Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/553 E. 2026/1468 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/553
- Karar No
- 2026/1468
- Karar Tarihi
T.C. SAMSUN BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 5. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2026/553 KARAR NO : 2026/1468
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : .... ÜYE : .... ÜYE : .... KATİP : ....
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : SAMSUN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 04.03.2026 NUMARASI : 2025/4 HAKEM- 2026/4 HAKEM
DAVACI : .... VEKİLİ : .... İSTİNAF KANUN YOLUNA BAŞVURAN DAVALI : .... VEKİLİ : .... DAVA : Rücuen Tazminat KARAR TARİHİ : 12.10.2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 12.10.2026
Taraflar arasındaki davada mahkemece verilen hüküm aleyhine istinaf kanun yolu başvurusunda bulunulmuş olmakla, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava dışı işçi ....'ın 03.01.2004 - 03.11.2011 yılları arasında .... çalıştığını, ardından 6360 sayılı kanun kapsamında 14.11.2011 tarihinde .... çalışmaya başladığını ve buradan da 14.01.2025 tarihinde ayrılarak emekli olduğunu, kendisine toplam çalışma süresi olan 7564 gün karşılığı 959.938,32 TL kıdem tazminatı ödendiğini, her ne kadar son işveren olması sebebi ile dava dışı işçiye ödeme yapılmışsa da davalının bünyesinde çalıştığı döneme karşılık gelen tutardan davalı İdarenin sorumlu olduğunu belirterek, bu kısmın hesaplanarak tam ve kesin olarak belirlenmesi mümkün olduğu anda artırılmak üzere şimdilik 30.000,00 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte rücuen davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili ıslah dilekçesinde özetle; bilirkişi raporu doğrultusunda dava değerlerini 313.369,60 TL olarak arttırdıklarını belirterek, davanın bu bedel üzerinden kabulü ile ödeme tarihinden itibaren faiz uygulanmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımı süresinde açılmadığını, dava dışı işçi ....'ın müvekkili kurumda önce vizeye tabi geçici işçi olarak çalışmaya başladığını, daha sonra müvekkili kurum bünyesinde kadrolu işçi statüsüne geçtiğini, 14.01.2011 tarihinde ise 6111 sayılı Kanun kapsamında davacı kuruma devredildiğini, çalışma sürelerinin SGK kayıtlarına göre belirlenmesi gerektiğini, müvekkili kuruma rücu talebinin yerinde olmadığını, müvekkilinin sorumluluğunun 4857 sayılı Yasanın 6.maddesine göre 2 yılla sınırlı olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte müvekkili kurumun sorumluluğunun TBK 167.maddesine göre belirlenmesi gerektiğini, devredilen işçinin kendi ücreti ve kendi dönemiyle sınırlı sorumluluk söz konusu olduğunu ve bu sorumluluk süresinin 2 yıl olup bu sürenin geçtiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, "Dava, rücuen tazminat talebine ilişkindir. 1-Tüm dosya kapsamından dava dışı işçi ....'ın 03/01/2004-03/11/2011 yılları arasında .... çalışmaya başladığı, 14.01.2011 tarihinden itibaren 6111 sayılı yasanın 166.maddesi gereği nakledilmiş olduğu .... bünyesinde çalışmaya devam ettiği, 14/01/2025 tarihinde işten ayrılarak emekli olduğu (akabinde vefat ettiği), davacı Kurumun dava dışı işçi .... mirasçılarına 20 yıl 8 ay 24 gün çalışması karşılığı (7564 gün) net 959.938,32-TL kıdem tazminatı ödediği, davacı Kurumun ödenen kıdem tazminatından davalı işyerinde geçen çalışmalar yönünden davalının sorumlu olduğunu beyanla tam ve kesin olarak belirlenmesi mümkün olduğu anda arttırılmak üzere 30.000 TL'nin ödeme tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesinin talep edildiği anlaşılmıştır. 2- 6111 sayılı Yasanın 166/1 maddesi ''.... kadrolarında çalışan ihtiyaç fazlası işçiler, .... taşra teşkilatındaki sürekli işçi kadrolarına, belediyelerin (bağlı kuruluşları hariç) sürekli işçi kadrolarında çalışan ihtiyaç fazlası işçiler, .... taşra teşkilatındaki sürekli işçi kadroları ile sürekli işçi norm kadro dâhilinde olmak üzere ihtiyacı bulunan mahalli idarelere atanır.'' hükmünü içermektedir. Aynı yasanın 166/6 maddesinde ise ''Devredilen işçilerin ücret ile diğer malî ve sosyal hakları; toplu iş sözleşmesi bulunan işçiler bakımından yenileri düzenleninceye kadar devir işleminden önce tabi oldukları toplu iş sözleşmesi hükümlerine göre, toplu iş sözleşmesi olmayan işçiler bakımından 2010 yılı Kasım ayında geçerli olan bireysel iş sözleşmesi hükümlerine göre belirlenir. Devre konu işçiler bakımından devir tarihinden önce doğmuş ve devir tarihinde ödenmesi gereken borçlardan devralan kurum sorumlu tutulamaz. Kıdem tazminatına ilişkin hükümler saklıdır'' hükmü mevcuttur. 3-a)İş Kanununun 112/1-b maddesi ''Aynı alt işveren tarafından ve aynı iş sözleşmesi çerçevesinde farklı kamu kurum veya kuruluşlarında çalıştırılmış olan işçilerden iş sözleşmeleri 1475 sayılı İş Kanununun 14 üncü maddesine göre kıdem tazminatı ödenmesini gerektirecek şekilde sona ermiş olanlara, 4734 sayılı Kanunun 62 nci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi kapsamında farklı kamu kurum ve kuruluşuna ait işyerlerinde geçen hizmet sürelerinin toplamı esas alınarak çalıştırıldığı son kamu kurum veya kuruluşu tarafından, işçinin banka hesabına yatırılmak suretiyle ödenir.'' b)''(Ek fıkra: 10/9/2014-6552/8 md.) ... işçinin yazılı talebi hâlinde, kıdem tazminatının söz konusu kamu kurum veya kuruluşlarına ait işyerlerinde geçen süreye ilişkin kısmı, kamu kurum veya kuruluşuna ait çalıştığı son işyerindeki ücretinin yılları itibarıyla asgari ücret artış oranları dikkate alınarak güncellenmiş miktarı üzerinden hesaplanmak suretiyle son kamu kurum veya kuruluşu tarafından işçinin banka hesabına yatırılmak suretiyle ödenir....'' c)''(Ek fıkra: 10/9/2014-6552/8 md.) İkinci fıkranın (b) bendi veya üçüncü fıkra uyarınca farklı kamu kurum veya kuruluşlarına ait işyerlerinde geçen hizmet sürelerinin toplamı üzerinden kıdem tazminatı ödenmesi hâlinde, kıdem tazminatı ödemesini gerçekleştiren son kamu kurum veya kuruluşu, ödenen kıdem tazminatı tutarının diğer kamu kurum veya kuruluşlarında geçen hizmet süresine ilişkin kısmını ilgili kamu kurum veya kuruluşundan tahsil eder. Ancak, merkezi yönetim kapsamındaki kamu idareleri arasında bu fıkra hükümlerine göre bir tahsil işlemi yapılmaz.'' hükümleri mevcut olup, ayrıca bu hususların yönetmelikte düzenleneceği de hüküm altına alınmıştır. 4-Nitekim Kamu İhale Kanununa Göre İhale Edilen Personel Çalıştırılmasına Dayalı Hizmet Alımları Kapsamında İstihdam Edilen İşçilerin Kıdem Tazminatlarının Ödenmesi Hakkında Yönetmeliğin 6/2 maddesinde ''Farklı kamu kurum veya kuruluşlarda çalıştırılan işçilerden son alt işvereni ile yapılmış olan iş sözleşmeleri kıdem tazminatı ödenmesini gerektirecek şekilde sona erenlerin birinci fıkraya göre tespit edilen sürelere ilişkin kıdem tazminatları, çalıştırıldığı son kamu kurum veya kuruluşu tarafından ödenir.'' düzenlemesi, 8/4 maddesinde ise ''Farklı kamu kurum veya kuruluşlarına ait işyerlerinde geçen hizmet sürelerinin toplamı üzerinden kıdem tazminatı ödenmesi halinde, kıdem tazminatı ödemesini gerçekleştiren son kamu kurum veya kuruluşu, ödenen kıdem tazminatı tutarının diğer kamu kurum veya kuruluşlarında geçen hizmet süresine ilişkin kısmını ilgili kamu kurum veya kuruluşundan tahsil eder. Ancak, 10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununa ekli (I), (II) ve (III) sayılıcetvellerinde yer alan kamu kurum veya kuruluşlarıarasında bu fıkra hükümlerine göre bir tahsil işlemi yapılmaz'' düzenlemesi mevcuttur. 5- 6111 sayılı Yasanın 166/6. maddesinde ''...Devre konu işçiler bakımından devir tarihinden önce doğmuş ve devir tarihinde ödenmesi gereken borçlardan devralan kurum sorumlu tutulamaz. Kıdem tazminatına ilişkin hükümler saklıdır'' hükmü mevcut ise de, kıdem tazminatına ilişkin ibarenin işçi yönünden hüküm ifade etmesi gerektiği, yukarıda alıntılanan yönetmelik hükmü de nazara alındığında davacı ve davalı kurumun kıdem tazminatı ödemesinden işçiye karşı birlikte sorumlu olması gerektiği, davalı Belediyenin yönetmeliğin 8/4 maddesinde belirtilen Kurumlar arasında yer almaması sebebiyle de davacı Bakanlığın kıdem tazminatının tamamını ödemesi sebebiyle dava dışı işçinin davalı .... çalıştığı süreye ilişkin hak kazandığı kıdem tazminatını davalı.... talep edebileceği kanaatine varılmıştır. Davacının dava dışı işçinin davalı ....'de çalıştığı döneme ilişkin hak kazandığı işçilik alacağını davalıdan talep edebileceği anlaşılmakta ise de, hesaplama yönteminin ne şekilde yapılması gerektiği de tespit edilmelidir. Yargıtay 6.Hukuk Dairesinin .... esas .... karar sayılı ilamı ve Samsun BAM 5.Hukuk Dairesinin.... esas .... karar sayılı ilamlarında da açıklandığı üzere işçiye ödenen kıdem tazminatı iş sözleşmesinin fesih edildiği tarihteki giydirilmiş ücret üzerinden hesaplanmakta olup bu kıdem tazminatının tamamından işçiyi çalıştırdıkları dönemle ilgili olarak yükleniciler işverene karşı sorumludur. Bu nedenle giydirilmiş son ücret üzerinden ödenen kıdem tazminatından her bir kurum dava dışı işçiyi çalıştırdıkları dönemle orantılı olarak sorumlu olmalıdır. 6-Mahkememizce alınmış olan 10/12/2025 tarihli bilirkişi raporunda; dava dışı işçinin kıdem tazminatına esas olan çalışma süresi davalı.... nezdinde 03/01/2004-03/11/2011 arası 2822 gün, davacı ....nezdinde 03/11/2011-14/01/2025 tarihleri arasında 4742 gün olmak üzere toplam 7564 gün olarak hesaplanmış olup davacı kurum tarafından ödenen 959.938,22 TL tutarındaki kıdem tazminatından davalı .... sorumlu olduğu miktar belirlenirken terditli şekilde hesap yapılarak; davalı .... çalışılan sürenin, kıdem tazminatına esas toplam çalışma süresi içerisindeki oranı üzerinden hesaplanması halinde 959.938,22 TL* (2822/7564) = 358.136,39 TL olduğu , dava dışı işçinin davalı nezdinde çalıştığı süre ve giydirilmiş son ücreti üzerinden hesap yapılması halinde ise 22.688,88 TL olduğu belirtilmiştir. İşbu rapor üzerine davacı vekili 19/12/2025 tarihli dilekçesiyle talebini 358.136,69 TL olarak belirli hale getirdiğini bildirmiştir. 7-Davalı tarafın bilirkişi raporuna itirazları nazara alınarak davacı kurumdan eksik ödeme dekontu istenmiş, 10/03/2025 tarihli 119.992,29 TL bedelli dekont ibraz edildikten sonra bilirkişiden son giydirilmiş ücret üzerinden ve tüm çalışma süresi nazara alınarak kıdem tazminatı hesaplanması, bundan sonra davalı kurumdaki çalışma süresine göre rücu edilebilecek kıdem tazminatı hesabının belirlenmesi için ek rapor istenmiştir. 29/01/2026 tarihli ek raporda; dava dışı işçinin 03/01/2004-03/11/2011 arası 2822 gün ...., bu tarihten 14/01/2025 arası 4742 gün davacı kurumda olmak üzere toplam 7564 gün çalışma süresi olduğu, son brüt ücreti 68.782,91 TL olup, kıdem tazminatı tavanı 46.655,43 TL üzerinden brüt kıdem tazminatı, 967.279,97 TL, net kıdem tazminatı 959.938,32 TL bulunmuş, davalı kurumdaki geçen süreye oranlandığında davalı kurumun sorumluluğu ödemenin 839.946,03 TL olmasına göre 313.369,60 TL, ödemenin 959.938,32 TL olmasına göre ise 358.136,69 TL tespit edilmiştir. 8-Dosya kapsamından bilirkişi raporundaki toplam çalışma süresinin davalının sorumlu olduğu sürenin ve hesaplamanın giydirilmiş son brüt ücretin kıdem tazminatı tavanını geçmesi sebebiyle bu tavan üzerinden hesaplanmasının doğru olduğu görülmektedir. Ancak davalı kurumdaki 2822 gün çalışma süresine göre hesaplama yapıldığında davalı kurumun sorumlu olduğu kıdem tazminatı miktarı 358.136,69 TL yapmaktadır. Bilirkişi ise dava dışı işçinin mirasçılarına yapılan ödemelerden bir tanesi daha sonra ödendiğinden bu ödemeyi dikkate almayarak terditli hesaplama yapmıştır.
9-Davacı kurumun talep edilebileceği kıdem tazminatı miktarı 358.136,69 TL olup, davacı 19/12/2025 tarihli dilekçesiyle talebini bu bedel olarak belirlemiş olmasına rağmen bilirkişi ek raporundan sonra 313.369,60 TL talep ettiğini bildirmiştir. İşbu talep kısmi feragat beyanı olarak değerlendirilerek davanın taleple bağlı kalınarak kabulüne karar vermek birlikte feragat edildiği kabul edilen 44.767,09 TL üzerinden davalı tarafa vekalet ücretine hükmetmek gerekmiştir. 10-Davalı vekili cevap dilekçesi ile zamanaşımı definde bulunulmuş ise de, 1475 sayılı kanunun 14/2.maddesinde devreden iş verenin sorumluluğu bakımından bir süre öngörülmediğinden 4857 sayılı yasanın 6.maddesinde söz edilen devreden iş veren için öngörülen 2 yıllık zamanaşımı süresi kıdem tazminatı bakımından söz konusu olmadığı anlaşılmakla reddi gerekmiştir. (Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin.... esas .... karar sayılı ilamı.) Dava tarihi itibariyle 4757 sayılı yasa 2. Maddesinde yer alan asıl işveren alt işveren ilişkisini düzenleme mevcut bulunduğundan bu yöne ilişkin savunma da yerinden görülmemiştir. Yukarıda gösterilen Yargıtay ve BAM kararları gereği hesaplamanın son giydirilmiş ücret üzerinden yapılması gerekeceğinden davalı tarafın itirazları yerinde bulunmamıştır. 11-Davalı vekili davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında hukuki yarar bulunmadığını ileri sürmüş olup Anayasa Mahkemesinin .... numaralı bireysel başvuruya ilişkin 22/02/2022 tarihli vermiş olduğu kararında belirsiz alacak davasının şartları olmadan dava açılmasında dahi niteliği gereği alacak davası olduğundan davaya kısmi dava olarak devam edilmesi gerektiğini bildirdiğinden yargılama bu şekilde devam edilmiştir. 12-Dava dilekçesi ile ödeme tarihinden itibaren yasal faiz talep edilmiş ise de, bunun için dava tarihinden önce davalının temerrüde düşürülmesi gerekmektedir. Dava dosyasında temerrüdün oluştuğuna dair herhangi bir bilgi belge bulunmamaktadır. Ödeme yapılması ise temerrüt olarak değerlendirilemez. Bu nedenle dava tarihinden itibaren yasal faize hükmetmek gerekmiştir. 13-Alınan bilirkişi raporu, Yargıtay içtihatları , Bölge Adliye Mahkemesi kararları, dava dışı işçinin SGK ve SSK kayıtları, kıdem tazminatı ödenmesine ilişkin olarak .... yapmış olduğu inceleme ve dosyanın tamamı birlikte değerlendirildiğinde mahkememizce davacının ileri sürmüş olduğu taleplerinde haklı olduğu kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. " şeklindeki gerekçe ile "Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ İLE; 313.369,60 TL'nin dava tarihinden işleyecek yasal faiz ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine" karar verilmiştir. Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; açılan davanın hukuki dayanağı olmadığı gibi yasal süresi içerisinde de açılmadığını ve taleplerin zamanaşımına uğradığını, bu yönlerden davanın reddinin gerektiğini, davacı kurumun dava dışı .... isimli işçiye karşı ödediği bedelin, davalı kurumda çalıştığı süreye ilişkin kıdem tazminatının tamamını, işçinin davacı kurumda çalıştığı son ücret üzerinden müvekkil kurumdan tahsil etmesine karar verdiğini ancak bunun mümkün olmadığını, dava dışı işçinin davalı kurum kadrosunda çalışmış ve sonrasında da bütün hak ve alacakları ile 6111 sayılı Kanun'a göre 2011 yılında davacı kuruma devredildiğini, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 6.maddesinin 1, 2 ve 3. bendinde; "İşyeri veya işyerinin bir bölümü hukukî bir işleme dayalı olarak başka birine devredildiğinde, devir tarihinde işyerinde veya bir bölümünde mevcut olan iş sözleşmeleri bütün hak ve borçları ile birlikte devralana geçer. Devralan işveren, işçinin hizmet süresinin esas alındığı haklarda, işçinin devreden işveren yanında işe başladığı tarihe göre işlem yapmakla yükümlüdür. Yukarıdaki hükümlere göre devir halinde, devirden önce doğmuş olan ve devir tarihinde ödenmesi gereken borçlardan devreden ve devralan işveren birlikte sorumludurlar. Ancak bu yükümlülüklerden devreden işverenin sorumluluğu devir tarihinden itibaren iki yıl ile sınırlıdır.” belirtildiğini, dolayısıyla devredilen işçinin iş akdinin feshi sebebiyle davacı kurumca ödenmek zorunda kalınan tutarın, davacı kurumun sorumluluğunda olduğunu, kıdem tazminatının feshe bağlı bir talep olup işçinin emekli olmak amacıyla işten ayrılmasıyla hak kazanılmış olduğunu, devirden önce doğmuş bir borcun söz konusu olmadığını, bu nedenle davalı kuruma sorumluluk yüklenmesinin mümkün olmadığını, devralan davacı işverenin kıdem tazminatının işçinin hizmet süresinin esas alındığı haklardan olması sebebiyle işçinin devreden işveren yanında işe başladığı tarihe göre işlem yapmakla yükümlü olduğunu, ayrıca devirden önce doğmuş olan ve devir tarihinde ödenmesi gereken borçlardan devreden işverenin sorumluluğu devir tarihinden itibaren iki yıl ile sınırlı olması sebebiyle davacı kurumun davalı kurumdan talep edebileceği herhangi bir alacağının bulunmadığını, 08.02.2015 tarih ve 29261 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu İhale Kanununa Göre İhale Edilen Personel Çalıştırılmasına Dayalı Hizmet Alımları Kapsamında İstihdam Edilen İşçilerin Kıdem Tazminatlarının Ödenmesi Hakkında Yönetmeliğin 6/4. Maddesinde; "Farklı kamu kurum veya kuruluşlarına ait işyerlerinde geçen hizmet sürelerinin toplamı üzerinden kıdem tazminatı ödenmesi halinde, kıdem tazminatı ödemesini gerçekleştiren son kamu kurum veya kuruluşu, ödenen kıdem tazminatı tutarının diğer kamu kurum veya kuruluşlarında geçen hizmet süresine ilişkin kısmını ilgili kamu kurum veya kuruluşundan tahsil eder. Ancak, 10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununa ekli (I), (II) ve (III) sayılı cetvellerinde yer alan kamu kurum veya kuruluşları arasında bu fıkra hükümlerine göre bir tahsil işlemi yapılmaz." hükmüne yer verildiğini, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunun Tanımlar başlıklı 3.maddesinin a bendinde; "Genel yönetim kapsamındaki kamu idareleri: Uluslararası sınıflandırmalara göre belirlenmiş olan, merkezî yönetim kapsamındaki kamu idareleri, sosyal güvenlik kurumları ve mahallî idareleri, (…) İfade eder." denildiğini, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanuna ekli I sayılı Cetvelde Genel Bütçe Kapsamındaki Kamu İdarelerini düzenlediğini, dolayısıyla mahalli idarelerin de bu kapsamda yer aldığını, bu sebeple de Kamu İhale Kanununa Göre İhale Edilen Personel Çalıştırılmasına Dayalı Hizmet Alımları Kapsamında İstihdam Edilen İşçilerin Kıdem Tazminatlarının Ödenmesi Hakkında Yönetmeliğin 4. maddesinde yer alan hüküm doğrultusunda iş bu davanın reddinin gerektiğini, zira davacı kurumun iş bu hüküm doğrultusunda rücu imkanı bulunmadığını, 1475 sayılı İş Kanununun halen yürürlükte olan 14 maddesinde 12.07.1975 tarihinden itibaren işçinin işyerinin devri veya herhangi bir suretle el değiştirmesi halinde işlemiş kadem tazminatlarından her iki işverenin de sorumlu olduğunun ancak iş yerini devreden işverenlerin bu sorumlulukları işçiyi çalıştırdıkları süreler ve devir esnasındaki işçinin aldığı ücret seviyesiyle sınırlı olduğunun belirtildiğini, mahkemece işçinin, müvekkil kurum ve davacı kurumdaki çalışma süreleri bir bütün olarak kabul edilmiş ve davacı kurumdaki iş akdinin feshi tarihindeki son giydirilmiş brüt ücreti çalışma süresine oranlanarak hesaplama yapılmış ve hüküm kurulduğunu, hesaplanan bu döneme ilişkin giydirilmiş brüt ücrete de itiraz ettiklerini, davayı kabul anlamına gelmemek üzere bu döneme ilişkin bir hesaplama yapılacak ise bu taktirde işçinin 01.11.2011 tarihindeki ücreti üzerinden hesaplama yapılması gerektiğini, bu nedenle yapılan hesaplamanın isabetli olmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla davalı kurumun sorumluluğunun kabulüne karar verilse dahi TBK'nun 167 maddesinde "Aksi kararlaştırılmadıkça veya borçlular arasında hukuki ilişkinin niteliği anlaşılmadıkça borçlulardan her birinin alacaklıya yapılan ifadan birbirlerine karşı eşit paylarla sorumludurlar." belirtildiği tarafların eşit sorumluluğu yönünde karar verilmesi gerektiğini, davacı kurumun herhangi bir yargı kararına dayanmaksızın kendi yetkililerince belirlenen kıdem tazminatının işçiye ödediğini iddia ettiğini, dolayısıyla işçinin iş akdinin gerçekten de kıdem tazminatına hak kazanacak şekilde sona erip ermediğinin, kadem tazminatının doğru bir şekilde hesaplanıp hesaplanmadığının yargısal bir denetimden geçmemiş olduğunu, bu hususta işçi tarafından bir cebri icra baskısı ya da dava açılmadığı halde işçinin çalışmalarının davalı kurumda geçmiş gibi davacı kurum tarafından hesaplama ve ödeme yapıldığını, ancak bu ödemelerin davacı kurum tarafından kabul edilmediğini, davacının sorumlu tutulmasının da hukuka aykırı olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda kıdem tazminatına esas giydirilmiş brüt ücreti davacı kurumun kıdem tazminatı hesaplama evraklarından alındığını ve buna göre hüküm kurulduğunu, ancak giydirilmiş brüt ücretin bordrolardan kontrol edilerek yeniden hesaplanması gerektiğini, açılan davada davacı tarafın sorumluluk tutarını tam ve kesin olarak belirleyebilmesi dava anında mümkün olduğundan işbu davanın kısmi dava olarak kabulü ile ıslahla artırılan kısım yönünden ıslah tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiğini, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin de hatalı hesaplandığını belirterek, mahkemece verilen kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesi istemiyle istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı tarafça istinaf başvuru dilekçelerine karşı cevap dilekçesi sunulmamıştır. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek inceleme yapılmıştır. Dava, rücuen tazminat istemine ilişkindir. Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklara, beyanlara ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, bu nedenle inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davalı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun HMK 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. KARAR : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf başvurusu sebebiyle davalı taraftan alınması gereken 21.406,28 TL nispi istinaf karar harcından davalı tarafça peşin olarak yatırılan 5.352,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 16.054,28 TL istinaf karar harcının davalıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına, 3-İstinaf başvurusu nedeni ile davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-6100 sayılı HMK'nun 359/4 maddesi gereğince işbu kararın yerel mahkemece taraflara tebliğine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda 6100 sayılı HMK'nun 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 12.10.2026
Başkan .... Üye .... Üye .... Katip .... ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır