Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/93 E. 2026/90 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/93
Karar No
2026/90
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 41. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/93 - 2026/90 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 41. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2026/93 KARAR NO : 2026/90 (İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİ)

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 25/04/2024 NUMARASI : 2023/297 E. - 2024/221 K. DAVACI : DAVALI : 1- VEKİLİ : Av. DAVALI : 2 - VEKİLİ : Av. DAVANIN KONUSU : Marka İle İlgili YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü ile Sicilden Terkin

Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 25/04/2024 tarih ve 2023/297 E. - 2024/221 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, davalı şirketin 2022/048529 sayılı "..." ibareli markanın 09, 16, 35, 38, 39 ve 41. sınıflarda adına tescili başvurusuna yönelik müvekkilinin "..." ibareli markasına dayalı itirazının reddedildiğini, oysa davalının başvurusu ile müvekkillerine ait markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, müvekkiline ait markanın tanınmış marka vasfında olduğunu ve davalı başvurusunun kötü niyetli bulunduğunu ileri sürerek, YİDK'nın 2023-M- 4007 sayılı kararının iptalini ve tescil edilmiş olması halinde diğer davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ...vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalı şirket vekili, davacı tarafından "..." ibaresinin ortaklığı nedeniyle markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğu ileri sürülmüş ise de, müvekkilinin markasının ayırt ediciliği yüksek "..." ibaresinden oluştuğunu, markanın "..." ve "" şeklinde parçalarına ayrılarak markalar arasında bir benzerlik kurulamayacağını, kaldı ki, davaya konu markanın bütün olarak "..." ibaresinden oluştuğunu, buna karşılık davacının dayanak markasının "..." ve " ..." gibi anlamı kaybolmayan ve esasen kimsenin tekeline bırakılamayacak bir kelime öbeğinden oluştuğunu, ayrıca markaların sınıfsal olarak da farklı olduğunu, davacının markasının tanınmışlığının kabul edilemeyeceğini ve kötü niyet koşullarının bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, dava konusu başvuru kapsamında 09, 16, 35 ve 38. sınıf mal ve hizmetlerin tamamı ile 41. sınıftaki "Eğitim ve öğretim hizmetleri. Dergi, kitap, gazete v.b. gibi yayınların basıma hazır hale getirilmesi, okuyucuya ulaştırılmasına ilişkin hizmetler (global iletişim ağları vasıtasıyla anılan hizmetlerin sağlanması da dahil). Film, televizyon ve radyo programları yapım hizmetleri. Haber muhabirliği hizmetleri, foto-muhabirliği hizmetleri" yönünden taraf markaları arasında aynı, aynı tür ya da benzerlik düzeyinde bir mal ve hizmet ilişkisinin bulunduğu, ancak ... ibaresinin ortaklığına rağmen ortalama tüketicilerin davaya konu markadaki "..." ibaresini bir bütün olarak algılayacağı, marka içerisinde "..." kelimesini algılasa dahi bu kelimeye münhasır bir ayırt edicilik/markasal vasıf yüklemeyeceği, "..." ibaresinin esasen güçlü bir ayırt ediciliğinin bulunmadığı, ilgili tüketicilerin dava konusu markayı gördüğünde, bu markanın davacı markalarını çağrıştırma ihtimali olmayacağı, markalar arasındaki farklılığın, tüketicinin, taraf markalarının aynı iktisadi ya da idari kaynaktan çıktığı yönünde bir algıya kapılmasını engelleyeceği, nihai olarak işaretler arasında karıştırılma ihtimalinin mevcut olmadığı, SMK m. 6/5 koşullarının somut olayda oluşmadığı ve kötü niyet iddialarının ispatlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde, hükme esas alınan bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, bu rapora yönelik itirazlarının dikkate alınmadığını, düz yazı karakteri ile oluşturulan taraf markalarının aynı dizayna sahip olduğunu, davaya konu "..." ibareli markanın müvekkilinin markalarının asli unsuru olan "..." ibaresini aynen içermesi nedeniyle müvekkilinin seri markalarından biri olarak algılanacağını, ülkedeki hemen herkesin kargo hizmetlerinden yaralandığını, bu nedenle ilgili tüketici kesiminin bilinç düzeyinin düşük olup bu kişilerin en ufak bir benzerlikte dahi markaları karıştırma ihtimalinin bulunduğunu, müvekkilinin markasını bir süreden beri kesintisiz olarak kullanmakta olduğunu, bu kullanıma bağlı olarak tüketiciler nezdinde bilinir hale geldiğini, yüksek takipçili İnstagram hesabının bu tanınırlığı kanıtladığını, davalı tarafın daha önceden müvekkilinin "... ..." markasına benzer "..." ibareli markasını kullanması nedeniyle ihtar edildiğini, bu itibarla davalı şirketin müvekkilinin markaları ile karıştırılma ihtimali bulunan markaları kurum nezdinde tescil ettirmeye çalışmasının kötü niyetli olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karara verilmesini istemiştir. GEREKÇE: Dava, marka ile ilgili Kurum kararının iptali ve hükümsüzlük istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları nazara alınarak münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin nazara alınarak belirlenmesi gerektiği, davaya konu "..." ibareli markalarıyla davacının " ..." ibareli başvurusu arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, zira bilirkişi raporunda belirtildiği üzere, davaya konu markadaki "..." ve "" kelimelerinin birleşiminden oluşan asıl unsur niteliğindeki "..." ibaresinin telaffuz ve bütünsel algıda davacının markasındaki asli unsur "..." ibaresinden farklı olduğu, dava konusu markayı gören tüketicilerin bunun davacının itiraza mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu derhal ve ilk bakışta algılayabileceği, dosyada bulunan delillerin davacının dayanak "..." markasının tanınmışlığını ispat ve başvurunun kötü niyetle yapıldığını ortaya koymak için yeterli olmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 427,60-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 304,40-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 22/10/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.

GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 23/10/2026

Başkan

Üye

Üye

Katip

Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/93, K. 2026/90, T. 23.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-93-e-2026-90-k-dfea596914b7