Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/2380 E. 2026/2149 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/2380
Karar No
2026/2149
Karar Tarihi

T.C.

KAYSERİ

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

6. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO: 2026/2380

KARAR NO: 2026/2149

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 02/10/2026 (ARA KARAR)

ESAS NO: 2026/948

DAVANIN KONUSU:İcra takibinden sonra açılan Menfi Tespit

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 02/11/2026

İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ: 02/11/2026

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: İhtiyati tedbir isteyen davacı vekili dava dilekçesiyle:

" 1. Haksız İcra Takibi ve Temel Borç İlişkisinin Yokluğu, Müvekkil şirket aleyhine, davalı ... Anonim Şirketi tarafından Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile Taşınır Rehninin Paraya Çevrilmesi Yolu ile takip başlatılmış ve müvekkil şirkete Örnek No: ... Ödeme Emri gönderilmiştir. İşbu takibe dayanak olarak ... ... Noterliği'nin... tarih ve ... yevmiye numaralı ... Sözleşmesi gösterilmiş ve 4.500.000,00 TL asıl alacak talep edilmiştir. Ancak müvekkil şirketin davalıya böyle bir borcu kesinlikle bulunmamaktadır. Müvekkil şirket, şehirler arası yolcu taşımacılığı sektöründe faaliyet göstermektedir. Davalı şirket ile yapılan şifahi anlaşma gereği, davalı tarafından müvekkil şirkete ticari faaliyetlerinde kullanılmak üzere yakıt tedarik edileceği kararlaştırılmıştır. Söz konusu müstakbel yakıt alımlarına teminat oluşturması gayesiyle, müvekkil şirkete ait... plaka sayılı, ...marka, ... model araç üzerinde davalı lehine 4.500.000,00 TL bedelli...işlemi tesis edilmiştir. Ancak, rehin işlemi yapılmış olmasına rağmen davalı şirket tarafından müvekkile hiçbir şekilde yakıt verilmemiş, edim ifa edilmemiştir. Müvekkile nakit olarak 4.500.000,00 TL tutarında bir borç da verilmemiştir. Ortada yalnızca teminat amacıyla verilmiş bir ... sözleşmesi bulunmakta olup, bu teminatın dayanağı olan temel borç ilişkisi hiç doğmamıştır. 2. İspat Yükü ve Delil Durumu, Davalı tarafça müvekkile kesilmiş herhangi bir fiş, fatura, irsaliye bulunmadığı gibi, iddia edilen 4.500.000,00 TL'nin müvekkile ödendiğini gösterir herhangi bir banka dekontu da mevcut değildir. Türk Hukuku sistematiğinde alacağın varlığını ispat yükü, o alacağı iddia eden tarafa aittir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi'nin E. 2022/82, K. 2025/707, T. 22.05.2025 tarihli kararında da açıkça vurgulandığı üzere, "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür" kuralı gereği, davalı taraf temel ilişkinin varlığını ispat etmek zorundadır. ... sözleşmesi, TTK kapsamında kıymetli bir evrak olmadığından, ... sözleşmesinden kaynaklı olarak alacaklı olan taraf, mevcut alacak ilişkisini ispat etmesi gerekmektedir. Bu hususa ilişkin olarak; • Elbette ki bir alacağın, ipotek ile teminat altına alınması, alacağın varlığını ispat etmez, alacaklı alacağını ispat etmekle yükümlüdür. (... , İPOTEĞİN ALACAK BAKIMINDAN KAPSAMI, TBB Dergisi 2012 (102)), (Kaynar, s. 33; Köprülü, Kaneti, s. 377; ... , ... , ... , s. 1017; ... , ... , ... , s. 767; Helvacı, İpotek Hakkı, s. 147; ... , Uyarlama, s. 481; ... , s. 16-17; ... , s. 67;) 3. Ticari Defterlerin Kesin Delil Niteliği, Hukuki uyuşmazlığın çözümü noktasında münhasıran tarafların ve davalının ticari defterlere dayanmaktayız. Müvekkil şirketin ticari defterleri incelendiğinde, davalıya herhangi bir borcumuzun olmadığı; ne yakıt teslimatı ne de nakit girişi yönünden bir borç kaydının bulunmadığı açıkça ortaya konacaktır. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi'nin E. 2021/885, K. 2024/1333, T. 14.11.2024 tarihli kararında "Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır." denilerek ticari defterlerin mutlak ispat gücüne dikkat çekilmiştir. Davalı tarafın, borcun varlığını ispat edemeyeceği için ticari defterlerini sunmaktan kaçınması ihtimaline binaen, yine aynı kararda belirtilen; "Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK'nın 220/3. maddesi gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir." hükmü mahkemenizce dikkate alınmalıdır. Ayrıca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi'nin E. 2020/983, K. 2022/834, T. 25.05.2022 tarihli kararı uyarınca "6100 Sayılı HMK.' nın 222 maddesi uyarınca kanuna uygun olarak veya olmayarak tutulmuş olan ticari defterlerin münderecatı,sahibi ve halefleri aleyhine delil sayılır." Bu minvalde yapılacak defter incelemesi, müvekkil şirketin haklılığını şüpheye yer bırakmayacak şekilde kanıtlayacaktır. Bu bağlamda Sayın Mahkemenizce tarafların ticari defterlerinin incelenmesini talep ederiz. Hatta münhasıran davalının ticari defterlerine de delil olarak dayanmaktayız. 4. ... Sözleşmesinin Temel Borç İlişkisi Olmadan Hüküm İfade Etmeyeceği ve Rehnin Fekki Talebi, Sadece şekli bir ... sözleşmesinin varlığı, o sözleşmenin altındaki temel borcun gerçekten doğduğunu veya devam ettiğini kanıtlamaz. Sayın Mahkemece de bilindiği üzere, ... sözleşmesi, kıymetli evrak niteliği taşımaz; yalnızca mevcut veya doğacak bir alacağı güvence altına alan fer'i (bağlı) nitelikte bir teminat sözleşmesidir. Bu nedenle tek başına asıl alacağın varlığını ve miktarını hukuken ispatlamaya yetmez. Temel borç ilişkisi doğmadığına göre bu borcu teminat altına almak için tesis edilen...hakkının da paraya çevrilmesi hukuken mümkün değildir. Ortada tahsili kabil, doğmuş bir alacak bulunmadığından, takibin iptali ile birlikte... plakalı araç üzerindeki...şerhinin kaldırılması (fekki) gerekmektedir. 5. İhtiyati Tedbir Talebimiz, Müvekkil şirket şehirler arası yolcu taşımacılığı yapmakta olup, rehin konusu... plakalı otobüs müvekkilin günlük ticari faaliyetlerinin yürütülmesinde fiilen kullanılmaktadır. Dava konusu icra takibi kapsamında söz konusu aracın üzerine yakalama şerhi işlenmiştir. Haksız ve dayanaksız icra takibinin devam etmesi ve araç üzerine yakalama şerhi konulması, müvekkil şirketin seferleri aksayacak, ticari itibarı zedelenecek ve telafisi imkânsız maddi zararlar doğacaktır. Bu nedenle, yargılama sonuna kadar telafisi güç zararların doğmasını engellemek amacıyla; öncelikle Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takip dosyasının teminatsız veya Mahkemenizce uygun görülecek teminat mukabilinde durdurulmasına karar verilmesini talep ediyoruz. Sayın Mahkemeniz aksi kanaatte ise, müvekkilin ticari hayatını idame ettirebilmesi adına, en kötü ihtimalle sicildeki...şerhi baki kalmak kaydıyla, araç üzerine yakalama şerhi konulmamasına (veya konulmuşsa kaldırılmasına) yönelik ihtiyati tedbir kararı verilmesi elzemdir. İşbu dava açılmadan önce tarafımızca arabuluculuk görüşmeleri gerçekleşmiş olup, anlaşma sağlanamamıştır. Anlaşamama tutanağı da ektedir. Yukarıda açıklanan ve resen dikkate alınacak nedenlerle; Öncelikle ihtiyati tedbir talebimizin kabulü ile; müvekkilin telafisi imkânsız zararlara uğramasını engellemek adına Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takibinin teminatsız veya uygun görülecek teminatla DURDURULMASINA, MAHKEMENİZ AKSİ KANAATTE İSE...ŞERHİ BAKİ KALMAK KAYDIYLA ARAÇ ÜZERİNE YAKALAMA ŞERHİ KONULMAMASINA YÖNELİK İHTİYATİ TEDBİR KARARI VERİLMESİNE, Haklı davamızın kabulü ile, müvekkil şirketin davalıya borçlu olmadığının ve ... tarihli Mersin ... Noterliği ... yevmiye sayılı ... sözleşmesine dayalı borcun mevcut olmadığının TESPİTİNE, Kayseri Genel İcra Dairesi ... Esas sayılı icra takibinin İPTALİNE, Müvekkile ait... plakalı araç üzerindeki haksız...şerhinin KALDIRILMASINA, Yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine ..." karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesi tarafından 02/10/2026 tarihli gerekçeli ara kararıyla : "...HMK 389/1 maddesine göre mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle bir hakkın elde edilmesi önemli ölçüde zorlaşacak ya da tamamen imkansız hale gelecek ise veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. HMK 390/2 maddesi göre de talep edenin haklarının derhal korunmasında zorunluluk bulunan hallerde hakim karşı tarafı dinlemeden de tedbire karar verebilir. HMK 392 göre ise mahkemem gerekçesini açıkça belirtmek şartıyla teminat alınmaksızın ihtiyati tedbire karar verebilir. İhtiyati tedbir kesin hükme kadar devam eden yargılama boyunca tarafların dava konusu ile ilgili olarak hukuki durumunda meydana gelebilecek zararlara karşı öngörülmüş geçici nitelikte geniş veya sınırlı hukuki korumadır. İhtiyati tedbir talebinin kabul edilebilmesi için "Yaklaşık ispat" yeterlidir yani çekişmeli vakanın gerçeğe yakın bir derecede kanıtlanması esastır. Mahkeme mevcut delillere göre tedbir isteyenin hakkını muhtemel görmeli ve tedbir verilmesini icap ettiren sebeplerinde varit görülmesi gerekir. HMK'nın 390/3 maddesinde ihtiyati tedbir isteğinin haklılığı konusunda tam kanaat değil kuvvetle muhtemel yaklaşık bir kanaatin yeterli olacağı öngörülmüş olup, iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğru olduğu kabul edilmekle birlikte zayıf bir ihtimalde olsa aksinin mümkün olduğu ihtimali gözardı edilmemelidir, bu sebepledir ki davacının haksız olma ihtimali dikkate alınarak HMK'nın 392. maddesi uyarınca teminat alınması gerekir. İİK'nın 72 maddesinde icra takibinden sonra takibin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceği hükmü yer almaktadır. Somut uyuşmazlık yapılan genel açıklamalar ve bahse konu yasa maddeleri ile bir bütün halinde değerlendirildiğinde, davacının takip sonrası menfi tespit davası açarak icra takibinin durdurulmasını talep ettiği görülmektedir. İİK 72/2 maddesi hükmüne göre takipten sonra açılan menfi tespit davalarında icra takibinin durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesi mümkün değildir. Ayrıca araç üzerine yakalama şerhi konulması bir takip işlemi olup, takibin tedbiren durdurulması kanunen mümkün olmadığından ihtiyati tedbir yoluyla araç üzerine yakalama şerhi konulmasının önlenmesi de mümkün değildir. B u nedende davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin İİK'nın 72/2 maddesi gereğince reddine karar verilmesi gerekmiştir.

1- Davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin İİK'nın 72/2 maddesi gereğince REDDİNE,

2- İş bu müteferrik kararın bir suretinin taraflara tebliğine..." dair karar verilmiştir. İş bu ara kararı davacı vekili süresinde istinaf etmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı Vekilinin İstinaf Başvuru Dilekçesinde özetle; "Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2026/948 Esas sayılı dosyasında, tensip zaptının 18 numaralı ara kararı uyarınca 02/10/2026 tarihinde tesis edilen müteferrik karar ile ihtiyati tedbir talebimizin İİK m. 72/2 gerekçe gösterilerek reddine karar verilmiştir. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi'nin E. 2024/1187, K. 2024/1145, T. 24.06.2024 tarihli ilamında belirtildiği üzere; "Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341/1. maddesi hükmüne göre ilk derece mahkemelerinden verilen nihai kararlar ile ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz taleplerinin reddi ve bu taleplerin kabulü halinde, itiraz üzerine verilecek kararlara karşı istinaf yoluna başvurulabilir." İlk derece mahkemesince ihtiyati tedbir talebimiz esastan reddedilmiş olup iki haftalık yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurma zorunluluğumuz doğmuştur. 2. TALEBİMİZİN NİTELİĞİ VE İLK DERECE MAHKEMESİNİN RET GEREKÇESİNİN HUKUKEN KARŞILANMASI, İlk derece mahkemesi ret gerekçesinde; İİK m. 72/2 uyarınca icra takibinden sonra açılan menfi tespit davalarında icra takibinin durdurulması yönünde tedbir kararı verilemeyeceğini, araç üzerine yakalama şerhi konulmasının bir takip işlemi olduğunu ve takibin durdurulması kanunen mümkün olmadığından yakalama şerhinin tedbiren önlenmesinin veya kaldırılmasının da mümkün bulunmadığını ifade etmiştir.Sayın Mahkemenin bu toptancı gerekçesi hukuken isabetsiz olup somut uyuşmazlığın mahiyetine uygun düşmemektedir: Takibin Durdurulması Talebimiz Bulunmamaktadır: İstinaf başvurumuz kapsamında İİK m. 72/2 veya m. 72/3 anlamında Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takip dosyasının durdurulması yönünde bir talebimiz kesinlikle yoktur. Talebimiz; takibin esasına veya yürütülmesine engel olmaksızın, salt... plakalı yolcu otobüsünün fiilen seferden menedilmesine yol açan yakalama şerhinin kaldırılmasına yöneliktir. İİK m. 72 Yanında HMK m. 389 vd. Hükümlerinin Uygulanabilirliği: Menfi tespit davalarında geçici hukuki koruma değerlendirilirken mahkemelerin sadece İİK m. 72 ile bağlı kalarak tüm tedbir taleplerini reddetmesi hukuka aykırıdır. Nitekim İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi'nin E. 2025/543, K. 2025/706, T. 30.04.2025 tarihli kararında da açıkça ifade edildiği üzere; "Menfi tespit davalarında ihtiyati tedbir koşulları değerlendirilirken İİK 72 maddesi yanında, HMK 389 vd. maddelerinin de gözönünde bulundurulması gerekir." HMK Hükümlerine Göre Yakalama Şerhinin Kaldırılması İmkanı: Takibin durdurulması yasağı, uyuşmazlık konusu taşınırın fiili muhafazasının veya yakalanmasının orantılılık ilkesi gereği tedbiren kaldırılmasına engel teşkil etmez. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi'nin E. 2022/3026, K. 2023/104, T. 20.01.2023 tarihli kararında da vurgulandığı üzere, takip konusu araç üzerindeki haciz veya teminat baki kalmak kaydıyla "HMK 209/1 maddesi de dikkate alınarak HMK 389.ve devamı maddelerine göre ihtiyat tedbir kararı verilebileceğine" hükmedilmiştir. Dolayısıyla takip hukuku işlemleri ile HMK kapsamındaki geçici hukuki korumalar ayrıştırılabilir niteliktedir. 3. TİCARİ FAALİYETİN KORUNMASI, ŞİRKETİN TİCARİ MAHVINA ENGEL OLMA ZORUNLULUĞU VE ÖLÇÜLÜLÜK İLKESİ, Müvekkil şirket şehirler arası yolcu taşımacılığı sektöründe faaliyet gösteren bir tüzel kişiliktir. Dava ve takip konusu... plaka sayılı, ...marka, ... model otobüs, müvekkil şirketin yolcu taşıma filosunda bizzat ve fiilen seferlerde kullanılmaktadır. Ticari Mahvolma Riski ve Ciddi Zarar Tehlikesi: Bir yolcu otobüsünün yakalanarak otoparka çekilmesi ve bağlanması; müvekkil şirketin biletli seferlerinin aksamasına, yolcular nezdinde ağır tazminat yükümlülüklerine, hat kayıplarına, ticari itibarının onarılamaz biçimde sarsılmasına ve nihayetinde şirketin ticari mahvına sebebiyet verecektir. HMK m. 389/1 gereğince gecikmesinde ciddi bir zararın doğacağından endişe edilen hallerde ihtiyati tedbir verilmesi kanuni bir zorunluluktur. Orantılılık ve Hak-Menfaat Dengesi: Davalı alacaklının ... ... Noterliği'nin ... tarih ve ... yevmiye numaralı ... Sözleşmesi'ne dayalı...kaydı araç sicilinde aynen muhafaza edilmektedir. Rehin şerhi baki kalacağı için aracın başkasına devri, elden çıkarılması veya teminat değerinin alacaklı aleyhine yok edilmesi söz konusu değildir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi'nin E. 2025/408, K. 2025/397, T. 11.03.2025 tarihli kararında da ifade olunduğu üzere, "tarafların hak ve menfaat dengeleri ile orantılılık ilkesi uyarınca" borçlunun ticari iştigalini durduracak, felç edecek ve telafisi imkansız zarara sokacak işlemlerden kaçınılmalı; teminat korunarak fiili muhafazaya gidilmemelidir. Yine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi'nin E. 2023/1287, K. 2023/1067, T. 09.08.2023 tarihli kararında açıkça tesis edildiği gibi, araç kaydına ilişkin koruma sağlanırken dahi "-araç üzerinde muhafaza ve yakalama tedbiri uygulanmaksızın-" hüküm kurulabilmektedir. Somut olayda da...kaydı devam ederken aracın çalışmasına, sefere çıkmasına ve gelir üreterek iktisadi varlığını sürdürmesine imkan tanınması, hem menfaat dengesine hem de adalet ve nasafet kurallarına tam olarak uygundur. 4. YAKLAŞIK İSPAT ŞARTININ GERÇEKLEŞTİĞİ VE TEMEL BORÇ İLİŞKİSİNİN HİÇ DOĞMADIĞI, Müvekkil şirket aleyhine başlatılan icra takibine dayanak gösterilen 4.500.000,00 TL bedelli araç rehni, ileride davalı şirketten satın alınması planlanan akaryakıt alımlarına güvence teşkil etmek üzere kurulmuştur. Ancak ... sözleşmesi tesis edilmesine rağmen davalı şirket tarafından müvekkil şirkete hiçbir zaman akaryakıt teslimatı yapılmamış, fatura düzenlenmemiş ve nakit bir borç para da verilmemiştir. Fer'i nitelikteki...sözleşmesi tek başına borcun varlığını kanıtlamaya yetmez. Müvekkil şirketin usulüne uygun tutulan ticari defterlerinde davalıya yönelik tek bir kuruş borç veya emtia/hizmet girişi bulunmadığı gibi, davalının da teslimatı kanıtlayabilecek irsaliye, fatura veya banka ödeme kaydı bulunmamaktadır. Davamızın haklılığı ve temel borç ilişkisinin hiç doğmadığı kuvvetle muhtemel delillerle (yaklaşık ispat ölçüsünde) kanıtlanmıştır. Yargılama süresince haklılığımızın tam olarak ispatlanacağı aşikarken, dava konusu aracın bağlanarak atıl bırakılması müvekkil için telafisi imkânsız bir yıkım yaratacaktır. Uygun görülecek bir teminat mukabilinde dahi olsa, aracın üzerindeki fiili yakalama şerhinin kaldırılması mutlak surette gerekmektedir. Yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle ve Sayın Dairenizce re'sen gözetilecek sebeplerle; Davacı (istinaf eden) müvekkil şirket vekili olarak istinaf başvurumuzun KABULÜNE, Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 02/10/2026 tarihli ve 2026/948 Esas sayılı ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin müteferrik kararının KALDIRILMASINA, İcra takibinin durdurulması yönünde bir talebimiz bulunmadığı gözetilerek, trafik sicilindeki...şerhi baki kalmak kaydıyla, müvekkil şirkete ait... plakalı araç üzerindeki yakalama tedbirinin/şerhinin teminatsız veya Sayın Dairenizce takdir edilecek uygun bir teminat mukabilinde TEDBİREN KALDIRILMASINA, İstinaf yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı tarafa tahmiline" karar verilmesini ileri sürmüş ve talep etmiştir.

HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: Ön inceleme yönünden bir eksikliğin bulunmadığı anlaşıldığından, istinaf eden davacı vekilinin ileri sürdüğü istinaf sebepleri hakkında inceleme yapılmıştır.İstinaf dilekçesinde yazılı açıklamalar,ileri sürülen istinaf sebepleri, mahkemece verilmiş ihtiyati tedbir talebinin reddine dair ara kararı ile bu aşamadaki mevcut derdest dava dosyası kapsamı birlikte incelenip değerlendirildiğinde ; Derdest davanın icra takibinden sonra açılmış menfi tespit ve araç...şerhinin kaldırılması talebine ilişkin olması,HMK 389. Md uyarınca istenen sözkonusu trafik sicilindeki...şerhi baki kalmak kaydıyla, müvekkil şirkete ait... plakalı araç üzerindeki yakalama tedbirinin/şerhinin teminatsız veya Sayın Dairenizce takdir edilecek uygun bir teminat mukabilinde TEDBİREN KALDIRILMASINA ilişkin ihtiyati tedbir talebinin kabulü için yasaca aranan gerekli ve yaklaşık ispata dair yeterli koşulların, bu aşamadaki mevcut derdest dava dosyası kapsamına göre bulunmaması, ayrıca davanın niteliğine ve İİK 72/2 maddesine göre takipten sonra açılan menfi tespit davalarında icra takibinin durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesinin mümkün olmaması, araç trafik kaydı üzerine takip dosyası üzerinden konulduğu belirtilen ve niteliği itibariyle bir icrai işlem vasfında olan yakalama şerhi konulması işlemi de bir takip işlemi olup, takibin tedbiren durdurulması kanunen mümkün olmadığından İİK 72/2 md uyarınca da aranan gerekli yasal koşullarının bulunmaması nedeniyle, davacı tarafın trafik sicilindeki...şerhi baki kalmak kaydıyla, müvekkil şirkete ait... plakalı araç üzerindeki yakalama tedbirinin/şerhinin teminatsız veya Sayın Dairenizce takdir edilecek uygun bir teminat mukabilinde TEDBİREN KALDIRILMASINA, yönelik ihtiyati tedbir talebinin reddi gerektiği sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle ve mahkemesince de ,verilen ve istinaf edilen gerekçeli ara kararıyla davacı tarafın sözkonusu ihtiyati tedbir talebinin reddine dair 02/10/2026 tarihli ara kararıyla karar verilmiş olduğundan,istinaf edilen ara kararda usul,yasa ve bu aşamadaki mevcut derdest dava dosyası kapsamı yönlerinden bir isabetsizlik ve aykırılığın bulunadığı, ara kararının hukuka uygun olduğu, bu nedenlerle davacı vekilinin yukarıda yazılı istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşıldığından, istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 md uyarınca reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle ;

Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin istinafa konu edilen 02/10/2026 tarih ve 2026/948 esas sayılı ara kararının hukuka uygun olduğu anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

İstinaf eden davacıdan alınması gereken 732,00 TL istinaf karar ve ilam harcı davacı tarafça peşin yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,

İstinaf başvurusunda bulunan davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve istinaf kanun yoluna başvurma harcının, derdest dava sonunda ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda değerlendirilmesine,

İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

HMK'nın 302/5.maddesi gereğince kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin; harç tahsil işlemlerinin, HMK'nın 359/4 maddesi gereğince işbu kararın taraflara tebliği işlemlerinin yapılması ve varsa artan gider avansının ilgili tarafa iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına,

Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme ile HMK 362/1-f ve 391/3 md uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 02/11/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/2380, K. 2026/2149, T. 02.11.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-2380-e-2026-2149-k-07701b9789f0