Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1132 E. 2026/1549 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1132
- Karar No
- 2026/1549
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2026/1132 Esas
KARAR NO : 2026/1549
İNCELENEN ARA KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 23/06/2026 (Ara Karar)
NUMARASI : 2026/1297 E.
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 09/10/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili kurumun, vefat eden kişinin mirasçısı olması sebebiyle aktif dava ehliyetini haiz olduğunu, söz konusu kişinin terekesine ilişkin yapılan yazışmalarda, icra müdürlüğü nezdindeki takip dosyasında bulunan taşınmaz üzerine haciz şerhi konulduğunun tespit edildiğini, Hazinenin mülkiyetine geçecek olan taşınmazın icra yoluyla satışının kamu malı niteliği gereği kanuna aykırı olduğunu, müteveffanın kuruma yerleştirilmesi sürecinde şüpheli şahısların kimlik ve maaş kartı bilgilerine ilişkin tutarsız davranışlar sergilediklerini, kambiyo senedine dayalı icra takibinde keşidecinin 91 yaşında olması ve ticari faaliyetinin bulunmaması sebebiyle bononun taşınmazdan çıkar sağlamak amacıyla düzenlendiğinin anlaşıldığını, keşidecinin yaşlılığa bağlı geriatrik semptomlar göstermesi ve ayırt etme gücünün bulunmaması nedeniyle fiil ehliyetine sahip olmadığını, Yargıtay kararlarında da belirtildiği üzere ehliyetsiz kişilerce düzenlenen kambiyo senetlerinin hukuki sonuç doğurmayacağını, taraflar arasında herhangi bir ticari ilişki olmamasına rağmen yüksek meblağlı bir bononun düzenlenmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davalının ticari defterlerinin incelenmesi gerektiğini belirterek, öncelikle icra takibinin tedbiren durdurulmasını, bononun iptali ile borçlu olmadıklarının tespitini, davalı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
İlk derece mahkemesinin 23/06/2026 tarihli 2026/547 E. Sayılı Ara Kararı ile; ".... 1-Davacı tarafın ihtiyati tedbir talebinin %20 teminat karşılığı kısmen kabulü ile; -Davacının menfi tespit talebi olan 1.500.000,00 TL'nin % 20'sine tekabül eden 300.000,00 TL nakdi teminat yatırılması ya da banka teminat mektubunun (kesin ve süresiz) mahkememize ibraz edilmesi, ihtiyati tedbir harcının yatırılması, dava dosyası ile icra dosyasındaki tarafların aynı olması halinde Bakırköy 13. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasının takip dosyasında icra veznesine girecek olan paranın İİK. 72/3. maddesi uyarınca dava sonuna kadar alacaklıya ödenmemesi yönünden ihtiyati tedbir konulmasına,
-Fazlaya ilişkin tedbir taleplerinin REDDİNE,
-Davacı tarafça teminat yatırılması ya da banka teminat mektubunun (kesin ve süresiz) mahkememize ibraz edilmesi ve ihtiyati tedbir harcının yatırılması halinde ilgili İcra Müdürlüğü'ne karardan bir suretin gönderilmesine,
-İhtiyati tedbir kararının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 393. maddesi uyarınca kararın tebliğ edildiği tarihten itibaren bir hafta içerisinde uygulanmasının talep edilmemesi halinde tedbir kararının kendiliğinden kalkacağı hususunun ihtarına, ..." karar verilmiştir.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;
-Keşideci ... bononun düzenlendiği tarihte 91 yaşında olduğunu, yaşı sebebiyle bakıma muhtaç olup aynı zamanda işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamamakta ve davranışlarını yönlendirme yeteneğinde önemli derecede kusurlar olup çeşitli geriatrik semptomlar gösterdiğini, kendisinin oturduğu evin içine kapı koydurmak suretiyle ayrı bölüm açtığı bu bölümü de hırsızlardan korunmak için yaptığını, kendisinin soyulmak istendiğini bu yüzden korktuğunu çeşitli zamanlarda komşularına dile getirdiğini ve sosyal izolasyon ve sürekli şüphe göstererek paranoya karakteristiği ile uyuşan davranışlar geliştirdiğini, komşuları, müteveffanın bu davranışlarının gözlemlemekle birlikte mümeyyiz kudreti olmadığı hususunda kesin kanaate vardıklarını, ...'ın keşidecisi olduğu 03/07/2019 düzenlenme 07/01/2021 vade tarihli ... lehine düzenlenen 1.500.000,00 TL tutarlı bononun, ...'ın ticari faaliyetlerde bulunmaması ve yaşı sebebiyle de bulanamayacak olması bononun düzenlenmesini olağan hayatın akışına aykırı hale getirdiğini, düzenlenen bono müteveffayı herhangi bir menfaat, karşılık olmaksızın tek taraflı ve orantısız olarak 1.500.000,00 TL gibi yüksek miktarda borç altına soktuğundan olağan hayatın akışına da aykırı olduğunu, lehtar ...'ın icra dosyasına konu taşınmaza komşu bir binada kuaförlük yaptığı ve kuaförlük mesleğinin şahsi emeğe dayandığı da düşünüldüğünde herhangi bir ticari faaliyetinin olmadığı nı, bu sebeple Bakırköy 13. İcra Müdürlüğü ... Esasına kayıtlı icra takibinde haciz işlemi uygulanan ve mülkiyeti Hazine'ye devrolan İstanbul ili, Bakırköy ilçesi, Kartaltepe Mah, 526 Ada 114 Parsel'de bulunan Zemin kat bağımsız bölüm 3 numaralı mesken vasıflı taşınmaz ve diğer tereke mallarının satışından doğacak Hazine zararını bertaraf etmek amacıyla icranın tedbiren durdurulması kararı verilmesi gerektiğini, kurumlarının taraf olduğu İstanbul Anadolu 28. Asliye Hukuk Mahkemesi 2026/254 Esasına kayıtlı menfi tespit davasında devam eden icra takibinin onulmaz zararlar meydana getireceği hususunda kanaate varıldığından icranın durdurulmasına karar verilmesi gerektiğini, Yerel mahkemece icranın durdurulması taleplerinin reddi kararının kaldırılarak Bakırköy 13. İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı icra dosyasının teminatsız olarak durdurulmasına dosyanın tümüyle durdurulması talepleri kabul olunmazsa taşınmaz yönünden haciz ve satış işlemlerinin durdurulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dava; İİK'nın 72. maddesi kapsamında icra takibine dayanak bonoya yönelik menfi tespit istemine ilişkindir.
Davacı vekili, Bakırköy 13. İcra Müdürlüğü ... E. Sayılı icra takip dosyasına dayanak ...'ın keşidecisi olduğu 03/07/2019 düzenlenme 07/01/2021 vade tarihli ... lehine düzenlenen 1.500.000,00 TL tutarlı bononun sahteliği iddiaları kapsamında menfi tespit isteminde bulunmuş ve icra takibinin ihtiyati tedbiren durdurulmasına karar verilmesini talep etmiştir. ilk derece mahkemesi kararında icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesine karar verilmiştir.
İİK'nın 72/3 maddesi gereğince ise icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyla icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebilir. Bununla birlikte İİK'nın 72. maddesinde sahteciliğe ilişkin açık bir düzenleme bulunmamaktadır. Ancak HMK'nın 209. maddesinde ''(1) Adi bir senetteki yazı veya imza inkâr edildiğinde, bu konuda bir karar verilinceye kadar, o senet herhangi bir işleme esas alınamaz.'' şeklinde sahtecilik açısından özel bir düzenleme getirilmiş olup menfaat dengesi gözetilerek, ilerde telafisi güç veya imkansız zararların önüne geçilebilmesi açısından HMK'nın 389. maddesinin; "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme sebebiyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir." şeklindeki düzenlemesinin nazara alınması gerekmektedir. Aksi durumda HMK’nın 209. maddesinin takip hukukunda uygulanmaması halinde, borçlu aleyhine taraflar arasında hak ve yarar dengesi bozulacak ve borçlu yasal geçici hukuki korumadan faydalanma hakkından mahrum bırakılmış olacaktır.
İlk derece mahkemesi tarafından somut olayın özelliğine göre davacının sahtelik iddiasının bonoyu düzenleyenin yaşı ve davalı ile arasındaki ticari bağın sabit olmaması dosyada mevcut deliller ışığında yaklaşık ispatı kapsamında, HMK'nın 389 ve devamında yer alan 392. maddesinin; '' (1) İhtiyati tedbir talep eden, haksız çıktığı takdirde karşı tarafın ve üçüncü kişilerin bu yüzden uğrayacakları muhtemel zararlara karşılık teminat göstermek zorundadır. Talep, resmî belgeye, başkaca kesin bir delile dayanıyor yahut durum ve koşullar gerektiriyorsa, mahkeme gerekçesini açıkça belirtmek şartıyla teminat alınmamasına da karar verebilir. Adli yardımdan yararlanan kimsenin teminat göstermesi gerekmez.'' şeklindeki düzenlemesi ışığında, talep edenin ... olduğu gözetilerek, belirtilen gerekçeler kapsamında teminatsız olarak ihtiyati tedbir kararı verilmesi gerekirken anılan gerekçe ile reddine karar verilmesi yerinde görülmemiştir.
Tüm bu nedenlerle davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, dosyanın esastan incelenmesi için ait olduğu mahkemeye iadesine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile;
2-İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesiistanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin tarih, 2026/1297 E. Sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
3-Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine,
5-Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
6-İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,
6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 09/10/2026