İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/872 E. 2026/745 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/872
Karar No
2026/745
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/872 Esas KARAR NO : 2026/745

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 27/03/2025 KARAR TARİHİ : 06/10/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TALEP: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkil şirketin davalı şirkete korkuluk, merdiven ve fotosel kapı hizmeti sunduğunu, davalı şirketin bu hizmetlere ilişkin fatura bedellerini ödemediğini, müvekkil şirket tarafından ... İcra Müdürlüğü’nün ...Esas sayılı dosyası üzerinden 151.540,00 TL asıl alacak ve 3.985,71 TL faiz olmak üzere toplam 155.525,71 TL tutarında icra takibi başlatıldığını, davalı borçlunun icra takibine kısmi itirazda bulunarak takibi durdurduğunu, davalı tarafın icra dosyasına 77.552,13 TL tutarında kısmi ödeme yaptığını, kalan borç için ... Arabuluculuk Bürosu ... ve ... numaralı arabuluculuk dosyasında yapılan görüşmelerin anlaşamama ile sonuçlandığını, davalı şirketin faturalara süresinde itiraz etmeyerek içeriği kabul etmiş sayıldığını, davalının icra takibine yönelik itirazlarının haksız ve kötü niyetli olduğunu, müvekkil şirketin davalıya teslim ettiği ürünlerin bedelini tahsil edememesi nedeniyle zarara uğradığını, davalı şirketin borçlu olduğunu bildiği halde ödemeyi geciktirdiğini, alacağın likit nitelikte olduğunu belirterek davalının İcra Müdürlüğü nezdindeki haksız itirazının iptali ile takibin devamına, alacağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;... İcra Müdürlüğü ...E. sayılı icra takibine yasal süresi içinde itiraz edildiğini, davacıya herhangi bir borç bulunmadığını, 20.09.2024 tarihinde 50.000 TL ve 14.10.2024 tarihinde 150.000 TL olmak üzere toplamda 200.000 TL ödeme yapıldığını, hizmetlerin ifa edilmemesi sebebiyle 27.11.2024 tarihinde ... numaralı 87.534,00 TL bedelli iade faturasının ...şti. adına düzenlendiğini, faturada sözleşme dahilindeki hizmetlerin alınmamasına istinaden ibaresinin yer aldığını, başlatılan icra takibinin kötü niyetli olduğunu, arabuluculuk sürecinin de sonuçsuz kaldığını belirterek haksız davanın reddini talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE: ... 11. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ...Esas ve ... Karar sayılı görevsizlik kararı ile huzurda görülen dava dosyası, Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne tevzi edilmiştir. Hakimler ve Savcılar Kurulu'nun ... tarih ve ... sayılı kararı ile ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...tarihi itibariyle faaliyetinin durdurulmasına ve ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan dava ve işler ile arşiv dosyalarının ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne devrine karar verilmiş olup söz konusu karar uyarınca ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasının ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne devredilerek söz konusu dava dosyasının ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin yukarıdaki esasına kaydının yapıldığı görülmüştür. Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır. ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası, dosyamız arasına alınmıştır. Tarafların bağlı bulunduğu vergi dairelerine müzekkere yazılarak taraların 2024 yılı BA-BS kayıtları celp edilmiştir. HMK'nın 320/2. maddesi uyarınca taraflar arasındaki uyuşmazlık konularının; davacının takip ve dava tarihi itibariyle davalıdan alacaklı olup olmadığı, icra takibi başlatıldıktan sonra davalının ne kadar ödeme yaptığı, tahsili gereken alacak miktarının ne olduğu, davacının bu alacağı talep edip edemeyeceği, borcun ödenip ödenmediği, borçlunun temerrüte düşüp düşmediği, düştü ise temerrüt tarihinin, uygulanması gereken faiz tür ve oranının, buna göre tahakkuk eden faiz miktarının ve nihayetinde toplam asıl alacak ve işlemiş faizin ne olduğu, icra inkar tazminatı koşullarının oluşup oluşmadığı hususunda toplandığı tespit edildi. Mahkememiz dosyasına ... tarafından 06/04/2026 tarihinde sunulan bilirkişi raporunda;dosyaya sunulan bilgi ve belgeler ışığında yapılan incelemeler neticesinde, davacı şirketin 2024 yılı ticari defterlerinin Defteri Kebir açılış tasdikinin sunulmaması sebebiyle Türk Ticaret Kanunu hükümlerine uygun tutulmadığı, 2025 yılı ticari defterlerinin ise usulüne uygun tutulduğu, davalı şirketin 2024 ve 2025 yılı ticari defterlerinin ise her iki yıl için de Türk Ticaret Kanunu hükümlerine uygun tutulduğu, davacı şirketin ticari defterlerine göre takip tarihi olan 10.12.2024 itibarıyla davalıdan 64.006,00 TL tutarında alacağı bulunduğu, davalının ticari defterlerine göre ise aynı tarih itibarıyla davacıya 264.006,00 TL tutarında borcu olduğu, taraflar arasında 14 Ekim 2024 tarihli 272.250,00 TL tutarlı bir proje fiyat teklif formu bulunduğu, tarafların ticari defterlerinde birbirleri adına düzenlenen faturalar ve yapılan ödemeler arasında bir fark bulunmadığı, ancak takip tarihi itibarıyla defter kayıtlarındaki farkın davalının 15.05.2024 tarihinde yaptığı 50.000,00 TL tutarındaki ödeme ile 14.10.2024 tarihinde yaptığı 150.000,00 TL tutarındaki ödemenin davacı defterlerinde takip tarihinden önce, davalı defterlerinde ise takip tarihinden sonra işlenmiş olmasından kaynaklandığı, davacı ...Ltd. Şti. ’nin davalı ... Tic. Ltd. Şti. Aleyhine ... İcra Dairesi aleyhine...Esas numaralı dosya ile 10.12.2024 tarihinde başlattığı icra takibinde davacının davalıdan 64.006,00 TL tutarında asıl alacağı olduğunun değerlendirildiği, davalının takip konusu asıl alacak ve işlemiş faiz dahil olmak üzere toplam 65.689,44 TL'lik kısmı kabul ettiği, bu tutara ilişkin toplam 77.552,13 TL ödemenin 17.12.2024 tarihinde icra dosyasına yapıldığı, ayrıca 31.12.2024 tarihi itibarıyla davacının ticari defterlerine göre davalıdan 0,00 TL alacağı, davalının ticari defterlerine göre ise davacıya 0,00 TL borcu bulunduğu kanaatine varıldığı tespit edilmiştir. Huzurda görülen dava itirazın iptali davası olup, müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan normal bir eda davasıdır. Mahkemenin davanın reddi ya da kabulü yönünde vereceği karar, maddi anlamda kesin hüküm teşkil edeceğinden davanın reddi halinde alacaklı, borçluya karşı aynı alacaktan dolayı yeni bir alacak davası açamayacağı gibi davanın kabulü halinde borçlu da alacaklıya karşı bir menfi tespit veya istirdat davası açamayacaktır. Bu nedenle mahkeme itirazın iptali davasında tarafların iddia ve savunmalarını genel hükümlere göre inceleyerek borcun varlığını ve miktarını araştırmak zorundadır. Yasal dayanağını İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67. maddesinden alan itirazın iptali davası, alacaklının icra takibine karşı borçlunun yaptığı itirazın iptali ile İİK’nın 66. maddesine göre itiraz üzerine duran takibin devamını sağlamayı amaçlamaktadır. Takip hukukundan doğan bu davada tespit edilecek husus, borçlunun icra takibine yapmış olduğu itirazında haklı olup olmadığının belirlenmesidir. Dosya ve tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; davacının fatura alacağından kaynaklı davalı aleyhine başlattığı icra takibine davalının itirazı sonucunda işbu davayı açtığı görülmüştür. Taraflar arasında korkuluk satımı ve montajına ilişkin ticari ilişki bulunduğu, davacı tarafından söz konusu satıma dayalı bir kısım faturaların düzenlendiği ve davalı tarafça söz konusu ödemelere ilişkin bir kısım ödemelerin yapıldığı dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Mahkememizce tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş olup tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan bilirkişi incelemesinde; davacının 2024 yılına ait ticari defterlerinin usulüne uygun olarak tutulmadığı ancak 2025 yılı ticari defterlerinin ise usulüne uygun tutulduğu, davalı şirketin 2024 ve 2025 yılı ticari defterlerinin ise her iki yıl için de Türk Ticaret Kanunu hükümlerine uygun tutulduğu, davacı şirketin ticari defterlerine göre takip tarihi olan 10.12.2024 itibarıyla davalıdan 64.006,00 TL tutarında alacağı bulunduğu; davalının ticari defterlerine göre ise aynı tarih itibariyle davalının davacıya 264.006,00 TL tutarında borcunun olduğu, taraflar arasında 14/10/2024 tarihli 272.250,00 TL tutarlı bir proje fiyat teklif formunun bulunduğu, tarafların ticari defterlerinde birbirleri adına düzenlenen faturalar ve yapılan ödemeler arasında bir fark bulunmadığı, ancak takip tarihi itibariyle defter kayıtlarındaki farkın davalının 15.05.2024 tarihinde yaptığı 50.000,00 TL tutarındaki ödeme ile 14.10.2024 tarihinde yaptığı 150.000,00 TL tutarındaki ödemenin davacı defterlerinde takip tarihinden önce, davalı defterlerinde ise takip tarihinden sonra işlenmiş olmasından kaynaklandığı, tarafların BA ve BS formlarının birbiri ile uyumlu olduğu hususları tespit edilmiştir. Davacı tarafından davalı hakkında icra takibi başlatıldıktan sonra takibe dayanak yapılan borcun 65.689,44 TL'lik kısmının davalı tarafça kabul edilerek bu tutara ilişkin toplam 77.552,13 TL ödemenin 17.12.2024 tarihinde icra dosyasına yapıldığı, bu nedenle 31.12.2024 tarihi itibariyle gerek davacının gerek davalının ticari defter ve kayıtlarına göre davalının davacıya borcunun kalmadığı anlaşılmıştır. HMK m. 282 uyarınca hâkim, bilirkişi raporunu serbestçe takdir eder ve raporla bağlı değildir. Yine HMK m. 279/4 uyarınca bilirkişi, hukuki nitelendirme ve değerlendirmelerde bulunamaz. Bu itibarla, bilirkişinin davacının ve davalının ticari defterlerinin "sahibi lehine delil niteliği taşımadığı/taşıdığı" yönündeki değerlendirmesi hukuki nitelendirmeye ilişkin olup, bu husustaki takdir doğrudan mahkemeye aittir. Mahkememizce dosyada mübrez bilirkişi raporu, defterlerin şeklî unsurları ile kayıt içeriklerinin tespiti bakımından hükme esas alınabilecek nitelikte, yeterli ve denetime elverişli bulunmuştur. Taraflar arasında TTK m. 89 ve devamı maddeleri anlamında yazılı şekilde akdedilmiş bir cari hesap sözleşmesi bulunmamaktadır. Tarafların "cari hesap" olarak nitelendirdiği ilişki, münferit satım sözleşmelerinden doğan semen alacaklarının muhasebe kayıtlarında tek bir hesap altında izlenmesinden ibarettir. Dolayısıyla dava konusu alacağın hukuki sebebi, TBK m. 207 ve devamı ile TTK m. 23 hükümleri çerçevesinde satılan malın bedelidir. TTK m. 21/2 uyarınca kendisine fatura gönderilen kişi, faturayı aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır. HMK m. 222/2 uyarınca ticari defterlerin ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Aynı maddenin üçüncü fıkrası uyarınca, bu şartlara uygun tutulan defter kayıtlarının sahibi lehine delil kabul edilebilmesi ise, diğer tarafın aynı şartlara uygun tutulmuş defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması koşuluna bağlıdır. Dördüncü fıkra uyarınca ise, açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları sahibi aleyhine delil olur. Bilirkişi raporu ile davacının 2024 yılı defterlerinin Türk Ticaret Kanunu'na uygun bir şekilde tutulmadığı tespit edilmiş olup davacı tarafın ticari defterlerinin sahibi lehine delil niteliğinin bulunmadığı ve söz konusu ticari defterlerin HMK'nın 222/4. maddesi uyarınca davacı aleyhine delil niteliği taşıdığı, davalı tarafından davacı adına düzenlenen 27/11/2024 tarih ve 87.534,00 TL bedelli iade faturasının davacı tarafından ticari defterlerine kayıt edilerek BA formu ile ilgili vergi dairesine bildirildiği, söz konusu iade faturası bedeli ile davalı tarafından yapılan ödemelerin mahsubu neticesinde davacının ve davalının ticari defter ve kayıtlarına göre davacının davalından dava tarihi itibariyle herhangi bir alacağının kalmadığı anlşaıldığından açılan davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-AÇILAN DAVANIN REDDİNE, 2-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 116,60-TL eksik harcın davacıdan alınarak hazineye irad kaydına, 3-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T.'ye göre hesaplanan 45.000,00-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı tarafından yapılan herhangi bir yargılama gideri bulunmadığından bu konuda hüküm kurulmasına yer olmadığına, 6-Kullanılmayan gider avansının bulunması halinde kararın kesinleşmesinden sonra HMK’nın 333. maddesi uyarınca resen yatırana İADESİNE, 7-6235 sayılı Hukuki Uyuşmazlıklarda Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinin 13. fıkrası uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ve yargılama giderinden sayılan Arabuluculuk ücreti olan 3.140,00 TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye İRAT KAYDINA, Dair; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341. ile 360. madde hükümleri uyarınca mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde veya istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf, başvuru hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye vereceği cevap dilekçesi ile iki hafta içerisinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı davalı vekilinin yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 06/10/2026

Katip e-imzalı

Hakim e-imzalı

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/872, K. 2026/745, T. 06.10.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-872-e-2026-745-k-c48890a14983