Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2026/532 E. 2026/4623 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/532
Karar No
2026/4623
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2141 Esas, 2025/2251 Karar 2.Türkiye Vakıflar Bankası T.A.O. vekili Avukat ... HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/9 E., 2021/424 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin “...” ibareli markasının uzun yıllardır hem ticaret unvanının esaslı unsuru olarak hem de markasal anlamda nizasız ve fasılasız bir şekilde kullanım suretiyle tanınmış bir marka haline geldiğini, ... nezdinde ./... ve ./... sayı markalar ile tanınmış marka olarak sicile kaydedildiğini, davacıya ait markalar içerisinde “...”, “... ...”, “... ...”, “...-...”, “... ...”, “... ...-...”, “... .....”, “... ...-..”, “... ...-.”, “... ...’’, “...’ “... ...’’, “.....’’, “...-...’’, “...-..’ gibi markaların yer aldığını, davalı Banka'nın 03.10.2019 başvuru tarihli ve 2019/94949 sayılı “... ...²” ibareli 09... . sınıfları kapsayan marka başvurusunun, davacının tamamı tanınmışlığı edindiği 9. sınıf emtialar bakımından tescilli “...” esas unsurlu seri markalarıyla ve 36. sınıfta tescilli 2016/60092 sayılı “... taksit” ibareli, 2014/87105 sayılı “... serisi ...” ibareli ve 2014/54235 sayılı “...” ibareli markalarıyla iltibasa neden olacak derecede benzer olmasına rağmen, davacının itirazlarının Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararıyla nihai olarak reddedildiğini, oysa, dava konusu markanın esas ve asıl tescil edilmek istenen unsurunun “...” ibaresi olduğunu, kırmızı renkli “...” ibareli marka başvurusunun tescili halinde, davacıya ait esas unsuru “...” ibaresi olan tanınmış seri markaların devamı olduğu yönünde intiba oluşturacağını, davalının davacının tanınmış markasının benzerlerini kullanarak ve tüketicinin zihninde kalan algıdan faydalanarak kötü niyetle piyasada yer edinmeye çalıştığını ileri sürerek 2020-M-9326 sayılı YİDK Kararının iptali ile tescili halinde 2019/94949 sayılı “... ...²” ibareli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP 1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde, bütünsel izlenim açısından markalar arasında yakınlaşma bulunmadığını, başvuru markasının bıraktığı izlenimle davacı markalarıyla iltibasa yol açacak derecede görsel, sesçil ve kavramsal bir benzerlik bulunmadığını, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6/5 hükmünde belirtilen risklerin oluşacağının ve dava konusu başvurunun SMK’nın 6/9 hükmü anlamında kötü niyetli bir başvuru olduğunun ispat edilemediğini savunarak davanın reddini istemiştir.

2.Davalı... vekili cevap dilekçesinde, davalı Bankanın "..." harfini içeren 2020/08100 sayılı "..." şekil, 2019/94908 sayılı "...-banko&çek", 2019/89950 sayılı "...-...", 2019/77623 sayılı "..", 2019/128615 sayılı "..", 2019/09305 sayılı "...", 2018/73803 sayılı "...", 2018/73799 sayılı "... kültür yayınları "ve benzersiz", 2018/61862 sayılı "...", 2018/61858 sayılı "...", 2019/51559 sayılı "..." ve 2017/88569 sayılı "... ...'si" markalarının da sahibi olduğunu, davalı banka adına tescilli markaların kahir ekseriyetinde "..." harfinin bulunmasının, 1954 yılından beri ticaret unvanının "..." harfini içermesinin, tanınmış markasının da "..." harfi ile başlamasının, internet sitesinin www...com.tr olmasının ... harfli marka seçimi için haklı bir sebep teşkil ettiğini, davacının Türkçe 29 harften biri olan "..." harfinin tek hak sahibi olduğunu ve davalı bankanın unvanı, tanınmış markası da "..." harfi ile başlamıyormuş gibi başvurunun kötü niyetli olduğunu iddia ettiğini, davacının markalarının, birtakım renk ve şekil unsurları ile farklılaştırılmış olduğundan ve markaların kapsadığı mal veya hizmetlerin de birbiri ile herhangi bir aynılığı veya benzerliği bulunmadığından taraf markalarının karıştırılmayacağını, tarafların faaliyet alanlarının farklı olduğunu markaların farklı kesimlere ve bilinçli tüketiciye hitap ettiğini, davalı bankanın sunduğu mal ve hizmetlerin kanunen bankalara özgülendiğini, dava konusu edilen markanın davalı bankaya haksız bir yarar sağlamasının, davacı markasına zarar vermesinin veya ayırt edici karakterini zedelemesinin mümkün olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvuru markasının kapsadığı 9. sınıfa konu malların, davacının itiraz aşamasında dayandığı ve dava aşamasında dayanak olarak eklediği çeşitli markalarının tescili kapsamında olan birebir aynı mal olduğu gibi, başvuru markasının kapsadığı 36. sınıfa konu hizmetlerin davacının itiraza mesnet çeşitli markalarının kapsamında olan birebir aynı hizmet niteliğinde bulunduğu, taraf markaları bütün olarak karşılaştırıldığında, görsel, işitsel ve kavramsal olarak markalar arasında ve ilgili tüketici nezdinde ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi oluşturacak derecede benzerlik bulunmadığı, markalar arasında müşterek olarak "..." harfinin bulunmuş olmasının markaları birbirine benzer kılmaya yetmediği, davacı markalarının bir kısmında stilize edilmiş ve karakteristikleştirilmiş "..." harflerinin markaların esaslı unsurunu oluşturduğu, davacıya ait markaların bir kısmında ise "..." harflerinin yanına eklenmiş diğer kelime unsurlarının bir bütün olarak markaların genel görünümlerini oluşturduğu, dava konusu markanın ise "..." ibaresinden oluştuğu, davaya konu bir kısım hizmetler bakımından "..." ibaresinin markasal fonksiyonunun bulunmadığı kabul edilse bile "..." ibaresinin; biçim, kaligrafi ve tertip tarzı itibariyle davacı markaları ile benzeşmediği ve onlardan farklılaştığı, bu nedenle ilgili tüketici kesiminin markayı davacıya ait markalardan farklı bir marka olarak algılayacağı gibi marka sahipleri arasında idari veya ekonomik bir bağlantı da kurmayacağı, bu nedenle karşılaştırılan markalar arasında SMK'nın 6/1 hükmü uyarınca ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunmadığı, dava konusu marka ile işaret benzerliği oluşturan markasal kullanımların yer almadığı, dava konusu marka ile davacı markalarında yer alan ancak tertip tarzı, biçim ve kaligrafik bakımdan farklılık arz eden "..." harflerinin müşterek bulunmasının markalar arasında işaret benzerliği oluşturmayacağı, SMK'nın m.6/5 hükmü koşulunun somut olayda gerçekleşmediği, kötüniyet iddiasının da yerinde bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.

IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 03.10.2019 tarih, 2018/1201 E., 2019/6166 K. sayılı ilamında da belirtildiği üzere, harflerin kimsenin tekeline bırakılamayacağı, esasen tek başına tescillerinin de mümkün olmadığı, ancak tescil öncesi yoğun kullanım ve tanıtım sonucu ayırt edici hale getirilmiş ya da bir takım renk ve şekil unsurları ile birlikte tek başına tescillerinin mümkün bulunduğu, bu halde de harf markalarının ayırt edici niteliklerinin düşük olacağı ve başkalarının da aynı harfi değişik renk ve şekil unsurları ile birlikte marka olarak tescil ettirebilecekleri, somut olayda taraf markalarında ortak olarak kullanılan "..." harflerinin düzenlenme biçimlerinin, şekillendirme, kaligrafi ve yönlendirme itibariyle tamamen farklı olduğu, dava konusu markada yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı, buna göre başvuru konusu ibare ile davacının itirazına mesnet markalar arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığı, işletmesel bağlantılandırmayı tesis eden herhangi bir unsurun da yer almadığı, öte yandan, davacı markaları yönünden SMK'nın 6/5. hükmündeki şartların oluşacağı kanıtlanamadığı gibi taraf markaları benzer olmadığından, tanınmışlığın somut uyuşmazlığa bir etkisinin de bulunmadığı, başvurunun kötüniyetle yapıldığının kabulüne elverişli delil sunulmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.

.... TEMYİZ A.Hukuki Nitelendirme ve Uyuşmazlık Dava, davalı şirketin marka tescil başvurusuna davacının itirazlarının reddine dair nihai Kurum kararının iptali ile marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 15.09.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2026/532, K. 2026/4623, T. 15.09.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2026-532-e-2026-4623-k-dffe66af597e