Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1484 E. 2026/1841 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/1484
- Karar No
- 2026/1841
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1484 - 2026/1841 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2024/1484 KARAR NO : 2026/1841 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA BATI 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 22/05/2024 NUMARASI : 2022/1384 E. - 2024/539 K.
DAVANIN KONUSU : Haksız Rekabetin Önlenmesi/Maddi ve Manevi Tazminat
Taraflar arasında görülen davada Ankara Batı 1. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 22/05/2024 Tarih ve 2022/1384 Esas - 2024/539 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi taraf vekillerince istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, taraflar arasında ilk defa 20.03.2020 tarihinde "Bayilik Anlaşması" imzalandığını, davalının, taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine aykırı hareket ettiğini, müvekkili şirket tarafından sözleşmenin 30. maddesinde belirlenen denetim yetkisi kapsamında sözleşmenin birçok hükmünü ihlal ettiğinin tespit edildiğini, akabinde ihtarname ile tek taraflı ve haklı nedenlerle sözleşmeyi feshettiğini, haksız rekabet nedeniyle uğramış olduğu maddi ve manevi zararın tazminini ihtaren bildirdiğini, buna rağmen davalının aynı adresteki iş yerinin tabelalarını değiştirmek suretiyle müvekkili şirketin markasını; görünüm, renk ve tasarım olarak taklit ederek "...” adı altında faaliyet göstermeye devam ettiğini, davalının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 55. maddesi hükümleri uyarınca haksız rekabete ve sözleşmeye aykırı eylemlerde bulunduğunu, keza davalının sözleşmeye aykırı davranarak ticari itibarını zedelediğini, haksız rekabeti nedeniyle ticari itibarını zedeleyerek manevi olarak da zarara uğratığını ileri sürerek, haksız rekabetin önlenmesine, davalının sözleşmeye ve haksız rekabete aykırı eylemleri nedeniyle uğramış olduğu zararların karşılanmasını teminen, marka hakkının ihlâli nedeniyle ve fazlaya ilişkin dava ve talep hakkı saklı kalmak üzere şimdilik 1.000- TL maddi tazminata, keza uğramış olduğu manevi zararlar dolayısıyla 3.000.000TL manevi tazminata karar verilmesini, sözleşmenin fesih tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davacıya ödenmesini, sözleşmenin 65. maddesinin ihlali nedeniyle 1.000,00TL cezai şartında ihlalin gerçekleştiği tarihten itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, ıslah dilekçesiyle maddi tazminat talebini 424.767 ,20 TL'ye ve cezai şart talebini ise 365.000 TL'ye artırmıştır. Davalı vekili, davacının dava dilekçesinde, bayilik sözleşmesinin 4, 10, 11, 17, 20, 26, 31, 52, 59, 65. maddelerinin müvekkilinin ihlal ettiğini, davacının sözleşmenin bu nedenlerle feshedildiğini ileri sürdüğünü, bayilik sözleşmenin herhangi bir maddesinin ihlal edilmediğini, sözleşmenin feshinin haksız olduğunu, müvekkilinin ürün taklitçiliği yoluyla ya da ürünü kendisi üretme yoluna gitmediğini, diğer bayileri de buna teşvik etmediğini, davacının iddia ettiği gibi haksız rekabete konu olacak herhangi bir fiilde bulunmadığını, davacının haksız rekabet iddiasının gerçeği yansıtmadığını, sözleşmenin feshinden sonra da herhangi bir şekilde iltibas yaratacak şekilde davacı markasını kullanmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, tarafların aynı ilgili pazarda faaliyet gösteren, birbirleriyle rekabet eden ve bu haliyle rakip durumunda teşebbüsler olduğu, taraflar arasında ki bayilik sözleşmesi sonlandırıldıktan sonra ifa edilen faaliyetlerin taraflar arası sözleşmede düzenlenen rekabet yasakları kapsamında bulunan eylemler olduğu ve bu haliyle davalının rekabet yasağı yükümlülüğünü ihlal ettiği, davalının sözleşmeden sonra gerek işletmesi için gerekse ürünleri için faaliyetlerinde kullandığı fikri-sınai haklara ilişkin unsurlarda iktisadi ve işletmesel açılardan kullanım yeri, tasarımı, şekli, karakteristiği ve anlamı itibarıyla da davacı rakip teşebbüsün ad, isim ve hizmetleriyle karışıklığa sebebiyet verebilecek nitelikte olmadığı, bu sebeple haksız rekabet teşkil edebilecek unsurlara rastlanılmadığı, ilgili piyasada gerçekleştirilen rekabetçi fili, davranış ve uygulamalarda davalı rekabet gücünde hak edilmemiş bir artışın bulunmadığı için ortaya çıkan rekabetin haksız bir vasfının bulunmadığı, davalının eylemlerinin markalar arası karışıklığa neden olabilecek nitelikte olmadığı, markaların görselleri incelendiğinde ise davacı şirketi andıracak nitelikte bir benzerlik uyandırmadığı görüldüğünden haksız rekabet nedeniyle talep edilen maddi ve manevi tazminat istemlerinin reddine, sözleşmesinin 65. Maddesinde davalı bayiinin sözleşme sona erdikten bir yıl içerisinde rekabet içeren eylemler yapamayacağının hükme bağlandığı, bu nedenle haksız rekabetin sürdüğü her gün için 1.000,00TL ödemekle yükümlü olduğu ve rekabet fiilinin sürdüğü bir yıl için 365.000,00 TL tazminat ödemekle yükümlü olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile, davacı tarafın haksız rekabete ilişkin davasının reddine, cezai şarta ilişkin davasının kabulü ile 365.000,00TL maddi tazminatın ıslah tarihinden itibaren başlayacak avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, sözleşmenin tek taraflı ve haklı nedenle feshinden hemen sonra aynı adresteki iş yerinin tabelalarını değiştirmek suretiyle müvekkili şirketin markasını görünüm, renk ve tasarım olarak taklit ederek "...” adı altında faaliyet göstermeye devam ettiğinin Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2022/87 D. İş ve 022/91 D. İş sayılı dosyası ile yapılan delil tespiti ile sabit olduğunu, davalının faaliyet adresinde yer alan görsel kullanımların müvekkil şirket markası ile karıştırılmaya yol açacak şekilde benzerlik oluşturulduğunu, dosya kapsamında alınan raporlar arasındaki çelişkilerin giderilmediğini, maddi zarar talebinin eksik incelendiğini, davalının anlaşmaya aykırı davranarak ticari itibarım zedelediği ve haksız rekabeti nedeniyle manevi olarak da zarara uğratığını ileri sürerek, maddi tazminat talebine ilişkin olarak verilen kısmen red kararı ile manevi tazminat ve haksız rekabetin önlenmesi talebimize ilişkin olarak verilen red kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne, karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkilinin faaliyetlerinin haksız rekabete yol açmadığını, davacının marka ve tasarımına tecavüz anlamına gelecek herhangi bir marka kullanımı ya da tasarımının olmadığının bilirkişi raporları ile de sabit olduğunu, davacının maddi ve manevi tazminat talepleri reddedilmesinin doğru olduğunu ancak sözleşmeyi haksız olarak fesheden taraf davacı taraf olduğunu, cezai şarta hükmedilmesi yerinde olmadığını, sözleşmede yazılı bulunan cezai şarta ilişkin maddenin genel işlem koşulu olduğundan geçersiz olduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE :Dava, taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine davalının aykırı eylemlerde bulunması, marka hakkının ihlali ve haksız rekabet ile sözleşmeye aykırılık neticesinde oluşan maddi ve manevi zararların tazmini ile cezai şart alacağının tazmini istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 156. maddesi uyarınca, bu Kanunda düzenlenen haklara ilişkin her türlü hukuk davasında görevli mahkeme ihtisas mahkemesi olan Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemeleridir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanun'un (TTK) 26.06.2012 tarihli ve 6335 sayılı Kanunun 2. maddesiyle değişik 5/3. maddesi uyarınca, asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır. Göreve ilişkin kurallar ise dava şartıdır (HMK. m. 114) ve mahkeme dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır (HMK. m.115). Somut uyuşmazlıkta da davacı vekili her ne kadar, dava dilekçesinde marka hakkının ihlâli nedeniyle ve fazlaya ilişkin dava ve talep hakkı saklı kalmak üzere maddi tazminat talebinde bulunmuş ise de ilk talebi haksız rekabetin önlenmesi istemine ilişkindir. Davacı haksız rekabetin önlenmesi talebini de gerek dava gerekse de ıslah dilekçesinde; taraflar arasındaki sözleşmenin sona ermesinden sonra eski bayi olan davalının, davacının tescilli marka ve tasarımlarının aynen kullanıldığının Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2022/87 D. İş sayılı dosyasında tespit edildiği, keza Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2022/91 D. İş sayılı dosyasında da davacının marka ve tasarımlarının ayırt edici renk ve kombinasyonlarının, konsept ve dekorasyonun da aynen kullandığının anlaşıldığı, bu kullanımlarının ise marka hakkının ihlali olduğu iddiasına dayandırmaktadır. Nitekim mahkemece de uyuşmazlık, "marka hakkının ihlali" hukuki kavramı ile tespit edilmiş olup, keza davacı da istinaf dilekçesinde, marka hakkının ihlali nedenlerini sıralayarak, kararın kaldırılmasını istemektedir. Bu itibarla derdest davada, taraflar arasındaki sözleşme sonrası rekabet yasağı ile marka hakkının ihlali iddiaları kümülatif olarak ileri sürülmüş olduğundan, haksız rekabet unsurları doğrudan tescilli markanın ihlalinden ve markasal iltibastan doğmaktadır. Bu hususta Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 14.12.2021 tarih, 2018/11-644 Esas ve 2021/1658 Karar sayılı ilamında da açıkça belirtildiği üzere, haksız rekabet iddialarının tescilli bir sınai mülkiyet hakkının ihlaliyle doğrudan bağlı olduğu uyuşmazlıklarda, markanın korunmasına ilişkin yasal düzenlemeleri ve hukuki kavramlarla ortaya konulması gerektiğinden, davanın Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde görülmesi kamu düzeni gereğidir. O halde mahkemece, yukarıda belirtilen hususlar nazara alınarak görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, işin esasının incelenmesine girişilerek yazılı şeklide hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu durumda, HMK'nın 353/1-a-3 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması gerekmiş, anılan maddenin (a) bendinde açıkça, bölge adliye mahkemesince dosyanın görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesine duruşma yapmadan karar verilebileceği düzenlendiğinden HMK'nın 360. maddesinin atfı ile aynı Kanunun 20. maddesi hükmü uygulanmaksızın dosyanın görevli Ankara Nöbetçi Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesine tevzi edilmek üzere Ankara Hukuk Mahkemeleri Tevzi Bürosuna gönderilmesine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-3 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 22/05/2024 gün ve 2022/1384 Esas - 2024/539 Karar sayılı kararın KALDIRILMASINA, 2-HMK'nun 353/1-a-3 maddesi uyarınca dosyanın görevli Ankara Nöbetçi Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesine tevzi edilmek üzere Ankara Hukuk Mahkemeleri Tevzi Bürosu'na gönderilmesine, 3-Kararın bir örneğinin bilgi ve UYAP üzerinden dosyanın görevli mahkemesine aktarılması için Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine,
4-Taraf vekillerinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 5-Davacı tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının istek halinde davacıya iadesine, 6-Davalı tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 427,60-TL maktu, 5.805,68-TL nispi istinaf karar ve ilam harcının istek halinde davalıya iadesine, 7-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılamada değerlendirilmesine, 8-İstinaf kararının tebliği ve harç işlemlerinin yerel mahkemesince yapılmasına, 9-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 23/10/2026 tarihinde HMK 353/1-a-3 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 27/10/2026
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.