Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1585 E. 2026/1524 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1585
- Karar No
- 2026/1524
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/1585 - 2026/1524 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 35. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2026/1585 KARAR NO : 2026/1524
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 20/04/2026 NUMARASI : 2025/260 Esas 2026/326 Karar
DAVACILAR : VEKİLİ : Av.
DAVALI : VEKİLİ : Av. DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 22/10/2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 23/10/2026
Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davacılar vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacılar vekili dava dilekçesinde; sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın karşıdan karşıya geçmeye çalışan yaya ...’e çarpması sonucu tek araçlı ve ölümlü trafik kazası meydana geldiğini, söz konusu kazanın gerçekleşmesinde ... plakalı araç sürücüsünün aslı ve tam kusurlu olduğunu, gerçekleşen trafik kazasından dolayı desteğin vefat ettiğini, söz konusu kazaya sebebiyet veren ... plakalı aracın Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasının, davalı ... A.Ş. tarafından yapıldığını, bu nedenle müvekkillerinin uğramış olduğu destekten yoksun kalma zararlarının davalı sigorta şirketi tarafından karşılanması yasa gereği olduğunu belirterek, HMK m.107 gereğince belirsiz alacak davası olarak açılan işbu dava tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesi mümkün olduğunda eksik harcı yatırmak üzere davanın kabulü ile, fazlaya dair talep ve hakları saklı kalmak kaydıyla, alacağın miktarı ve değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesi mümkün olduğunda eksik harcı yatırmak üzere baba ...için 100,00 TL, anne... için 100,00 TL olmak üzere toplam 200,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte müşterek ve müteselsil sorumluluk çerçevesinde, tahsilde tekerrüre yer olmamak kaydıyla davalı tarafından tazmin edilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili Sigorta Şirketi'nin destekten yoksun kalma tazminatından ötürü herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, müvekkili şirkete karşı yöneltilen işbu dava haksız ve mesnetsiz olarak şirkete karşı yöneltilmiş olup, müvekkili şirketin taraf sıfatını haiz olmaması nedeniyle müvekkili yönünden davanın öncelikle usule ilişkin yetki, işbölümü, zamanaşımı, hak düşürücü süre, görev, hukuki yarar ve dava şartı yokluğu yönünden reddini talep ettiklerini, müvekkili şirketin merkezi ...'da oldugundan dolayı davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, yetki itirazlarının kabulü ile dosyanın İstanbul Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesini talep ettiklerini, husumet itirazları bulunduğunu, sigorta şirketi taraf sıfatını haiz olmadığını, maddi tazminattan sorumluluğu bulunmadığını bildirerek, fazlaya ilişkin dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla, öncelikle davanın usule ilişkin itirazları nedeniyle reddine karar verilmesini talep etmiştir İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, toplanan delillere göre; 30.12.2024 günü saat 13:13 sıralarında sürücü ... idaresindeki ... plakalı kamyon ile ... sokak istikametinde seyir halinde iken olay mahalli ışık kontrollü kavşağa gelip yeşil ışıkta geçiş yaparak ... Sokak yönüne sağa manevra yaptığı sırada kamyonunun sağ ön yan kısmıyla istikametine göre sağ tarafından karşıdan karşıya geçmek için kırmızı ışıkta kaplamaya giren ...doğumlu müteveffa yaya ...'e çarpması neticesi ölümlü trafik kazası meydana geldiği, davacı ebeveynlerin desteği çocuklarının vefatı nedeniyle ZMMS kapsamında maddi destekten yoksunluk tazminat istemine ilişkin alacak davası açtığı somut uyuşmazlıkta, dava konusu kazanın meydana gelmesinde davalı sigorta şirketine sigortalı ... plakalı dava dışı araç sürücüsü ...'in kusursuz olduğu, davacının desteği olan yaya ...'in olayda kusurlu olduğu, dosyada bulunan İstanbul Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nin raporu ve savcılık dosyasında verilen KYOK kararı ile anlaşıldığı, davalının sigortacısı olduğu araç sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde kusuru bulunmadığı dikkate alındığında (emsal Yargıtay 17. HD 26/11/2020 gün ve 2019/6235 E, 2020/7763 K sayılı ilamı), "DAVANIN REDDİNE" karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacılar vekili istinaf dilekçesinde; bilirkişi raporu alınmadan kusur yönünden davanın reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, her ne kadar kusur tespitine ilişkin dosyanın bilirkişi heyetine sevki yapılmışsa da bilirkişi raporu 1 yıl gibi uzun süre gelmeden karar verildiğini, soruşturma aşamasında alınan A.T.K. raporu dikkate alınarak karar verildiğinin açıklandığını, ancak soruşturma aşamasında alınan A.T.K. raporunda kazanın meydana yerin ve kazaya sebebiyet veren aracın özellikleri dikkate alınmadan kusur dağılımı yapıldığını, kazaya sebebiyet veren araç, uzun araç olup, dar alanda U dönüşü yapmaya çalışırken yolun sağında bulunan müvekkilleri destekçisi müteveffayı araç altına alarak metrelerce sürüklediğini, her ne kadar U dönüş yasağı olmasa bile geniş ve uzun araçların daha geniş ve rahatlıkla dönüş alabileceği noktalarda dönüş yapması gerektiğini, ayrıca kazaya sebebiyet veren aracın, belediye aracı olup hizmet saatinin dışında faaliyet gösterdiği sabit olup, kaza saatinde yolun en kalabalık olduğu ve öğrencilerin yoğun olduğu saatlerde meydana geldiğini, bu nedenle faaliyet saatleri dışında aracın kullanılması ve öğrenci çıkış saati olması nedeniyle dar alanda U dönüşü yapılması kusurlu sayıldığını ileri sürerek, kararın kaldırılmasını istemiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE İstinaf talebinde bulunan davacılar vekilinin istinaf sebepleri doğrultusunda, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda; Dava, trafik kazasından kaynaklanan ölüm nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir. Türk Hukuku'nda kişilerin hak arama özgürlüklerini kullanmaları herhangi bir sınırlandırmaya tabi tutulmamıştır. Ancak bazı istisnai durumlarda dava açan veya takip hakkını kullananın önceden belirlenen bazı özel yükümlülükleri yerine getirmesi şart koşulabilir. Bu istisnai şartlardan biri de teminat gösterme yükümlülüğüdür. 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun (MÖHUK)’un 48. maddesinin birinci fıkrası uyarınca; Türk mahkemesinde dava açan, davaya katılan veya icra takibinde bulunan yabancı gerçek ve tüzel kişiler, yargılama ve takip giderleriyle karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılamak üzere mahkemenin belirleyeceği teminatı göstermek zorundadır. Öte yandan Hukuk Muhakemeleri Kanunu, (HMK)’nun 114/1-ğ maddesi uyarınca teminat gösterilmesine ilişkin kararın gereğinin yerine getirilmesi dava şartlarındandır. Bu itibarla mahkemece verilen kesin süre içinde teminat yatırılmaz ise anılan hüküm uyarınca dava şartı eksikliğinden dava reddedilir. MÖHUK’un 48/2 maddesinde ise; “Mahkeme, dava açanı, davaya katılanı veya icra takibi yapanı karşılıklılık esasına göre teminattan muaf tutar.” hükmü yer almaktadır. Buna göre hâkim, yabancı davacının vatandaşı olduğu ülke ile Türkiye arasında karşılıklılık (mütekabiliyet) var ise bu kişiyi teminattan muaf tutacaktır. Karşılıklılık, iki devlet arasında imzalanan (iki taraflı) anlaşma veya iki devletin de taraf olduğu uluslararası (çok taraflı) anlaşma ile sağlanabileceği gibi, Kanuni veya fiili karşılıklılık şeklinde de sağlanabilir. Söz konusu anlaşmalardan biri de 1954 tarihli Hukuk Usulüne Dair Lahey Sözleşmesi olup anılan sözleşme’nin 17. maddesinde âkit devletlerden birinde ikamet eden ve diğer bir devletin mahkemeleri huzurunda davacı veya müdahil olarak bulunan âkit bir devletin vatandaşlarından yabancı olmaları sebebi ile herhangi bir teminat istenemeyeceği düzenlenmiştir. Yine; "Yabancıların Türkiye’ye girişleri, Türkiye’de kalışları ve Türkiye’den çıkışları ile Türkiye’den koruma talep eden yabancılara sağlanacak korumanın kapsamına ve uygulanmasına ilişkin usul ve esasları" düzenleyen 5484 Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu'nun 88. maddesinde; "(1)Uluslararası koruma statüsü sahibi kişiler, karşılıklılık şartından muaftır. (2) Başvuru sahibine, başvurusu reddedilen veya uluslararası koruma statüsü sahibi kişilere sağlanan hak ve imkânlar, Türk vatandaşlarına sağlanan hak ve imkânlardan fazla olacak şekilde yorumlanamaz." düzenlemesi getirilmiş ise de; ilgili düzenlemeden aynı Yasa kapsamında, "geçici koruma" kapsamında bulunanların istifade edebilmesi "Uluslararası Koruma Statüsünde" olması halinde mümkün görülmektedir. Somut olayda, davacılar Suriye Arap Cumhuriyeti vatandaşı olup dosya kapsamından, mahkemece davacıların teminat muafiyetleri bulunup bulunmadığı hususunda, hükme dayanak oluşturacak nitelikte bir araştırma yapılmadığı anlaşılmaktadır. 5718 sayılı Kanun’un 48. maddesinin ikinci fıkrasında, dava açanın karşılıklılık esasına göre, teminattan muaf tutulabileceği düzenlendiğinden öngörülen teminat hususu resen gözetilmelidir. Bu sebeple ilk derece mahkemesi tarafından, öncelikle davacıların statüsü belirlenerek teminattan muaf olup olmadıkları hususunun Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü'nden sorularak, alınacak yazı cevabına göre, davacıların teminat göstermesi gerektiği sonucuna varılırsa, HMK'nın115/2 maddesi gereğince teminatın yatırılması için kesin süre verilmesi, anılan sürede belirtilen teminatın yatırılmaması hâlinde istemin usulden reddine, yatırılması hâlinde ise dava şartı eksikliği süresinde giderilmiş olacağından işin esasına girilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken doğrudan işin esasına girilmesi doğru değildir. Açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin istinaf sebeplerinin kabulüne, HMK'nın 353/1-a-4. maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, teminata ilişkin dava şartı değerlendirilerek, bundan sonra davanın esası hakkında karar verilmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun ilk derece mahkemesi kararının kamu düzenine aykırı olması nedeniyle KABULÜ ile; Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen 20/04/2026 tarihli, 2025/260 Esas - 2026/326 Karar sayılı kararın, HMK’nın 353/1-a-4. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, Kararın kaldırılma sebebine göre, davacılar vekilinin tüm istinaf sebeplerinin İNCELENMESİNE YER OLMADIĞINA, 2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-İstinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde istinaf eden tarafa iadesine, 4-İstinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesinde değerlendirilmesine, 5-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirilmesi, bakiye harç tahsili ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 22/10/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.