Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1488 E. 2026/1727 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/1488
Karar No
2026/1727
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1488 - 2026/1727 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2024/1488 KARAR NO : 2026/1727 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 30/05/2024 NUMARASI : 2023/481 E. - 2024/293 K.

DAVANIN KONUSU : Marka İle İlgili YİDK Kararının İptali

Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 30/05/2024 Tarih ve 2023/481 Esas - 2024/293 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkilinin 2019 yılında "... Uluslararası İşletme Koçluğu Programı” isimli mentor koçluk programı altında hizmet verdiğini, ... ... davacının yetkililerinden olduğunu, aynı zamanda da bahse konu koçluk eğitimini tasarlayan ve bu eğitimi veren kişi olduğunu, müvekkilinin "... ... ... ...” ibaresi ile 2021/129674 sayılı 35. ve 41. sınıflarda tescil başvurusunda bulunduğunu, başvurunun ilanına karşı davalı şirketin 2019/50781 sayılı ve "... kolej+ şekil " ibareli markalarına dayanarak itirazda bulunduğunu, davalı itirazlarının kabulüne karar verildiğini, bu karara itirazda bulunduğunu ve YİDK'in 2023/M-8758 sayılı kararı ile itirazın nihai olarak reddine karar verildiğini, müvekkilinin markasının ana unsurunun yalnızca "...” olması halinde dahi davalıya ait markası ile arasında benzerlik karıştırılma ihtimalinin söz konusu olmadığını, davalı markasında yer alan "...” ifadesinin 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 5/1-c düzenlendiği şekilde meslek grubunu tanımlayan nitelikte bir ifade olduğunu, ayırt edici bir unsur içermediğini ileri sürerek, 2023/M-8758 sayılı YİDK kararının iptaline, 2021/129674 başvuru sayılı ve "... ... ... ...” ibareli markanın tescil işlemlerinin devamı ile tescil başvurusunda yer alan tüm sınıflar bakımından tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı Türk Patent ve Marka Kurumu vekili, Kurum kararının yerinde olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Diğer davalı davaya cevap vermemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, taraf markalarının incelenmesinden davacının, davaya konu olan markasının büyük harflerle, üstte "..." ibaresi ile bu ibarenin altında belirgin şekilde küçük punto ile konumlandırılan "... ... ...” ibaresinin yer aldığı, redde mesnet olan marka ise kelime ve şekil unsurundan oluşan karma bir marka olduğu ve büyük harflerle, mor renkte "...” ibaresi ile devamında sarı renkte "kolej" ibaresinin yer aldığı, taraf markalarında '"...” ibaresinin ortak olarak yer aldığı, "..." kelimesinin herkesin kullanımına açık bir ibare olmadığı ve davalının tescilli "... KOLEJ” esas unsurlu markaları hükümsüz kılınmadıkça, bu ibarenin aynı mallar üzerinde üçüncü kişiler tarafından markasal kullanımının mümkün olmadığı, davacı markasında "... KOLEJ” ibaresinin SMK 7/5 maddesi anlamında açıklayıcı bir unsur olarak da kullanılmadığı, bu kullanımın markasal kullanım niteliğinde olduğu, markanın hitap ettiği tüketici kesiminin bu iki markanın farklı markalar olduğunu anlasa bile aynı kişiye ait seri markalar olduğunu düşünebileceği, taraf markaları arasında SMK 6/1 maddesi anlamında iltibas tehlikesinin bulunduğu, YİDK kararının yerinde olduğu ve iptali şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine, karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, gerekçeli kararın denetime elverişli olmadığını, dava konusu markaları oluşturan sözcükler, yazı stilleri, esas unsurlar, şekil unsurunu oluşturan figürler ve renkler birbirinden tamamen farklı olduğunu, her iki markanın benzetilme ve karıştırılma ihtimali olmadığını, markaların benzerliği değerlendirilirken markaların her birinin bir bütün olarak ele alınması gerektiğini, davalının markasının 35, 41 ve 43. sınıflarda tescilli olduğunu ve bu meslek grubunu tanımlayan nitelikte bir ifade olduğunu, ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE : Dava, marka ile ilgili YİDK kararının iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Somut uyuşmazlığa uygulanması gereken 6769 sayılı SMK'nın 6/1. maddesinde, tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvurunun reddedileceği belirtilmiştir. Bu durumda önemli olan, halkın işaretler arasında herhangi bir şekilde herhangi bir nedenle bağlantı kurma ihtimali olup, buradaki "ihtimal" kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelimedir ve şekil, ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ile bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir (Yargıtay HGK, 15/11/2013 Tarih, 2013/11-202, 2013/1587). Bu ilkeler nazara alınarak somut uyuşmazlık incelendiğinde; davaya konu 2021/129674 sayılı "... ... ... ...” ibareli marka için davacı tarafından 35 ve 41. sınıf mal ve hizmetleri kapsayacak şekilde marka tescil başvurusunda bulunulduğu, davalı şirketin ise 2019/50781 sayılı ve "...+şekil" ibareli markasına dayanarak itirazda bulunulduğu, davacı markası kapsamında yer alan emtiaların davalı markanın tescil kapsamında birebir aynen yer aldığı ve markalar arasında mal ve hizmetler yönünden benzerlik koşulunun gerçekleştiği anlaşılmıştır. Davacının davaya konu olan markasının siyah zemin üzerine beyaz renkli, standart harf karakteri, büyük harflerle, üstte "..." ibaresi ile bu ibarenin altında belirgin şekilde küçük punto ile konumlandırılan "... ... ...” ibaresinin yer aldığı görülmektedir. Redde mesnet olan marka ise kelime ve şekil unsurundan oluşan karma bir marka olup önce beyaz zemin üzerine, büyük harflerle, mor renkte "..." ibaresi ile sarı renkte "kolej" ibaresinin yer aldığı, bu ibarelerin ortasında ise mor ve sarı renklerden oluşan, ters üçgen biçimli şekil unsurunun, renk kombinasyonu itibariyle her iki kelimeyi birbirini bağlar şekilde konumlandırılarak bütünsellik sağlandığı anlaşılmıştır. Öte yandan, söz konusu markaların son kullanıcı ve tüketici olan ortalama tüketiciler (halk) nezdinde bıraktığı genel intiba bakımından değerlendirilmesi yapılarken bütünsel anlamda bıraktığı izlenim esas alınmalıdır. Bu itibarla, gerek davaya konu olan marka da gerekse mesnet olan markanın sonunda yer alan "..." ve "...” ibareleri "..." ibaresinden bölünerek değerlendirilmiş ve markalar arasındaki görsel, işitsel veya kavramsal benzerlikler bütün olarak karşılaştırılmamıştır. Bu itibarla taraf markalarının genel izlenim yönünden benzer olmadığı ve aralarında ilişkilendirme ve karıştırma olasılığının bulunmadığı, bir başka ifade ile başvuru markasının tescilinin ortalama tüketici kitlesinin bütüncül ve genel bakış açısı dikkate alındığında, taraf markaları arasında SMK 6/1 maddesi anlamında iltibas tehlikesinin bulunmadığı, YİDK kararının iptali şartlarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde, YİDK kararının iptali isteminin yanında, başvurunun tescili talebinde de bulunulmuştur. Oysa 6769 sayılı SMK kapsamında mahkemelere tescil isteminin kabulü ya da reddi yönünde tanınmış bir yetki bulunmamaktadır. Tescil işlemi idari nitelikte bir işlem olup Kurul kararının kabulüne bağlı doğal bir sonuçtur. Yine tescil istemi ayrı bir dava olarak değerlendirilemez. Bu nedenledir ki, açılan davada iki ayrı talebin olduğu ve tescil isteminin de reddedildiği gerekçesiyle davalı lehine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilemez. Dolayısıyla Dairemizce davacının tescil talebinin idari nitelikte bir istem olduğu gerekçesiyle reddine karar verilmiş, ancak bu nedenle davalılar yararına yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemiştir. Yargıtay'ın emsal uygulaması da bu yöndedir (Yargıtay HGK.'nın 22.03.2017 gün ve 2017/11-78 E.-521 K.). HMK'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK.'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 30/05/2024 gün ve 2023/481 Esas - 2024/293 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 2-Davanın KABULÜ ile; 2023/M-8758 sayılı YİDK kararında İPTALİNE, 3-Davacının marka başvurusunun tescili talebinin idari nitelikte olduğundan REDDİNE, 4-Harçlar Kanunu'na göre alınması gereken 732,00-TL maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 269,85-TL harcın mahsubu ile bakiye 462,15-TL'nin davalılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 5-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 55.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan 6.000,00-TL bilirkişi ücreti, 543,50-TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 618,00-TL tebligat masrafı, 1.169,40-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcından oluşan toplam 8.330,90-TL yargılama giderine, 269,85-TL başvurma harcı, 269,85-TL peşin harç tutarı eklenerek oluşan toplam 8.870,60-TL'nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davalılar tarafından ilk derece ve istinaf aşamasında yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 8-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333), 9-Davacıdan peşin olarak alınan 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 10-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 09/10/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.

GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 09/10/2026

Başkan

Üye

Üye

Katip

Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/1488, K. 2026/1727, T. 09.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-1488-e-2026-1727-k-f5d2a88f32d8