Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2025/7129 E. 2026/4620 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/7129
- Karar No
- 2026/4620
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1700 Esas, 2025/1904 Karar2.... (...) vekili Avukat ... HÜKÜM : Davanın reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/35 E., 2023/16 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirket tarafından 32. sınıf "Biralar; bira yapımında kullanılan preparatlar" mallarını kapsayacak şekilde gerçekleştirilen 2020/63776 sayılı “...” ibareli başvuruya yönelik itirazlarının nihai olarak 2021/M-10463 sayılı Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararı ile reddolunduğunu, oysa ... Alkollü İçkiler A.Ş.’ye ait 76736 sayılı ve “...” ibareli markanın ... ... A.Ş.’ye devrine izin verilmesine dair ... Kurulu’nun 25.08.2009 tarih ve 09-38/925-218 sayılı kararının, müvekkili şirket ... Pazarlama tarafından açılan dava sonucu Danıştay 13. Dairesinin, 26.03.2013 tarih ve 2009/6743 E. ve 2013/843 K. sayılı kararı ile “devir alma nedeniyle ...’in pazardaki hakim durumunun daha da güçleneceği ve bu sebeple pazardaki rekabetin önemli ölçüde azalacağı” gerekçesiyle iptal edildiğini, kararın kesinleştiğini, anılan devir ve kesinleşmiş hüküm ile ilgili olarak daha önce Kurum'a sunulan dilekçelerde ... ile ... arasında imzalanmış marka devri sözleşmesinin geçerliliğinin ... Kurulu’nun izin kararına bağlanmış olduğunu, ... Kurulu’nun izin kararının Danıştay tarafından iptaliyle birlikte taraflar arasındaki sözleşmenin geçerlilik şartının sağlanamaması nedeniyle sözleşmenin baştan itibaren kesin hükümsüz hâle geldiğini, kesin hükümsüzlük sonucu ... nezdinde ... adına gerçekleşmiş marka tescilinin de yasal dayanağını yitirdiğini, kesin hükümsüzlük nedeniyle tarafların birbirleriyle hukuki ilişkiye girmesinin ancak yeni bir sözleşme yapılması ile mümkün olabileceğini, taraflar arasında yeni bir sözleşme yapılmadan taraflardan herhangi birinin aralarında mevcut olmayan bir hukuki ilişkiye dayalı olarak hukuki bir işlem tesis edemeyeceğini, iptal kararlarının geriye yürümesi ve eski haline geri getirilmesi ilkeleri çerçevesinde, iptal edilen idari işleme dayalı olarak tesis edilmiş işlemlerin düzeltilmesinin zorunlu olduğunu, bu kapsamda ... adına mevcut “yolsuz” tescilin de düzeltilmesinin gerektiğini, idarenin iptal edilen idari işlemden önce var olan ve bu işlemle değiştirilmiş bulunan hukuki durumu sağlamakla yükümlü bulunduğunu, iptal kararının yalnızca dava konusu edilen idari işlem üzerinde etki yaratmakla kalmayacağını, ona bağlı olarak tesis edilen diğer işlemleri de yapıldıkları tarihten itibaren ortadan kaldırarak tesis edilmemiş hale getireceğini, ... ile ... arasında imzalanan sözleşmenin hiçbir şekilde geçerlilik kazanmamış ve hükümsüz kalmış bulunduğunu, ... numaralı ve “...” ibareli markanın ... ... A.Ş.’ye devrine izin verilmesine dair ... Kurulu kararının iptaline ilişkin kesinleşmiş Danıştay kararının uygulanması suretiyle, sicildeki kaydın düzeltilmesi adına 17.12.2018 tarihinde 2018-GE-541760 sayılı yazıyla ...’e başvuruda bulunduklarını, davalı ...’in, anılan yargı kararının ve ...’in eski hale getirme işleminin etkisini ortadan kaldırmak amacıyla, yani kötüniyetle 16.06.2020 tarihinde "..." ibareli 32.sınıf ürünleri içeren davaya konu başvuruda bulunduğunu, ... YİDK’in, müvekkilinin kesinleşmiş yargı kararı gereği olan hukuka uygun eski hale getirme istemlerini kabul etmesi gerekirken 2020-M-7734 sayılı kararla reddettiğini, ... Pazarlama tarafından anılan YİDK’in 2020-M-7734 sayılı kararının iptali istemiyle Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2020/342 E. sayılı dosyasında iptal davasının ikame edildiğini, davanın derdest olduğunu, davalının çok açık bir şekilde kötüniyetli olduğunu ve verilen yargı kararlarının sonuçlarını dolanmaya çalıştığını, davalının, hukuken devren bile sahip olamayacağı markayı, bu kez tescil yoluyla elde etmeyi planladığını, kötüniyetli başvuruların tespitinde, başvuru sahibinin, markanın tescil edilmesi için başvuruyu yaptığı tarihteki niyetinin dikkate alınmasının gerektiğini, 2020/63776 sayılı marka tescil başvurusunun, başvurucu şirkete devrinin kanuna aykırı olduğu tespit edilen "TEKEL" ibaresini içerdiğinden ve müvekkili aleyhine haksız ... yaratacağından, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) m. 54 ve devamı hükümleri gereği YİDK kararının da iptal edilmesinin ve kötüniyetli marka başvurusunun hükümsüz kılınmasının gerektiğini, davalı ...’in geçersiz hale gelen sözleşmeye dayalı olarak ... Kuruluna başvurusu ve bunun üzerine tesis edilen RK 08.02.2019 tarihli kararı yok hükmünde olduğundan, anılan kararın işbu davada kendisi lehine kanıt olma vasfının bulunmadığını ileri sürerek 2021/M-10463 sayılı YİDK kararının iptali ile dava konusu 2020/63776 sayılı markanın tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP 1.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Diğer davalı Şirket vekili cevap dilekçesinde; 80/... sayılı “...” markasının devri için 15.08.2008 tarihinde marka devir sözleşmesi imzalandığını, devir kaydının 10/09/2009 tarihinde ... tarafından siciline işlendiğini, ... tarafından çeşitli tarihlerde ...’e sunulan dilekçelerle, ihtilafa konu devir kayıt işleminin iptal edilerek ... sayılı “...” markasının eski sahibi ... adına kaydının talep edildiğini, nihai olarak davacı taleplerinin 23.09.2020 tarih ve 2020-M-7734 sayılı kararla reddolunduğunu, ... Kurulu’nun 09-38/925-218 sayılı kararına karşı açılan iptal davası neticesinde Danıştay 13. Dairesi 26.03.2013 tarih ve 2009/6743 E., 2013/848 K. sayılı kararı ile ... Kurulu’nun 09-38/925-218 sayılı kararının iptaline karar verildiğini, dayanak kararda marka devir sözleşmesinin geçersizliğinin hüküm altına alınmadığını, Danıştay kararının ... Kurulunun vermiş olduğu izin kararına ilişkin olduğunu, bahse konu devir sözleşmesinin geçersiz olduğu yönünde herhangi bir mahkeme kararının da mevcut olmadığını, iptal kararı sonrasında 18.10.2018 tarih ve 7550 sayı ile ... Kurumu nezdinde yeni bir bildirimde bulunulduğunu, 80/... sayılı “...” markasının müvekkili tarafından devralınması işlemine izin verilmesi yönünde karar tesis edilmesinin talep edildiğini, talep neticesinde ise ... Kurulu’nun 2008 tarihli marka devir sözleşmesinin halen geçerli olduğunu teyit ettiğini, güncel ekonomik koşullar ve pazar payları göz önüne alındığında bu bildirim hakkında ilgili mevzuat gereğince izin verilmesini dahi gerektirecek bir durum olmadığı yönünde 07.02.2019 tarihli yeni bir karar da tesis ettiğini, 07.02.2019 tarihli ... Kurulu kararının müvekkiline 12.02.2019 tarihinde tebliğ edildiğini, bu tebligatı takiben müvekkilinin 2020/63776 sayılı marka başvurusunda bulunduğunu, 07.02.2019 tarihli ... Kurulu kararının iptali talebiyle ... ... ŞİRKETİ tarafından Ankara 12. İdare Mahkemesi nezdinde dava açılmışsa da Ankara 12. İdare Mahkemesi 26/06/2020 tarih ve E:2019/1671, K:2020/864 sayılı kararıyla davayı reddettiğini, yine istinaf aşamasında da verilen karara karşı istinaf taleplerinin reddolunduğunu, 2009/52832 sayılı “...” ve 2009/52831 “... asırlık türk birası” markalarının reddi yönündeki YİDK kararlarına karşı açılmış ve davacının gene ... PAZARLAMA A.Ş. olduğu davada Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi söz konusu Kurul kararlarını 11.03.2020 tarihli ve 2015/284 E. 2020/83 K. sayılı kararı ile iptal ettiğini, kararda ... Kurulu’nun satış izin kararının iptal edilmesi halinde dahi, markanın önceki sahibine kendiliğinden dönmeyeceğini, başka ifadeyle sicilin düzeltilmesi ve markanın önceki sahibine dönmesinin ancak markanın ilk sahibinin açacağı bir dava sonucunda verilecek hüküm ile mümkün olabileceğini, ilgili devir sözleşmesinin hem şeklen hem de sözleşme şartları bakımından hukuken geçerli olduğunu, ayrıca ...’in devrin sicile kaydı işleminin ... Kurulu kararına bağlı olarak ya da ona dayanarak gerçekleştirilmediğini ve söz konusu kararın iptalinden de etkilenilmeyeceğini, müvekkilinin büyük maliyetlere katlanarak devraldığı 80/... sayılı “tekel birası” markasının ticari hayata ve kendi pazarlama stratejisine uygun güncel versiyonu için 2020/63776 sayılı marka için başvuru yaptığını, 80/... sayılı markanın devrinin ... Hukuku açısından izne dahi tabi olmadığı yönündeki 07.02.2019 tarihli ... Kurulu kararının müvekkiline tebliğ edilmesini takiben dava konusu marka başvurusunun yapılmasının en tabii hakları olduğunu, kötüniyet iddiasının somut dayanaktan yoksun olmasının yanı sıra söz konusu durumun tek başına başvuru için haklı sebep oluşturduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu başvuru yönünden 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 5/1-a, b, c, d, e, f bentlerinde düzenlenen mutlak tescil engellerinin söz konusu olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Danıştay 13. Dairesi'nin, 26.03.2013 tarih ve 2009/6743 E. ve 2013/848 K. sayısı ile görülen dava neticesinde “devir alma nedeniyle ...'in pazardaki hakim durumunun daha da güçleneceği ve bu sebeple pazardaki rekabetin önemli ölçüde azalacağı" yönünde bir karar verilmiş ise de, bu karar sonrasında davalı ... tarafından yeniden yapılan başvuru sonucunda ... Kurulu'nun 2018-3-75 / 19-06/54-20 sayılı kararı ile değişen güncel mevzuat düzenlemeleri de gözetilerek "Bildirim konusu işlemin, 2010/4 sayılı ... Kurulundan İzin Alınması Birleşme ve Devralmalar Hakkında Tebliğ'nin 7. maddesinin birinci fıkrasında öngörülen ciro eşiklerinin aşılmaması nedeniyle izne tabi olmadığına" karar verildiği, bu karardan sonra davalının dava konusu başvuruyu gerçekleştirmiş olduğu, anılan kararın iptali talebiyle davacı tarafça yeniden dava açıldığı, açılan davanın Ankara 12. İdare Mahkemesinin 26.06.2020 tarih ve 2019/1671 E.-2020/864 K. sayılı kararıyla reddedildiği, bu kararın ise önce Ankara Bölge İdare Mahkemesi 8. İdare Dairesinin 02.12.2020 tarih ve 2020/1526 E., 2020/2037 K. sayılı kararıyla istinaf incelemesinden, ardından Danıştay 13. Dairesinin 21.11.2023 tarih ve 2021/696 E., 2023/4941 K. sayılı kararıyla temyiz incelemesinden geçerek kesinleştiği, davalının başkaca herhangi bir şekilde davacı ile haksız rekabete sebebiyet verdiği yönünde bir iddianın da dosyada mevcut olmadığı, sonuç olarak davalının dava konusu başvuruyu kötüniyetli yaptığının ispatlanamadığı kanaatine varıldığı, nitekim, yine davalı Şirket tarafından yapılan 2019/13611 sayılı benzer marka başvurusu hakkında aynı sebeplerle davacı Şirket'in açtığı davada, başvurunun kötüniyetli olmadığına dair verilen kararın, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 09.07.2025 tarih, 2025/206 E., 2025/5016 K. sayılı kararı ile onandığı, İlk Derece Mahkemesince, yukarıda açıklanan nedenlerle davanın reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile davacı vekilinin diğer istinaf itirazlarının esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ A.Hukuki Nitelendirme ve Uyuşmazlık Dava, “...” ibareli işaretin marka olarak tescili için yapılan başvurunun kabulüne yönelik nihai Kurum kararının iptali ile tescil edilmişse markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI.SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 15.09.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.