Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1855 E. 2026/1861 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/1855
- Karar No
- 2026/1861
- Karar Tarihi
T.C. DİYARBAKIR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/1855 KARAR NO : 2026/1861
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : DİYARBAKIR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit (Abone Sözleşmesi) İSTİNAF KARAR TARİHİ : 02/10/2026
Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonunda ilk derece mahkemesince verilen ve yukarıda tarih ve numarası gösterilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmakla; dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: A) DAVACININ İDDİASI VE İSTEMİ: Davacı vekili dava dilekçesinde;Müvekkilinin ... tesisat nolu abonenin sahibi olduğunu, söz konusu abonenin bulunduğu "..." isimli iş yerini işlettiğini, müvekkilinin kaçak elektrik kullanmamasına rağmen davalı kurum tarafından kaçak elektrik cezası tahakkuk edildiğini,... tarihli ... fatura nosu üzerinden düzenlenmiş ... TL. bedelli faturanın iptalini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik ... TL. borçlu olunmadığının tespitini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. B) DAVALI CEVAP DİLEKÇESİNİN ÖZETİ : Davalı vekili cevap dilekçesinde; Husumet, derdeslik, zamanaşımı, hak düşürücü süre, görev ve yetki itirazlarının bulunduğunu, davacının dava dilekçesi hukuki dayanaktan yoksun olduğu gibi sayın mahkemeyi yanıltmaya yönelik ifadelerle dolu olduğunu, müvekkili şirketten celp edilecek olan belgelerden anlaşılacağı üzere davacının sayaca şok müdahalesi uygulayarak kaçak elektrik kullandığı tespit edildiğini, hal böyle iken kaçak elektrik tüketimi nedeniyle kendisine tahakkuk ettirilen kaçak tahakkuku ile ek tahakkuk bedelleri yönünden davacı tarafından dava açılmış olması davacının kötü niyetli olduğunu, mevcut borç ödenmeden elektriğin ihtiyati tedbir yolu ile bağlanması, borcun tahsilini çok zorlaştıracağından ve davalıya yeni maliyetler getireceğinden, davalı şirket için büyük zararlar doğurabileceğini, davacı tarafından haksız ve hukuka aykırı olarak açılan davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. C) İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... tarihli, ... esas, ... karar sayılı kararıyla;"...Dava, kaçak elektrik tüketiminden kaynaklı menfi tespit istemine ilişkindir. Mahkememizin ... tarihli celse uyarınca davacı şirkette kaçak elektirik kullanılıp kullanılmadığı, buna dair davalı tarafından usulüne uygun kaçak elektrik tutanağı düzenlenip düzenlenmediği, kaçak elektrik kullanıldığının tespiti halinde tahakkuk ettirilen borcun yerinde olup olmadığı ve davaya konu edilen faturanın usulüne uygun düzenlenip düzenlenmediğinin tespiti amacıyla dosyanın bilirkişiye tevdine karar verilmiş olup, bilirkişi tarafından sunulan ... tarihli rapora göre; S.M.Mali müşavir bilirkişisi yönünden sonuç olarak : Değerlendirme bölümünde detaylı olarak açıklanan nedenlerle, yapılan kaçak elektrik kullanımı tespitinin, Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği Madde 42-(1) c) bendi kapsamında ve geçerli olduğu; tespite ilişkin görüntülerin kayıt altına alındığı görüldüğünden Madde 43-(3) ve (7)'ye uygun olarak düzenlendiği ... tesisat numaralı aboneye ... tarihinde düzenlenen ... seri numaralı Kaçak/Usulsüz Elektrik Kullanımı Tespit Tutanağının geçerli olduğu, yapılan hesaplama doğrultusunda toplam kaçak elektrik tüketim bedelinin; tüm yasal vergiler ve KDV dâhil, gecikme cezası hariç, ... TL olarak tahakkuk edilmesi gerektiği, davalı tarafından, yapılan tespite istinaden tutulan tutanağa bağlı olarak düzenlenen ... tarihli ... numaralı ... TL tutarında kaçak elektrik tüketim faturasının kWh cinsinden doğru olarak hesaplandığı ancak TL cinsinden ... TL daha fazla hesaplandığı, hesaplamadaki az miktardaki farkın nedeninin, tüketim zaman diliminin uzun olması, elektrik birim fiyatlarının bu süreler içinde zamlanarak değişmesi nedeniyle, yapılan ortalama birim fiyat hesaplamasından kaynaklı olarak daha yüksek hesaplanmış olabileceğinin belirtilmiş olduğu anlaşmıştır. Öncelikle her ne kadar husumet, derdeslik, zamanaşımı, hakdüşürücü süre, görev ve yetki itirazlarının olduğunu, arabuluculuk yoluna başvuru yapılmadan dava açıldığı belirtilerek itirazda bulunulmuş ise de; davaya konu uyuşmazlığın kaçak kullanımdan kaynaklanmasının ve uyuşmazlığın taraflarına ilişkin olması nedeniyle davalı vekilinin husumet itirazının, aynı hususta açılmış ve görülen başka bir dava olmadığı anlaşılmakla derdestlik itirazının, davacının tüzel kişi tacir olması nedeniyle göreve yönelik itirazın, davanın menfi tespit davası olması nedeniyle hak düşürücü süreye yönelik itirazın, usulüne uygun yapılmış bir yetki itirazı bulunmadığı anlaşıldığından yetki itirazının reddine, arabuluculuğa başvurmadan iş bu davanın açıldığı belirtilmiş ise de davacı tarafından dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulduğu ve davacı tarafından usulüne uygun arabuluculuk tutanağı sunulduğu anlaşıldığından bu hususta itirazın reddine karar verilmiştir. Mahkememizce yapılan değerlendirmede; dava konusu tesisat hakkında hazırlanan kaçak kayıt dökümlerinde kaçağa konu husus olan "abonenin sayaca şok cihazı ile müdahale ederek sayacı devre dışı bırakması" nedeni ile mevzuat gereği kaçak kullanım kapsamına girdiği, usulüne uygun düzenlenen bir kaçak tespit tutanağının bulunduğu, bilirkişinin iptali talep edilen faturaların ne kadar olması gerektiğine dair sunulan ... tarihli teknik raporun hükme esas alındığı, davalı tarafından söz konusu kaçak kullanım nedeniyle düzenlenen faturaların, yapılan hesaplama uyarınca davacının sorumlu olduğu tutarın bilirkişi raporunda da belirlendiği üzere; davanın kısmen kabul kısmen reddi ile; davacı .... adına kayıtlı ... tesisat numaralı aboneliğine ilişkin ... tarihli ve ... seri numaralı Kaçak Elektrik tutanağı nedeniyle; ... tahakkuk tarihli ... numaralı ... TL tutarında bedelli faturaya konu edilen kaçak tahakkuk bedelinin ... TL'sinden davalı ...'a borçlu olmadığının tespitine, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine,..."şeklinde karar verilmiştir. D) İSTİNAF SEBEPLERİ : Hükme karşı taraf vekillerince süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davacı vekili istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesinde; Yerel mahkemenin verdiği kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, eksikliklerin tamamlanmadan ve geçersiz bilirkişi raporlarına dayanarak karar verildiğini, müvekkil şirketin adına kayıtlı "..." isimli iş yerine ait elektrik sayacının, iş yerinin yaklaşık 400 metre uzağında başkaca iş yerlerinin elektrik sayaçları ile birlikte davalı şirket tarafından kilitlenmek suretiyle güvenliği sağlanabilecekken açık bir şekilde ve bir duvar dibine konulmuş pano içinde bulunduğunu, [ADRES GİZLENDİ]tan geçen şahsın bile müdahale edebileceği bir yerde konumlandırıldığını, bu anlamda sayaca şok uygulandığı iddiasını içeren video kaydının dosya açısından dikkate alınmasının mümkün olmadığını, videoda bahsi geçen şokun ne anlama geldiği ve nasıl uygulandığı hususlarında raporda denetime elverişli bir açıklama bulunmadığını, Toplu Konut İdaresi Başkanlığı mülkiyetindeki toplam 69 iş yeri için imzalanan kira sözleşmesinin kaba inşaat şeklinde teslim edilen yerler için düzenlendiğini ve projenin devlet kurumları koordinasyonunda yürütüldüğünü, nitekim bu kurumların kararları doğrultusunda kazançlar kiraları karşılamaktan uzak olduğundan iş yerlerinden kira alımının sistem oturtuluncaya kadar ötelenmiş olduğunu, tam anlamda faaliyete geçmemiş bu iş yerlerinin elektrik sarfiyatları da az olduğundan davalı şirketin düzenli faturalandırma yapmadığını, davaya konu ... tarihli ... numaralı ... TL'lik faturada ilk okuma tarihinin ... ve son okuma tarihinin ... olarak gösterilmek suretiyle 290 günlük kesintisiz tahakkuk yapıldığını, ancak son ödeme tarihinin ... olduğu ve bu döneme giren ... tarihli ... TL ile ... tarihli ... TL'lik iki faturanın müvekkil şirket tarafından ödenmiş olmasına rağmen bilirkişi raporunda bu ödemelerin mahsup edilmediğini, davalı şirketin ... tarihli kaçak elektrik tutanağına rağmen 2,5 ay boyunca işlem yapmadığını, faturaya yansıyan verilerin 08/05/2014 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği'nin 26, 28 ve 29. maddelerine uygun olmadığını, iş yerindeki priz ve ampul sayısı gibi elektrik tüketen cihazlar tespit edilmeden ve keşif yapılmadan rapor hazırlandığını, bu hususlara ilişkin [KİŞİ ADI] 13. Hukuk Dairesi'nin 17/01/2024 tarihli, 2022/1589 Esas ve 2024/60 Karar sayılı emsal kararının dikkate alınarak Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas ve ... Karar numaralı kararının ortadan kaldırılması gerektiği gerektiğini, Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas ... Karar nolu kararının ortadan kaldırılmasını talep ettiği görülmüştür. Davalı vekili istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesinde; Yerel mahkemenin verdiği kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının dilekçesinde ileri sürdüğü hususların hukuki dayanaktan yoksun bulunduğunu, davacının kaçak elektrik kullanmış olduğunun kaçak elektrik kullanım tutanağıyla sabit olduğunu, davacı tarafa tahakkuk edilen miktar açık ve belirli olmasına rağmen davacı tarafça davanın kısmi dava olarak ikame edilmesinin hukuka aykırı olduğunu ve davanın tüm miktar üzerinden açılması gerektiğini, davacının bu şekilde hakkı kötüye kullanarak dürüstlük kuralına aykırı hareket ettiğini, dava miktarı belirli veya belirlenebilir ise kısmi dava olarak ikame edilemeyeceğini, sayın mahkemece verilen kararın gerekçe kısmında dile getirilen hususlara bakıldığında aslında hiçbir gerekçenin bulunmadığını ve sadece bilirkişi raporunun karara dayanak olarak alındığını, bilirkişi raporunda dile getirilen hususların olduğu gibi gerekçe kısmına yazıldığını, oysaki yargılama aşamasında söz konusu bilirkişi raporunun usul ve yasaya aykırı olduğunu, hüküm kurmaya elverişli olmadığını ve dolayısıyla karara dayanak teşkil edemeyeceğini yazılı olarak dile getirdiklerini, dava dosyasının yeni bir üçlü bilirkişi kuruluna tevdii edilerek yeni bir bilirkişi raporunun düzenlenmesinin sağlanması gerektiğini ancak sayın mahkemenin bu hususu dikkate almadığını, dosyaya sunulan bilirkişi raporunun bilimsel gerçeklikten uzak ve varsayım üzerine kurulduğunu, bu tür açılan davalarda konunun teknik ve uzmanlık gerektirmesi nedeniyle uzman bilirkişi heyetinden rapor aldırılıp bu şekilde karar verilmesi gerektiğini, ilgili emsal yüksek mahkeme kararlarında kaçak elektrik tespit tutanaklarının aksi ispatlanıncaya kadar geçerli resmi evrak niteliğinde olduğunu, açıklanan bu bilgi ve belgelerden anlaşılacağı üzere somut davada davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını ve açılan davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmiş olmasının hatalı olduğunu belirterek ... tarihli usul ve yasaya aykırı yerel mahkeme kararının bozulması, icranın geri bırakılması kararı verilmesi, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür. E) DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, kaçak elektrik kullanımına dayalı tahakkuk ettirilen borçtan dolayı menfi tespit isteminden ibarettir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi uyarınca, istinaf sebepleri ile sınırlı olarak, istinaf kanun yoluna başvuran tarafın sıfatı gözetilerek, kamu düzenine aykırılık teşkil eden ve bu nedenle resen gözetilmesi gereken hususlar değerlendirilerek yapılan incelemede; Davacı vekili, müvekkilinin kaçak elektrik kullanmamasına rağmen davalı tarafça kaçak elektrik kullanıldığından bahisle tahakkuk edilen faturadan dolayı menfi tespit talebinde bulunduğu, davalı vekilinin ise, davacının kaçak elektrik kullandığını yapılan tahakkukların usulüne uygun olduğunu beyanla davanın reddini savunduğu, Mahkemece, kaçak elektrik tutanağının usulüne uygun düzenlendiğinin tespiti ve bilirkişi raporu tarafından yapılan hesaplama ve ıslah doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup karara karşı taraflarca istinaf yoluna başvurulmuştur. Davacı vekilinin istinaf talebi yönünden yapılan inceleme: Davacının ... tesisat numaralı ticarethane aboneliği bulunmaktadır. Davalı ..., tarafından ... tarihli ... seri numaralı kaçak elektrik kullanım tespit tutanağı ile “Yapılan kontrolde sayaca şok cihazı ile müdahale ederek kaçak kullandığı tespit edilmiştir. Genel kontrol amaçlı aboneye gidildi. Abonenin sayaca şok cihazı ile müdahale ederek sayacı devre dışı bıraktığı tespit edildi. Abone engelinden dolayı sayaç değişimine izin verilmedi. Video kurumu yüklendi. Faaliyet ... Tatlıcı" şeklinde tespiti yapılmıştır. Davalı ..., dava konusu kaçak tahakkukunu, Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği'nin 42/1-c maddesine dayandırmış, ... muta numaralı kaçak kayıt dökümü ile ...-... tarihlerini kapsar 290 gün kaçak, ...-... tarihlerin kapsar 200 gün eksik tüketim yapıldığı kabul edilerek, davacı hakkında ... TL kaçak elektrik bedeli hesaplamış ve borç tahakkuku yapmıştır. Kaçak elektrik tespit tutanağının, bir özel hukuk tüzel kişisi olduğu tartışmasız olan davalı şirkette hizmet akdiyle çalışan görevliler tarafından düzenlenmiş olduğu gözetildiğinde, HMK’nın 204/2.maddesinde hüküm altına alınan belgelerden olmadığı tartışmasızdır. Eş söyleyişle, kaçak elektrik tutanağı, aksi sabit oluncaya kadar geçerli belgelerden değildir. (Yargıtay 3.HD, 21/10/2021 tarihli ve 2021/4894 E., 2021/10580 K.) Diğer taraftan, davacının kaçak elektrik kullandığı yönündeki tespit tutanağına dayanılarak yapılan tahakkuk ve faturadan borçlu olmadığının tespiti ve istirdada yönelik açılan davada, ispat yükü davalı şirkete aittir. Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği'nin 43. maddesinin (5). ve (7). fıkraları gereği Kaçak elektrik enerjisi tüketiminin tespitinde, ilgili tüzel kişi tespitinin doğru bulgu ve belgelere dayandırılması ve tüketici haklarının ihlal edilmemesi esastır. Kaçak işleminin başlatılması için bu sürecin sonunda kaçak elektrik enerjisi kullanımının tespit edilmesi ve kullanım yerini içerecek şekilde fotoğraflandırma yapılması / görüntü alınması yöntemiyle kaçak elektrik kullanıldığı hususunun faz kablolarından çekilen akımın ölçüldüğü halde sayacın ekran görüntüsünün olmadığı, aktif halde olmadığı ve tüketim kaydetmediği (şok müdahalesi ile) sayaç üzerinde kayda alınan video görüntüler ile sabit olup, kaçak elektrik tespit tutanağı yönetmelik hükümlerine göre değerlendirildiğinde; dava konusu ticarethane aboneliğinin olduğu, denetime elverişli ve gerekçeli olarak hazırlanan bilirkişi raporuna göre, "Davalı çalışanları tarafından düzenlenen ... tarihli ve ... seri numaralı Kaçak/Usulsüz Elektrik Kullanımı Tespit Tutanağında, davacı adına kayıtlı ... tesisat numaralı abonenin, sayaca şok cihazı ile müdahale ederek sayacın (Şok müdahalesi ile) devre dışı bırakılması suretiyle kaçak elektrik kullandığının tespit edildiği, kaçak tespitine ait görüntülerin incelenmesi neticesinde faz kablolarından çekilen akımın ölçüldüğü halde sayacın ekran görüntüsünün olmadığı, aktif halde bulunmadığı ve tüketim kaydetmediğinin görüldüğünü, yapılan kaçak elektrik kullanımı tespitinin, Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği Madde 42-(1) c) bendi kapsamında düzenlendiği ve tespite ilişkin görüntülerin kayıt altına alındığı görüldüğünden Madde 43-(3) ve (7)'ye uygun olarak düzenlendiği, tespitin doğru ve geçerli olduğu anlaşılmıştır. Buna göre, kaçak elektrik tahakkukunun Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliğinin 7. Bölümünde yer alan maddeler kapsamında hesaplama yapılmış ise de, bilirkişi raporunda 270 gün ek tüketim (normal tüketim) bedelinin hesaplamaya dahil edilebilmesi için kaçak elektriğin kullanılmaya başlandığı tarihinde tespit edilmiş olması gerekir. Davacı sayacının son endeks okuma tarihi tek başına kaçak elektrik kullanım tarihinin başlangıcı değildir. Kaçak elektrik kullanılmaya başlanılan tarihin açıkça tespit edilmesi ve tutanak tarihinde yürürlükte bulunan yönetmeliğin 45/1-c maddesi gereğince kaçak elektrik kullanım süresininin 90 günü geçtiğinin tespit edilmesi halinde ek tüketim hesabının yapılması gerektiği dikkate alınarak, dosyanın bilirkişiye tevdii ile denetime elverişli ve gerekçeli olacak şekilde kaçak elektrik kullanım tarihinin tespit edilmesi ve buna göre kaçak elektrik tüketimi gününün tespiti ile tutanak tarihindeki yönetmeliğe kaçak tüketim ve ek tüketim hesabının yapılması için ek rapor alınması gerekir iken İlk Derece Mahkemesince belirtilen yönlerden eksik inceleme ile hüküm kurulmuş olduğu anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile, yeniden yargılama yapılmak üzere kararın kaldırılmasına ve mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir. Davalı vekilinin istinaf talebi yönünden yapılan inceleme: 6100 sayılı HMK'nun "İstinaf yoluna başvurulabilen kararlar" başlıklı 341.maddesinin (2) no'lu bendinde, miktar ve değeri binbeşyüz Türk Lirasını geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararların kesin olduğu belirtilmiş, 02.12.2016 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 24.11.2016 tarihli 6763 sayılı "Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 41. Madddesi ile de, maddede yer alan " bin beşyüz" ibaresi, "üçbin" şeklinde değiştirilmek suretiyle, söz konusu kesinlik sınırı üçbin Türk Lirasına çıkarılmış ve her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, bu miktarın Maliye Bakanlığınca her yıl için tespit ve ilan edilecek yeniden değerleme oranında artırılması kabul edilmiştir. Öte yandan, 6763 sayılı Kanun'un 44. Maddesi ile 6100 sayılı HMK'na eklenen Ek madde 1/2 gereğince, HMK'nun 341. Maddesinde düzenlenen kesinlik sınırının uygulanmasında, hükmün verildiği tarihteki miktarın esas alınacağı öngörülmüş olduğundan, 6763 sayılı Kanun değişikliği ile yapılan parasal sınırlar, ancak söz konusu Kanun'un yürürlüğe girdiği 02.12.2016 tarihi ve sonrasında (2017 takvim yılı başına kadar) verilen ilk derece mahkemesine ait kararlar yönünden esas alınabilecektir. Buna göre, Asliye Hukuk Mahkemeleri yönünden kesinlik sınırı, ilk derece mahkemesine ait karar tarihi, 02.12.2016 tarihinden önce ise 1.500,00 TL, 02.12.2016 tarihi ve sonrasında ise, (2017 takvim yılı başına kadar) 3.000,00 TL, 01.01.2017 ve sonrasında ise (2018 takvim yılı başına kadar) 3.110,00 TL, 01.01.2018 ve sonrasında ise (2019 takvim yılı başına kadar) 3.560,00-TL, 01.01.2019 ve sonrasında ise (2020 takvim yılı başına kadar) 4.400,00 TL, 01.01.2020 ve sonrasında ise (2021 takvim yılı başına kadar) 5.390,00 TL, 01.01.2021 ve ise (2022 takvim yılı başına kadar) 5.880,00 TL, 01/01/2022 ve sonrası ise (2023 takvim yılı başına kadar) 8.000,00 TL, 01/01/2023 ve sonrası ise 17.830 TL olarak uygulanacaktır. Somut olayda, davanın kabul edilen kısmı ... TL olup, karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı kapsamında kaldığı anlaşıldığından HMK'nın 341/2. maddesi gereğince, davalının istinaf kanun yoluna başvurma hakkı bulunmamaktadır. Bu nedenle, aynı Kanun'un 352. maddesi gereğince miktar itibarıyla kesin olan karara ilişkin davalı vekilinin istinaf dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Yukarıda açıklanan nedenler ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davalı vekilinin istinaf dilekçesinin HMK'nın 341/2 ve 352/1-b maddeleri gereğince miktar itibarıyla reddine, davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile; davanın esasına ilişkin ilk derece mahkemesi kararı eksik inceleme nedeniyle verilmiş olduğundan HMK 353/1-a.b maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak dosyanın mahkemesine gönderilmesine, dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 341/2 ve 352/1-b maddeleri gereğince MİKTAR İTİBARIYLA REDDİNE, 2-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile istinaf incelemesine konu ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 353/1-a-6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 3-Davanın yeniden görülmesi için dava dosyasının mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Davacı ve davalı tarafından yatırılan peşin istinaf karar ve ilam harcının istek halinde İADESİNE, 5-Davalı tarafından yatırılan peşin istinaf karar ve ilam harcının istek halinde İADESİNE, 6-Taraflar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 7-Dairemiz kararının taraflara tebliğinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,