Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/4197 E. 2026/1600 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/4197
Karar No
2026/1600
Karar Tarihi

T.C. DİYARBAKIR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2023/4197 KARAR NO : 2026/1600

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : DİYARBAKIR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan) KARAR TARİHİ : 10/09/2026

Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonunda ilk derece mahkemesince verilen ve yukarıda tarih ve numarası gösterilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: A) DAVACI VEKİLİNİN İDDİASI VE İSTEMİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı vekili, müvekkilinin ... tarihinde saat ... sıralarında motosikleti ile ... caddesi istikametinde seyrederken, karşı istikametten seyreden ... plakalı aracın, müvekkiline çarparak yaralanmasına sebebiyet verdiğini, kazanın meydana gelmesinde ... plakalı araç sürücüsü davalı ...'ın tam kusurlu olduğunu, kazada yaralanmaya bağlı müvekkilinde beden gücü kaybı meydana geldiğini, kaza nedeniyle yürütülen soruşturma sonucu iddianame düzenlendiğini ve Bismil 4. Asliye Ceza Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasının karara bağlandığını ve davalı sürücü ...'ın cezalandırılmasına karar verildiğini, kaza sonrası müvekkilinin Bismil Devlet Hastanesine kaldırıldığını ve sol omzuna platin takıldığını, dirseğini ve kolunu hareket ettiremediği gibi yüzünde ufak yaralanmaların oluştuğunu ayrıca kaza nedeniyle müvekkilinin manevi zarara uğradığını ileri sürerek,oluşan zarardan , araç sürücüsü davalı ... ,araç maliki ... ve aracın ZMMS poliçesi ile sigortalı olduğu davalı ...'nin sorumlu olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla,işleten ve sürücü yönünden kaza tarihinden, sigorta şirketi yönünden ise temerrüt tarihinden itibaren davalılardan müştereken ve müteselsilen, ... TL manevi tazminatın ise kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte işleten ve sürücüden müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ettiği ,davacı vekili ... tarihli dilekçe ile maddi tazminata ilişkin harca esas değeri ... TL olarak göstermiş, ... tarihli celsede davacı vekili maddi tazminata ilişkin alacak kaleminin sürekli iş göremezlik tazminatına ilişkin olduğunu beyan etmiş, ... tarihli dilekçe ile maddi tazminat yönünden talep sonucunu ... TL'na yükseltmiştir. B) DAVALININ SAVUNMASI: Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili ...'ın, kazanın gerçekleştiği gün, evinden hareket ederek ...'de bulunan ... Caddesi üzerinden Eski ... yolu üzerinde yer alan ... markete doğru gittiğini, ... markete gelmeden sinyal verip sol tarafa marketin önüne park etmek için dönerken davacının kullandığı plakasız motosiklet ile çarpıştığını, davacının ehliyeti bulunmadığını, çarpışmanın yolun ortasında gerçekleştiğini, motosikletin karşı yönden gelmesinin imkansız olduğunu, çünkü karşı şeritte sol şeridi kapatmış bir şekilde ... marketin çift dorseli yük indiren aracı bulunduğunu, kaza esnasında çekilen resimlere bakıldığında, sol şerit bu araçtan dolayı kapalı olduğu halde motosikletin karşı yönden gelmesinin imkansız olduğunu, kazanın meydana gelmesinde davacının tam kusurlu olduğunu, davacının hem ehliyetsiz olduğunu ve motosikletin plakası ve ruhsatının bulunmadığını, ayrıca davacın daha önceden de trafik kazası geçirdiğini ve davacının kolunda meydana gelen sağlık sorununun kaza tarihinden öncesine ait olduğunu, davacının sağlık probleminin dava konusu olan kazanın çok daha öncesine dayandığını, dava konusu kazada çarpışmada kazadan kaynaklı davacının herhangi bedeni hasarı oluşmadığını beyan ederek davanın reddi gerektiğini savunmuştur. C) İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesinin ... tarih ... Esas ... Kararı ile; "Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davaya konu kazanın meydana gelmesinde davalı sigorta şirketince sigortalanan araç sürücüsünün kusurlu olup olmadığı, kaza nedeniyle davacının yaralanmasına bağlı sürekli iş göremezlik durumunun oluşup oluşmadığı, bulunuyor ise oranı, manevi tazminata ilişkin koşulların oluşup oluşmadığı, buradan varılacak sonuca göre davacının sürekli iş göremezlik tazminatı ile manevi tazminat talep edip edemeyeceği, edebilecekse tazminatın miktarı ile faizin türü ve başlangıç tarihine ilişkindir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1. maddesinde, “İşletenlerin, bu kanunun 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur."; 85/1 maddesinde, “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün ünvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.”; 85/son maddesinde ise, “İşleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.” düzenlemelerine yer verilmiştir. Anılan yasal düzenlemeler gereğince işleten ve sürücü kusuru nedeniyle meydana gelen zararları karşılamakla yükümlü olduğu gibi, davalı sigorta şirketi de, düzenlenen sigorta poliçesi ile sigortalı aracın sürücüsünün kusuru nedeniyle meydana gelen trafik kazalarında üçüncü kişilere verilen zararı, zararın türüne göre poliçede belirtilen teminat üst limiti ile üstlenmiştir. Dosya içerisinde yer alan kaza tespit tutanağı, yapılan keşif sonucu trafik bilirkişisi tarafından düzenlenen bilirkişi raporu ile Ankara Adli Tıp Kurumundan kusuna yönelik alınan bilirkişi raporuna göre; ... günü saat ... sıralarında, davalı sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı kamyonet ile ... Caddesini takiben ... istikametinden ... yönüne doğru seyir halinde iken olay mahalli ... iş yeri karşısına geldiğinde sola dönüş manevrası yaptığı sırada aracının sol ön kısımlarıyla, karşı yönden gelmekte olan davacı ...'un sevk ve idaresindeki tescilsiz motosikletin ön kısımlarına çarpması sonucu dava konusu trafik kazasının meydana geldiği anlaşılmaktadır. Kaza tespit tutanağında, davaya konu kazının oluşumunda davalı sigortalı araç sürücüsü diğer davalı ...'ın 2918 sayılı KTK.'nun 53/1-B maddesinde düzenlenen sola dönüş kuralını ihlal ettiği belirtilmiştir. Kaza nedeniyle yürütülen soruşturma sonucu iddianame düzenlendiği, yapılan yargılama sonucu Bismil 4. Asliye Ceza Mahkemesinin ... tarih ve ... E.-... K. Sayılı ilamı ile, kazanın meydana gelmesinde davalı ... kusurlu kabul edilerek, taksirle yaralamaya sesebiyet verme suçundan adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın itiraz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmaktadır. Ceza mahkemesince verilen karar, kanun yolu denetiminden geçerek kesinleşen bir karar olmadığından mahkememizce mahallinde keşif yapılarak bilirkişi raporu alınmıştır. Trafik bilirkişisi tarafından düzenlenen ... tarihli bilirkişi raporunda, davalı sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı aracı ile kaza mahalline geldiğinde, yoldaki araç trafiğini kontrol etmeden ... Market isimli işyeri istikametine dönmek isterken sola manevra yaptığı sırada karşı istikamette seyir eden araç trafiğini yeterince kontrol etmeden sola dönüş yaptığı, sola dönüş kurallarına riayet etmediği, dönüş esnasında karşı istikamette seyir eden aracı görmeyecek kadar dalgın olduğu, dikkatsiz, tedbirsiz ve nizamlara aykırı olarak araç kullandığı, kazayı önleme ve öngörebilme adına gerekli olan duruma göre hareket etmediği, etkin dikkatli olarak araç kullanmadığı, özen ve dikkat yükümlülüğünü yerine getirmediğinden kazanın meydana gelmesinde %75 oranında, davacı ...'un ise sevk ve idaresindeki tescilsiz motosikleti ile kaza yerine seyir halinde iken ön ilerisinde dönüş yapan aracı gördüğü halde hızını azaltmadığı ve seyir hızı ile seyrine devam ettiği ,yoldaki araç trafiğini yeterince kontrol etmediği, etkili fren tertibatına başvurmadığı, aydınlatmanın bulunduğu yerleşim yeri karayolunda gece vakti seyir halinde iken seyrini ve hızını far ışığının görüş mesafesini kontrol altında sürdürmesi gerekirken bu hususu dikkate almadığı, zeminin ıslak ve kaygan olmasını yeterince dikkate almadığı, hızını yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmadığı, kazayı önleme ve öngörebilme adına herhangi bir eylem yapmadığı, özen ve dikkat yükümlülüğünü yerine getirmediği, etkin dikkatli olarak araç kullanmadığından kazanın meydana gelmesinde %25 oranında kusurlu olduğu, sürücü belgesiz olarak motosiklet kullanmasının münhasıran kazaya etken olmadığı mütalaa edilmiştir. Kaza tespit tutanağında belirtilen kusur durumu ile trafik bilirkişisinden alınan kusur raporu arasında çelişki bulunduğundan bu sefer Ankara Adli Tıp Kurumundan kusur durumunun tespiti için bilirkişi raporu alınmıştır. Ankara Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenen bilirkişi raporunda, kaza mahalli fotoğraflarına göre kamyonetin ve motosikletin kaza sonrası son konumları dikkate alındığında motosikletin hızlı olmadığı, mahal şartlarına göre seyit ettiğinin anlaşıldığı, yine fotoğraflara göre mahaldeki aydınlatmanın yeterli olduğu, mahallin meskun içi olması ve araçların karşılıklı seyir etmeleri de dikkate alındığında motosikletin farlarının yanmamasının kazanın oluşumuna etkenliğinin bulunmadığı, yine davacı sürücünün yeterli sürücü belgesinin bulunmamasının dava konusu kazanın oluşumu ve mahal şartları dikkate alındığında kazanın oluşumuna etkenliğinin bulunmadığı, olay mahallinde ... iş yeri önünde park halinde bulunan kamyonun görüş alanını kapattığı iddia edilmiş ise de; mahallin meskun içi olması ve fotoğraflarda kamyonet sürücüsünün istikametine görüşün açık olduğu, yine çarpma noktasının kamyonetin istikametine göre bu park halindeki kamyona gelmeden önce olduğu, kamyon ile çarpma noktası arasında belli bir mesafesinin bulunduğu ve mahalde kavşağında bulunmaması dikkate alındığında park halindeki kamyonun kazanın oluşumu üzerinde etkenliğinin bulunmadığı, bu nedenle bilirkişi raporunda belirtilen kusur durumuna iştirak edilmediği, davalı sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki kamyonet ile kavşak bulunmayan olay mahallinde sola dönüşünü; trafik durumunu dikkate alarak, karşı istikametten gelip düz devam etmek suretiyle seyir halinde olan davacı sürücü idaresindeki motosikletin hızını ve konumunu dikkate alarak yapması gerekirken bu hususa riayet etmediği, ilk geçiş hakkını bu motosiklete vermeden kontrolsüzce sola dönüş manevrası ile motosikletin istikamet yönünü kapatması neticesi meydana gelen olayda asli ve %100 kusurlu olduğu, davacı sürücü ...'un ise sevk ve idaresindeki motosiklet ile olay mahallinde düz seyrini sürdürdüğü sırada, davalı sürücünün kontrolsüzce sola dönüş manevrası ile istikamet yönünü kapatması neticesi meydana gelen kazada alabileceği bir önlem bulunmadığından atfı kabil kusuru bulunmadığı mütalaa edilmiştir. Ankara Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenen raporun dosya kapsamına uygun ve kaza tespit tutanağı ile trafik bilirkişisi tarafından düzenlenen rapor arasındaki çelişkileri giderecek nitelikte olduğundan mahkememizce denetime ve hüküm kurmaya elverişli tabul edilmiş ve davaya konu kazanın meydana gelmesinde davalı sürücü ...'ın %100 kusurlu olduğu kabul edilmiştir. Kaza nedeniyle davacının sürekli iş göremezliğinin bulunup bulunmadığının tespiti amacıyla Dicle Üniversitesi Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalı tarafından 20.02.2019 tarih ve 30692 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan “Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik” hükümlerine göre değerlendirilme yapılarak düzenlenen bilirkişi raporunda; kaza nedeniyle davacının %4 oranında sürekli maluliyeti oluştuğu mütalaa edilmiştir. Her ne kadar davalılar ... ve ... vekili tarafından, davacıda oluşan maluliyetin davaya konu kazadan kaynaklanmadığı, davacının elde ki davaya konu trafik kazasından daha önce gerçekleşen kazadan kaynaklandığı savunulmuş ise de, bu yöne ilişkin somut bir bilgi ve belge sunulmadığı, öte yandan maluliyet durumunun tespitine ilişkin düzenlenen bilirkişi raporunda da davacıda meydana gelen maluliyet durumunun nedensellik bağının irdelendiği anlaşılmakla, davalılar ... ve ... vekilinin bu yöne ilişkin savunmasına itibar edilmemiştir." gerekçesiyle "Davacının maddi tazminat talebinin KABULÜNE, ... TL sürekli iş göremezlik tazminatının, davalı sigorta şirketi yönünden temerrüt tarihi olan ... tarihinden itibaren, diğer davalılar yönünden ise haksız fiil tarihi olan ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, Davacının manevi tazminat talebinin kısmen KABULÜNE, ... TL manevi tazminatın haksız fiil tarihi olan ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE," karar verilmiştir. D) İSTİNAF NEDENLERİ: Hükme karşı davalılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davalılar ... ve ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, cevap dilekçesinde, davacının daha önceden de trafik kazası geçirmiş olduğu, davacının kolunda meydana gelen sağlık sorununun, davacının kaza tarihinden öncesine ait olduğu, buna ilişkin kayıtlar celp edilmeden rapor alındığını,davacının, hem ehliyetsiz olup, hem de kullandığı aracın ruhsatsız ve plakasız olduğunu,davacının, trafik kurallarına uymayıp, trafikte tehlikeli bir biçimde seyir alarak, kendi kusurundan dolayı kazaya sebebiyet verdiğini kusur değerlendirmesinin hatalı olduğunu,... tarihli bilirkişi raporu müvekkili %75 kusurlu bulurken, ... tarihinde düzenlenen ATK raporu ise müvekkili %100 kusurlu bulduğunu,iki rapor arasında farklılık bulunması nedeniyle dosyadaki çelişkilerin giderilmesi amacıyla ve itirazlarıda göz önünde bulundurularak dosyanın 3. kez başka bir birime gönderilmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. E)DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE: Dava, ... tarihinde meydana gelen çift taraflı trafik kazası sonucu davacının yaralanmasına bağlı sürekli iş göremezlik tazminatı ile manevi tazminat istemine ilişkindir. İstinaf incelemesi, Dairemizce, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi uyarınca, istinaf sebepleri ile sınırlı olarak, istinaf kanun yoluna başvuran tarafın sıfatı gözetilerek, kamu düzenine aykırılık teşkil eden ve bu nedenle resen gözetilmesi gereken hususlar değerlendirilerek yapılmıştır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davaya konu kazanın meydana gelmesinde davalı sigorta şirketince sigortalanan araç sürücüsünün kusurlu olup olmadığı, kaza nedeniyle davacının yaralanmasına bağlı sürekli iş göremezlik durumunun oluşup oluşmadığı, bulunuyor ise oranı, manevi tazminata ilişkin koşulların oluşup oluşmadığı, buradan varılacak sonuca göre davacının sürekli iş göremezlik tazminatı ile manevi tazminat talep edip edemeyeceği, edebilecekse tazminatın miktarı ile faizin türü ve başlangıç tarihine ilişkindir. Dosya içerisinde yer alan kaza tespit tutanağı, yapılan keşif sonucu trafik bilirkişisi tarafından düzenlenen bilirkişi raporu ile Ankara Adli Tıp Kurumundan kusuna yönelik alınan bilirkişi raporuna göre; ... günü saat ... sıralarında, davalı sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı kamyonet ile ... Caddesini takiben ... istikametinden ... yönüne doğru seyir halinde iken olay mahalli ... iş yeri karşısına geldiğinde sola dönüş manevrası yaptığı sırada aracının sol ön kısımlarıyla, karşı yönden gelmekte olan davacı ...'un sevk ve idaresindeki tescilsiz motosikletin ön kısımlarına çarpması sonucu dava konusu trafik kazasının meydana geldiği anlaşılmaktadır. 6098 sayılı TBK 49. Maddesinde " Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür." hükmünü düzenlemiş, 51. Maddesinde; “Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler." hükmüne yer verilmiş, 2918 sayılı KTK 85. Maddesinde "Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar" düzenlemesi yer almaktadır. 2918 sayılı K.T.K madde 90, “Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanunda öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanunda düzenlenmeyen hususlar hakkında 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır." düzenlemesi yer almaktadır. KTK 91. Maddesinde "İşletenlerin, bu Kanunun 85 inci maddesinin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere malî sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur." düzenlemesi uyarınca poliçe düzenleyen sigorta şirketi araç işleten ile birlikte müşterek ve müteselsil sorumludur. Kaza nedeniyle yürütülen soruşturma sonucu iddianame düzenlendiği, yapılan yargılama sonucu Bismil 4. Asliye Ceza Mahkemesinin ... tarih ve ... E.-... K. Sayılı ilamı ile, kazanın meydana gelmesinde davalı ... kusurlu kabul edilerek, taksirle yaralamaya sesebiyet verme suçundan adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın itiraz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmaktadır. İlk derece mahkemesince alınan ... tarihli bilirkişi raporunda, kazanın meydana gelmesinde davacının %25 oranında kusurlu olduğu, sürücü belgesiz olarak motosiklet kullanmasının münhasıran kazaya etken olmadığı mütalaa edilmiş, itiraz üzerine Ankara Adli Tıp Kurumundan kusur durumunun tespiti için bilirkişi raporu alınmıştır. Ankara Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenen bilirkişi raporunda, mahallin meskun içi olması ve fotoğraflarda kamyonet sürücüsünün istikametine görüşün açık olduğu, yine çarpma noktasının kamyonetin istikametine göre bu park halindeki kamyona gelmeden önce olduğu, kamyon ile çarpma noktası arasında belli bir mesafesinin bulunduğu ve mahalde kavşağında bulunmaması dikkate alındığında park halindeki kamyonun kazanın oluşumu üzerinde etkenliğinin bulunmadığı, bu nedenle bilirkişi raporunda belirtilen kusur durumuna iştirak edilmediği, davalı sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki kamyonet ile kavşak bulunmayan olay mahallinde sola dönüşünü; trafik durumunu dikkate alarak, karşı istikametten gelip düz devam etmek suretiyle seyir halinde olan davacı sürücü idaresindeki motosikletin hızını ve konumunu dikkate alarak yapması gerekirken bu hususa riayet etmediği, ilk geçiş hakkını bu motosiklete vermeden kontrolsüzce sola dönüş manevrası ile motosikletin istikamet yönünü kapatması neticesi meydana gelen olayda asli ve %100 kusurlu olduğu, olduğu kabul edilmiştir. Trafik kaza tespit tutanağında davalı ... kusurlu kabul edildiği, davacıya kusur isnat edilmediği, kaza tutanağı ile ATK raporu uyumlu olduğu, kaza tutanağı ile mahkemece alınan trafik bilirkişi raporu arasındaki çelişki ATK raporu ile giderildiğinden ortada kusur yönünden çelişki olmadığı, mahkemece ATK raporuna göre değerlendirme yapılmasının yerinde olduğu,davalının kusura yönelik istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Kaza nedeniyle davacının sürekli iş göremezliğinin bulunup bulunmadığının tespiti amacıyla Dicle Üniversitesi Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalı tarafından 20.02.2019 tarih ve 30692 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan “Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik” hükümlerine göre değerlendirilme yapılarak düzenlenen bilirkişi raporunda; kaza nedeniyle davacının %4 oranında sürekli maluliyeti oluştuğu mütalaa edilmiştir. Her ne kadar davalılar ... ve ... vekili tarafından, davacıda oluşan maluliyetin davaya konu kazadan kaynaklanmadığı, davacının elde ki davaya konu trafik kazasından daha önce gerçekleşen kazadan kaynaklandığı savunulmuş ise de, bu yöne ilişkin somut bir bilgi ve belge sunulmadığı gibi, davacıya kazadan dolayı,köprücük kemiği kırığı nedeniyle tedavi uygulandığı, tibbi kayıtların bu yönde olduğu, Bismil Devlet Hastanesi kayıtlarının bu durumu desteklediği, maluliyet durumunun tespitine ilişkin düzenlenen bilirkişi raporunda da davacıda meydana gelen maluliyet durumunun nedensellik bağının irdelendiği anlaşılmakla,davalılar vekilinin maluliyet raporuna yönelik istinaf sebeplerinin de yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Açıklanan bu durum karşısında,kazanın meydana gelmesinde davalı ...'ın %100 kusurlu olduğu, kaza nedeniyle davacıda %4 oranında kalıcı maluliyet oluştuğu,alınan aktüer bilirkişi raporunda, TRH 2010 yaşam tablosu ve prograsif rant yöntemi ile uygulanmak üzere yapılan hesaba göre davacının sürekli iş göremezlik zararının hesabında ve hükmedilen maddi tazminat yönünden ilk derece mahkemesi kararı usul ve yasaya uygundur. Manevi tazminat talebi yönünden : 6098 sayılı TBK 49. Maddesinde " Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür." hükmünü düzenlemiş, 51. Maddesinde; “Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler." hükmü ile 6098 TBK'nın 56/1. maddesi hükmüne göre “Hakim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir.” düzenlemesi yer almaktadır. Hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna dair zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacıca göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 tarihli ve 7/7 Sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı , olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. ((Yargıtay 4. H.D. 2018/1367 Esas 2019/5220 Karar sayılı ilamı ve HGK 23/06/2004, 13/291-370) Yukarıda açıklanan ilkeler ışığında, manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkındaki hüküm kurulurken olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı ve bu sebeple tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli de gözönünde tutularak, hak ve nesafet kuralları çerçevesinde bir sonuca varılmalıdır. Zira, M.K'nun 4.maddesinde, kanunun takdir hakkı verdiği hallerde hakimin hak ve nasafete göre hükmedeceği öngörülmüştür. Tüm dosya içeriğine göre; kazanın meydana geliş şekli, tarafların kusur durumu, kaza sonrası %4 oranında kalıcı maluliyet meydana gelmesi, davacının ömür boyu kalıcı maluliyeti nedeniyle yaşadığı/yaşayacağı, fiziksel zorluk ve buna bağlı acı ve üzüntü, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, olayın ağırlığı dikkate alınarak hüküm altına alınan manevi tazminat miktarı yerindedir. Dosya içeriğine, toplanan delillere, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenle, özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, vakıa mahkemesi hakiminin objektif, dosyadaki verilerle çelişmeyen tespitlerine ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleriyle sınırlı olarak ve re'sen kamu düzeni yönünden yapılan inceleme sonucu, ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı kanaatine varılarak davalılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereği esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatindeyim. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle 1-Davalılar ... ve ... vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-Davalılardan alınması gereken 11.723,45 TL istinaf karar ve ilam harcından, istinaf eden davalı tarafından peşin olarak yatırılan 3.814,00 TL harcın mahsubu ile eksik kalan 7.909,45 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye gelir kaydedilmesine, 3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf kanun yoluna başvuranlar üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, 5-Kullanılmayan gider avansının kararın kesinleşmesinden sonra HMK’nun 333.maddesi uyarınca ilgililerine iadesine, 6-Kararın dairemiz tarafından tarafından tebliğe çıkarılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde, Yargıtay'a TEMYİZ YOLU açık olmak üzere 10/09/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/4197, K. 2026/1600, T. 10.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-4197-e-2026-1600-k-a799be524293