İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/746 E. 2026/858 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/746
- Karar No
- 2026/858
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/746 Esas KARAR NO : 2026/858
DAVA : Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 26/11/2025 KARAR TARİHİ : 07/10/2026
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin ticari işlerinde kullanmak üzere davalı şirkete özel ölçü ve çizimler doğrultusunda numune de göndererek havşa delikli çelik plaka üretim siparişi verdiğini, ürün bedeli olarak davalıya 20.296,64 TL ödediğini, ancak üretilen çelik plakaların kararlaştırılan kalınlıkta olmadığı gibi havşa deliklerinin de siparişe ve projeye uygun ölçülerde açılmadığını, ürünlerin ayıplı imal edilmesi nedeniyle teslim alınmadığını ve ürünlerin halen davalı uhdesinde bulunduğunu, davalının ayıplı hizmete rağmen 30.07.2025 tarihli e-fatura düzenlediğini, ödenen bedelin iadesi için ... Noterliği'nin 11.08.2025 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin keşide edildiğini ancak sonuç alınamadığını, dava şartı arabuluculuk sürecinde de anlaşma sağlanamadığını, TBK'nın 227. maddesi uyarınca sözleşmeden dönerek bedel iadesi talep etme haklarının doğduğunu beyanla; davanın kabulü ile şimdilik 20.296,64 TL satış bedelinin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek en yüksek ticari avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Taraflar arasında akdedilen sözleşme ve kabul edilen 28.07.2025 tarihli proforma fatura uyarınca davacı adına özel ölçü, kalınlık ve nitelikte 108 kg plaka üretilerek 20.296,64 TL bedelli e-fatura düzenlendiğini, imal edilen mallarda herhangi bir ayıp bulunmadığını, taraflar arasındaki Whatsapp yazışmalarından da sabit olduğu üzere davacıya havşa deliği açılmayacağının açıkça bildirildiğini ve davacının bu durumu bilerek sipariş verdiğini, dolayısıyla ayıp iddiasının gerçeği yansıtmadığını; kabul anlamına gelmemek kaydıyla, davacının iddia edilen ayıptan en geç 30.07.2025 tarihinde haberdar olmasına rağmen yasal 2 ve 8 günlük süreleri geçirerek ... Noterliği'nin 11.08.2025 tarihli ihtarnamesi ile bildirimde bulunduğunu, bu nedenle ayıp ihbarının süresinde yapılmadığını; proforma fatura uyarınca teslim alma yükümlülüğü kendisine ait olan ürünleri teslim almayan davacının alıcı olarak temerrüde düştüğünü; mahkemenin aksi kanaatte olması halinde ise harcanan emek, işçilik masrafları ve sözleşme gereği hazır bulunan malların depoda bekletilmesinden kaynaklanan depolama maliyetinin davacı alacağından mahsup edilmesi gerektiğini beyanla, haksız açılan davanın reddine, davacı aleyhine %20'den az olmamak üzere tazminata hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkememiz tarafından tarafların delil listesinde gösterdikleri deliller celp ve incelenmiş, mahkemece değerlendirilmiştir. TAHKİKAT, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Dava; Davacı şirket tarafından davalı şirketten sipariş edilen mallara ilişkin eksik ve ayıplı ifanın bulunup bulunmadığı ile satış bedelinin avans faizi ile birlikte iadesi istemine istemine ilişkindir. Davacı Tanığı ÖZGÜR AYDUVAN beyanında ; "Ben davacı şirkette yaklaşık 11 yıldır depo sorumlusu olarak çalışmaktayım, davalı tarafa satış temsilcimiz Süheyla Doğan numune ile birlikte sipariş vermiştir, sipariş verirken ben orada değildim, daha sonra sipariş verilen ürünler teslim alınırken ürünlerin numuneye uygun olmadığını anladım, ürün ölçüleri numunedeki ölçülerle ile aynı değildi, numunede yer alan delikler teslim edilen delikler arasında fark vardı, deliklerin ebatının ne kadar olması gerektiğini şuıan hatırlamıyorum, ürünü teslim alırken işlemi yapan ustaya ürünleri göstererek ürünlerin hatalı olduğunu söylediğimde usta bana evet olmamış şeklinde cevap verdi, bunun üzerine bende ürünü teslim almadım, ürünlerden bir tanesi alıp depoya getirdim ama numune ile aynı şekilde değildi, bildiklerim bunlardan ibarettir, tanıklık ücreti talebim bulunmamaktadır" şeklinde beyanda bulunmuştur. Davalı Tanığı ... beyanında ; " Ben davalı şirkette teknik ressam olarak yaklaşık bir yıldır çalışmaktayım, davacı şirkette satın almada çalışan bir hanımefendi bana bir fotoğraf atıyor whatsapp 'tan, attığı fotoğraftaki ürünü, tarafıma yine whatsapp 'tan gönderdikleri ölçülere uygun olarak aynı şekilde ürünü çizdim, ürün imal edildi ve kesildi, ebatlar tarafıma whatsapp 'tan 4,5cm*2,5cm olarak bildirildi, bende buna göre çizimini yaptım, L bir büküm vardı malzemede, istenilen doğrultuda onu da yaptım, fakat davacı şirket ürünü kabul etmedi, ürünler bizim firmadadır, ürünleri boyutları yaklaşık 3 metredir, ürünlere havşa deliği yapılması hususu tarafıma davacı şirketin satış temsilcisi tarafından whatsapp 'tan soruldu, bende onlara böyle bir deliğin yapılamayacağını söyledim, havşa işlemi yapılmayacağı konusunda kendileri ile anlaştık ve buna göre üretim yapıldı, davacı tarafın, tarafıma gönderdiği resim ve ölçülere göre projeyi çizdim, çizdiğim projeyi whatsapp üzerinden davacı şirketin satış temsilcisine göndererek imalat için onayı aldım, sonrasında ödemeyi gönderdiler, bizde imalata başladık, üretimi yapılan ürünler ile projesini hazırlayıp onayını aldığımız ürünlerdir, ayrıca ürünlerin teslimi aşamasından sonra satış temsilcisi ile telefonda görüştüm, kendisi bana hatanın kendilerinden kaynaklanığını söyleyerek özür dilemiştir ve bu sipariş işleminin kendi işi olmadığını bu yüzden bir hata olduğunu belirtmiştir, bu husus telefon görüşmesinde gerçekleşmiştir, bildiklerim bunlardan ibarettir, tanıklık ücreti talebim bulunmamaktadır " şeklinde beyanda bulunmuştur. Bilirkişi Prof. Dr. ... tarafından düzenlenen 08.04.2026 Tarihli bilirkişi raporunda özetle; Uyuşmazlık konusu çelik plakaların onaylanan dijital tasarımdaki 3,5 mm delik aksı mesafesine uygun üretilmediği, delik merkezlerindeki sapmanın parçanın ana gövdeye birleşimini imkansız kıldığı, ürünlerin özel sipariş olması ve montaj deliklerindeki kayma nedeniyle başka projede kullanılma imkanının bulunmaması sebebiyle söz konusu eksikliğin ürünün kullanım amacını ortadan kaldıran asli ve maddi bir ayıp olduğu, davalının büküm esneme savunmasının teknik bir mazeret teşkil etmediği ve hatanın imalat kusuru olduğu, bu kapsamda davacının ürünü teslim almaktan imtina etmesinin haklı olduğu ve TBK'nın 227. maddesi uyarınca sözleşmeden dönerek bedel iadesi talep etme şartlarının oluştuğu; her iki tarafın da 2025 yılı ticari defterlerinin usulüne ve yasal sürelere uygun tutulduğu ve lehlerine delil vasfı taşıdığı; ürünün ayıplı olması ve alıcısı tarafından teslim alınmaması nedeniyle davalının depolama ücreti hesaplanamayacağı, davacının ayıplı ürün bedeli olarak davalıya 29.07.2025 tarihinde 20.296,64 TL ödediği ve bu tutar üzerinden dava tarihine kadar hesaplanan işlemiş temerrüt faizinin 3.138,75 TL olduğu görüş ve kanaat bildirilmiştir. Bilirkişi Prof. Dr. ..., Bilirkişi ... tarafından düzenlenen 25.05.2026 Tarihli bilirkişi ek raporunda özetle; 22.05.2026 tarihinde yerinde yapılan incelemede davaya konu 21 adet ürünün tamamının kontrol edildiği ve tüm seri imalatın aynı ayıbı barındırdığının saptandığı, kök rapordaki birim yönünden yapılan maddi hatanın düzeltilerek tarafların WhatsApp yazışmalarında 3,5 cm (35 mm) delik aksı mesafesinde mutabık kaldıklarının belirlendiği, davalı imalatçının büküm esnasındaki metal uzama payını (K-faktörünü) hesaplamayarak ve davacıyı bu tasarım hatasına karşı uyarmayarak mesleki özen ve imalat kusuru işlediği, el çizimiyle bu ölçüyü talep eden davacı sipariş verenin de tasarıma onay vermesi nedeniyle ortak (müterafık) kusurlu olduğu, 102 derecelik büküm hatası ve montaj imkansızlığı nedeniyle emtianın asli ve esaslı ayıplı (TBK m. 219) mahiyetinde olduğu; mali yönden yapılan değerlendirmede, ürün bedeli olan 20.296,64 TL iade alacağı ile dava tarihine kadar hesaplanan 3.138,75 TL işlemiş temerrüt faiz tutarında bir değişiklik olmadığı, tarafların ortak kusur durumları ile bedel iadesi veya bedelden indirim hususundaki pay takdirinin mahkemeye ait olduğu, davalının depolama ücreti talebine ilişkin olarak ise ürünlerin kapladığı alan açısından büyük ebatlı olmadığı ve dükkan önünde durduğu, bu nedenle depolama maliyeti oluşturamayacağı gerekçesiyle davalı lehine depolama ücreti hesaplanmadığı görüş ve kanaat bildirilmiştir. Somut uyuşmazlık, iş sahibi tarafından kendi işlerinde kullanmak üzere davalı şirkete özel ölçülendirme ile çelik plaka ürünün, boyutu ve açılması gereken deliklerin belirtilen ölçülerde yapılmaması nedeniyle ürünlerin ayıplı olduğu iddiası ile sözleşmeden dönülmesi ile davalı tarafa ödenen satış bedelinin iadesi isteminden kaynaklanmaktadır. Davacının dava dilekçesi incelendiğinde; taraflar arasında ilgili çelik plaka üretimine dair yazılı bir sözleşme olmadığı anlaşılmakta olup, davacı tarafından taraflar arasında çelik plakanın teslimi için kesin veya belirli vade belirlendiğine dair bir delil de sunulmadığı gibi üretimi istenilen ürünlerin özelliklerine ilişkin sözleşmede bulunmadığı, davacı ve davalı taraflarca siparişe ilişkin Whatsapp yazışmaların dosyaya sunulduğu anlaşılmaktadır. 6102 sayılı Kanun'un tacir olmanın hükümlerini düzenleyen 18. Maddesinin 2. Ve 3. Fıkrası şu şekildedir:"(2) Her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerekir.(3) Tacirler arasında, diğer tarafı temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi feshe, sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbarlar veya ihtarlar noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılır." İlgili hükümden görülebileceği üzere tacir olan bir ticaret şirketinin ticari faaliyetlerinde basiretli bir tacir olarak hareket etmesi gerekmekte olup, tacirler arasındaki temerrüt, sözleşmenin feshi ve sözleşmeden dönmeye yönelik ihbar ve ihtarların belirli usuller çerçevesinde yapılması gerektiği açık bir şekilde düzenlenmiştir. Uyuşmazlığın çözümünde öncelikle ürünün sipariş edilen teknik özelliklere uygun üretilip üretilmediği ve ileri sürülen uygunsuzluğun üretim hatasından mı yoksa iş sahibinin üreticiye bildirmediği kullanım koşullarından mı kaynaklandığı belirlenmelidir. Çelik plaka ürünlerin mekanik davranışları; malzeme cinsi, sac kalınlığı, delik çapı, deliklerin yerleşimi, delikler arasındaki mesafe ve uygulanan kuvvetler gibi birçok teknik değişkene bağlıdır. Ürünün hangi ortamda, ne şekilde ve hangi mekanik zorlamalara maruz kalarak kullanılacağı, üretim yönteminin ve teknik özelliklerin belirlenmesinde etkili olabilir. İş sahibinin bu koşulları üreticiye bildirmemesi, ürünün kullanım amacına uygunluğunun değerlendirilmesinde dikkate alınmalıdır. Somut olayda davacı tarafından davalı üreticiye yalnızca belirli ölçülerde ve delik özelliklerinde çelik plaka üretimi sipariş edildiği, davacı tarafından üretime onay verildiği davalı tarafından ayrıca belirli bir esneme kapasitesi veya mekanik performans taahhüt edildiği hususu davacı tarafından ispatlanamadığı anlaşılmaktadır. Bununla birlikte üreticinin, sözleşmenin niteliği ve mesleki uzmanlığı gereği ürünün kullanım amacını araştırma veya teknik riskler konusunda iş sahibini uyarma yükümlülüğü bulunup bulunmadığı değerlendirilmesinde 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 470 ve devamı maddeleri uyarınca yüklenicinin sorumluluğu, üstlendiği edimin kapsamına ve sözleşmeye uygun ifasına göre belirlenir. İş sahibi tarafından ürünün kullanılacağı yer, maruz kalacağı mekanik kuvvetler ve gerekli esneme kapasitesi bildirilmediği, dolayısı ile üretici davalı tarafından kendisine bildirilen teknik özelliklere uygun imalat gerçekleştirdiği ve havşa deliği işleminin davalı tarafından yapılamayacağının davacı tarafa bildirildiği sunulan whatsapp yazışmaları ve dinlenen tanık beyanı ile sabittir. Türk Borçlar Kanunu’nun 471 ve 472. maddeleri uyarınca yüklenicinin özen ve gerekli hâllerde uyarı yükümlülüğü bulunmaktadır. Ancak bu yükümlülüğün kapsamı, yüklenicinin uzmanlığı ve somut olayda kendisinden beklenebilecek teknik değerlendirmeler çerçevesinde belirlenmesi gerektiği , davalı tarafın davacının el çizimindeki geometrik hatayı fark ederek imalat öncesinde davacıyı uyarmaması nedeniyle bilirkişi raporunda davalı tarafın aydınlatma ve ihbar yükümlülüğünü yerine getirmediğinden tarafların müterafik kusurlu olduğu belirtilmiş ise de; davacı tarafından ürünün kullanım koşullarının üreticiye açıklanmamış olması nedeniyle üreticinin bunları makul olarak öngörmesinin beklenemez. Davacı iş sahibinin, sipariş edilen delik yapısının bilinen kullanım amacına uygun olmadığını fark etmesine rağmen gerekli uyarıyı yaptığını ispatlayamadığı, davalı tarafından davacı yanca gönderilen resim ve ölçülere göre projenin hazırlandığı ,davacı tarafın üretim onayını verdiği, iş sahibinin kullanım yerini, ürünün maruz kalacağı mekanik koşulları ve kapasitesini üreticiye bildirmemiş olması nedeniyle davacı taraf kusurlu kabul edilmiştir. Davalı tarafından; davacı yanca sipariş edilen ve üretimine onay verilen teknik özelliklere uygun olarak imal edilmiş çelik plakaların, üreticiye bildirilmeyen özel kullanım koşulları nedeniyle kullanılamaması tek başına üreticinin kusurlu veya ayıplı imalat gerçekleştirdiği olarak kabul edilemeyeceği , çelik plakaların siparişe uygun imalatının davalı tarafından yapıldığı davacı tarafa teslime hazır olduğu, dolayısı ile üreticinin ayıptan sorumlu tutulamayacağı anlaşıldığından ürünlerin ayıplı olduğu iddiası ile sözleşmeden dönülmesi ile davalı tarafa ödenen satış bedelinin iadesi istemine ilişkin açılan davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenler ile ; 1-Davanın REDDİNE, 2-Alınması gereken 732,00 TL peşin harçtan, başlangıçta peşin olarak yatırılan 615,40 TL harcın mahsubu ile eksik 116,60-TL TL harcın davacıdan tahsili ile Hazine'ye irat kaydına, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığı anlaşıldığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 6-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve taktir olunan 20.296,64 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, 7- 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m.18/A gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 4.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 8-Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı HMK'nın 341. Maddesi gereğince miktar itibari ile KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.07/10/2026
Katip ... E-İMZA
Hakim ... E-İMZA