Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/607 E. 2026/1461 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/607
Karar No
2026/1461
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/607 - 2026/1461 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 35. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2026/607 KARAR NO : 2026/1461

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP : İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 26/12/2025 NUMARASI : 2024/860 Esas 2025/1041 Karar

DAVACI : VEKİLLERİ : Av. Av.

DAVALI : VEKİLİ : Av. DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 08/10/2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 20/10/2026

Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacı vekili dava dilekçesinde; 10/07/2011 tarihinde davalı sigorta şirketine ZMMS poliçesi ile sigortalı araç ile ... plakalı aracın karıştığı trafik kazasında sigortalı araçta yolcu konumunda olan davacının oğlu ...'nın vefat ettiğini, kazanın oluşumunda davalı sigorta şirketine sigortalanmış olan araç sürücüsünün tam kusurlu olduğunu, müteveffanın kaza tarihinde evli ve çocuksuz olduğunu, müteveffanın eşi dava dışı ...'ın 2016 yılının Ağustos ayında yeniden evlendiğini ve bu nedenle destek süresinin yeniden evlendiği tarihe kadar olan dönemle sınırlı olduğunu, müteveffanın eşinin davalı şirkete 31/10/2011 tarihinde başvurarak 98.571,86 TL ve 30/10/2012 tarihinde tekrar başvurarak 112.939,50 TL destekten yoksun kalma tazminatı aldığını, davalı sigorta şirketinin poliçe limitini oranlayarak ayırma yükümlülüğü altında olmasına karşın eşe poliçe limitinin tamamını ödediğini belirterek, HMK 107 maddesi uyarınca belirsiz alacak davası mahiyetinde şimdilik 10.000,00 TL destekten yoksun tazminatının kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; ıslah dilekçesi ile dava değerini 140.883,20 TL olarak artırmıştır. Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece yapılan ilk yargılamada; davanın kabulüne, 140.883,20 TL destekten yoksun kalma tazminatının 21/01/2022 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiş, karar davalı vekili tarafından istinaf edilmiş, Dairemizin 2023/790 E-2024/1358 K.nolu 06/11/2024 tarihli ilamı ile kararın; "Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden, (davalı sigorta şirketinden yangın nedeniyle hasar dosyası temin edilememiş olmakla beraber) davacılar desteği ...’nın dava dışı eşine davalı sigorta şirketi tarafından 31.10.2011 tarihinde 98.571,86 TL, 30.10.2012 tarihinde 112.939,50 TL ödeme yapıldığı hususunun taraflar arasında ihtilaf konusu olmadığı, yine kaza tarihinde müteveffanın sağ olan annesi davacıya herhangi bir ödeme yapılmadığı ve müteveffanın dava dışı eşi ...’nın 28.08.2016 tarihinde yeniden evlendiği anlaşılmaktadır. Mahkemece hükme esas alınan aktüer bilirkişi raporunda, davalı sigorta şirketi tarafından dava dışı eşe yapılan ödeme tarihinde müteveffanın annesinin de sağ olduğu nazara alınarak ödeme tarihindeki verilere göre dava dışı eşin yeniden evlenme ihtimali de raporda tartışılarak (ve elbette dava dışı eşin yeniden evlenme tarihi de nazara alınarak) davalı sigorta şirketinin poliçe limiti ile sorumlu olması gözetilerek hak sahiplerine ilişkin garameten yapılacak hesaplama ile, davalı sigorta şirketi tarafından dava dışı eşe yapılan ödemenin ne kadarlık meblağının iyiniyetli ödeme olduğunun da tartışılıp değerlendirilmesi suretiyle rapor tanzim edilmesi gerekirken davacı anne tarafından açılan eldeki davada rapor tarihindeki verilere göre hesap yapıldığı anlaşılan ve bu suretle hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmayan raporun hükme esas alınmasıyla yazılı şekilde eksik inceleme ile karar verilmesi yerinde görülmemiştir." gerekçesiyle kaldırılmasına karar verilmiş, mahkemece kaldırma kararı sonrası yeniden yapılan yargılamada; "davanın kısmen kabul, kısmen reddine, 69.954,17 TL destekten yoksun kalma tazminatının 21/01/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine" karar verilmiş, karar davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; davanın anılan zamanaşımı süreleri geçtikten sonra açıldığını, 10.07.2011 tarihli trafik kazası sonucu davalı şirket tarafından müteveffanın eşine 31.10.2011 tarihinde 98.571,86 TL, 30.10.2012 tarihinde 112.939,50 TL ödeme yapılmasıyla poliçe teminatının tamamının ödendiğini, teminat tükendiği için müteveffanın annesinin destekten yoksun kalma tazminatı taleplerinin reddine karar verilmesi gerektiğini, sigortalı araç sürücüsüne izafe edilen kusur oranını kabul etmediklerini, kazanın meydana gelmesine etki edebilecek Karayolları Genel Müdürlüğü’nden kaynaklanan yol kusuru ve teknik arıza hususlarının da değerlendirilmediğini ileri sürerek, kararın kaldırılmasını istemiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Mahkemece verilen kararda kamu düzenine aykırılık görülmediğinden HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf edeninin sıfatına göre, istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan incelemesi neticesinde; Dava, trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir. Somut olayda, kaza tespit tutanağı uyarınca, 10.07.2011 tarihinde sürücü ...’in yönetimindeki otomobil ile seyri sırasında, sürücünün direksiyon hakimiyetini kaybederek bölünmüş yolun karşı yönüne geçmesiyle burada seyir halindeki sürücü ...’ın yönetimindeki otomobil ile çarpışmasıyla meydana gelen kazada sürücü ...'in tamamen kusurlu olduğu, diğer araç sürücüsü ...'ın ise kusursuz olduğunun belirlendiği, mahkemece alınan kusur raporu uyarınca kazanın meydana sürücü ...'in % 100 oranında kusurlu olduğu, kazaya karışan diğer araç olan ... plaka sayılı araç sürücüsünün kusursuz olduğunun belirlendiği, Kocaeli 2. A.CM’nin 2011/386 Esas nolu dosyasında yapılan yargılamada soruşturma aşamasında alınan 06/10/2011 tarihli bilirkişi raporu uyarınca, kazanın oluşumunda, araç sürücüsü ...'in asli kusurlu olduğu, araç sürücüsü ...'ın herhangi bir kusur ve kabahatinin bulunmadığının belirtildiği, yargılama aşamasında ceza mahkemesince alınan ATK Trafik İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen 12/12/2011 tarihli rapor uyarınca, kazanın meydana gelmesinde sanık ...’in asli ve tam kusurlu, müteveffa sürücü ...'ın ise kusursuz olduğunun belirlendiği, İstanbul Teknik Üniversitesi’nden temin edilen 3 kişilik öğretim üyesi bilirkişi heyeti tarafından tanzim edilen 05/01/2012 tarihli raporda da kazanın meydana gelmesinde sanığın asli ve tam kusurlu olduğu, maktulün kusursuz olduğunun belirlendiği, neticede sanığın suç tarihinde hatalı araç kullanması sonucu 3 kişinin ölümüne ve 2 kişinin yaralanmasına bilinçli taksirle neden olduğu anlaşılmakla cezalandırılmasına karar verildiği, kararın kesinleştiği, müteveffanın içinde yolcu olarak bulunduğu ve sürücüsü ... olan aracın kaza tarihini kapsayan ZMM sigorta poliçesinin davalı Sigorta Şirketi tarafından tanzim edildiği, mahkemece aktüer bilirkişiden alınan rapor ve ek rapor uyarınca, davalı sigorta şirketi tarafından dava dışı eşe 31.10.2011 tarihinde 98.571,86 TL, 30.10.2012 tarihinde 112.939,50 TL ödeme yapıldığı, TRH 2010 Yaşam Tablosu, Progresif Rant Yöntemi ve 2023 tarihli yeni asgari ücret kullanılarak yapılan hesaplamada davacı annenin 176.104,00 TL destekten yoksun kalma tazminatı talep edebileceğinin hesaplandığı, mahkemece kaldırma kararından sonra yeniden yapılan yargılama sonunda, alınan 23/11/2025 tarihli ek rapor uyarınca müteveffa ...'nin dava konusu olay sonucu ölmesi nedeniyle, davacı anne tarafından ... için 10.000,00 TL maddi tazminat talep edildiği, davalı ... Şirketi'ne sigortalı ... plakalı araç sürücüsü ...'nin %100 kusurlu olduğu, destek ...'in yolcu konumunda olduğunun tespit edildiği, işbu dava açılmadan önce dava konusu olay nedeniyle, ... tarafından ...'nın dava dışı eşine ... için 31.10.2011 tarihinde 98.571,86 TL ve 30.10.2012 tarihinde 112.939,50 TL ödeme yapıldığının anlaşıldığı, davadışı eş ...'ın 28.08.2016 evlenme tarihine kadar destekten yararlanacağı kabulüne göre hesaplama yapıldığında, davadışı eş ... lehine 71.014,99 TL ve ... lehine 109.303,39 TL olmak üzere toplam 180.318,38 TL tazminat hesaplanmış olup, toplam tazminatın ZMMS poliçe limiti olan 200.000,00 TL dahilinde kaldığının hesaplandığı, bu durumda davacı anne ...'nın davalı sigorta şirketinden 109.303,39 TL tazminat talep edebileceğinin hesaplandığı, mahkemece yapılan değerlendirmede ceza dosyası kapsamına göre davacının desteğinin sürücü ile birlikte alkol aldıktan sonra araca bindikleri ve kazanın gerçekleştiği, buna göre hatır taşıması ve alkol nedeniyle müterafik kusur indirimi yapılması gerektiği, hatır taşıması ve müterafik kusur indiriminin sigorta şirketinin poliçe limitine göre garame hesabı yapıldıktan sonra değil bilirkişi raporu ile belirlenen zarar miktarı üzerinden %20 oranında hatır taşıması nedeniyle, %20 oranında müterafik kusur nedeniyle indirim yapılarak tazminatın belirlenmesi gerektiği, bilirkişi raporu ile davacının gerçek zararının 109.303,39 TL olarak belirlendiği, bu miktar üzerinden yapılacak hatır taşıması ve müterafik kusur indiriminden sonra bulunan miktarın 69.954,17 TL olduğu, davalı Sigorta Şirketi'nin dava dışı eşe ödeme yaparken murisin nüfus kayıtlarında davacı annenin sağ olduğu, yapılan ödemenin aslında 153.692,07 TL'lik kısmının iyi niyetli olacağı, o zaman davacıya 46.307,93 TL ödeme yapması gerekeceği ancak artık dava dışı eşin 28/08/2016 tarihli gerçek veri olan evlenme tarihinin baz alınarak hesap edilerek karar verilmesi BAM kararına konu edildiğinden, yine de davanın açılmasına davalı yan sebebiyet verdiği,hatır ve mütefarik kusur indirimi nedeniyle karşı taraf lehine vekalet ücretine hükmedilemeyeceği kanaatiyle yazılı şekilde karar verildiği anlaşılmıştır. Dosya kapsamına, toplanan delillere ve mahkeme kararının gerekçesine göre mahkemece hükme esas alınan kusur raporunun kaza tespit tutanağındaki belirlemeler, ceza yargılamasında belirlenen kusur durumu ve olayın oluşu ile uyumlu bulunmasına, buna göre olayın meydana gelişinde sürücü ...'in % 100 oranında kusurlu olduğunun belirlenmesine, mahkemece hükme esas alınan hesap raporunun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olduğunun anlaşılmasına göre davalı vekilinin istinaf taleplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Açıklanan nedenlerle; usul ve yasaya uygun olarak verilen ilk derece mahkemesi kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf eden davalı tarafından yatırılması gereken 4.778,56 TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 1.195,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 3.583,56 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-İstinaf eden tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-Gider avansından artan kısım varsa karar kesinleştiğinde davalıya iadesine, 5-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirilmesi, bakiye harç tahsili, iadesi ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 08/10/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Başkan

Üye

Üye

Katip

* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/607, K. 2026/1461, T. 08.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-607-e-2026-1461-k-ff3b5dc7683b