Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1382 E. 2026/1437 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1382
Karar No
2026/1437
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/1382 - 2026/1437 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 35. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2026/1382 KARAR NO : 2026/1437

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 31/03/2026 NUMARASI : 2026/172 Esas -2026/239 Karar

DAVACI : VEKİLİ : Av.

DAVALI : VEKİLİ : Av. DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 08/10/2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 09/10/2026

Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacı vekili dava dilekçesinde; 01.07.2021 tarihinde sürücü ...'in sevk ve idaresindeki ... plakalı aracı ile ... istikametinden, ... istikametine seyir halinde iken dikkatsizlik ve tedbirsizlik sonucu viraja hızlı girmesi neticesinde direksiyon hakimiyetini kaybederek, ... istikametinden ... istikametine (karşı yönden) giden sürücü ... yönetimindeki ... plakalı otomobilin şeridine girmesi ile meydana gelen çift taraflı trafik kazası neticesinde, müvekkili ...'ın kalıcı işgücü kaybı ile geçici iş göremezlik oluşturacak ve başkasının bakımına muhtaç olacak şekilde yaralandığını, Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2023/570 Esas sayılı dosyası ile dava açıldığını ve ...'ın anılan dosyadan iş göremezlik raporu aldırılmak üzere Hacettepe Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'na sevk edildiğini, Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2023/570 Esas sayılı dosyasının karara çıktığı ve anılan davaya konu zarar bedelinin müvekkiline ödendiğini, ancak ...’ın kaza neticesinde ruh sağlığının bozulması hasebiyle de maddi zararı mevcut olup, anılan zararının giderilmediğini, söz konusu kazanın oluşumunda, Trafik Kazası Tespit Tutanağında ... plakalı aracın sürücüsü ...'in asli kusurlu, ... plakalı aracın sürücüsü ...'in ise tali kusurlu bulunduğunu, ... plakalı araç içerisinde yolcu konumunda olan müvekkilim ...’ın ise kazanın oluşumunda hiçbir kusuru bulunmadığını, davalıya iadeli taahhütlü usulde teminat limitleri içinde ödeme yapması ihtarı 13 adet ekiyle birlikte 15.06.2025 tarihinde tebliğ edilmiş olup, 8 iş günü içerisinde ödeme yapmayarak temerrüde düştüğünü, işbu davayı açmadan önce ticari uyuşmazlıklarda dava şartı olan Arabuluculuk için başvuru yapıldığını, ancak anlaşmaya varılamadığını, kazaya karışan, ... plakalı aracın davalı ...A.Ş.'ye ait Karayolları Trafik Kanunu Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi ile kişi başına bedeni tazminat bedeli olarak 430.000-TL, kişi başına tedavi gideri olarak da 430.000-TL olmak üzere toplam 860.000-TL teminat sağlandığını, kazaya karışan ... plakalı aracın ise yine davalı ...A.Ş.'ye ait Karayolları Trafik Kanunu Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi ile kişi başına bedeni tazminat bedeli olarak da 430.000-TL, olmak üzere, kişi başına tedavi gideri olarak da 430.000-TL olmak üzere toplam 860.000-TL teminat sağlandığını, bu haliyle anılan trafik kazasında; kazaya karışan her iki aracın Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortasının da aynı sigorta şirketince teminat altına alınmış olduğundan, davalı sigorta şirketince toplam 1.720.000-TL teminat sağlandığını, müvekkili ...'ın yaşı, geliri ve tüm diğer faktörler değerlendirildiğinde davalı sigorta şirketinin limit dahilinde zararın tümünden sorumlu olacağını belirterek, belirsiz alacak niteliğinde olan 500,00-TL maddi tazminatın (geçici iş göremezlik tazminatı ve sürekli iş göremezlik tazminatı ile kişi başına tedavi gideri) ihtarnamenin tebliğ tarihinden 8 iş günü sonrası olan 26.06.2025 tarihinden itibaren ticari temerrüt (avans) faizi ile birlikte, davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı yanca ikame edilen dava, sigorta şirketi tarafından karara istinaden ödeme yapılan ve kesinleşen Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/570 Esas-2024/647 sayılı Kararı ile kesin hüküm niteliğinde olup, davacı yan tarafından huzurdaki davanın açılmasının hukuken mümkün olmadığını, zira HMK'nın 303. maddesi hükmünün açık olduğunu, bu kanun hükmüne göre; "Bir davaya ait şeklî anlamda kesinleşmiş olan hükmün, diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için, her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerekir. Bir hüküm, davada veya karşılık davada ileri sürülen taleplerden, sadece hükme bağlanmış olanlar hakkında kesin hüküm teşkil eder. Kesin hüküm, tarafların küllî halefleri hakkında da geçerlidir." şeklinde olup, davacı tarafından açılan işbu dava ile, 01.07.2021 tarihinde meydana gelen trafik kazası nedeniyle ruh sağlığının bozulduğundan kaynaklandığı iddia edilen maluliyet nedeniyle maddi tazminat talep edildiğini, ancak davacı, aynı kazaya ilişkin olarak daha önce yukarıda esas ve karar sayısı belirtilen dosyası ile müvekkili sigorta şirketi aleyhine bedensel zarar nedeniyle maddi tazminat davası açtığını, anılan dosyada davacının maluliyet durumuna ilişkin maluliyet raporu alındığını, davacının sakatlık oranının belirlendiğini ve bu oranın esas alınarak sürekli iş göremezlik zararına ilişkin aktüerya hesaplaması yapıldığını, ilk yargılama sırasında alınan maluliyet raporunda davacının psikiyatrik tedavisinin devam ettiği ve bu aşamada oran verilemeyeceği belirtilmiş olmakla birlikte, davacının bu durumun bekletici mesele yapılmasını talep etmediğini, dosyanın bu yönden tamamlanmasını istemediğini, davayı bu kapsamda genişletmediğini ve hatta kararı istinaf etmediğini, davacı ilk davada ileri sürebileceği iddiaları ileri sürmeyerek ve hükmü kesinleştirerek yargılamayı sona erdirdiğini, buna rağmen aynı trafik kazasına dayanarak yeni bir maddi tazminat davası açmasının hukuken mümkün olmadığını, davacının aynı zararı farklı kalemlere bölerek yeniden dava konusu yaptığını, ilk dava sonucunda verilen karar kesinleşmiş olup, aynı kazadan doğan bedensel zarara ilişkin maddi tazminat talebi hakkında kesin hüküm oluştuğunu, bu nedenle davanın kesin hüküm nedeniyle reddi gerektiğini, trafik kazasından doğan bedensel zararın tek ve bölünmez bir zarar olduğunu, davacının ortopedik ve psikiyatrik zarar iddialarını farklı davalarla ileri süremeyeceğini, davacı ilk davada maluliyet zararının tamamını talep edebilecek durumdayken bu talebi ileri sürmediğini, bu durumun usul ekonomisi ilkesine ve talebin bölünmemesi kuralına açıkça aykırı olduğunu, ilk dava kapsamında davacının sürekli iş göremezlik zararının hesaplandığını, bu zarara ilişkin tazminatın müvekkili şirket tarafından tamamen ödendiğini, davacı aynı kazaya dayalı olarak yeniden sürekli iş göremezlik zararını ileri sürmekte olup ,bu durumun mükerrer tazminat talebi niteliğinde olduğunu, kesinleşen ve ödemesi yapılan ilk dosyada psikiyatrik tedavinin tamamlanmadığı belirtilmiş olmasına rağmen davacının yargılamanın bekletici mesele yapılmasını istemediğini, ek rapor talep etmediğini ve kararı kanun yoluna götürmediğini, davacının huzurdaki dosyaya konu edilen psikiyatrik açıdan maluliyetinin sonradan gelişmeyen, varlığı davacı yanca ilk yargılama sırasında bilinen bir olgu olduğundan yeni bir dava ile talep edilmesinin usul ve kanun hükmüne uygun olmadığını, davacının kendi usul tercihleriyle kesinleşen bir hükmü sonradan yeni bir dava açarak bertaraf edemeyeceğini bildirerek, haksız davanın kesin hüküm nedeniyle usulen reddini, aksi kanaatte davanın esastan reddi ile dosyanın sigortalı ...'e ihbar edilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davaya konu trafik kazasına ilişkin olarak davacı tarafından davalı sigorta şirketine karşı açılan ve Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/570 Esas sayılı dosyasında görülen dava sonucu verilen 07.11.2024 tarihli kararda özetle; "davalı sigorta şirketine ZMMS sigortası ile sigortalı, dava dışı sürücü ...'in sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı aracın karıştığı trafik kazası sonucu yüzde 6 (altı) oranında sürekli iş göremezlik halinde bulunduğu, iyileşme (iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 9 (dokuz) aya kadar uzayabileceği, bakıcı ihtiyaç süresinin 3 (üç) ay olduğu, aktüer bilirkişi raporunda davacının, davalıdan geçici iş göremezlik nedeniyle 29.715,60-TL, sürekli iş göremezlik nedeniyle 377.759,76-TL, bakıcı gideri için 10.732,50-TL ve tedavi gideri için 2.000,00-TL talep edebileceğinin bildirildiği, davacı vekilinin belirlenen bu tutarlar üzerinden talep artırım dilekçesini sunduğu, tespit olunan bu miktardan hatır taşımasına bağlı olarak yüzde 20 oranında resen indirim yapıldığında; davacının davalıdan 302.207,80 TL sürekli iş göremezlik, 23.772,48 TL geçici iş göremezlik, 8.586,00 TL bakıcı gideri ve 1.600,00 TL tedavi giderinden kaynaklı toplam 336.166,28 talep hakkının olacağı, gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile, 302.207,80 TL sürekli iş göremezlik, 23.772,48 TL geçici iş göremezlik, 8.586,00 TL bakıcı gideri ve 1.600,00 TL tedavi giderinden kaynaklı toplam 336.166,28 TL'nin 20/02/2023 tarihinden işletilebilecek yasal faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine," şeklinde karar verildiği, verilen kararın tarafların kararı istinaf etmemesi üzerine 17.12.2024 tarihinde kesinleştiği, davacı, aynı trafik kazasına dayalı olarak davalı sigorta şirketi aleyhine bu kez Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2023/570 Esas sayılı dosyasında davacı hakkında Hacettepe Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığınca düzenlenen 14.11.2023 tarihli raporda; “hastanın 10 gün önce Erişkin ve Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı’na başvurduğu, takip ve tedavi sürecinin başladığı öğrenilmiş olup en az 6 aylık takip süresi sonrası tarafımıza rapor iletilmesi halinde ek rapor düzenlenecektir.” denildiği, buna göre ...’ın trafik kazası sonucu ruh sağlığının da bozulduğunun tespit edildiği, ancak anılan dönemde tedavisi tamamlanmamış olduğundan, yalnızca bedensel engel oranının tespiti yapılarak bedensel engel oranına göre tazminata hükmedildiği, ruh sağlının bozulmasından doğan zararının giderilmediği iddiasıyla işbu davanın açıldığı, davacının kaza nedeniyle ruh sağlığının da bozulduğu iddiasına dayalı olarak dava açılmış ise de, davacının daha önce açtığı bir dava sırasında mevcut olan ve bilinen bir hususu aynı yargılama içerisinde ileri sürmeyip, bu hususa aynı yargılamada dayanmayıp, karar verildikten ve verildiği hali ile kesinleştikten sonra önceki yargılamanın içindeki bir hususu, yeni bir vaka gibi yeni bir davaya konu etmesinin usul ekonomisi ve hukuki güvenlik ilkesi yönlerinden yerinde olmayıp, önceki yargılamada verilen "kısmen kabul ve fazlaya ilişkin istemin reddine" ilişkin kesinleşmiş bir mahkeme kararının ortadan kaldırılması sonucunu doğuracak nitelikte bir talep olup, HMK'nın dava şartlarını düzenleyen 114. Maddesinin 1. fıkrasının i bendinde "Aynı davanın, daha önceden kesin hükme bağlanmamış olması" dava şartı olarak düzenlendiği, aynı konuya ilişkin kesin bir hükmün varlığı nedeniyle davanın usulden reddi gerektiği kanaati ile; “Davacının davasının HMK'nın 114/1-i ve 115/2 maddeleri uyarınca kesin hükmün varlığı nedeniyle USULDEN REDDİNE,” karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Hacettepe Üniversitesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığı tarafından 14/11/2023 tarihinde düzenlenen raporda müvekkilinin kaza sonucu ruh sağlığının da bozulduğunun tespit edildiğini, ancak anılan dönemde tedavisi tamamlanmadığından yalnızca bedensel engel oranı tespiti yapılabildiğini, Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2023/570 esas sayılı dosyasının karara çıktığını ve anılan dosyadan kaynaklanan tazminatın davalı şirket tarafından ödendiğini, ancak müvekkilinin kaza neticesinde ruh sağlığının bozulması nedeniyle de maddi zararının mevcut olduğunu, müvekkilinin gelişmekte olan iş göremezlik durumunun tespiti ve gelişmekte olan zararının nitelik ve kapsamı üzerinde ortaya çıkardığı değişikliklerin tespiti ile müvekkilinin gerçek zararının tahsili amacıyla eldeki davanın açıldığını, davanın kesin hükmün varlığı nedeniyle reddine karar verilmesinin doğru olmadığını, kesin hüküm kavramının bu denli basmakalıp ve geniş yorumlanmasının hak kayıplarına neden olacağını, gelişmekte olan bir durumun varlığı söz konusu olduğunda kesin hükmün varlığından bahisle davanın reddine karar verilemeyeceğinin, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15/11/2000 gün ve 2000/21-1609 esas sayılı ilamı ile de vurgulandığını, gelişen durumun yerel mahkeme kararında belirtildiği üzere önceden açılmış olan dava sırasında mevcut ve bilinmekte olan bir durumdan ibaret olmadığını ileri sürerek, istinaf isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE Dava, yaralanmalı trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesi tarafından kesin hükmün varlığına ilişkin dava şartı noksanlığı nedeniyle davanın usulden reddine dair verilen karar, davacı vekili tarafından yukarıda yazılı sebeplerle istinaf edilmiştir. Dairemizce, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen gözetilerek inceleme yapılmıştır. Tüm dosya kapsamından; olay tarihi olan 01/07/2021 günü davalı sigorta şirketine ZMMS poliçesi ile sigortalı ... plaka sayılı araç ile ... plaka sayılı araçların karıştığı trafik kazasında ... plakalı araçta yolcu olarak bulunan davacının yaralandığı, davacı ... vekili tarafından ilk olarak davalı sigorta şirketi aleyhinde Ankara 12 Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/570 esas sayılı dosyası üzerinden maddi zararlarının ödetilmesi talepli dava açıldığı, anılan dosyada davacının maluliyet durumunun tespiti için Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığından alınan 14/11 2023 tarihli raporda ; “Hastanın 10 gün önce Erişkin Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı'na başvurduğu, takip ve tedavi sürecinin başladığı öğrenilmiş olup en az 6 aylık takip süresi sonrası tarafımıza rapor iletilmesi halinde ek rapor düzenlenecektir.” şeklinde tespit yapıldıktan sonra 01/07/2021 tarihinde gerçekleşen trafik kazasına bağlı hastada meydana gelen yaralanmaları dikkate alınarak; 20/02/2019 tarih ve 30692 sayılı Resmi Gazete ‘de yayımlanan “Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirilmesi Hakkındaki Yönetmelik” ve ekindeki cetveller esas alınmak kaydıyla bedensel engel oranının %6 olarak tespit edildiği ve sekel halini aldığı, iyileşme süresinin 9 aya kadar uzayacağı, bakıcı ihtiyaç süresinin 3 ay olduğunun tespit edildiği, mahkemece yapılan yargılama sonunda “davalı sigorta şirketine ZMMS sigortası ile sigortalı, dava dışı sürücü ...'in sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı aracın karıştığı trafik kazası sonucu mahkememizce itibar olunan ve Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığınca kaza tarihi itibarıyla geçerli yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenen rapora göre davacının yüzde 6 (altı) oranında sürekli iş göremezlik halinde bulunduğu, iyileşme (iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 9 (dokuz) aya kadar uzayabileceği, bakıcı ihtiyaç süresinin 3 (üç) ay olduğu, davacı yanca aksine bir delil ileri sürülmediğinden asgari ücret düzeyindeki geliri, SGK yazı cevabı, kaza tarihi itibarıyla geçerli maluliyete esas yönetmelik hükümlerine uygun alınan maluliyet raporu, Yargıtay/Bölge Adliye Mahkemesi kararları, TRH-2010 yaşam tablosuna göre aldırılan heyet bilirkişi raporuna göre davacının davalıdan geçici iş göremezlik nedeniyle 29.715,60-TL, sürekli iş göremezlik nedeniyle 377.759,76-TL, bakıcı gideri için 10.732,50-TL ve tedavi gideri için 2.000,00-TL talep edebileceğinin bildirildiği, davacı vekilinin belirlenen bu tutarlar üzerinden talep artırım dilekçesini mahkememize sunduğu, ancak yukarıda da belirtildiği üzere tespit olunan bu miktardan hatır taşımasına bağlı olarak yüzde 20 oranında resen indirim yapıldığında davacının davalıdan 302.207,80 TL sürekli iş göremezlik, 23.772,48 TL geçici iş göremezlik, 8.586,00 TL bakıcı gideri ve 1.600,00 TL tedavi giderinden kaynaklı toplam 336.166,28 talep hakkının olacağı, hatır taşıması nedeniyle yapılan indirime bağlı olarak davada reddedilen kısım nedeniyle ayrıca davalı yararına vekalet ücretine ve yargılama giderine hükmedilemeyeceği (Bkz. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2016/2758 esas, 2019/241 karar sayılı ve 16/01/2019 tarihli ilamı), davacı tarafın dava öncesi yapılan başvurusu nedeniyle 20/02/2023 tarihi itibarıyla davalıyı temerrüde düşürdüğü, sigortalı aracın cinsi ve kullanım amacı gereği kabul olunan tutara temerrüt tarihinden itibaren geçerli olmak üzere yasal faiz işletileceği anlaşıldığından davanın kısmen kabulüne ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulması gerekmiştir. şeklinde karar verildiği ve söz konusu kararın taraflarca istinaf kanun yoluna başvurulmaması nedeniyle 17/12/2024 tarihinde kesinleşmesinden sonra davacı vekili tarafından dava konusu kaza nedeniyle müvekkilinin ruh sağlığının da bozulduğu, ancak anılan dönemde tedavisi tamamlanmadığından yalnızca bedensel engel oranı tespiti yapıldığı, ruh sağlığının bozulması nedeniyle de maddi zararının mevcut olduğu iddiasıyla maddi zararlarının tahsiline karar verilmesinin talep edildiği anlaşılmaktadır. Dava konusu uyuşmazlık hakkında kesin hüküm bulunuyorsa, aynı konuda, aynı taraflar arasında ve aynı dava sebebine dayanılarak yeni bir dava açılamaz. Kesin hüküm itirazı, davanın her aşamasında ileri sürülebilir ve mahkemenin de (Bölge Adliye Mahkemesinin ve Yargıtay’ın da) davanın her aşamasında kesin hükmün varlığını kendiliğinden gözetip, davayı kesin hükümden (dava şartı yokluğundan) reddetmesi gerekir. Yine kesin hüküm itirazı mahkemede ileri sürülmemiş olsa dahi, ilk defa Yargıtay'da (temyiz veya karar düzeltme aşamasında) ve dahası bozmadan sonra da ileri sürülebilir. Bu bakımdan usulü kazanılmış hakkın istisnasıdır ve tarafların iradesine de bağlı olmayan mutlak bir etkiye sahiptir. O nedenle kesin hükmün varlığının, yargılamanın bir kesiminde nazara alınmamış olması diğer bir kesiminde ele alınmasını engellemez. Maddi anlamda kesin hükmün koşulları 6100 sayılı HMK’nın 303/1. maddesinde; “Bir davaya ait şeklî anlamda kesinleşmiş olan hükmün, diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için, her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerekir.” şeklinde düzenlenmiştir. Kesin hükmün ilk koşulu, her iki davanın taraflarının aynı kişiler olması, ikinci koşulu, müddeabihin aynılığı, üçüncü koşulu ise, dava sebebinin aynı olmasıdır. Kesin hükmün ikinci koşulu olan müddeabih, dava konusu yapılmış olan hak, yani dava ile elde edilmek istenilen sonuçtur. Önceki dava ile yeni davanın müddeabihlerinin (konularının) aynı olup olmadığını anlamak için hâkimin, eski davada verilen kararın hüküm fıkrası ile yeni davada ileri sürülen talep sonucunu karşılaştırması gerekir. Eski ve yeni davanın konusu olan maddi şeyler fiziki bakımdan aynı olsa bile, bu şeyler üzerinde talep olunan haklar değişikse, müddeabihler aynı değil demektir. Kesin hükmün üçüncü koşulu ise dava sebebinin aynı olmasıdır. Dava sebebi, hukuki sebep olmayıp, davacının davasını dayandırdığı vakıalardır. Öyle ise; her iki davanın da dayandığı maddi vakıalar (olaylar) aynı ise, diğer iki koşulun da bulunması halinde kesin hükmün bulunduğundan söz edilebilir. Yukarıdaki bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacı tarafından davalı sigorta şirketi aleyhine, aynı kazadan kaynaklı olarak sürekli iş göremezlik, geçici iş göremezlik, bakıcı gideri ve tedavi giderinden kaynaklanan zararlarının tahsili istemi ile Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/570 Esas sayılı dosyası üzerinden dava açıldığı, anılan mahkeme tarafından yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verildiği ve söz konusu kararın kanun yoluna başvurulmaksızın kesinleştiği, Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından yapılan yargılama sırasında Hacettepe Üniversitesinden alınan raporda davacının Erişkin Ruh Sağlığı ve Hastalığı Bölümüne başvurduğu ve en az 6 aylık süre bittikten sonra durumunun değerlendirileceğinin belirtildiği, davacı vekilinin raporda belirtilen altı aylık süre dolduktan sonra yargılama devam ederken bu yöne ilişkin bir talepte bulunmadığı, dolayısı ile gelişen ya da sonradan öğrenilen yeni bir durumun varlığının da söz konusu olmadığı sabit olup, yerel mahkemenin de kabulünde olduğu üzere, davacının işbu davadaki talepleri bakımından kesin hükmün varlığı nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Yukarıda açıklanan nedenlerle; usul ve yasaya uygun olan ilk derece mahkemesi kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK’nın 353/1b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerektiği kanaati ile aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- Davacı tarafından yatırılması gereken 732,00 TL istinaf karar ve ilam harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-İstinaf talebinde bulunan davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Davacı tarafından yatırılan gider avansından varsa, kullanılmayan kısmın yatıran tarafa iadesine, 5-Kararın HMK'nın 359/4. maddesi gereğince taraflara tebliğine, Dair, duruşma açılmadan dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK’nın 361/1 maddesi uyarınca kararın usulen tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere 08/10/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Başkan

Üye

Üye

Katip

* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1382, K. 2026/1437, T. 08.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1382-e-2026-1437-k-73b35f384940