Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/396 E. 2026/1783 K. – Menfi Tespit
Konu: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/396
- Karar No
- 2026/1783
- Karar Tarihi
- Konu
- Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/396
KARAR NO : 2026/1783
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: (KAPATILAN)İSTANBUL ANADOLU 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 29/09/2022
NUMARASI : 2018/1013 Esas - 2022/580 Karar
DAVA: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 01/10/2026
Taraflar arasındaki Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı ile Davalı tarafın 08.08.2018 tarihinde ... Satış Sözleşmesi ve Sipariş Formunu imzaladıklarını, iş bu sözleşmeye istinaden davalı tarafın 800 m3 hazır betonu alıcının talebine uygun şekilde hazırlayarak teslim edeceğini, buna karşılık Davacıda 25.02.2019 tarihinde 135.000 TL çek bedeli ile ödemenin yapacağını, davacı tarafın edimini yerine getirerek ... A.Ş. ... Çarşı Şubesine ait 25.02.2019 tarihli 135.000 TL bedelli ve ... No' lu bir adet çeki davalı tarafa teslim ettiğini, davalı tarafın imalatı durdurduğu gerekçesi ile 800 m3 hazır betonu davacıya teslim etmemiş olduğunu, davacı tarafın davalı taraf ile iletişime geçerek ibraz etmiş olduğu çekin iadesini istemiş ise de davalı tarafın imalatın bu aşamada durduğunu hazır betonu teslim edemediklerini, bahse konu çeki de bu aşamada iade edemediklerini söylediklerini, yazılı nedenlerle davalarının kabulü ile, davacı tarafından davalı tarafa verilen ... A.Ş. ... Çarşı Şubesine ait 25.02.2019 tarihli, 135.000 TL bedelli ve ... No' lu bir adet çekin iptaline, ilgili çekin 3. Şahısların eline geçmesi halinde tahsiline mahal vermemek amacıyla öncelikle ... A.Ş. ... Çarşı Şubesine ait 25.02.2019 tarihli, 135.000 TL bedelli ve ... No' lu bir adet için de tedbiren ödeme yasağı konulmasına, davacının davalı tarafa borçlu olmadığının tespitine, davalı aleyhinde kötü niyet tazminatı tayinine, tüm yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP :Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;Mahkememizin 11.01.2019 tarihli ara kararı uyarınca her ne kadar ilgili çeke ödeme yasağı konulması hususunda ihtiyati tedbir kararı verilmiş ise de müvekkili şirketin konkordato sürecinde olduğunu ve müvekkil şirket aleyhine ihtiyati tedbir kararı verilmesinin mümkün olmadığını, davacının dava dilekçesi ile ikame etmiş olduğu davanın çek iptali davası olduğunu belirtmiş ve dava dilekçesinin netice ve talep kısmında müvekkil şirkete beton alım satım sözleşmesi uyarınca vermiş olduğunu iddia ettiği çekin iptalini talep ettiğini, ancak Yüksek Mahkeme içtihatları doğrultusunda çek hesabı sahibinin çek iptali davası açamayacağının sabit olduğunu, İhtiyati tedbir kararının kaldırılmasına, davanın tümüyle reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep edilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "..Somut olayda dava konusu çekte keşidecinin davacı ..., muhatap bankanın ..., Lehtarın davalı .... A.Ş olduğu görülmektedir. Bu yönüyle huzurdaki davaya konu çekte ciro silsilesinde bir kopukluk olmadığı ve çekin TTK hükümleri nezdinde geçerli olduğu anlaşılmıştır.Davalı Şirket Ticari Defter ve Kayıtları üzerinde yapılan inceleme sonucunda Talimat Mahkemesince aldırılan bilirkişinin 03/01/2022 tarihinde verdiği raporda, "Davalının defter kayıtlarının usulüne uygun tutulduğu, anlaşılabilir ve denetlenebilir olduğu... davacının davalıya dava konusu ettiği çekten dolayı borçlu olmadığı..." yönünde tespitlerde bulunduğu görülmüştür.Sonuç olarak, dava İİK 72 maddesine göre icra takibinden önce açılan menfi tespit davası niteliğinde olup, menfi tespit davasında ispat yükünün, kural olarak davalı alacaklıya düştüğü, ancak alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğu yönünde iddia varsa ispat yükünün, davacıya (borçluya) ait olduğu, iş bu davada davacı (borçlunun) davaya konu senedin karşılıksız olduğu yönünde iddiasının olduğu, bedelsizlik bir kişisel def’i olduğundan düzenleyen tarafından kural olarak ancak senet lehtarına karşı ileri sürülebileceği, davanın özünde de davacının düzenleyen davalının senet lehtarı olduğunun anlaşıldığı, tarafların bilirkişi marifetiyle incelenen ticari defter ve kayıtlarından (özellikle davalı şirket ticari defter ve kayıtlarından) davacının davalıya dava konusu ettiği çekten dolayı borçlu olmadığının açıkça ortaya konulduğu, bu haliyle davacının davalıya yönelik borçlu olmadığına ilişkin davasını ispatladığı anlaşılmakla aşağıdaki gibi karar hüküm kurulmuştur.Her ne kadar davacı yan kötü niyet tazminat talebinde bulunmuş ise de talebinin yerinde olmadığı anlaşılmakla icra inkar tazminat talebinin reddine karar verilmiştir. Zira benzer konuya ilişkin Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2012/10241 e ve 2012/15096 karar sayılı ilamında;" Genel haciz yoluyla ilamsız takibe süresinde yapılan itiraz üzerine takip durur. (İİK.m.66).Takibin dayanağı belge itirazın kesin kaldırılmasını (İİK.m.68, 68 a) sağlayan belgelerden ise borçlunun itirazdan sonra menfi tespit davası açmakta hukuki yararı vardır. Zira alacaklı itirazın tebliğinden itibaren 6 ay içinde icra mahkemesine başvurarak itirazın kesin kaldırılmasını sağlayabilir. Bu durumda borçlunun mallarının haczedilmesi ve satılması tehlikesi bulunmaktadır. Borçlunun bu durumda açtığı menfi tespit davasını kazanması halinde lehine %40 tazminata karar verilmemelidir. İİK.nun 72/5.maddesine göre borçlu yararına tazminata hükmedilmek için borçluya menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötüniyetli olması gerekir. Oysa itirazla takip durduğuna göre borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan bir takibin mevcut olduğu kabul edilemez." şeklinde tespit ve değerlendirmelerde bulunulduğu, davaya konu menfi tespit davasının takipten önce açılan menfi tespit davası olduğu, bu haliyle davacının kötü niyet tazminatına hak kazanmadığı anlaşılmakla davacının davasının kabulü ile ... A.Ş... Şubesine ait 25/02/2019 tarihli, 135.000 TL bedelli, ... nolu çekten kaynaklı davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, İİK 72/4 md. Kapsamında talep edilen kötü niyet tazminatının yasal şartları oluşmadığı anlaşılmakla davacının bu yöndeki talebinin reddine" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkil şirket .... A.Ş. hakkında Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/179 Esas sayılı dosyası kapsamında iflas kararı verildiğini, Gebze 4. İcra Müdürlüğü'nün 2019/20 iflas sayılı dosyası açıldığını, İİK m.194 gereğince iflas kararından itibaren ikinci alacaklılar toplantısından on gün sonraya kadar işbu davanın durması gerekirken yargılamaya o aşamada devam edildiğini, her ne kadar istinaf kararıyla müvekkil şirket hakkındaki iflas kararı kaldırılmış olsa da yargılama devam ederken verilen iflas kararı gereği, İİK m.194 gereğince iflas kararından itibaren ikinci alacaklılar toplantısından on gün sonraya kadar yargılamanın durması gerekirken yargılamaya devam edilmesinin usul ve yasalara aykırı olduğunu, müvekkil şirket ile davacı şirket arasında 08.08.2018 tarihinde ... Sözleşmesi ikame edildiğini, bu sözleşme gereği 800 m³ hazır beton teslimi için müvekkil şirket 25.02.2019 keşide tarihli, 135.000 TL bedelli çeki davacı şirketten teslim aldığını, müvekkil şirketin sözleşmeye uygun hareket ettiğini ve ediminin tamamını yerine getirdiğini, her ne kadar davacı tarafından satın alınan ancak teslim alınamayan ürün neticesinde maddi zararlar meydana geldiği iddia edilse bu hususların gerçek dışı olduğunu, müvekkil şirketin sözleşmede belirtilen tüm şartlara uygun şekilde beton teslim edimini yerine getirdiğini, davacı yanın defterlerinin kapanış tasdiklerinin bulunmadığı tespit edildiğini, mahkemece dikkate alınmaması gerektiğini, kendi defterlerinin de bilirkişi tarafından incelenerek davacının davalıya borçlu olmadığı tespit edilmişse de işbu bilirkişi raporuna yaptıkları itirazlar baki kalmak kaydıyla ve davacının taraflarına borçlu olmadığını kabul anlamına gelmemekle birlikte davacı tarafın, dilekçelerinde delil olarak münhasıran müvekkil şirket defterlerine dayanmış olmadığından tek başına müvekkil şirketin ticari defterleri göz önüne alınarak hüküm kurulmasının hatalı olacağını, davacının ticari defterlerinin usulüne uygun tutulmadığı gözetildiğinde davacının iddialarını delillendiremediğini beyanla verilen kararın usul ve yasaya aykırı olup, istinaf incelemesi sonucu bu kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE:Dava, davaya konu çek nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti(menfi tespit) istemine ilişkindir .
İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
Dosya kapsamına sunulan bilgi ve belgelerden, taraflar arasında 08.08.2018 tarihli beton satış sözleşmesi akdedildiği, bu sözleşmede davalıya ödemenin 25.02.2019 tarihinde 135.000 TL olmak üzere vadeli çekle yapılacağının kararlaştırıldığı, bu ticari ilişki kapsamında ... A.Ş. ... Çarşı Şubesine ait ... No'lu 25.02.2019 tarihli 135.000 TL bedelli çekin davacı tarafından davalı lehine keşide edildiği, çekin bankaya ibrazında yetersiz bakiye olduğundan karşılıksız işlemi gördüğü, çek taahhüt bedelinin ödenmediği ve düzeltme hakkı kullanılmadığı anlaşılmaktadır.
Davacı tarafça, ticari ilişkiye istinaden davalıya 135.000 TL tutarında bir adet çek verildiği, davalının ise malı teslim etmediği iddiasıyla çeklerden dolayı borçlu olmadığının tespiti istemiyle eldeki dava açılmıştır.
Yargılama devam ederken davalı hakkında Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/179 Esas - 2019/732 Karar sayılı kararı ile 29.08.2019 tarihinde iflas kararı verilmiş, mahkemece yargılama sırasında iflas kararının kesinleşmesi ve ikinci alacaklılar toplantısından 10 gün sonraya kadar dosyanın bekletici mesele yapılmasına ilişkin ara karar kurulmuştur .
Kural olarak, İİK'nın 191. maddesi gereğince borçlunun iflas açıldıktan sonra masaya ait mallar üzerinde her türlü tasarrufu alacaklılara karşı hükümsüz olup, müflisin masa malları üzerindeki tasarruf yetkisi iflâs ile kısıtlandığından, aynı Kanun’un 226. maddesinde de masanın kanuni mümessilinin iflas idaresi olduğu hükmü kabul edilmiştir.İİK 194. maddesi; "Acele haller müstesna olmak üzere müflisin davacı ve davalı olduğu hukuk davaları durur ve ancak alacaklıların ikinci toplanmasından on gün sonra devam olunabilir. Bu hüküm şeref ve haysiyete tecavüzden, vücut üzerinde ika olunan zararlardan doğan tazminat davaları ile evlenme, ahvali şahsiye veya nafaka işlerine müteallik ihtilaflara, rehinin paraya çevrilmesi yoluyla takiplerle ilgili olarak açılmış olan hukuk davalarına tatbik olunmaz. Dava durduğu müddetçe zaman aşımı ve hakkı düşüren müddetler işlemez." şeklindedir.
Somut olaya dönüldüğünde davalı hakkındaki iflas kararının istinafı üzerine Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi'nin 03/02/2021 tarih, 2020/1688 Esas - 2021/202 Karar sayılı ilamı ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verildiği ; kaldırma kararı sonrası Gebze Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/164 esas ve 2021/395 karar sayılı ilamı ile davanın reddine karar verildiği ve iflasın kaldırılmasına ilişkin kararın Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edildiği gözetildiğinde mahkemece işin esasına girilmesinde usul ve yasaya aykırılık yoktur. Bu nedenle davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.
Menfi tespit (istirdat) davasında kural olarak, hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır. Borçlu bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmiş, ancak bu hukuki ilişkinin senette görülenden farklı bir ilişki olduğunu ileri sürmüşse bu kez, hukuki ilişkinin kendisinin ileri sürdüğü ilişki olduğunu ispat külfeti davacı borçluya düşmektedir. Zira davacı borçlu senedin bir hukuki ilişkiye dayanmadığını değil, başka bir hukuki ilişkiye dayandığını ileri sürmekte; temelde bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmektedir.
Bilindiği gibi kural olarak çek bir ödeme aracı olup, mevcut bir borcun tasfiyesi amacıyla verilmektedir. Çekin ödeme dışında başka bir amaçla (örneğin avans olarak) verildiğini iddiasının davacı tarafça (HMK’nın 200. maddesi gözetilerek) kesin delillerle ispatlanması gerekir.
İlk derece mahkemesince tarafların ticari defter ve kayıtlarının incelenmesine karar verilmiş, bilirkişi raporunda davacı ticari defterlerinin usulüne uygun tutulmadığı, davaya konu 1964805 çek numaralı 25.02.2019 tarihli çekin sipariş avansı olarak davalıya verildiğine dair yevmiye kaydı bulunduğu, davalıya ait 10377 nolu tahsilat makbuzu ile çekin davalıya teslim edildiği, davacının 01.01.2018 tarihli 'c30 pompalı beton' açıklamalı ... sayılı fatura ile 2.829,05 TL, 05.02.2018 tarihli '... beton' açıklamalı ... sayılı fatura ile 1.098,58 TL tutarında davalıdan ürün alındığı, iki faturadan kaynaklı borç/alacak olmadığı, 2019 yılında sözleşmeye istinaden ticari defterlere yansıyan ürün teslimatı tespit edilmediği, çekin ödenip ödenmediğine dair yevmiye kaydı tespiti yapılamadığı; davalı ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, davalı ticari defterlerinde davacının davalıdan alacağının olmadığı , davacının dava konusu ettiği çekten dolayı borçlu olmadığı, çekin ödendiğine dair bir kaydın olmadığı, davacıya, sipariş edilen malların teslim edildiğine dair bir kaydın olmadığı, davacıya ait çekin, davacıya iade edildiğine dair 25.02.2019 tarih ... nolu defter yevmiye kaydının olduğu fakat bu kaydın bir evraka dayanmadığı belirtilmiştir.
Keşideci ile lehtar arasında bir temel ilişkinin bulunması ve bu temel ilişkinin keşideci tarafından ispat edilmesi halinde şahsi def'ilerin lehtara karşı ileri sürülmesi mümkündür. Somut olayda keşideci olan davacı, çekin, lehtar olan davalı ile aralarındaki temel ilişki (08.08.2018 tarihli satış sözleşmesi) kapsamında verilen avans çeki olduğunu iddia etmiştir. Dosya kapsamına sunulan ... sözleşmesi ve sipariş formu ve çekin teslim edildiğine ilişkin davalıya ait tahsilat makbuzuna göre davaya konu çekin sözleşme kapsamında verildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda ispat yükü yer değiştirerek, davalı lehtarın, satım sözleşmesi uyarınca malın teslim edildiğini ispat etmesi gerekir. Davacının ticari defterleri usulüne uygun tutulmadığından lehine delil kabiliyetine haiz değilse de sözleşme konu hazır beton sözleşmesinin imzalanmasından sonra 2018 ve 2019 yılında davalı tarafından hazır beton teslimine ilişkin davacı defterlerinde aleyhine bir kayıt bulunmadığı gibi usulüne uygun tutulan davalı ticari defterlerinde davacıya sipariş edilen malların teslim edildiğine dair bir kaydın bulunmadığı gözetildiğinde davacının davalıya karşı bu çek nedeniyle borçlu bulunmadığı anlaşılmakla mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik yoktur.
HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 2.305,46 TL harcın, alınması gerekli olan 9.221,85 TL harçtan mahsubu ile bakiye 6.916,39 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 01/10/2026