İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/138 E. 2026/767 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/138
Karar No
2026/767
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 22. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/138 Esas KARAR NO : 2026/767

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 19/02/2026 KARAR TARİHİ : 09/10/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili tarafından, davalı borçlu yana karşı .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... D. İş ve ... K. sayılı dosyasında ihtiyati haciz kararı alındığını, bu karar .... İcra Dairesinin 2026/... E. sayılı dosyası ile örnek-7 (ilamsız takip) icra takibine konulduğunu, 05.02.2026 tarihinde itiraz edilmekle icra takibi kanun gereği durduğulduğunu, bu sebeple mahkemenizde itirazın iptali davası açılması ve borçlu davalı yanın itirazının kaldırılması zorunluluğu olduğunu, davalı borçlu ile 6325 sayılı kanun gereği arabuluculuk süreci yürütülse arabuluculuk süreci olumlu şekilde sonuçlanmadığını, müvekkili icra takibine dayanak yaptığı temel alacak faturaya dayanmakta olduğunu 2 adet faturanın olduğunu, müvekkili tarafça davalı borçlu yana karşı ... numaralı ve 351.216,19 TL bedelli ve ... numaralı ve 65.545,86 TL bedelli faturalar düzenlendiğini ve karşı tarafa gönderildiğini, davalı borçlu tarafça bu faturalara itiraz edilmediğini bundan dolayı kanuni süre olan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK) m. 21 gereği faturalar kabul edilmiş sayıldığını, davalı borçlu tarafça yukarıda bahsedilen icra dosyasına haksız bir şekilde itiraz edildiğini, davalı borçlu borcun kabulü anlamına gelecek şekilde dosyaya ihtiyati haciz tutarını talimat dosyası masrafı ile birlikte 431.472,80 TL ödeme yaptığını, davanın kabulüne, borçlu davalının .... İcra Dairesi’nin 2026/... E. Sayılı dosya İcra takibine fatura alacağı yönünden 3095 sayılı kanun m. 2 gereği değişkenli olarak avans faizi oranı ve diğer alacaklar için değişkenli olarak kanuni faiz ile devam edilmesini, davalı/borçlu tarafın itirazında kötü niyetli olması ve müvekkili bu dava sürecinde alacağına kavuşma ihtimalinin zor olması sebebiyle İİK m. 67/f.2 gereği %20 oranından az olmamak ve hatta munzam zararın varlığı nedeniyle bu oranın en az 20 puan üzerine çıkmak üzere icra inkâr tazminatı ile yükümlendirilmesini, .... İcra Dairesi’nin 2026/... E. sayılı dosyasına ödemiş olduğu 2.440,81 TL peşin harcın bu dava açılırken ödenecek harçtan düşülmesini, müddeabihe de temerrüt tarihinden itibaren 3095 sayılı kanun m. 2 gereği değişkenli olarak avans faizi ve yasal faiz işletilmesini, yargılama giderleri (arabuluculuk ücreti HMK m. 323 gereği dahil olmak üzere ile vekalet ücretinin, ihtiyati haciz masraflarının davalı/borçlu üzerinde bırakılmasını karar verilmesini mahkemenizden davacı adına vekili sıfatı ile talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesine özetle; Davacı taraf ile müvekkili şirket arasında bir süredir süregelen ticari ilişkiler bulunduğunu ve bu kapsamda çeşitli ürünlerin teslim edildiğini, bununla birlikte, kayıtlarda bazı tutarsızlıklar ve kayıt uyuşmazlıkları söz konusu olduğunu, bu nedenle borcun miktarı yönünden bir belirsizlik olduğunu, söz konusu belirsizlik nedeniyle davalı taraf olarak ödeme planı oluşturulmadığını, ödeme süreci askıya alınmak durumunda kalındığını, fatura ve sipariş formlarının bazılarınnı tarafına ulaşmadığını, bu belgelerin eksiksiz teslim edildiğini kabul etmediklerini, bu hususun netleşebilmesi için tarafların ticari defterlerinin mahkeme nezdinde incelenmesini ve bilirkişi tarafından değerlendirme yapılmasını, hukuki hakkın kullanılması niteliğinde olup kötü niyetli bir davranış olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığını, takip konusu borcun bir kısmına ilişkin olarak teslim ve faturalama uyuşmazlıkları bulunduğunu, bu nedenle İcra İnkâr Tazminatına hükmedilmesi hukuka aykırı olduğunu, haksız ve mesnetsiz olarak açılmış işbu davanın reddini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini, karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER : .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... D. İş dosyası, .... İcra Dairesinin 2026/... Esas sayılı icra dosyası, Arabuluculuk son tutanağı, Faturalar, Ticari defter kayıtları, Bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı. .... İcra Dairesinin 2026/... esas sayılı takip dosyası celp edilmiş, incelenmesinde, davalı borçlu hakkında 416.762,05TL fatura alacağı ve 31.399,25TL .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... D. İş dosyasında hükmedilen harç, vekalet ücreti ile ihtiyati haciz dosyasında yapılan masrafların tahsili amacıyla ilamsız icra takibi yapıldığı, ödeme emrinin davalı borçluya tebliğ edildiği, davalı borçlunun süresi içinde (05/02/2026) borca, faize ve faiz oranına itiraz ettiği, itiraz ile birlikte takibin durdurulmasına karar verildiği anlaşılmıştır. Bilirkişi ...'ın 10/09/2026 tarihli raporunda özetle; davacı tarafından davalı adına düzenlenen ... numaralı 351.216,19 TL ve ... numaralı 65.545,86 TL bedelli olmak üzere toplam 416.762,05 TL tutarındaki iki adet faturadan kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla .... İcra Dairesinin 2026/... E. sayılı dosyası üzerinden başlatılan icra takibine davalı tarafından yapılan itirazın iptali ile takibin devamını, takip konusu alacağa işlemiş ve işleyecek faiz uygulanmasını, ihtiyati haciz kapsamında yapılan giderlerin tahsili ve davalı aleyhine icra inkâr tazminatına hükmedilmesi talebine ilişkin olduğunu, 2025, 2026 yıllarında E-Defter kullanıcısı olarak tuttuğu elektronik defterlerin beratlarını yasal süreler içinde Gelir İdaresi Başkanlığı sistemine başarıyla yüklendiğini ve onaylandığını, 2025, 2026 yıllarına ait beratların zamanında ve eksiksiz olarak tamamlandığı görülmekle sahibi lehine delil olma vasfı Sayın Mahkemenin takdirlerine bırakıldığını, davacının ticari defterleri incelendiğinde, davacı tarafından davalı şirket adına düzenlenen ve .... İcra Müdürlüğünün 2026/... Esas sayılı dosyasındaki takibe konu edilen, 2 adet faturanın, davacı muhasebe kayıtlarında işlendiğini ve tüm işlemlerin 120 hesap kodu altında muhasebe usul ve esaslarına uygun kaydedildiğini takibe konu faturalara karşılık davalı tarafından yapılan bir ödemenin bulunmadığı görüldüğünü davacının, bu işlemler neticesinde davacının takibe konu 2 adet faturadan kaynaklı takip tarihi (02.02.2026) itibariyle davalıdan 416.762,05 TL tutarında alacaklı olduğu tespit edildiğini, Davalı tarafça 02.07.2026 tarihinde Mahkememiz duruşma salonunda USB bellek içerisinde ticari defter ve belgeler ibraz edildiğini, sonradan yapılan incelemede USB bellek içerisinde yalnızca 2025 yılı e-Defter beratları ile bazı fatura örneklerinin bulunduğunu, 2026 yılına ilişkin herhangi bir defter, berat veya kayıt ile cari hesap ekstresi ya da muavin dökümünün yer almadığının görüldüğünü, bunun üzerine davalı vekili Av. ...’na 03.07.2026 tarihli e-posta ile eksik belgeler ayrıntılı olarak bildirilerek gönderilmesinin talep edildiğini, herhangi bir evrak gönderilmemesi üzerine 07.08.2026 tarihinde yeniden e-posta gönderilerek belgelerin ivedilikle ibrazı istenildiğini, davalı vekili tarafından 10.08.2026 tarihinde gönderilen e-posta ekinde ise yine yalnızca fatura örnekleri ile 2025 yılı e-Defter beratlarının bulunduğunu, talep edilen 2026 yılı kayıtları ile cari hesap ekstresi ve muavin dökümlerinin ibraz edilmediği, eksik belgelerin temini amacıyla devamında yapılan telefon aramalarına da cevap verilmediğinden, davalı şirketin ticari defter ve kayıtları üzerinde sağlıklı bir inceleme yapılması mümkün olmadığını, davacı tarafından ihtiyati haciz kararının alınması ve uygulanması nedeniyle İstanbul 19. İcra Dairesinin 2026/... E. sayılı dosyasında toplam 31.399,25 TL giderin takip konusu edildiğini, bu tutarın 1.938,00 TL’sinin başvuru ve peşin harç, 3.443,80 TL’sinin talimat icra dairesi masrafı, 10.000,00 TL’sinin ihtiyati haciz vekâlet ücreti, 14.017,45 TL’sinin ulaşım ve konaklama giderleri ve 2.000,00 TL’sinin tevkil ücretinden oluştuğunu, 1.938,00 TL harç ile 10.000,00 TL vekâlet ücretinin ihtiyati haciz kararında yer aldığını, 14.017,45 TL tutarındaki ulaşım ve konaklama giderlerinin sunulan belgelerle birebir uyumlu olduğunu, talimat icra masrafına ilişkin 1.725,00 TL tutarlı tahsilat makbuzunun bulunduğunu, ayrıca 3.200,00 TL tutarlı banka dekontunda “tevkil ücreti ve masraf” açıklamasının yer aldığını, takipte tevkil ücreti olarak 2.000,00 TL talep edildiği dikkate alındığında kalan 1.200,00 TL’nin masraf niteliğinde değerlendirilebileceğini, Ancak bu tutarın hangi masraf kalemine ait olduğunun dekont içeriğinden ayrıca ayrıştırılamadığını, bu haliyle takip konusu giderlerden toplam 30.880,45 TL’nin sunulan belge ve kararlarla tevsik edildiğini, bakiye 518,80 TL yönünden ise mevcut belgeler kapsamında ayrıca bir tevsik edici belgeye rastlanılmadığını, davacı tarafından davalı adına düzenlenen ve takibe konu edilen faturaların E- Fatura şeklinde usulüne uygun olarak düzenlendiğini, dosya kapsamındaki incelemeye göre, davacı tarafından davalı adına düzenlenen takibe konu faturaların davacının ticari defter ve muhasebe kayıtlarında yer aldığı, söz konusu faturaların davalıya satışı yapılan ürün bedellerine ilişkin olarak düzenlendiğini, fatura içeriği ürünlerin davalıya teslimine dair 14.11.2025 tarihli ... numaralı ve 19.11.2025 tarihli ... numaralı e-irsaliyenin sunulmuş olduğunu, iş bu irsaliyelerde takibe konu fatura içeriği ürünlerin cinsi ve miktarı ile birebir uyumlu olduğuıa, yine taraflar arasındaki sipariş ve fiyatlandırma hususlarına mail yazışmalarının, proforma faturalarının, fiyat tekliflerinin de mevcut olduğunu, ayrıca davalı tarafça bu faturaların tesliminden itibaren Türk Ticaret Kanunu’nun 23/2. maddesi uyarınca öngörülen 8 günlük yasal süre içerisinde herhangi bir itirazda bulunulduğunu gösterir yazılı veya somut bir belgenin dosyada yer almadığını, Neticeten; rapor içeriğinde yapılan açıklamalar doğrultusunda, davacı tarafından davalı adına düzenlenen ve takibe konu edilen 14.11.2025 tarihli 65.545,86 TL ile 19.11.2025 tarihli 351.216,19 TL bedelli iki adet faturadan kaynaklı olarak, takip tarihi (02.02.2026) itibarıyla toplam 416.762,05 TL alacağın davacının ticari defter ve kayıtlarında yer aldığı ve bu faturalara karşılık herhangi bir ödeme kaydı bulunmadığını, ayrıca ihtiyati haciz kararının alınması ve uygulanması nedeniyle takip konusu edilen 31.399,25 TL /masraf giderin 30.880,45 TL’lik kısmının sunulan belge ve kararlarla tevsik edildiğini, 518,80 TL’lik kısmının ise tevsik edilemediğini, bu itibarla davacının takip tarihi (02.02.2026) itibarıyla 416.762,05 TL fatura alacağı ile 30.880,45 TL belgelenmiş ihtiyati haciz gideri olmak üzere toplam 447.642,50 TL tutarında alacaklı olduğunu, görüş ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME VE GEREKÇE: Dava; fatura alacağı ve ihtiyati haciz kararında hükmedilen vekalet ücreti, harç ve yapına masraf ın tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali ile icra inkar tazminatı ve munzam zarar tahsili istemine ilişkindir. Mahkememiz ve icra dairesi uyuşmazlığın ticari niteliği, takibin başlatıldığı yer sebebi ile görevli ve yetkilidir. Tarafların incelenen icra dosyasına ve mevcut ticaret sicil kayıtlarına göre taraf ve dava ehliyeti vardır. İtirazın iptali davasının yasal dayanağını oluşturan İİK.nun 67/1. maddesinde; takip talebine itiraz edilen alacaklının, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir yıl içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebileceği öngörülmüştür. İtirazın iptali davası icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir (YHGK. 2017/19-1634 Esas - 2018/633 Karar sayılı ilamı). Davacı alacaklı taraflar arasındaki ticari ilişki nedeniyle davalıdan alacaklı olduğu iddiasıyla faturaya dayalı icra takibi başlatmış olup; ödeme emri davalı borçluya tebliğ edilmiştir. Davalı borçlu yasal süresi içinde ödeme emrine itiraz ettiğinden takibin durdurulmasına karar verilmiştir. İtirazın iptaline yönelik olarak açılan iş bu dava hak düşürücü yasal süresi içerisinde açıldığından işin esasına girilerek inceleme yapılmıştır. Uyuşmazlık, taraflar arasındaki ticari ilişki ve faturadan kaynaklı alacak istemine dayalı olarak icra takibine davalı tarafça yapılan itirazın haklı olup olmadığı, alacağın tespiti halinde miktarı, icra inkar tazminatı şartlarının oluşup oluşmadığı hususundadır. Ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasa'da delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK 220/3. madde gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'ndaki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır. Fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gerekir. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davalının sözleşmesel ilişkiyi inkâr etmesi durumunda davacının öncelikle aralarındaki akdi ilişkiyi ispat etmesi gerekmektedir. Faturanın tebliği şekle bağlı değildir, yazılı veya sözlü herhangi bir şekilde yapılabilir. Muhatap hazır ise kendisine elden verilmesi, değil ise herhangi bir şekilde gönderilmesi mümkündür. Ancak, uyuşmazlık halinde ispat kolaylığı açısından, fatura tebliğinin noter aracılığıyla ya da imza karşılığı elden tebliğ yolu ile ya da telgraf, teleks yolu ile veya PTT aracılığıyla ya da faks çekilmesi yahut güvenli elektronik imza ile elektronik posta gönderilmesi şeklinde yapılması uygundur. Faturaların borçluya tebliğ edilip edilmediği, itiraza uğrayıp uğramadığı belirlenmeli, faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği kabul edilmelidir. İİK 59. maddesinde: ''Takip masrafları borçluya aittir. Alacaklı, yapılmasını talep ettiği muamelenin masrafını ve ayrıca takip talebinde bulunurken borçlunun 62 nci maddeye göre yapabileceği itirazın kendisine tebliğ masrafını da avans olarak peşinen öder. Alacaklı ilk ödenen paradan masraflarını alabilir.'' şeklinde yasal düzenleme bulunmaktadır. Tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller birlikte değerlendirildiğinde; davacı taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında temin ettiği hizmetlerden doğan ... numaralı 351.216,19 TL ve ... numaralı 65.545,86 TL bedelli olmak üzere toplam 416.762,05 TL tutarlı faturalardan kaynaklanan alacağı ve 31.399,25TL .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... D. İş dosyasında hükmedilen harç, vekalet ücreti ile ihtiyati haciz dosyasında yapılan masrafların tahsili için icra takibi başlattığını ve davalının takibe haksız olarak itiraz ettiği belirtmiş, bu kapsamda toplanan delillerden sonra alınan bilirkişi raporu, sunulan deliller üzerinde yapılan incelemeler sonucu; davacının incelenen defter ve kayıtlarına göre ticari ilişkilerinin bulunduğu, davalının verilen kesin süreye rağmen defter ve kayıtlarını sunmadığı, davacı yanın ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, dolayısıyla yasal defterlerin tarafların lehine delil olarak kullanılabileceği, taraflar arasındaki ticari ilişki gereği oluşan ticari kayıtlarda yapılan bilirkişi incelemesi ile yapılan tespitler sonucunda davacı şirket tarafından davalı şirkete takibe konu e-faturaları düzenlediği, davacı ve davalı şirketin e-fatura mükellefiyeti oldukları, davacı tarafın alacak talebine konu faturayı davalı tarafa usulüne uygun olarak tebliğ ettiği, faturalara itiraz edildiğine dair bir kayıt bulunmadığı, dava konusu faturaların davalı tarafa teslim edildiği ve davalının 8 gün içerisinde itiraz etmediğinin tespiti edildiği faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği ancak bu yönde ispata yarar bir delil sunulmadığı, davalı şirket verilen kesin süreye rağmen defterlerini ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK 220/3. madde gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edilebileceğinden mahkememizce verilen kesin süreye rağmen kayıtlar sunulmadığından (dosya kapsamında uyuşmazlığa ait dönemi içeren kayıtların sunulmadığı) davacı kayıtları davalı kayıtları ile uyumlu olduğu mahkememizce kabul edilmiş ve davalının, davacıya toplamda 416.762,05-TL tutarında faturalar yönünden borçlu olduğu, İİK 59 maddesi gereğince takip masrafları borçluya aittir. Alacaklının veya vekilinin dosya üzerinden yaptığı zorunlu nitelikteki takip masrafları (takip ve haciz işlemlerinin yürütülmesi için yapılan masraflar ) borçludan tahsil edilebilir. Alacakların veya vekilinin başka bir şehre gitmesi, otelde konaklama, yeme, içme gibi kişisel seyahat ve harcamaları icra masrafını niteliğinde olmadığından yapılan bu masraflar borçludan talep edilemez. Bu kapsamda alacaklı taraf .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... D. İş dosyasında hükmedilen harç, vekalet ücreti ile ihtiyati haciz dosyasında yapılan masrafların tahsili talep etmiş ise de sadece harç, vekalet ücreti ile talimat dosyasında yapılan ve dosyaya yansıyan masraflar olan toplam 15.381,80TL takip masrafını talep edebileçeği anlaşılmış olup dosya kapsamına uygun, hüküm kurmaya ve denetime elverişli bilirkişi raporuna göre davacı tarafın başlattığı takibe vaki itirazın kısmen iptaline, takibin takip talebinde belirtilen şartlarda kaldığı yerden aynen devamına, ayrıca alacağın likit olması nedeniyle takibe haksız itiraz eden borçlu davalı aleyhine asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının borçlu davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. (kabul oranı: % 96,43 ) HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın kısmen Kabulü ile; davacı tarafın başlattığı .... İcra Müdürlüğü'nün 2026/... Esas sayılı icra dosyasında borçlu davalı tarafından yapılan itirazın kısmen iptaline, takibin 416.762,05TL fatura asıl alacağı ve 15.381,80TL takip masrafı olmak üzere toplam 432.143,85TL üzerinden takip talebindeki şartlarda kaldığı yerden DEVAMINA, 2- Hükmolunan asıl alacağın %20'si olan 83.352,41TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, 3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereğince 29.519,75TL nispi karar harcından yatırılan 5.212,67TL harcın mahsubu ile bakiye kalan 24.307,08TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydedilmesine, 4-Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşamamaları nedeniyle 6325 Sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 6.000,00TL'nin 5.785,80TL sinin davalıdan, 214,20TL sinin davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydedilmesine, 5-Davacı tarafça yatırılan 5.212,67TL peşin harcın davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, 6-Davacı taraf yargılama sırasında kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre hesaplanan 69.143,01TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, 7-Davacı tarafından yapılan toplam 10.951,00TL yargılama giderinin kabul oranına göre 10.560,04TL sinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, artan kısmının üzerinde bırakılmasına, 8-Davalı yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince reddedilen kısım üzerinden hesaplanan 16.017,45TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 9-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa resen iadesine,

Dair, HMK'nın 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı. 09/10/2026

Katip ... e-imzalıdır

Hakim ... e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/138, K. 2026/767, T. 09.10.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-138-e-2026-767-k-d05b39a5ed16