Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/904 E. 2026/1700 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/904
Karar No
2026/1700
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2024/904 KARAR NO : 2026/1700

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 07/02/2024 NUMARAS : 2018/384 Esas - 2024/93 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 23/10/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 23/10/2026

İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 07/02/2024 tarih 2018/384 Esas 2024/93 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili, müvekkilinin .... Şti.'nin sahibi ve temsile tek yetkili müdürü olduğunu, davalı ...'ın müvekkilinin eski eşinin akrabası olup, kendisinin işsiz olması eski eşinin de ısrarı üzerine davalının kendisine yardımcı olmasını kabul ettiğini, ...'ın bu şeklide iş yerinde vakit geçirmek üzere bulunmaya başladığını, müşterilerle tanıştığını, işletmenin iş ve işleyişleri hakkında bilgi sahibi olduğunu, 2016 yılından itibaren davalı ...'nun gizlice müvekkilinin namına ve kendi hesabına çalışmaya başladığını, müvekkilinin kaşesini usulsüz kullanarak evrak tanzim ettiğini, elden paralar aldığını, şirket yetkilisi gibi şirketi borç altına sokan sözleşmelere imza attığını, araç kiraladığını, müvekkilinden bağımsız olarak müşterilerle görüşme ve tekliflerde bulunmaya başladığını, müvekkilinin eski eşinin 2017 yılında ceza evine girdiğini, davacının eşi ile ilgilenmek durumunda kaldığı dönemde ve boşanma sürecinde usulsüz işlemlerin devam ettiğini, müvekkilinin içinde bulunduğu bu süreç içerisinde davalının ve eşinin kendi adlarına şirket kartviziti bastığını, davalıların müvekkilinin ticari faaliyet biçimi ve evrakları küçük değişiklikler göstererek aynen kullandıklarını, "...." ismiyle evraklar bastıklarını, müvekkilinin kaşesi ile evraklara imzalar attıklarını, müvekkili adına çekleri aldığını, şirketlere çekler verdiğini ve bankadan tahsil ettiğini, müvekkilinin faaliyet gösterdiği yeri usulsüz şekilde kiraladığını, müvekkilinin davalıların eylemlerinden dolayı vergi, SGK borçlarına ve kar mahrumiyetine maruz kaldığını, müvekkilinin dava açacağını belirtmesi üzerine şirkette bulunan evrakların kaybolduğunu belirterek, haksız rekabetten kaynaklı yanıltıcı beyanların düzeltilmesi ve müvekkilinin şirket antetti ile kullanılan her türlü kartvizit, belge, fatura gibi dokümanların imhasını, müvekkilinin uğradığı zarar nedeniyle 5.000,00-TL maddi ve 30.000,00-TL manevi tazminata hükmedilmesini talep etmiştir. CEVAP:Davalılar vekili, davacının iddia ettiği üzere şirket kuruluşunun gerçekleşmediğini, müvekkili ....'nun daha evvel orman ürünleri sektöründe uzun zaman çalışmış olmakla emekli olunca kendi adına iş kurmak maksatlı olarak girişimlerde bulunduğunda eşinin teyzesinin oğlunun eşi olan ... kendisinin bir kısım teşviklerden faydalanmak maksadı ile girişimler yaptığı ve bu nedenle de şirket kurabileceklerini beyan etmesi ile bu şirketten ve teşviklerden faydalanması için ... adına kurulan şirket ile işlerine başladığını, mevcut şirketin adı da .... şirketi olmakla orman ürünlerinde tecrübeli olan müvekkili ...'ın ad ve soyadından oluşmakta olan bir isim seçildiğini, seçilen ismin dahi müvekkiline ait olduğunu sadece şirketin davacı ... adına kurulduğunu, kurulan şirketle önce başka bir adreste daha sonra da halen faaliyette olunan adreste şirket illerine başlamış olmakla birlikte davacı ... de evde perde dikim işi ile uğraştığından kendisine bu işinden kaynaklı satış yapılabileceği de beyan edilmiş ve ...'nin bunu kabul ettiğini, davacı ...'nin orman ürünleri ile ilgili bir bilgi, deneyim veya da müşteri portföyüne sahip olmadığını, şirket kurulduğu günden beri müvekkili ... tarafından yönetildiğini sadece kağıt üzerinde davacı adına kayıtlı olduğunu, şirketin mevcut amblemi markası yazışma antetlerinin dahi müvekkilinin tarafından tasarlandığını, davacının eşinin bir kısım dolandırıcılık olaylarından dolayı olarak yargılanmasının akabinde mahkum olduğunu ve cezaevine girdiğini, açıkladığı nedenlerle; davacının sahibi olduğu şirketin adından da anlaşılacağı üzere sadece kağıt üzerinde davacıya ait olan ancak müvekkile ait bulunan şirketin faaliyetlerine devam etmesinin haksız rekabet olmadığını belirterek, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, "Davacının iddiasının kendisine ait iş ürünlerinden yetkisiz yararlanılarak haksız rekabete sebebiyet verildiği yönündedir... Dava konusu uyuşmazlık kapsamında, davalıya teslim edilen bir iş ürünün olmadığı, davalı ...'ın davacı şirket bağımlı çalışanı olduğuna dair bir delil sunulmamış, tanık beyanları ile aynı işyerini kullanan paylaşan iki tacirin varlığını düşünmüş, dava konusu uyuşmazlık kapsamında davalının kendisine yetkisiz olarak tevdi edilen bir iş ürünü olduğuna dair ve aynı zamanda davalının kendisinin uygun bir katkısı olmadığı herhangi iş ürününden yararlandığına dair bir bulguya da rastlanılmadığı tespit edilmiştir... Somut uyuşmazlıkta, Davacı ...'nin aynı işyerinde perde üretimi işi iştigal etmekte iken davalının daha ziyade ahşap/parke işleriyle faaliyetini sürdürdüğünün anlaşıldığı, aynı işyerini kullanan/paylaşan iki tacirin varlığından söz edilebileceği, dolayısı ile ortak bir ürün ve bu ürüne ilişkin müşteri kaymasının varlığından söz edilemeyeceği, aksi durumun ve TTK'nın madde 55/1-c maddesinde yer alan haksız rekabet hallerinin mevcudiyetini gösteren bir delilin sunulmadığı, davacının davalılara yönelik haksız rekabete ilişkin davasını ispatlayamadığı" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı Davacılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ: Davacılar vekili, mahkemece, farklı faaliyetlerde bulunan, aynı işyerini paylaşsalar da ortak bir ürün üretmeyen iki tacirin varlığına kanaat getirilmesi sebebiyle müşteri kaymasından bahsedilemeyeceği, buna ilişkin bir delil de sunulamadığına ilişkin kanaatin hatalı olduğunu, müvekkil ve müvekkile ait şirketin tasarım ve dekorasyon faaliyetlerine sahip olduğunu, perde dikim işi hizmeti vermek iç dekorasyona ilişkin iken ahşap/parke işleri kullanım amacı ve yerine göre hem iç hem dış dekorasyona ilişkin olduğunu, davalının müvekkilin müşterileri ile iletişime geçerek, onlarla pazarlık yaparak müvekkilinden habersiz bu işleri görmesinin açıkça müvekkilden müşteri çalınması ve haksız rekabet yoluyla müvekkilin kazancına engel olunması anlamına geldiğini, davalı tarafından önce müşteri bilgilerinin ele geçirildiği, akabinde ise müvekkile ait şirket tarafından dekorasyona ilişkin hizmetler verildiğini, bu hizmetlere ait görüşmelerde müvekkili şirketin isminin kullanılarak faturalar ve resmi evrakların müvekkile ait şirket üzerinden düzenlendiği, müşterilerin müvekkile ait şirketten hizmet aldıklarını düşünmelerine karşın, müvekkilinin bu hizmetlerder gelir elde etmediğini, davalının adeta müşteri çevresini ele geçirdiğini itiraf ederek yaptığı işleri kabul ettiğini, aksine tüm ticari kayıt ve sicillere rağmen şirketin asıl sahibinin kendisi olduğunu iddia ettiği, mahkemece sanki işbu dava ikame edilirken, davalının müvekkil bünyesinde hizmet sözleşmesi ile iş gördüğü ve bu nedenle haksız rekabete yol açtığı iddia edilmiş gibi, davalı ile müvekkil arasında işçi-işverenlik ilişkisi bulunmadığından bahisle davanın reddinin ve "aynı yerde birden fazla tacir" tespitinin hatalı olduğunu, davalının o tarihte tacir olmadığını, yetkisi olmamasına rağmen davalı ...'ın şirketin müşterilerine fiyat teklifleri gönderdiği, pazarlıklar yaptığı, şirketi borç altına sokan sözleşmeler imzaladığı ve şirketin müşteri portföy bilgilerinden faydalanarak haksız kazanç elde ederek müvekkilini zarara uğrattığı ve bundan sonra tacir sıfatıyla ticaret yapmaya başladığını, müvekkilinin ticaret hayatına tutunamadığını, tüm müşterilerini kaybettiğini belirtmiştir. GEREKÇE : Dava, haksız rekabet nedeniyle maddi ve manevi istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Davacı; davalı ...'ın davacı ....Şti'nde davacıya yardım etmek amacıyla vakit geçirmeye başladığı, 2016 yılında davalı ...'ın kendi hesabına çalışmaya başladığı ve şirket kaşesini usulsüz kullanarak elden paralar aldığı ve şirketi borç altına soktuğu, kendi adına kartvizit bastırdığı, davacı .... adresini kira sözleşmesi devam ederken yeniden kiraladığı ve davacı şirketin sipariş formu ve faturalarının aynısının oğlu davalı ... üzerine kurulan şirket adına kullanmaya devam ettiği ve bu yönündeki eylemleriyle haksız rekabete sebebiyet verildiğini iddia ederek, TTK'nun 55/4 maddesi uyarınca başkasının iş ürünlerinden faaliyet ve ürünlerinden sebepsiz faydalanıldığı gerekçesiyle maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur. Davalılar ise, davacı şirketin "...." olan isminin davalı ...'ın ad ve soyadından oluştuğunu, davalı ...'nun orman ürünlerinde tecrübeli olduğunu,şirketin kurulduğu günden beri ... tarafından yönetildiği, sadece kağıt üzerinde davacı adına kayıtlı olduğu, davalı olan oğlu ... adına bir işletme kurarark, mevcut iş yerini de oğlu adına yeniden kiralamak suretiyle işine devam ettiğini; iş yerinin davacı ve şirket ile ilgisi olmamasına rağmen davacının gece müvekkilin bilgisi dışında iş yerine girip iş yerinde bulunan tüm evrakları aldığı, davacının işi bilmediği gibi hiç bir şekilde de şirketin işleri ile ilgilenmediği, yaşadıkları sıkıntı nedeniyle şirkette yürütülen işlere zarar gelmemesi için oğlu ... adına iş yeri açtıklarını, davacı orman ürünleri işi ile iştigal etmeyip sadece perde dikim işi ile iştigal ettiğini, tüm tekliflerin davalı ...'nun maili ile verilmiş ve tüm yazışmaların da bu mail adresi üzeriden yapıldığını, şirketin görünen tüm müşterilerin de aslında ...'ı tanıyan kişiler olup, davacının bu kişileri tanımadığını belirterek davanın reddini istemişlerdir. 6102 sayılı TTK'nun 54. maddesinde belirtildiği üzere, haksız rekabete ilişkin hükümlerin amacı, bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır. Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır. Kanunda dürüstlük kuralına aykırı davranışlar ve ticari uygulamalar başlığı altında haksız rekabet hallerinin örnek mahiyetinde belirtilmiştir. Haksız rekabetin varlığı halinde haksız rekabet sebebiyle müşterileri, kredisi, mesleki itibarı, ticari faaliyetleri veya diğer ekonomik menfaatleri zarar gören veya böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek olan kimse fiilin haksız olup olmadığının tespitini, haksız rekabetin men’ini talep edebileceği gibi kusur varsa zarar ve zıyanın tazminini isteyebilir. Maddi tazminat talebinin kabul edilebilmesi için öncelikle davacının istediği zararı kanıtlaması gerekir. Somut uyuşmazlıkta, davalılar tarafından, davacıya ait iş ürünlerinden yetkisiz yararlanılarak haksız rekabete sebebiyet verildiğinin iddia edildiği, dinlenen tanık beyanlarına göre davacı ... üstüne kurulan şirkette davacının perde üretimi yaparken, davalı ...'ın parke/ahşah ve marangozluk işleri alanında faaliyet gösterdiği, bu durumda aynı işyerini kullanan iki tacirin varlığından söz edilebileceği, dolayısı ile ortak bir ürün ve bu ürüne ilişkin müşteri kaymasının varlığından söz edilemeyeceği ve TTK'nın 55/1-c maddesinde yer alan haksız rekabet hallerinin mevcudiyetini gösteren bir delilin sunulamadığı, bu itibarla davacının davalılara yönelik haksız rekabete ilişkin davasını ispatlayamadığı gerekçesiyle yerel mahkemece davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı değerlendirilmiştir. Bu durumda, toplanan tüm delillere, dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları delilere göre, hükme esas alınan bilirkişi raporundaki tespit ve değerlendirmelerin dosya kapsamına uygun olmasına, raporun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olmasına, mahkemece uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, istinaf itirazlarının yerinde olmadığı değerlendirilerek, yerinde görülmeyen istinaf itirazlarının HMK'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince reddine karar verilmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacılar yönünden istinaf karar harcı olan 732,00 TL'den peşin alınan 427,60 TL'nin mahsubu ile bakiye 304,40 TL harcın davacılardan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle davacılar tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere 23/10/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/904, K. 2026/1700, T. 23.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-904-e-2026-1700-k-6c07fc8cecba