Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/709 E. 2026/1647 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/709
Karar No
2026/1647
Karar Tarihi

T.C. SAMSUN BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 5. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2026/709 KARAR NO : 2026/1647

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I

BAŞKAN : .... ÜYE : .... ÜYE : .... KATİP : ....

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : SAMSUN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 04.03.2026 NUMARASI : 2025/6 HAKEM- 2026/6 HAKEM

İSTİNAF KANUN YOLUNA BAŞVURAN DAVACI : .... VEKİLİ : .... İSTİNAF KANUN YOLUNA BAŞVURAN DAVALI : .... VEKİLİ : .... DAVA : Rücuen Tazminat KARAR TARİHİ : 02.11.2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 02.11.2026

Taraflar arasındaki davada mahkemece verilen hüküm aleyhine istinaf kanun yolu başvurusunda bulunulmuş olmakla, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava dışı işçi ....'ün 01.08.1997-14.11.2011 tarihleri arasında .... çalıştığını ardından 6360 sayılı kanun kapsamında .... çalışmaya başladığını ve buradan da 13.09.2024 tarihinde ayrılarak emekli olduğunu, kendisine toplam çalışma süresi olan 10289 gün karşılığı 1.187.999,57-TL kıdem tazminatı ödendiğini, her ne kadar son işveren olması sebebi ile dava dışı işçiye ödeme yapılmışsa da davalının bünyesinde çalıştığı döneme karşılık gelen tutardan davalı İdarenin sorumlu olduğunu belirterek, tam ve kesin olarak belirlenmenin mümkün olduğu anda artırılmak üzere şimdilik 30.000,00 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte rücuen davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; kıdem tazminatı davasının belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, alacağın belirli ve hesaplanabilir olması sebebiyle belirsiz alacak davası açmakta hukuki yararı olmadığını, dava dışı işçinin davalı kurumda çalışmakta iken 03.11.2011 tarihinde 6111 sayılı kanun uyarınca davacı kuruma nakledildiğini, 6111 sayılı kanun kapsamında ataması yapılan işçilerin iş akitlerinin yeni kurumları nezdinde çalışmakta iken sona ermiş olması ve kanunda diğer işçilik alacaklarından devreden kurumun sorumlu olması mümkün ise de yalnızca kıdem tazminatına ilişkin sorumluluğun istisna tutulduğunu, bu haliyle işçiye ödenen kıdem tazminatının tamamından davacı kurumun sorumlu olduğunu, davalı .... rücu edilmesinin mümkün olmadığını, rücu edilebileceği kanaatine varılması halinde ise müvekkil belediyenin sadece dava dışı işçinin davacı .... bünyesine naklen atandığı tarihteki ücretleri (devir tarihindeki ücretleri) üzerinden ve kendi nezdindeki çalışma süresi ile sınırlı olarak sorumlu tutulması gerektiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, "Dava, rücuen tazminat talebine ilişkindir. 1-Tüm dosya kapsamından; dava dışı işçi ....'ün 01/08/1997-14/11/2011 yılları arasında .... çalıştıktan sonra, 14.11.2011 tarihinden itibaren 6111 sayılı yasanın 166.maddesi gereği nakledilmiş olduğu, .... bünyesinde çalışmaya devam ettiği, 13/09/2024 tarihinde işten ayrılarak emekli olduğu, davacı Kurumun dava dışı işçi ....'e 10289 gün karşılığı 1.187.999,57-TL kıdem tazminatı ödediği, davacı Kurumun ödenen kıdem tazminatından davalı işyerinde geçen çalışmalar yönünden davalının sorumlu olduğunu beyanla tam ve kesin olarak belirlenmesi mümkün olduğu anda arttırılmak üzere 30.000 TL'nin ödeme tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesinin talep edildiği anlaşılmıştır. 2- 6111 sayılı Yasanın 166/1 maddesi ''İl özel idarelerinin sürekli işçi kadrolarında çalışan ihtiyaç fazlası işçiler, ....taşra teşkilatındaki sürekli işçi kadrolarına, ....bağlı kuruluşları hariç) sürekli işçi kadrolarında çalışan ihtiyaç fazlası işçiler, .... taşra teşkilatındaki sürekli işçi kadroları ile sürekli işçi norm kadro dâhilinde olmak üzere ihtiyacı bulunan mahalli idarelere atanır.'' hükmünü içermektedir. Aynı yasanın 166/6 maddesinde ise ''Devredilen işçilerin ücret ile diğer malî ve sosyal hakları; toplu iş sözleşmesi bulunan işçiler bakımından yenileri düzenleninceye kadar devir işleminden önce tabi oldukları toplu iş sözleşmesi hükümlerine göre, toplu iş sözleşmesi olmayan işçiler bakımından 2010 yılı Kasım ayında geçerli olan bireysel iş sözleşmesi hükümlerine göre belirlenir. Devre konu işçiler bakımından devir tarihinden önce doğmuş ve devir tarihinde ödenmesi gereken borçlardan devralan kurum sorumlu tutulamaz. Kıdem tazminatına ilişkin hükümler saklıdır'' hükmü mevcuttur. 3-a)İş Kanununun 112/1-b maddesi ''Aynı alt işveren tarafından ve aynı iş sözleşmesi çerçevesinde farklı kamu kurum veya kuruluşlarında çalıştırılmış olan işçilerden iş sözleşmeleri 1475 sayılı İş Kanununun 14 üncü maddesine göre kıdem tazminatı ödenmesini gerektirecek şekilde sona ermiş olanlara, 4734 sayılı Kanunun 62 nci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi kapsamında farklı kamu kurum ve kuruluşuna ait işyerlerinde geçen hizmet sürelerinin toplamı esas alınarak çalıştırıldığı son kamu kurum veya kuruluşu tarafından, işçinin banka hesabına yatırılmak suretiyle ödenir.'' b)''(Ek fıkra: 10/9/2014-6552/8 md.) ... işçinin yazılı talebi hâlinde, kıdem tazminatının söz konusu kamu kurum veya kuruluşlarına ait işyerlerinde geçen süreye ilişkin kısmı, kamu kurum veya kuruluşuna ait çalıştığı son işyerindeki ücretinin yılları itibarıyla asgari ücret artış oranları dikkate alınarak güncellenmiş miktarı üzerinden hesaplanmak suretiyle son kamu kurum veya kuruluşu tarafından işçinin banka hesabına yatırılmak suretiyle ödenir....'' c)''(Ek fıkra: 10/9/2014-6552/8 md.) İkinci fıkranın (b) bendi veya üçüncü fıkra uyarınca farklı kamu kurum veya kuruluşlarına ait işyerlerinde geçen hizmet sürelerinin toplamı üzerinden kıdem tazminatı ödenmesi hâlinde, kıdem tazminatı ödemesini gerçekleştiren son kamu kurum veya kuruluşu, ödenen kıdem tazminatı tutarının diğer kamu kurum veya kuruluşlarında geçen hizmet süresine ilişkin kısmını ilgili kamu kurum veya kuruluşundan tahsil eder. Ancak, merkezi yönetim kapsamındaki kamu idareleri arasında bu fıkra hükümlerine göre bir tahsil işlemi yapılmaz.'' hükümleri mevcut olup, ayrıca bu hususların yönetmelikte düzenleneceği de hüküm altına alınmıştır. 4-Nitekim Kamu İhale Kanununa Göre İhale Edilen Personel Çalıştırılmasına Dayalı Hizmet Alımları Kapsamında İstihdam Edilen İşçilerin Kıdem Tazminatlarının Ödenmesi Hakkında Yönetmeliğin 6/2 maddesinde ''Farklı kamu kurum veya kuruluşlarda çalıştırılan işçilerden son alt işvereni ile yapılmış olan iş sözleşmeleri kıdem tazminatı ödenmesini gerektirecek şekilde sona erenlerin birinci fıkraya göre tespit edilen sürelere ilişkin kıdem tazminatları, çalıştırıldığı son kamu kurum veya kuruluşu tarafından ödenir.'' düzenlemesi, 8/4 maddesinde ise ''Farklı kamu kurum veya kuruluşlarına ait işyerlerinde geçen hizmet sürelerinin toplamı üzerinden kıdem tazminatı ödenmesi halinde, kıdem tazminatı ödemesini gerçekleştiren son kamu kurum veya kuruluşu, ödenen kıdem tazminatı tutarının diğer kamu kurum veya kuruluşlarında geçen hizmet süresine ilişkin kısmını ilgili kamu kurum veya kuruluşundan tahsil eder. Ancak, 10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununa ekli (I), (II) ve (III) sayılıcetvellerinde yer alan kamu kurum veya kuruluşlarıarasında bu fıkra hükümlerine göre bir tahsil işlemi yapılmaz'' düzenlemesi mevcuttur. 5- 6111 sayılı Yasanın 166/6. maddesinde ''...Devre konu işçiler bakımından devir tarihinden önce doğmuş ve devir tarihinde ödenmesi gereken borçlardan devralan kurum sorumlu tutulamaz. Kıdem tazminatına ilişkin hükümler saklıdır'' hükmü mevcut ise de, kıdem tazminatına ilişkin ibarenin işçi yönünden hüküm ifade etmesi gerektiği, yukarıda alıntılanan yönetmelik hükmü de nazara alındığında davacı ve davalı kurumun kıdem tazminatı ödemesinden işçiye karşı birlikte sorumlu olması gerektiği, davalı ....yönetmeliğin 8/4 maddesinde belirtilen Kurumlar arasında yer almaması sebebiyle de davacı .... kıdem tazminatının tamamını ödemesi sebebiyle dava dışı işçinin davalı ....çalıştığı süreye ilişkin hak kazandığı kıdem tazminatını davalı .... talep edebileceği kanaatine varılmıştır. Davacının dava dışı işçinin davalı ....'de çalıştığı döneme ilişkin hak kazandığı işçilik alacağını davalıdan talep edebileceği anlaşılmakta ise de, hesaplama yönteminin ne şekilde yapılması gerektiği de tespit edilmelidir. Yargıtay 6.Hukuk Dairesinin .... esas.... karar sayılı ilamı ve Samsun BAM 5.Hukuk Dairesinin ....esas .... karar sayılı ilamlarında da açıklandığı üzere işçiye ödenen kıdem tazminatı iş sözleşmesinin fesih edildiği tarihteki giydirilmiş ücret üzerinden hesaplanmakta olup bu kıdem tazminatının tamamından işçiyi çalıştırdıkları dönemle ilgili olarak yükleniciler işverene karşı sorumludur. Bu nedenle giydirilmiş son ücret üzerinden ödenen kıdem tazminatından her bir kurum dava dışı işçiyi çalıştırdıkları dönemle orantılı olarak sorumlu olmalıdır. 6-Mahkememizce alınan olan 10/12/2025 tarihli bilirkişi raporunda; dava dışı işçinin, davalı belediyeden önce çalışmış olduğu iş yerlerinde geçen çalışma süreleri ....nezdindeki 03/10/1994-02/09/1995 arası 330 gün, .... nezdindeki 01/09/1995-31/08/1996 arası 356 gün, .... nezdindeki 01/10/1996 - 31/07/1997 arası 300 gün, 01/08/1997-14/11/2011 arası 4725 gün davalı belediyede, 14/11/2014- 13/09/2024 arası 4758 gün davacı kurumda olmak üzere toplam 10289 gün olarak tespit edilmiştir. Raporda terditli hesap yapılarak davalı .... çalışılan sürenin, kıdem tazminatına esas toplam çalışma süresi içerisindeki oranı üzerinden hesaplanması halinde (1.187.999,57 TL* 4725/10289) = 545.563,03 TL olduğu, dava dışı işçinin davalı nezdinde çalıştığı süre ve giydirilmiş son ücreti üzerinden hesap yapılması halinde ise 40.606,52 TL olduğu belirtilmiştir. İşbu rapor üzerine davacı vekili 19/12/2025 tarihli dilekçesiyle talebini 545.563,03 TL olarak belirli hale getirdiğini bildirmiştir. 7-Yargıtay 6.Hukuk Dairesinin .... esas.... karar sayılı ilamı ve Samsun BAM 5.Hukuk Dairesinin .... esas .... karar sayılı ilamlarında da açıklandığı ve mahkememizin süregelen uygulaması gereğince kıdem tazminatı hesabı toplam çalışma süresi ve giydirilmiş son ücret üzerinden hesaplandıktan sonra davalı kurumda çalışılan süreye göre oranlama yapılarak davalının sorumlu olduğu kıdem tazminatı miktarının bulunması gerektiğinden 29/01/2026 tarihli ek rapor alınmıştır. Ek raporda; davalı belediyedeki çalışma süresi 4725 gün olmak üzere toplam çalışılan süre 10289 gün bulunmuş ancak kıdem tazminatı ödeme tablosundan 28 yıl 7 ay 13 gün yani 10303 üzerinden hesaplama yapılmakla birlikte SGK kayıtları uyarınca toplam çalışma süresi 28 yıl 6 ay 29 gün ( 10289 gün) tespit edilmekle bu miktar üzerinden yapılan hesaplama nazara alınarak davacının talep edilebileceği kıdem tazminatı 544.809,96 TL bulunmuştur. 8-Davacı vekili 19/12/2025 tarihli dilekçesiyle talebini 545.563,03 TL belirlemiş iken, bilirkişi ek raporundan sonra 544.809,96 TL talep ettiği görülmekle aradaki 753,07 TL den feragat ettiği kanaatine varılmıştır. 9-Davalı vekili cevap dilekçesi ile talep edilen kıdem tazminatı miktarının belirli ve hesaplanabilir olduğunu, bu haliyle davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında hukuki yarar olmadığından bahisle davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüş ise de; Anayasa Mahkemesinin .... numaralı bireysel başvuruya ilişkin 22/2/2022 tarihinde vermiş olduğu kararında belirsiz alacak davasının şartları olmadan dava açılması halinde dahi niteliği gereği alacak davası olduğundan davaya kısmi dava olarak devam edilmesi gerektiğini belirtmiş olmakla usule ilişkin itirazın reddine karar verilmiştir. Davalı vekili tarafından sorumluluk miktarının hesabının dava dışı işçinin müvekkili belediyede almış olduğu son giydirilmiş ücret üzerinden hesaplama yapılması gerektiği yönünde itirazda bulunmuş ise de Yukarıda gösterilen Yargıtay ve BAM kararları gereği hesaplamanın son giydirilmiş ücret üzerinden yapılması gerekeceğinden davalı tarafın itirazları yerinde bulunmamıştır. 10-Dava dilekçesi ile ödeme tarihinden itibaren yasal faiz talep edilmiş ise de, bunun için dava tarihinden önce davalının temerrüde düşürülmesi gerekmektedir. Dava dosyasında temerrüdün oluştuğuna dair herhangi bir bilgi belge bulunmamaktadır. Ödeme yapılması ise temerrüt olarak değerlendirilemez. Bu nedenle dava tarihinden itibaren yasal faize hükmetmek gerekmiştir." şeklindeki gerekçe ile "Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ İLE; 544.809,96 TL'nin dava tarihinden işleyecek yasal faiz ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine" karar verilmiştir. Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkemece, kıdem tazminatının son giydirilmiş ücret üzerinden hesaplaranak çalışma süresine oranlanması suretiyle davalı .... 544.809,96 TL’den sorumlu tutulmasının hukuka aykırı olduğunu, 6111 sayılı Kanun uyarınca nakledilen işçiler bakımından davalı belediyenin sorumluluğu, işçinin.... ayrıldığı tarihteki ücreti ve kendi dönemindeki çalışma süresi ile sınırlı tutulması gerektiğini, işçinin yıllar sonra emekli olduğu tarihteki son ücretinin davalı .... rücu edilmesi, sebepsiz zenginleşmeye yol açtığını, dava dışı işçinin 6111 sayılı Kanun kapsamında 14.11.2011 tarihinde davacı kuruma nakledildiğini, Kanunun 166/6 maddesi uyarınca, devredilen işçilerin devir tarihinden önce doğmuş borçlarından devralan kurumun sorumlu olmayacağı düzenlenmişse de, kıdem tazminatı konusu bu durumdan ayrı değerlendirilmesi gerektiğini, davaya konu kıdem tazminatının işçinin hizmet dökümü ve ücret bordrolarının üzerinden net bir şekilde hesaplanabildiğini, bu nedenle davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, mahkemece bu yöndeki itirazları reddedilerek davanın kısmi dava olarak kabul edilmesinin usul ekonomisine aykırı olduğu belirterek, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesi istemiyle istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dava dışı işçinin 01.08.1997-14.11.2011 tarihleri arasında davalı .... çalıştığını ardından 6360 sayılı Kanun kapsamında davacı kurum bünyesinde çalışmaya başladığını ve buradan da 13.09.2024 tarihinde emekli olduğunu, kendisine toplam çalışma süresi olan 10289 gün karşılığı 1.187.999,57 TL kıdem tazminatı ödendiğini, her ne kadar son işveren olması sebebiyle dava dışı işçiye ödeme yapılmışsa da davalı .... bünyesinde çalıştığı döneme karşılık gelen tutardan davalı idarenin sorumlu olduğunu beyan etmiş olmalarına rağmen davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, dava dilekçesi ile ödeme tarihinden itibaren yasal faiz talep edilmiş ise de bunun için dava tarihinden önce davalının temerrüte düşürülmesi gerektiğinden bahisle dava tarihinden itibaren yasal faize hükmedildiğini ancak davalı idareye yapılan ödeme tarihinin davalının temerrüte düşürüldüğü tarih olduğu, mahkemece bu husus dikkate alınmadan karar verilmesinin hatalı olduğunu, taraflarınca bilirkişi ek raporundan sonra 544.809,96 TL olarak taleplerinin güncellenmesine rağmen aradaki 753,07 TL'den feragat ettikleri anlamına gelmediğini belirterek, kararın kaldırılarak davanın tümden kabulüne karar verilmesi istemiyle istinaf başvurusunda bulunmuştur. Taraflarca istinaf başvuru dilekçelerine karşı cevap dilekçesi sunulmamıştır. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek inceleme yapılmıştır. Dava, rücuen tazminat istemine ilişkindir. Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklara, beyanlara ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, bu nedenle inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, taraf vekillerinin yerinde bulunmayan istinaf başvurularının 3533 sayılı Kanun'un 6/2-a ve HMK 353/1-b.1 maddeleri gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. KARAR : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının 3533 sayılı Kanun'un 6/2-a ve 6100 sayılı HMK'nun 353/1-b.1 maddeleri gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf başvurusu sebebiyle davalı taraftan alınması gereken 37.215,97 TL nispi istinaf karar harcından davalı tarafça peşin olarak yatırılan 9.304,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 27.911,97 TL istinaf karar harcının davalıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına, 3-Davacı kurumun harçtan muaf olduğu anlaşıldığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 4-İstinaf başvurusu nedeni ile davalı/davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-6100 sayılı HMK'nun 359/4 maddesi gereğince işbu kararın yerel mahkemece taraflara tebliğine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda 3533 sayılı Kanun'un 6. maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 02.11.2026

Başkan .... Üye .... Üye .... Katip .... ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/709, K. 2026/1647, T. 02.11.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-709-e-2026-1647-k-472c00c76f33