Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2025/7136 E. 2026/4618 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/7136
- Karar No
- 2026/4618
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1816 Esas, 2025/2009 Karar 2. ... (TÜRKPATENT) vekili Avukat ... HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/316 E., 2022/311 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin "..." ibareli tanınmış markaların sahibi olduğunu, davalı Şirketin 2020/64708 sayılı ve "..." ibareli başvurusuna yaptıkları itirazlarının dava konusu Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararı ile nihai olarak reddedildiğini, dava konusu başvuru ile müvekkiline ait "..." ibareli markalar arasında iltibas koşullarının oluştuğunu, müvekkilinin markaları tanınmış olup dava konusu başvurunun bu tanınmışlıktan haksız yarar sağlayacağını ileri sürerek 2021-M-5147 sayılı YİDK kararının iptaline, dava konusu markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP 1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkili Kurum kararının yerinde olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Diğer davalı davaya cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraf markaları arasında uyuşmazlık konusu olan 20, 21... . sınıf emtia bakımından emtia benzerliği şartının gerçekleştiği, tarafların marka işaretlerinin de SMK'nın 6/1 maddesi anlamına benzer olduğu, zira “... – ...” kök ve asli unsurunu içerir taraf markalarının, bütünsel algıları açısından da tüketici nezdinde benzer algılar yarattıkları, “...-...” kelimesinin 20... . sınıf emtialar bakımından ayırt edici vasfının zayıf olmadığı, 25. sınıf mallar açısından ise davacı yanın uzun yıllara sair yoğun ve aktif kullanımı neticesinde ayırt edicilik kazandığı, taraf markalarının görsel bütünlükteki farklılığının yeterli düzeyde olmadığı, dava konusu başvurunun, davacının yeni bir ürün gamı ya da koleksiyonu için tercih ettiği bir isim algısı yaratarak, davacı markalarının kullanımla elde ettiği ayırt ediciliğin sağladığı daha geniş koruma gücü ve yine davacının seri marka yaratma geleneği göz önüne alındığında işaretlerin birbirlerinin serisi, devamı şeklinde algılanarak işaretlerin aynı iktisadi köke ait olduğu yanılgısını oluşturabileceği, davacı yanın “...” markalarının özellikle moda giyim – tekstil ürünlerinde ciddi bir bilinirliği bulunduğu, davacının kavramsal olarak zayıf bir kelime üzerinden yıllara sair yoğun yatırım, emek ve çaba neticesinde elde ettiği güçlü ayırt ediciliğin, anılan ibare ile aynı ya da benzer şekilde oluşturulmuş markaların, davacı markasının tanınırlığı bulunduğu sektörde, doğrudan esas unsur ya da iktisadi kaynak gösterir nitelikte sonraki başvuruların öznesi olması halinde, bu durumun davacı yanın elde ettiği bilinirliğin zaman içerisinde yeniden azalma riskiyle karşı karşıya kalması sonucunu meydana getirebileceği, bu durumun işaretler arasında 25. sınıf emtialarda karıştırılma ihtimaline yol açacak düzeyde bir benzerlik görülme riskini daha da arttırdığı gibi davacı markalarının ayırt ediciliğini zayıflatabileceği, davacı markalarının bilinirliği üzerinden haksız menfaat temini gibi sonuçları da doğurabileceği, SMK m. 6/5 kapsamındaki koşullardan en az birinin somut olayda meydana gelme ihtimalinin ortaya çıkabileceği gerekçesiyle davanın kabulüne dava konusu YİDK kararının iptali ile dava konusu markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiş, hüküm, davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dava konusu "..." ibareli başvuru ile davacının "..." asıl unsurlu itirazına mesnet markaları arasında, dava konusu başvuru kapsamında yer alan ve işbu davada uyuşmazlık konusu olan 20, 21... sınıf mallar yönünden, emtia benzerliği şartının gerçekleştiği, bunun yanında taraf markaları arasında anlamsal, görsel ve işitsel açıdan SMK’nın 6/1. maddesi anlamında benzerlik ve karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, her ne kadar davalı tarafından "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük bulunduğu savunulmuşsa da, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 01.07.2024 tarih ve 2023/2936 E.-2024/5395 K. sayılı kararında "..." ibaresi; 06.06.2024 tarih ve 2023/1332 E.- 2024/4771 K. sayılı kararında "..." ibaresi; 05.03.2024 tarih ve 2023/4828 E.- 2024/1744 K. sayılı kararında "..." ibaresi ve 20.06.2018 tarih ve 2016/13338 E.- 2018/4589 K. sayılı kararında da "..." ibaresinin davacının itiraza mesnet markalarıyla benzer olduğu kabul edildiğinden, davalının bu savunmasının yerinde görülmediği, diğer taraftan davacının "..." ibareli markaları giyim sektöründe tanınmış olduğundan başvuru kapsamında bulunan 25. sınıf mallar yönünden SMK'nın 6/5 maddesi koşullarının da oluştuğu gerekçesiyle davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine karar verilmiş, karar, davalı Kurum vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava,"..." ibareli işaretin marka olarak tescili için yapılan başvurunun kabulüne yönelik nihai Kurum kararının iptali ile tescil edilmişse markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı Kurum vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 15.09.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.