İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/392 E. 2026/926 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/392
Karar No
2026/926
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/392 Esas KARAR NO : 2026/926

DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) DAVA TARİHİ : 05/05/2026 KARAR TARİHİ : 02/11/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı bir şahsa ait aracın müvekkil şirket nezdinde kasko sigortası ile teminat altına alındığını, davalı adına kayıtlı aracın söz konusu sigortalı araca çarpması sonucu maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, yapılan ekspertiz incelemeleri neticesinde belirlenen toplam 93.987,57 TL tutarındaki hasar tazminatının ilgili servis firmalarına ödendiğini, hasarın ödenmesiyle birlikte Türk Ticaret Kanunu'nun 1472. maddesi ve halefiyet ilkesi gereğince sigortalının haklarının müvekkil şirkete intikal ettiğini, ödenen tazminat tutarının iadesi için davalıya rücu mektubu gönderilmesine rağmen herhangi bir ödeme yapılmadığını, başlatılan icra takibine davalı tarafından itiraz edildiğini ve arabuluculuk sürecinde de anlaşma sağlanamadığını belirterek, icra takibine yapılan itirazın iptali ile takibin devamına ve %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı tarafa, dava dilekçesi usulüne uygun olarak tebliğ edilmesine rağmen davalı taraf herhangi bir cevap dilekçesi sunmadığı gibi duruşmalara da katılmamıştır. HUKUKİ NİTELENDİRME DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; İstanbul 9. İcra Müdürlüğü' nün 2024/29561 Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir. Mahkememizce davaya konu edilen İstanbul 9. İcra Müdürlüğünün 2024/29561 Esas sayılı dosyasının UYAP sureti alınmış ve dosyamıza eklenmiş, davacı kurumdan hasar dosyası ve tüm ekleri istenmiş ve dosyamıza tüm bilgi ve belgeler eklenmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114. Maddesinde dava şartları düzenlemiş olup, mahkemenin görevli olup olmadığı hususu da dava şartı olarak düzenlenmiştir. Aynı yasanın 115. Maddesi uyarınca) mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Ticaret mahkemelerinin görevi TTK'nın 5. maddesinde düzenlenmiş ve maddenin 1. bendinde "Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir." denilmiştir. Bir davanın ticari dava olup olmadığı ise TTK'nın 4. maddesinde gösterilen ilkelere göre belirlenmekte olup bu maddeye göre: her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın kanunda sayılan hususlardan doğan uyuşmazlıklar ticari dava olarak kabul edilecektir. Yani bir davanın ticari dava sayılabilmesi için tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması veya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması veyahut da açılan davanın maddede açıkça sayılan davalardan olması gerekir. Taraflardan biri tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemez. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun, 3 Temmuz 1944 tarih ve 5746 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 22.3.1944 tarih ve 37 E. - 9 K. sayılı kararında "sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu nedenle, halefiyet davası bir ticari dava sayılamaz. Bu dava, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur" şeklinde vurgulanmaktadır. Bir davanın asliye ticaret mahkemesinde görülebilmesi için mutlak veya nispi ticari dava olması ve bu uyuşmazlık için başka bir mahkemenin özel olarak görevlendirilmemiş olması gerekir. Eldeki davanın temeli haksız fiile dayalı olup, mutlak ticari davalardan değildir. Davanın nispi ticari dava niteliğinde kabul edilebilmesi için ise her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili uyuşmazlıktan kaynaklı bir dava olması gerekir. Bu açıklamalardan sonra eldeki dava bakımından durum değerlendirildiğinde; davacının dava dışı sigortalısının emekli olduğu, rücu talebine konu aracın hususi olduğu anlaşılmakla, uyuşmazlığı çözme görevinin genel görevli mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesi'ne ait olduğu göz önüne alınarak, davanın görev dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. KARAR : Gerekçesi yukarıda yazılı kararda açıklandığı üzere; 1-Davacının davasının DAVA ŞARTI YOKLUĞU NEDENİYLE USULDEN REDDİNE, 2-Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 3-Kararın kesinleşmesine müteakip talep halinde dosyanın yetkili ve görevli İSTANBUL NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, 4-HMK'nın 331/2 maddesi gereğince yargılama gideri, harç ve vekalet ücretlerinin görevli mahkeme tarafından değerlendirilmesine, 5-HMK'nın 20. maddesi uyarınca süresi içerisinde kanun yoluna başvurulmaması halinde kesinleşme tarihinden, kanun yoluna başvurulması halinde bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde dosyanın yetkili ve görevli mahkemeye gönderilmesi için mahkememize başvurulmaması halinde davanın açılmamış sayılacağına karar verileceğinin ihtarına, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine İSTİNAF YOLU açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 02/11/2026

Katip ... ¸e-imzalıdır

Hakim ... ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/392, K. 2026/926, T. 02.11.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-392-e-2026-926-k-dcf3fab4fd4e