Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2026/11 E. 2026/4564 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/11
- Karar No
- 2026/4564
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI :2025/1115 Esas, 2025/1523 Karar HÜKÜM :Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ :İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI :2023/838 Esas, 2025/190 Karar
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve davalılar.... Tic. AŞ., ..., ..., ... ve ... vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin kente özel ve uluslararası standartlarda akıllı ulaşım sistemleri, donanım ve yazılımları ürettiğini, 15.03.1999 tarihinden (16 yıldır) bu yana ... ... Genel Müdürlüğünün aynı konuda düzenlediği müteaddit ihaleleriyle uzun süre Elektronik Ücret Toplama, Araç Takip, Yolcu Bilgilendirme, Durak Yolcu Bilgilendirme Sistemlerini ve Bayilik ağını kurduğunu, halen sistemin yazılım ve donanımlarını sağlayarak işletim ve teknik destek hizmetlerini verdiğini, ... Büyükşehir Belediyesi ... Genel Müdürlüğünün 13.01.2015 tarihinde gerçekleştirdiği “Elektronik Ücret Toplama Sistemi İşletim Hizmeti” ihalesine davacı ile birlikte davalı şirketin de katıldığını, ihaleye karşı Kamu İhale Kurumu Başkanlığına (KİK) itirazda bulunulduğunu, itirazın henüz sonuçlanmadığını, ihalenin kesinleşmesi halinde 31... tarihi itibariyle davacının yükümlülüğünün sona ereceğini, bu noktadan sonra davalının haksız rekabete konu fiillerinin başladığını, müvekkilinin KİK nezdinde yapmış olduğu şikayet inceleme aşamasında olmasına rağmen, davalıların piyasada sanki ihale kesinleşmiş gibi söylentiler yaymaya başladıklarını, davacının artık elektronik ücret toplama işi yapamayacağı ve İzmir bürosunu kapatacağı vb. asılsız iddialarla müvekkilinin ticari itibarını sarsmaya çalıştığını, davalı şirketin bu iş için aranan yeterliliğe sahip olmadığından müvekkili şirketin kilit konumlarında çalışan kişiler ile irtibata geçerek, bu kişilere "... Büyükşehir Belediyesi ... Genel Müdürlüğünün gerçekleştirdiği ihaleyi şirketlerinin kazandığını, ... A.Ş.’nin artık elektronik ücret toplama işini yapamayacağını, davacı şirketin anılan çalışanlarının tecrübe, bilgi ve birikimlerinden faydalanmak istediklerini, kıdem tazminatı ve diğer tazminatları karşılayacaklarını, hak ettikleri ücreti de alacaklarını" söyleyerek kendileri ile çalışmalarını teklif ettiklerini, çalışanlarla telefonla irtibat kuran davalı şirketin, bir çalışana e-posta yolu ile de teklifte bulunduğunu, çalışanların bu durumu düzenledikleri tutanaklar ile müvekkili şirkete bildirdiklerini, davalı tarafından haksız rekabet konusu teklifler yapılan müvekkili şirket çalışanlarının tümünün özellikle “Elektronik Ücret Toplama Sistemi” konusunda müvekkili şirketin ürettiği yazılım ve donanım kaynakları hakkında tüm üretim ve iş sırlarına vakıf olduklarını, çalışan ya da çalışanların kaybının, müvekkili açısından bir know-how'un kaybı olduğunu, çalışanın ayartılmasının, işletme açısından, sadece bu kişilerin sahip olduğu bilgi ve tecrübelerin kaybı anlamına gelmeyeceğini, işverenin, çalışanların bilgi ve tecrübe sahibi olması için büyük bir yatırım yapmış olduğu ihtimali de göz önüne alındığında, çalışanın işletmeden ayrılmasının, bu yatırımın boşa gitmesi sonucunu da beraberinde getireceğini, keza, yardımcı şahsın know-how'ı, teknik işletmeler açısından, işletmenin değerinin tespitinde önemli bir faktör olan "goodwill"i de belirleyeceğinden, bu kişilerin ayartılmasının işletme açısından büyük bir ekonomik değerin kaybı anlamına geleceğinin aşikar olduğunu, personelin ayartılmasında da, bu şahısların kararını etkileyebilecek hususlar hakkında yanıltıcı ve aldatıcı bilgiler verilmesinin, müvekkilinin ayartılmak istenen işçinin gözünde küçük düşürmek amacıyla ortaya dökülen asılsız iddiaların haksız rekabet olduğunu, davalıların, davacı şirket personeline kıdem tazminatı tutarında bir bedeli nakit olarak ödemeyi vaad ettiklerini, rekabet hukuku açısından parazit davranışların da haksız rekabet olduğunu, parazit davranışlardan, başkasının emeğinden, fikrinin sonuçlarından, ününden menfaat sağlamak söz konusu olduğunda bahsedildiğini, bu bağlamda, başkasının işletme veya ticari sırlarından faydalanmak suretiyle ticari başarı elde etmeye yönelik davranışların parazit rekabet davranışlar olduğunu, bir işletmeye ait ticari veya işletme sırlarını elde etmek amacıyla ayartma eyleminin gerçekleştirilmiş olmasının haksız rekabet teşkil edeceğini, işletme sırlarını ifşa etmesi için ayartılmış olan işçi, yeni işverenine bu sırları açıklamasa dahi, yeni işverenin ayartma eyleminin bu bent kapsamında haksız rekabet teşkil edeceğini, davalıların kusurlu olduğunu ve müvekkilinin zararına neden olduklarını, ihalede Elektronik Ücret Toplama Sistemi İşletim Hizmeti işinin davalı . ... Tic. AŞ.’nin uhdesinde kaldığını ve ekonomik açıdan en avantajlı ikinci teklif sahibinin ise müvekkili olduğunu, davalıların anılan ihaleden sonra yaşanan ve haksız rekabete konu fillerinin davalı ... A.Ş.'nin ihaleyi alma yeterliliğine sahip olmamasına rağmen müvekkilinin yatırım yapıp yetiştirdiği personel ile projeyi yürütmeyi planladığını gösterdiğini, davalının dürüstlük kurallarına aykırı davranışları ile müvekkilinin uzun yıllara dayanan bilgi ve tecrübe birikimi ile yapacağı işe engel olduğunu, davalıların, ihaleye düşük bedel verirken rekabet kuralları dışına çıktığını ve müvekkilinin “üretim sırlarına” ulaşma planı yaptığını, müvekkilinin yaptığı AR-GE, personel yetiştirme vb yatırımları aynı şekilde davalı şirketin yapması halinde bu ihaleye aynı rakamı teklif etmesinin mümkün olmadığını, davalıların, müvekkilinin kilit personelini “ayartmak” ve bu şekilde "üretim sırlarına ulaşmak" suretiyle bir menfaat elde edeceğinin açık olduğunu ileri sürerek davalıların, müvekkili yanında çalışan işçileri, işverenlerinin üretim ve iş sırlarını ifşa etmeye veya ele geçirmeye yöneltmek amacı ile yaptığı iş teklifi vb. fiillerinin, haksız olduğunun tespitine, haksız rekabetin men’ine, haksız rekabet sonucunda davalının elde etmesi mümkün görülen menfaatin karşılığı tutarında tazminat bedeli talebinin belirsiz alacak davası olarak kabulü ile belirsiz alacak miktarının bilirkişi ve keşif marifetiyle tespit edilmesine, yapılacak tespit halinde ıslah hakları saklı kalmak kaydıyla, yasal faizi ile birlikte şimdilik 100.000,00 TL maddi tazminata, gideri davalıdan alınmak üzere, hükmün kesinleşmesinden sonra kararın ilan edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP 1-Davalılar.... Tic. AŞ., ... ve ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirket ...'in, İzmir Büyükşehir Belediyesi ... Genel Müdürlüğünün gerçekleştirdiği Elektronik Ücret Toplama ihalesine katıldığını, ihalenin müvekkilinin üzerinde kalması ile davacı tarafın İzmir Büyükşehir Belediyesi ... Genel Müdürlüğü’ne şikayette bulunduğunu, söz konusu idarenin şikayetini inceleyip reddettiğini, bunun üzerine, Kent Kartın, itirazen şikayet yoluna başvurduğunu, itirazların reddedilip yayınlandığını, işbu haksız rekabet davasında da gündeme getirilen ihaleye ilişkin itirazların böylelikle KİK tarafından açıklığa kavuşturulduğunu, müvekkiline yüklenen kötüleme fiili sonucunda zarar meydana geldiğinin tespit edilmesi gerektiğini, müvekkilinin kötüleme eylemlerini gerçekleştirdiğini kabul ettikleri anlamına gelmemek ile birlikte bir an için aksi düşünülse bile, ...’ı harekete geçiren en önemli zararın, ihalenin ... üzerinde kalması olduğunu, bahsedilen kötüleme fiili ile ihaleyi kaybetmeleri arasında uygun bir illiyet bağının kesinlikle olmadığını, zira davacının dilekçelerinde açıkça: “bu noktadan sonra”, yani ihaleyi kaybetmelerinden sonra kötüleme iddialarında bulunduklarını, dolayısıyla müvekkilinin dürüstlük kuralları çerçevesinde ve hukuka uygun bir şekilde ihaleye katılıp kazandığını, uzmanlık alanlarından birinde ihale kazanması için rakip şirketi aşağılayıcı davranışlarda bulunmasına gerek olmadığını, kötülemenin, yanlış veya yanıltıcı açıklamalar ile gerçekleşeceğini, ...’in ihaleyi kazandığını dile getirmesinde ise yanlış bir ifade bulunmadığını, ... için de itibar zedeleyici bir husus olmadığını, ihaleyi kaybettiğini anlayınca her türlü yola başvuran davacı tarafın, mesnetsiz ve hukuki dayanaktan yoksun iddialarla müvekkilini zor durumda bırakmayı hedeflediğini, müvekkillerinin, dava dilekçesinde listelenmiş olan ... çalışanları ile görüşmüş olmasının, tek başına haksız rekabet teşkil etmediğini, ...’ın çalışanlarının ayartılmasının söz konusu olmadığını, müvekkili şirketin insan kaynakları uygulamaları sonucunda yazılım sektöründen yüzlerce aday ile görüşüldüğünü, bunlardan bazılarının ...’ın çalışanlarının olmasının olağan olduğunu, iş başvurusunda bulunan tarafın iş talep eden işçiler olduğunu, taraflarınca işçilerin ayartılması gibi bir durumun söz konusu olmadığını, ...’ın çalışanları ile planlı bir görüşme yapılmadığını, haksız rekabet teşkil etmesi için, bu görüşmelerin “üretim ve iş sırlarını ifşa etmeye veya ele geçirmeye yöneltmek” amacıyla gerçekleşmiş olması gerektiğini, iş sırrı veya gizli bilginin söz konusu olmadığını, zira “firma sırları” ifadesi kapsamında yer alan yazılımların, donanımların, yazılım ve donanımlara ait kodlar ve tasarımların ... firmasının ... Büyükşehir Belediyesi ... Genel Müdürlüğü ile yapmış olduğu sözleşme gereğince Belediyenin mülkiyetinde olduğunu, hizmet sözleşmesi sona erdiğinde Kent Kartın bu sistemi ve sisteme ait tüm know how’ı belediyeye devretmekle yükümlü olduğunu, ticari sır olarak ifade edilen bilgilerin teknik şartname hükümleri kapsamında tüm isteklilerin incelemesine sunulduğunu, teknik şartnamenin 14. maddesi gereğince ihaleye teklif verecek olan isteklilerin, teklif vermeden önce idarenin gözetiminde Elektronik Ücret Toplama Sistemi’ni oluşturan tüm bileşenleri görebildiğini, bunun da ‘ticari sır’ vasfına ait olacak bir bilginin bulunmadığını gösterdiğini, bir an olsun bir ticari sır/gizli bilgi olduğu düşünülse bile bunun yalnızca idarenin mülkiyetinde olduğunu, bu noktada işbu davanın ihaleyi düzenleyen idare olan İzmir Büyükşehir Belediyesi ... Genel Müdürlüğüne ihbar edilmesini talep ettiklerini, ... firmasında yer alan personel üzerinde hiçbir baskı ve zorlama olmadan sadece telefon ile projede yer almaya devam etmek istemeleri durumunda kendileri ile görüşebileceklerinin belirtildiğini ve görüşmeyi düşünmeyen kişilerle tekrar iletişime geçilmediğini, görüşmeye sıcak bakan adaylarla görüşüldüğünü, görüşme yapılan personellerden ...’e diğer ulusal projelerde de birlikte çalışacaklarını ve ileriye dönük bir kariyer planlaması yapılabileceği bilgisinin verildiğini, görüşmenin olumlu şekilde sonuçlandığını, kendisine iş teklifi yapıldığını, ...'nın, ihale kapsamında bu sistemi tüm bileşen ve know how’ı ile birlikte belediyenin ... işletimine devredeceğini ve bu kapsamda çalışmak isteyip istemediğinin sorulduğunu, kendisinin bu soruya olumlu yanıt verdiğini, ...'nın yöneticisinin olumsuz davranışlarından dolayı mutsuz olduğunu söylediğini, ayrıca aynı departmanda çalışan bir arkadaşının kendisinden yüksek maaş aldığını öğrendiği için ayrılmaya sıcak baktığını belirttiğini, müvekkili şirketin kendisini PMO Departmanın yöneticisi olarak önerebileceklerini belirttiğini, PMO departmanının henüz faaliyete geçmemiş olmaması nedeniyle görüşmenin bu şekilde sonlandırılarak kendisine herhangi bir iş teklifi yapılmadığını, ...'ın müvekkillerinden ... tarafından arandığını, geçmişe dayanan dostluk ilişkileri gözetilerek birlikte bir öğle yemeği yeme önerisi olduğunu, bunun üzerine yapılan görüşmede bunun dışında hiçbir şey konuşulmadığını, sayılan personel ile yapılan görüşmeler dışında yapılan diğer görüşmelerde, ... firması tarafından geliştirilen ve işletilen belediyeye ait Elektronik Ücret Toplama Sistemine yönelik yapılan ihale kapsamında bu sistemi tüm bileşen ve know how’ı ile birlikte belediyenin ... işletimine devredeceğini ve bu kapsamda çalışmayı düşünüp düşünmediklerinin sorulduğunu, olumsuz yanıt alındığı için tekrar irtibata geçilmediğini, müvekkili şirket tarafından, bu adaylar dışında ilanlarının aktif olup, her gün onlarca aday ile bu kapsamda görüşmeler yapılmaya devam edildiğini, dolayısıyla yapılan çalışmanın ...’ın personeline özel bir çalışma olmadığını, yapılan teklifleri kabul edip etmemenin işçilerin özgürlüğü olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
2-Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin 2003-2013 tarihleri arasında ... Sanayi ve Ticaret A.Ş.’de proje yöneticisi görevinde, 2013 tarihinden itibaren ... Reklam firmasında proje geliştirme görevinde çalıştığını, 17.04.2015 tarihinden itibaren ise ... Tic. A.Ş.’de çalışmaya başladığını, ihalenin ... şirketi üzerinde kalması ile davalı şirket adına müvekkili ...'in irtibata geçtiğinin iddia edildiğini, haksız rekabetin varlığından söz edebilmek için bu ilkelerin ihlalinin tek başına yeterli olmadığını, ayrıca söz konusu ihlal fiilleri ile uygun illiyet bağı içerisinde gerçekleşen zararın varlığının da arandığını, müvekkiline yüklenen 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 54. maddesinde yer alan kötüleme fiili sonucunda zarar meydana geldiğinin tespit edilmesi gerektiğini, ...'in dürüstlük kuralları çerçevesinde ve hukuka uygun bir şekilde ihaleye katılıp kazandığını, müvekkili ...’in ... çalışanları ile iletişime geçip iş teklifinde bulunduğu iddialarının tamamıyla mesnetsiz ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, kötülemenin, yanlış veya yanıltıcı açıklamalar ile gerçekleşeceğini, ...’in ihaleyi kazandığını dile getirmesinde yanlış bir ifade bulunmadığını, müvekkilinin, dava dilekçesinde listelenmiş olan ... çalışanları ile görüşmüş olmasının, tek başına TTK'nın 55/B-3. maddesi uyarınca haksız rekabet teşkil etmediğini, ...’ın çalışanlarının ayartılmasının söz konusu olmadığını, müvekkilinin eski çalıştığı işyerindeki çalışanlarla iletişime geçip görüşmesinde bir sakınca olmadığını, haksız rekabet teşkil etmesi için, bu görüşmelerin “üretim ve iş sırlarını ifşa etmeye veya ele geçirmeye yöneltmek” amacıyla gerçekleşmiş olması gerektiğini, ortada ticari sır vasfına ait bir bilginin bulunmadığını savunarak haksız davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
3-Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin yalnızca 1999-2007 yılları arasında ... Sanayi ve Ticaret A.Ş.’de proje liderliği görevinde bulunduğunu, 09.01.2012'den itibaren ise proje geliştirme görevinde çalıştığını, dolayısıyla ... Elektronik ile olan iş ilişkisinin 2007 yılında sona erdiğini, henüz kesin bir başlangıç tarihi belirlenmemiş olmakla birlikte, müvekkilinin ... tarafından iş teklifi aldığını, yapılan iş görüşmeleri sonucunda Elektronik Ücret Toplama İhalesinin Ocak-2015 itibariyle ... üzerinde kaldığını öğrendiğini, kötülemenin yanlış veya yanıltıcı açıklamalar ile gerçekleşebileceğini, ...'in ihaleyi kazandığını dile getirmesinde yanlış bir ifade bulunmadığını, müvekkilinin dava dilekçesinde listelenmiş olan ... çalışanları ile görüşmüş olmasının tek başına TTK 55/B-3. maddesi uyarınca haksız rekabet teşkil etmediğini, ... tarafından iddia edildiği üzere ...’ın çalışanlarının ayartılmasının söz konusu olmadığını, müvekkilinin, eski çalıştığı işyerindeki çalışanlarla iletişime geçip görüşmesinde bir sakınca olmadığını, haksız rekabet teşkil etmesi için, bu görüşmelerin “üretim ve iş sırlarını ifşa etmeye veya ele geçirmeye yöneltmek” amacıyla gerçekleşmiş olması gerektiğini, iş sırrı veya gizli bilgi söz konusu olmadığını da belirtmeleri gerektiğini, yazılımların, donanımların, ... firmasının ... Genel Müdürlüğü ile yapmış olduğu sözleşme gereğince belediyenin mülkiyetinde olduğunu, ticari sır olarak ifade edilen bilgilerin zaten teknik şartname hükümleri kapsamında tüm isteklerinin incelenmesine sunulduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
4- İhbar olunan ... Genel Müdürlüğü vekili beyan dilekçesinde özetle, ihale sürecinde davacı ... A.Ş.'nin idareye şikayet başvurusunda bulunduğunu, başvurunun idarenin 06.02.2015 tarihli yazısı ile reddedildiğini, bunun üzerine ... A.Ş. tarafından Kamu İhale Kuruluna itirazen şikayet başvurusunda bulunulduğunu, ancak Kamu İhale Kurulunun 08.04.20 15... /UH.III-985 sayılı kararı ile şikayetin reddine oybirliği ile karar verdiğini, süreç sonunda ihalenin en uygun teklifi veren davalı ... A.Ş. üzerinde bırakıldığını ve 30.04.2015 tarihinde idare ile yüklenici ... arasında 01.06.2015 başlangıç-31.03.2017 bitiş tarihli yeni bir ''Elektronik Ücret Toplama Sistemi İşletim Hizmeti Alımına Ait Sözleşme'' imzalandığını, davanın idareye ihbar edilmesinin hukuki dayanağının bulunmadığını, kanun hükmüne göre ihbar yapılacak kişinin tarafın davayı kaybetmesi halinde kendisine rücu edilecek veya onun rücu edeceği kimse olması gerektiğini, ancak idarenin davanın tarafları ile olan ilişkisinin davanın konusu itibariyle rücuyu gerektirir mahiyette olmadığını, yapılan ihbarı kabul etmediklerini bildirdikleri anlaşılmıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu edilen olayda ihaleyi davalı şirketin kazanmasını takiben davalı gerçek kişilerin davalı şirket adına davacı şirketin üst kademe personelini telefon ile arayarak ihaleyi kendilerinin kazandığı, davacı ... A.Ş'nin İzmir'de elektronik ücret toplama hizmetini vermeyeceğini, İzmir ofisini kapatacağını belirterek davalı şirkette çalışmaları halinde kıdem tazminatı ve diğer tazminatlarının verileceğini, hak ettikleri ücretin verileceğini söylemelerinin davacının ihaleyi alamaması üzerine ihale konusu işi bıraktığı ve İzmir ofisini kapatacağının ispatlanamaması, davacının takım lideri konumunda olan kişilere davalı şirkette çalışmaları halinde tazminatlarının ödeneceği, hak ettikleri ücretin verileceği önerilerinde bulunulmasının davacı yardımcılarının işlerini ihlale sevk edilmesi anlamında olması sebebleriyle TTK' nın 55/1-a.1 hükmüne göre kötüleme fiili teşkil ettiği gibi TTK'nın 55/1-b.2 hükmüne göre yardımcılara yararlar önererek davalı şirkete çıkar sağlamak fiili oluşturduğu ve haksız rekabetin tüm davalılar yönünden gerçekleşmiş bulunduğu, davacı tarafça haksız rekabet sebebiyle maddi tazminat talebinde de bulunulduğu, haksız rekabete dayalı davada tazminat talep edilebilmesi için hem kusurun hem de zararın varlığının kanıtlanmasının arandığı, davalı şirketin kusurunun varlığının kanıtlandığı, davalının fiilleri dolayısıyla davacının herhangi bir elemanının davalıya ait işyerinde çalışmaya başlamadığı, bu durumda dava dilekçesinde belirtilen maddi zararın gerçekleştiğinin ispatlanamadığı ancak haksız rekabetin varlığı halinde, hak sahibinin iktisadi menfaatinin muhtemel zarar görme tehlikesine maruz kalması nedeniyle maddi zarara uğradığının kabulünün gerekeceği, zarar miktarının net olarak tespit edilemediği, bu husus göz önüne alındığında oluşan zarar miktarı açısından 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 50... . maddelerinde yer alan ilkeler uyarınca hakkaniyete uygun bir tazminatın takdir edilmesi gerektiği yine bilirkişi kurulu raporunda belirtilen 50.000,00 TL maddi tazminatın ihlal tarihi ve davanın açıldığı 2015 yılı için somut olaydaki ihlalin şekli, haksız rekabet eylemlerinin türü ve süresi göz önüne alındığında yeterli ve hakkaniyete uygun bulunduğu, davacı tarafça davalı ... ile ilgili açılan davadan feragat edildiği feragatin davaya son veren taraf işlemlerinden olup davacı vekilinin vekaletnamesinde feragat yetkisinin bulunduğu gerekçesiyle davanın ... yönünden vaki feragate binaen reddine, davanın diğer davalılar yönünden kısmen kabulü ile davalıların davacı yanında çalışan işçilere yaptığı iş teklifi vb ... fiillerin TTK'nın 54 - 55/1a-1 ve 55/1-b.2 maddeleri gereğince haksız rekabet olduğunun tespitine, 50.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalı ... Tic. A.Ş.'den alınarak davacıya verilmesine, maddi tazminat ile ilgili fazlaya ilişkin isteğin reddine karar verilmiş, karar, davacı vekili ve davalılar.... Tic. AŞ., ..., ..., ... ve ... vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ihale hususundan bağımsız olarak davalı tarafın eylemlerinin karşılığı olan davacıda oluşacak zarar/zarar tehlikesine binaen TBKnın 50... . maddeleri uyarınca mahkemece belirlenen tazminat bakımından, dosya kapsamına, davalının eylemlerine, ihale sürecinden ve ihaledeki kazançtan/kayıptan bağımsız olarak konunun değerlendirilmesi gerekliliğine göre bir isabetsizlik görülmediği, yargılama aşamasında ve istinaf dilekçesinde belirtilen İzmir 25. Asliye Ceza Mahkemesi' nin 2019/432 E. sayılı dosyasında davacı şirket yetkilileri hakkında "bilişim sistemine ve verilere zarar verme" iddiasıyla açılan ceza davası sonucunda verilen mahkumiyet hükmünün istinaf aşamasında olduğu görülmekle birlikte, bu ceza davasının eldeki haksız rekabete dayalı davacı taraf iddialarını konu olan hukuk davası ile doğrudan bir irtibatı olmadığı, bekletici mesele yapılmasını ya da karar verilirken gözetilmesi gereken bir maddi olguyu içermediği gerekçesiyle davacı vekilinin ve davalılar ... ve ... Tic. A.Ş, ..., ..., ... ile ... vekilinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiş, karar, davacı vekili ile davalılar ...Tic. A.Ş, ..., ..., ... ile ... vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, haksız rekabetin tespiti, men'i ve maddi tazminat istemlerine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekili ve davalılar ... Tic. A.Ş, ..., ..., ... ile ... vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine, 14.09.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.