüketici nezdinde karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, markaların benzer olduğunu ve benzer sınıflarda tescilli bulunduğunu, davalı markasının tescilli olduğu 14. sınıf ile davalının "..." adlı intemet sayfasında ve "@..." adlı ... sayfasında, fatura ve diğer işletmesel dokümanlarda müvekkiline ait markaların iktibas veya iltibas yaratacak surette benzerini kullandığını ileri sürerek, davalıya ait 2020/53152 sayılı markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine, davalı markasının 2004/12723 ve 2015/11821 sayılı davacı markalarına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunun tespitine, tecavüzün durdurulmasına ve önlenmesine, davalının ticaret unvanının sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davacının kuyumculuk sektöründe faaliyetinin bulunmadığını, "..." ibaresini kötü niyetli olarak sınıf ve marka kapatmak için tescil ettirdiğini, davacı adına tescilli markaların 25 ve 35. sınıfları kapsadığını, müvekkilinin kuyumculuk sektöründe "..." markasının gerçek hak sahibi olduğunu, markayı ihtilafsız olarak 15 yıldır kullandığını, müvekkili şirketin markasını 2020/53152 sayı ile tescil ettirdiğini, birlikte var olma ilkesi gereğince davacının markaya tecavüz iddiasında bulunmasına imkan olmadığını, taraf markaları arasında benzerlik bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, dava konusu edilen ve hükümsüzlüğü talep edilen 2020/53152 tescil numaralı markanın, 22.05.2022 tarihinden 28.06.2024 tarihine kadar ... adına tescilli olduğu, 28.06.2024 tarihinden itibaren ve halen davalı ... ... Limited Şirketi adına tescilli olduğu, işbu davanın açılış tarihinin 05.09.2023 tarihi olduğu, davanın açıldığı tarihte davalı adına tescilli olmayan bir markanın hükümsüzlüğü istenemeyeceğinden hükümsüzlük talepli dava bakımından dava şartı yokluğu nedeni ile davanın usulden reddine, markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, tecavüzün durdurulması ve meni taleplerine bakımından ise, davalının dava tarihinden çok daha önce "..." ibaresi ile markasal anlamda kullanımlar gerçekleştirdiği, davalının bu markasal kullanımlarının, işletme devrini aldığını beyan ettiği önceki hak sahibinden süregelen kullanımlar, salt davalının web sitesinin arşiv kayıtları gözetildiğinde, davalının devraldığı işletmenin en azından 2010 yılından beri "... ..." adıyla faal olduğu, davacının davalı kullanımlarına uzun süre sessiz kaldığı, yaklaşık 13 yıllık süre zarfında taraflar arasında dosyaya yansımış hukuki uyuşmazlık bulunmadığı, aynı sektörde faaliyet gösteren davanın, davalı kullanımlarından haberdar olmadığı, davacının basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğü de olduğundan, hayatın olağan akışına uygun düşmeyeceği, davacının hak ihlaline yol açtığı belirtilen davalı kullanımları yönünden, davacının sessiz kalma suretiyle hak kaybı yaşadığından markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, tecavüzün durdurulması ve meni taleplerinin reddine, öte yandan davalı şirketin, 20.01.2021 tarihinde "... ... ..." olan unvanını mevcut tüzel kişi unvanına dönüştürerek nev değişikliğine gittiği, davalının gerçekleştirilen kullanımlarının ticaret unvanından bağımsızlaşacak biçimde müstakilen ön plana çıkartılmış "... ..." ibarelerinden oluştuğu, davalı tarafça sunulan mağazacılık hizmetinde, mağazanın dış cep kısmında ve işletme tanıtımlarında doğrudan İşletme adı olarak markasal algı yaratacak biçimde ve ticaret unvanından bağımsız şekilde münhasıran kullanıldığı bir durumda yarattığı bütünsel algının davacı markalan ile ilişkilendirileceği ve davacı tescilli markalarından doğan hakların ihlaline yol açacağı, ancak davalının mezkur kullanımlarının 2010 yılından beri aktif şekilde var olduğundan sessiz kalma yoluyla hak kaybı oluştuğu gerekçesiyle ticaret unvanından terkin koşullarının da oluşmadığı gerekçesiyle markanın hükümsüzlüğü talepli davanın usulden reddine, sair taleplerin esastan reddine, karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davacının davalının kullanımlarından davalı tarafından keşide edilerek müvekkile gönderilen 21.07.2023 tarihli ve .. yevmiye numaralı ihtarnamesi ile haberdar olduğunu, sessiz kalma yoluyla hak kaybının oluşması için gereken 5 yıllık süre 21.07.2023 tarihinden itibaren başlayacağını, davanın açılış tarihi ise 05.09.2023 olduğunu, buna göre davalının kullanımlarına karşı sessiz kalması veya zımnen rıza göstermesi söz konusu olmadığını, kaldı dosya da müvekkilinin daha önce bu kullanımlardan haberdar olduğuna ilişkin bir bilgi veya belge olmadığını, davalının kötü niyetli olduğunu, keza sicilden terkini talep edilen dava konusu ticaret unvanının 06.02.2020 tarihinde tescil edildiğini, 20.01.2021 tarihinde tür değişikliğine gidilerek ticaret unvanı ... ... Tic. Ltd. Şti. olarak tadil edildiğini, bu itibarla, davalıya ait ticaret unvanının terkini için açılan dava süresinde olduğunu, sessiz kalma suretiyle hak kaybı nedeniyle davanın reddinin yerinde olmadığını, davalı tarafından 21.07.2023 tarihli ihtarname de hükümsülüğü istenilen markanın davalı olduğunun belirtildiğini, böylece husumet yönünden yanılgıya sebebiyet verildiğini, dava açıldıktan sonra hükümsüzlüğü istenilen markanın devredildiğini, bu itibarla usul ekonomisi ilkesi de gözetilerek taraf değişikliği talebinin kabulü gerektiğini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE : Dava, marka hükümsüzlüğü, tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, ticaret unvanından terkin istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, istinaf edenin sıfatına göre hükümsüzlüğü talep edilen 2020/53152 tescil numaralı markanın, ... tarafından alınan bilgi ve belgeler doğrultusunda, 22.05.2022 tarihinden 28.06.2024 tarihine kadar ... adına tescilli olduğu, nitekim davalının web sitesinin arşiv kayıtlarının 2010 yılına dek uzandığı, arşiv kayıtlarında yer alan iletişim adres bilgisinin dahi davalı işletmesinin yer aldığı işletme adresi olduğu, 2015 yılından bu yana aynı adres bilgisinin yer aldığı, davalı web sitesinde "..." ibaresinin açıkça kullanıldığı dolayısıyla dava tarihi itibariyle yaklaşık olarak 13 yıldır "... ...” isimli işletmenin ve markasal kullanımın mevcut olduğu, bu durumun davacı açısından sessiz kalmak suretiyle hak kaybı olduğu anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcı, davacı tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 15/10/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.

GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 16/10/2026

Başkan

Üye

Üye

Katip

Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/2112, K. 2026/1783, T. 16.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-2112-e-2026-1783-k-bb20f18c18de