Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1457 E. 2026/1457 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1457
Karar No
2026/1457
Karar Tarihi

T.C. DİYARBAKIR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2026/1457 KARAR NO : 2026/1457

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN : MAHKEMESİ : DİYARBAKIR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARAR TARİHİ : 30/10/2026

Taraflar arasında görülen davada İlk Derece Mahkemesince verilen kararın istinaf incelemesi davacı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı HMK’nın 353. maddesi gereğince tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için düzenlenen rapor ile istinaf sebepleri dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları, tüm belgeler okunup incelendikten sonra, gereği görüşülüp düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili; müvekkili banka tarafından davalılara kullandırılan kredilerden kaynaklanan borcun ödenmemesi nedeniyle davalılar aleyhine Diyarbakır İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını, davalıların itirazı üzerine icra takibinin durduğunu, Diyarbakır Arabuluculuk Bürosunun ... numaralı dosyasında yapılan arabuluculuk başvurusunun da anlaşmama ile sonuçlandığını beyan ederek; davalıların itirazının iptali ile takibin devamına, davalıların %20’den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar, davaya cevap vermemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; ödeme emrinin takip talebine uygun düzenlenmesi gerektiği, aksi taktirde usulüne uygun bir takibin varlığından söz edilemeyeceği, itirazın iptali davasına özgü dava şartlarından birisinin de usulüne uygun olarak başlatılmış bir takibin varlığı olduğu, davaya konu icra dosyasında düzenlenen ödeme emrinin takip talebine uygun olmadığı gerekçesiyle; davanın 6100 sayılı HMK'nun 114/2. maddesi uyarınca dava şartı yokluğu nedeni ile usulden reddine karar verilmiştir. Karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: İstinaf kanun yoluna başvuran davacı vekili; ödeme emrinin takip talebine aykırılığı iddiasının münhasıran İİK m. 16 kapsamında icra mahkemesine şikayet konusu olduğunu, genel mahkemece re'sen denetlenemeyeceğini, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve Bölge Adliye Mahkemeleri içtihatları uyarınca genel mahkemelerin icra işlemlerini re'sen denetleme yetkisi bulunmadığını, itirazın iptali davasının niteliği gereği genel mahkemenin maddi hukuk uyuşmazlığını esas yönünden incelemekle yükümlü olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla; ilk takip talebinde yer alan asıl borçlu şirket yönünden usulüne uygun bir takip mevcut olup mahkemenin asıl borçlu yönünden dahi davayı reddetmesinin açık bir usul ve yasa ihlali olduğunu, İlk Derece Mahkemesinin esasa girmeyerek davayı reddetmesinin hak arama hürriyeti ve usul ekonomisi ilkelerine açıkça aykırı olduğunu, banka kayıtları, kredi sözleşmeleri, hesap özetleri ve kat ihtarnamelerini dosya arasına celp ederek bankacılık ve hesap uzmanı bilirkişi heyetinden rapor aldırmak ve uyuşmazlığın esası hakkında hüküm kurulması gerektiğini beyan ederek istinaf isteminde bulunmuştur.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE: 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebepler ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesinde; Dava, 2004 sayılı İİK'nın 67. maddesi gereğince ilâmsız icra takibine itirazın iptali ve icra inkâr tazminatı istemine ilişkindir. 2004 sayılı İİK m. 67/1 hükmüne göre; takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Diyarbakır İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı icra dosyasından gönderilen ödeme emrinin ...'in UETS hesabına ... tarihinde tebliğ ediliği, ....'ne gönderilen ödeme emri tebligatının ... tarihinde bila tebliğ iade edildiği, borçlular tarafından ... tarihli dilekçe ile borca itiraz edildiği, itirazın yasal (7) günlük sürede olduğu; bunun üzerine takibin İİK m. 66 hükmü uyarınca durduğu, eldeki itirazın iptali davasının da 1 yıllık yasal süre içinde açıldığı anlaşılmaktadır. Mahkemenin, davanın esası hakkında yargılama yapabilmesi (davayı esastan inceleyebilmesi) için varlığı veya yokluğu gerekli olan hâllere dava şartları denir. Dava şartlarının amacı, bir davanın esası hakkında incelemeye geçilebilmesi için gerekli bütün şartları ve bunların incelenmesi usulünü tespit etmek, böylece davaların daha çabuk, basit ve ekonomik bir şekilde sonuçlanmasına yardımcı olmaktır (Baki Kuru, İstinaf Sistemine Göre Yazılmış Medeni Usul Hukuku, İstanbul 2016, s.190). Dava şartlarının neler olduğu 6100 sayılı HMK'nun 114 üncü maddesinin birinci fıkrasında sıralanmış olup anılan Kanun'un ikinci fıkrası "Diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır" hükmünü içermektedir. 6100 sayılı HMK'nun 114 üncü maddesinde sıralananlar dışında başka kanunlarda da dava şartı olarak öngörülmüş hâller söz konusu olabilir. İtirazın iptali davaları (2004 sayılı İİK m. 67); alacaklının takip talebi (2004 sayılı İİK m. 58) sonrasında borçlunun kendisine gönderilen ödeme emrine itirazı (2004 sayılı İİK m. 60, 61, 62) üzerine duran (2004 sayılı İİK m. 66/1) takibin devamını sağlamaya yönelik bir davadır. 2004 sayılı İİK'nun 60. maddesi uyarınca, ödeme emrinin takip talebine uygun olarak düzenlenmesi zorunludur. Bu husus mahkemece re'sen nazara alınması gerektiği gibi, bir hakkın yerine getirilmemesi ile ilgili olduğundan dolayı da İİK'nın 16/2. maddesi uyarınca süresiz şikayete tabidir. İtirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi, alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir (Yargıtay HGK'nun 2017/11-1299 E., 2021/779 K. sayılı ilamı). Öte yandan, ilk takip talebi iptal edilmeden aynı takip dosyası üzerinden ikinci bir takip talebi sunularak takibe devam edilmesinin mümkün olmadığı hususu, Yargıtay uygulaması ile yerleşmiş bir kuraldır (Bkz. Yargıtay HGK'nun 21/05/2025 tarih ve 2024/12-523 E., 2025/332 K. sayılı; Yargıtay 12. HD'nin 09/04/2026 tarih 2025/9754 E., 2026/2451 K. sayılı vb. kararları) Yukarıda anılan ilke ve esaslar çerçevesinde somut olayın değerlendirilmesinde; Diyarbakır İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı icra dosyasında, ... tarihli ilk takip talebinde borçlu sadece .... olarak gösterilerek ... TL asıl alacak, ... TL işlemiş faiz ve ... TL işlemiş faizin gider vergisi olmak üzere toplam ... TL'nin tahsilinin talep edildiği, takip talebinde "borcun sebebi" kısmının "... TL tutarlı ipotek belgesi" olarak gösterildiği, icra müdürlüğünce önce bu takip talebine uygun olarak ... tarihinde ilk ödeme emri hazırlandığı ancak borçlu tarafa tebliğe gönderilmediği, daha sonra alacaklı vekili tarafından icra dosyasına gönderilen ... tarihli talep dilekçesinde "sehven alacak kalemleri ve dosya kefilinin takip talebinde eksik yer aldığı" belirtilerek dilekçe ekinde yeni bir takip talebi sunulduğu, bu takip talebinde bu kez borçlular .... ile ... gösterilerek, bu kez .... yönünden ... TL asıl alacak, ... TL işlemiş faiz, ... TL işlemiş faizin gider vergisi, ... TL masraflar toplamı olan ... Tl nakit alacaktan rehin ile temin edilen ... TL'lik kısmı düşülerek ... TL nakit alacak ile ... TL gayrinakit alacak talep edildiği, ... yönünden ise ... TL nakit alacak ile ... Tl gayrinakit alacak talep edildiği, "borcun sebebi" kısmının bu kez "genel kredi sözleşmesi, hesap kat ihtarnamesi" olarak gösterildiği, icra müdürlüğünce bu talebe uygun olarak ... tarihli ikinci ödeme emri düzenlendiği ve borçlulara bu ikinci ödeme emrinin tebliğ edildiği, ilk takip talebi iptal edilmeden aynı takip dosyası üzerinden ikinci bir takip talebi sunularak takibe devam edilmesinin mümkün olmadığı, bu durumda davacı alacaklı tarafından icra dosyasına sunulan ikinci takip talebinin sonuca etkili olmadığı, bu durumda hukuken geçerli takip talebi olan ilk takip talebi ile borçlulara tebliğ edilen ödeme emri arasında "takip borçluları", "takipte istenen miktarlar" ve "borcun sebebi" kısımlarında tamamen farklılık bulunduğu, bu şekilde borçlulara tebliğ edilen ikinci ödeme emri ve hukuken geçerli ilk takip talebinin birbiriyle uyumlu olmaması nedeniyle davalı/takip borçlularının yanıltıldığı görülmüştür. Bu durumda, ödeme emrinin takip talebine aykırı olarak düzenlenmesi söz konusu olup, borçlular yönünden geçerli bir icra takibinin varlığından sözedilemez. İtirazın iptali davasının icra takibine sıkı sıkıya bağlı olduğu, yasal ve geçerli bir icra takibinin itirazın iptali davasının dava şartlarından olup mahkemece re'sen göz önünde bulundurulması gerektiği, dosyada ödeme emrinin takip talebine uygun olmaması nedeniyle davacı tarafından yapılmış geçerli bir takip bulunmadığı anlaşılmakla, İlk Derece Mahkemesince davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir (Aynı yönde bkz. Yargıtay 11. HD'nin 28/05/2024 tarih ve 2022/7544 E., 2024/4384 K. sayılı; 08/06/2023 tarih ve 2022/226 E., 2023/3630 K. sayılı kararları). Nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesi de itirazın iptali davasına ilişkin olarak daha güncel bir kararında da; aynı icra dosyasında birbirinden farklı iki takip talebi ve iki ödeme emri düzenlendiği, ilk takip talebi iptal edilmeden 2. takip talebinde bulunulduğu, icra dosyasında ilk takip TL alacağına ilişkin düzenlenmiş olduğundan sonradan döviz alacağına istinaden takip talebi ve ödeme emri düzenlenemeyeceği, öncelikle, ilk takip talebi iptal edilmeden aynı takip dosyası üzerinden ikinci bir takip talebi sunularak takibe devam edilmesinin mümkün olmadığı, itirazın iptali davalarında usulüne uygun bir icra takibinin bulunmasının bu davaya özgü bir dava şartı olduğundan ilk takipte TL alacağı talep edilmesine rağmen TL cinsinden yapılan ilk takip talebi iptal edilmeden USD alacağını içeren ikinci takip talebinin sunulması ve itirazın iptali davasının döviz alacağına ilişkin olarak açıldığından takip talebine uygun itirazın iptali davasının açılmasının gerekliliği ve "usulüne uygun bir icra takibinin bulunması" şeklindeki dava şartının gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın 6100 sayılı HMK'nun 114/2 ve 115/2 maddeleri uyarınca usulden reddine dair kararın onanmasına karar vermiştir (Bkz. Yargıtay 11. HD'nin 21/09/2026 tarih ve 2026/6556 E., 2026/4782 K. sayılı kararı). Açıklanan nedenlerle, Dairemizce yapılan değerlendirmede; İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, incelemenin istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmadığı, davacı vekilinin istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşıldığından, istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın m. 353(1)-b-1 hükmü gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir.

H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-)Davacı vekilinin İlk Derece Mahkemesinin yukarıda anılan kararına yönelik istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın m. 353(1)-b-1 hükmü gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-)492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00 TL maktu istinaf karar harcının davacı tarafından yatırılan peşin harçtan mahsubu ile harcın yeterli olması nedeniyle başkaca harç alınmasına YER OLMADIĞINA, 3-)İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden davacı üzerinde BIRAKILMASINA, 4-)Kararın kesin olmaması nedeniyle, 6100 sayılı HMK'nın 7035 sayılı Kanun ile değişik m. 359(4) maddesi uyarınca Dairemizce taraflara TEBLİĞİNE, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361., 362(2) ve 7550 sayılı Kanun ile değişik Ek 1. maddesinin 2. fıkrası hükümleri gereğince, dava değerinin (.... TL) davanın açıldığı 2025 yılında geçerli olan temyiz kesinlik sınırının (544.000,00 TL) üzerinde olması nedeniyle, Dairemizin kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde, Yargıtay nezdinde TEMYİZ KANUN YOLU AÇIK olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1457, K. 2026/1457, T. 30.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1457-e-2026-1457-k-de2f26e1bc54