İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/2262 E. 2026/197 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/2262
- Karar No
- 2026/197
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 23. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/2262 Esas KARAR NO : 2026/197
DAVA : Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 22/07/2026 KARAR TARİHİ : 09/10/2026
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesi özetle; Davacı şirket ile davalı şirket arasında ambalaj sektöründeki faaliyetleri kapsamında süregelen bir ticari ilişki bulunduğu, taraflar arasındaki bu ticari ilişki sırasında, müvekkil şirkete ait 80 cm tamburlu bobin dilimleme makinesinin davalı şirkete satılması hususunda anlaşmaya varıldığı, taraflar arasındaki anlaşma doğrultusunda dava konusu makine davalı şirkete teslim edildiği, davacı şirket, satış sözleşmesinden doğan teslim borcunu yerine getirerek makineyi davalı şirketin kullanımına bıraktığı, davalı şirket ise makineyi teslim almasına rağmen kararlaştırılan satış bedelini ödemediği, dava konusu makinenin teslimine ilişkin süreç video kayıtlarıyla da sabit olduğu, Dosyaya sunulacak görüntülerde dava konusu makinenin yükleme ve teslim süreci ile taraf şirket yetkililerinin bu süreçte hazır bulundukları görüldüğü, Taraflar arasındaki WhatsApp yazışmaları da makinenin davalı şirket tarafından satın alındığını ve satış bedelinin ödenmediğini doğruladığı, davacı şirket yetkilisi, satış bedelinin ödenmemesi üzerine davalı şirket yetkilisi ...’e WhatsApp üzerinden; “... aldığın makinanın parasını ödemedin, cumaya kadar gönder, fatura kesiyorum.” şeklinde mesaj göndererek ödeme talebinde bulunduğu, Davalı şirket yetkilisi, müvekkilin bu açık ödeme talebine karşılık “Dükkâna gel ödeyeyim.” ve “Geldiğinde öderim.” şeklinde cevaplar vererek ödemenin yapılacağını bildirmiş; ancak sonradan söz konusu mesajlarını sildiği, Davalı şirket yetkilisinin ödeme yapılacağını bildirmesi üzerine davacı şirket, taraflar arasındaki ticari ilişkinin korunması amacıyla bir süre daha ödeme beklemiş ve alacağın dava yoluna başvurulmaksızın tahsili için davalı tarafla görüşmelerini sürdürdüğü, Buna rağmen davalı taraf, yapılan tüm görüşme ve müzakerelere karşın satış bedelini ödemeye yanaşmamış ve davacı şirketin alacağını karşılıksız bıraktığı, makinenin teslim edilmesinin ardından davacı şirket tarafından davalı şirket adına 09.01.2026 tarihli ve ... numaralı e-fatura düzenlenmiştir. Faturada satışa konu mal “80 cm tamburlu dilimleme makinası” olarak belirttiği; KDV dâhil toplam satış bedeli 300.000,00 TL olarak gösterildiği, Davalı şirket, teslim aldığı makinenin satış bedelini ödemek yerine .... Noterliğinin 12.01.2026 tarihli ihtarnamesiyle faturaya itiraz etmiş; faturada gösterilen bedelin fahiş olduğunu, taraflar arasında bu bedel üzerinde mutabakat bulunmadığını ve fatura bedelinin gerçeği yansıtmadığını ileri sürmüştür. Ancak davalı şirket, makineyi müvekkile iade etmediği gibi teslim aldığı makine karşılığında herhangi bir ödeme de yapmadığı, davacı şirket, dava konusu makineyi davalıya teslim etmek suretiyle satış ilişkisinden doğan yükümlülüğünü eksiksiz olarak yerine getirdiği, Davalı şirketin ise teslim aldığı makinenin karşılığı olan satış bedelini ödemesi gerekirken faturadaki bedele itiraz ederek ödeme borcunun tamamından kaçınması hukuken mümkün olmadığı, Fatura bedeline ilişkin itiraz, davalının teslim aldığı makine nedeniyle doğan bedel ödeme yükümlülüğünü ortadan kaldırmadığı, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 207. maddesi uyarınca satış sözleşmesiyle satıcı, satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretmeyi; alıcı ise bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği, Aynı Kanun’un 232. maddesi uyarınca alıcı, satış sözleşmesinde kararlaştırıldığı biçimde satış bedelini ödemekle yükümlü olduğu, Somut olayda davacı şirket kendi edimini yerine getirerek makineyi davalıya teslim etmiş; buna karşılık davalı şirket, karşı edim niteliğindeki satış bedelini ödemediği, Davalının makineyi teslim alıp elinde bulundurmaya devam ederken satış bedelini ödemekten kaçınması, sözleşmeye bağlılık ve dürüstlük kurallarıyla bağdaşmadığı, davalı tarafın faturada gösterilen satış bedelinin yüksek olduğu yönündeki iddiası da herhangi bir ödeme yapılmamasını haklı göstermediği, Davalı, bedelin yüksek olduğunu düşünmesine rağmen makineyi müvekkile iade etmemiş, satış ilişkisinden dönmemiş ve teslim aldığı makineyi kullanmaya devam ettiği, Davalının makineyi elinde tutarken satış bedelini tamamen ödemekten kaçınması hukuken korunabilecek bir durum olmadığı, davacı şirket, alacağının tahsili amacıyla dava açılmadan önce zorunlu arabuluculuk yoluna başvurduğu, İstanbul Arabuluculuk Bürosunun 2026/... başvuru ve 2026/... arabuluculuk numaralı dosyasında gerçekleştirilen görüşmelerde de davalı taraf ödemeye yanaşmamış; taraflar arasında anlaşma sağlanamaması üzerine 18.03.2026 tarihli arabuluculuk dosyası anlaşmama olarak kapatıldığı, tüm bu nedenlerle fazlaya ilişkin talep ve dava haklarımız saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 1.000,00 TL satış bedeli alacağının fatura tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle birlikte davalıdan tahsilini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesi özetle: Taraflar arasında dava konusu ‘80 cm tamburlu dilimleme makinası’nın satışına ilişkin yazılı ya da sözlü hiçbir mutabakat bulunmamaktadır. Davacı, müvekkile herhangi bir teslimde bulunmaksızın ve bedel konusunda hiçbir anlaşmaya varmaksızın, tek taraflı iradesiyle 09.01.2026 tarihli ve ... numaralı, 300.000,00 TL bedelli e-faturayı tanzim ettiği, davalı şirket, kendisiyle mutabık kalınmamış ve teslim de edilmemiş bu fatura karşısında, .... Noterliği’nin 12.01.2026 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesiyle, 6102 sayılı TTK m. 21/2’de öngörülen sekiz günlük yasal süre içinde faturaya tüm içeriği ve bedeliyle usulüne uygun şekilde itiraz ettiği, Bu itiraz üzerine fatura kesinleşmemiş olup davacı tarafından kabul edilmiş bir borç ilişkisinden söz edilemediği, Daha da önemlisi, davalının bu açık itirazına ve akabinde yürütülen zorunlu arabuluculuk sürecine rağmen davacı, iddia ettiği makineyi bugüne kadar müvekkil şirkete teslim etmediği, Dosyada imzalı bir teslim-tesellüm tutanağı, müvekkil yetkilisince imzalanmış bir sevk irsaliyesi (VUK m. 230) veya teslimi gösteren tarafsız herhangi bir kayıt bulunmadığı, Davacının dayandığı video görüntüsü ve WhatsApp yazışmaları ise ne zaman, hangi mal için ve hangi şartlarla oluştuğu belirsiz, teslimi ispata elverişli olmayan soyut içeriklerdir ve şimdiden ihtirazi kayıtla reddedilmediği, 6098 sayılı TBK m. 207 uyarınca satıcının bedel alacağı, ancak satılanın zilyetlik ve mülkiyetinin devri borcunu ifa etmesiyle, yani teslimle muaccel hâle gelir. 6102 sayılı TTK m. 18/2 ve m. 20 uyarınca tacirler basiretli bir iş adamı gibi hareket etmekle yükümlü olup, ticari hayatın olağan akışında önce malın teslim edilip imzalı irsaliyenin alınması, sonra faturanın düzenlenmesi gerekir; somut olayda bu sıranın tersine çevrilmiş olması dahi teslimin hiç gerçekleşmediğinin karinesi olduğu, teslim, davacının dayandığı ve hak iddiasının temelini oluşturan bir vakıadır; 6100 sayılı HMK m. 190 uyarınca bir vakıaya dayanan taraf onu ispatla yükümlü olduğu, Yerleşik Yargıtay içtihatlarında da tacirler arası satımlarda faturanın tek başına teslimin ispatına yeterli olmadığı, teslimin ancak imzalı sevk irsaliyesi, teslim-tesellüm tutanağı veya nakliye belgesi gibi somut ve yazılı delillerle ispatlanabileceği; bu ispat külfetinin de teslimi iddia eden satıcıya ait olduğu istikrarlı biçimde kabul edilmediği, Davacı, bu nitelikte tek bir belge dahi sunabilmiş değildir; ispat yükünü yerine getiremediğinden bu husus aleyhine sonuç doğuracağı, ayrıca, davalı şirketin ticari defter ve kayıtları incelendiğinde, taraflar arasındaki cari hesap ilişkisinin iddia edilenin aksi yönde olduğu, davacı şirketin aslında davalı şirkete borçlu olduğu ortaya çıkacağı, 6102 sayılı TTK m. 64 vd. uyarınca usulüne uygun tutulan ticari defterler, HMK m. 222 çerçevesinde delil niteliğindedir; bu itibarla tarafların ticari defter ve kayıtlarının karşılıklı olarak celbi ile bu hususta bilirkişi incelemesi yaptırılmasını tüm bu nedenlerle Dava konusu makinenin müvekkil şirkete hiçbir zaman teslim edilmediği, teslimin ispat külfetinin davacıya ait olduğu ve davacının bunu ispatlayamadığı anlaşılmakla, haksız ve mesnetsiz davanın reddine, Tarafların ticari defter ve kayıtlarının HMK m. 222 uyarınca celbi ile bu hususta bilirkişi incelemesi yaptırılmasını, Yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine, karar verilmesini talepli cevap dilekçesi sunmuştur. HUKUKİ DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE : Dava, davalı şirkete satılarak teslim edildiği iddia edilen 80 cm tamburlu bobin dilimleme makinesinin satış bedelinin (şimdilik 1000 TL) fatura tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle birlikte tahsili talebidir. Davacı vekilinin 01/10/2026 tarihli dilekçesiyle davasından feragat ettiği görülmüştür. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Davaya vekâlette özel yetki verilmesini gerektiren hâller başlıklı 74 üncü maddesi "(1) Açıkça yetki verilmemiş ise vekil; ... davadan veya kanun yollarından feragat edemez ... ", Davaya Son Veren Taraf İşlemleri Davadan feragat başlıklı 307 nci maddesi "(1) Feragat, davacının, talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir.", Feragat ve kabulün şekli başlıklı 309 uncu maddesi "(1) Feragat ve kabul, dilekçeyle veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılır. (2) Feragat ve kabulün hüküm ifade etmesi, karşı tarafın ve mahkemenin muvafakatine bağlı değildir. (3) Kısmen feragat veya kabulde, feragat edilen veya kabul edilen kısmın, dilekçede yahut tutanakta açıkça gösterilmesi gerekir. (4) Feragat ve kabul, kayıtsız ve şartsız olmalıdır.", Feragat ve kabulün zamanı başlıklı 310 uncu maddesi "(1) Feragat ve kabul, hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabilir. (2) (Ek:22/7/2020-7251/29 md.) Feragat veya kabul, hükmün verilmesinden sonra yapılmışsa, taraflarca kanun yoluna başvurulmuş olsa dahi, dosya kanun yolu incelemesine gönderilmez ve ilk derece mahkemesi veya bölge adliye mahkemesince feragat veya kabul doğrultusunda ek karar verilir. (3) (Ek:22/7/2020-7251/29 md.) Feragat veya kabul, dosyanın temyiz incelemesine gönderilmesinden sonra yapılmışsa, Yargıtay temyiz incelemesi yapmaksızın dosyayı feragat veya kabul hususunda ek karar verilmek üzere hükmü veren mahkemeye gönderir.", Feragat ve kabulün sonuçları başlıklı 311 inci maddesi "(1) Feragat ve kabul, kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. İrade bozukluğu hâllerinde, feragat ve kabulün iptali istenebilir." ve Feragat ve kabul hâlinde yargılama giderleri başlıklı 312 nci maddesi "(1) Feragat veya kabul beyanında bulunan taraf, davada aleyhine hüküm verilmiş gibi yargılama giderlerini ödemeye mahkûm edilir. Feragat ve kabul, talep sonucunun sadece bir kısmına ilişkin ise yargılama giderlerine mahkûmiyet, ona göre belirlenir. (2) Davalı, davanın açılmasına kendi hâl ve davranışıyla sebebiyet vermemiş ve yargılamanın ilk duruşmasında da davacının talep sonucunu kabul etmiş ise yargılama giderlerini ödemeye mahkûm edilmez." hükmünü düzenlemiştir. Davacı vekilinin 01/10/2026 tarihli dilekçesiyle davasından feragat ettiği ve vekaletnamesinde de feragate ilişkin özel yetkisinin bulunduğu anlaşıldığından davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın FERAGAT NEDENİYLE REDDİNE, 2-Harçlar Kanununa göre alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcı peşin yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, 4-Yargılama sırasında davalı taraf kendini vekil ile temsil ettirdiğinden red edilen dava değeri (1.000,00 TL) üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 1.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5--Hükmün kesinleşmesinden sonra yatırılan avansın kullanılmayan kısmının yatırana talep halinde iadesine, 6-6325 sayılı Yasa uyarınca genel bütçeden sarf edilen 6.000,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, Dair, davacı vekilinin yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'nin ilgili Hukuk Dairesine istinaf kanun yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 09/10/2026
Katip ... e-imzalıdır
Hakim ... e-imzalıdır