Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/701 E. 2026/1719 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/701
Karar No
2026/1719
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2024/701 KARAR NO : 2026/1719

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 19.01.2024 NUMARASI : 2021/705 E. - 2024/47 K. DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit, İstirdat KARAR TARİHİ : 26.10.2026 KARAR YAZIM TARİHİ: 26.10.2026

İzmir 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin 19.01.2024 tarih 2021/705 E. - 2024/47 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili, İzmir 2. İcra Müdürlüğü'nün 2016/6875 E. sayılı icra dosyasında davalı tarafından müvekkili aleyhine 25.06.2015 tanzim ve 26.03.2016 vade tarihli, 64.000,00 TL bedelli bonoya dayalı olarak 46.468,82 TL alacak üzerinden icra takibi başlatıldığını, takibin kesinleştiğini, maaş haczi işlemi başlatıldığını, ancak bonodaki imzanın müvekkiline ait olmadığını iddia ederek, icra takibi nedeniyle davalıya borçlu olunmadığının tespiti ile takibin iptaline, %20'den az olmamak üzere kötüniyet tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili, 03.01.2024 tarihli dilekçesi ile, icra dosyasının müvekkili tarafından ödenmek zorunda kalınarak infazen kapatıldığını beyan ederek, davaya istirdat davası olarak devam edilmesini, davacının davalıya karşı borçlu olmadığının tespiti ile icra takibi sebebiyle davalıya ödenmiş olan 106.786,30 TL paranın avans faizi ile birlikte davalıdan istirdadına karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP : Davalı vekili, davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, takibe konu bonodaki imzanın davacının babası dava dışı ....'a ait olduğunu, davacının babasına 26.08.2013 tarihli vekaletname verdiğini, davacının yıllardır maaş kesintilerine itiraz etmediğini, bu aşamada menfi tespit davası açmasının samimiyetten yoksun olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalının 22.04.2016 tarihinde davacıya karşı 25.06.2015 tanzim ve 26.03.2016 vade tarihli 64.000,00 TL bedelli bonoya dayalı olarak, 40.000,00 TL bono bedeli, 330,82 TL faiz ve 138,00 TL komisyon olmak üzere toplam 46.468,82 TL alacak üzerinden kambiyo senetlerine özgü icra takibine başladığı, takibe borcun 07.09.2018-17.10.2023 tarihleri arasında 106.786,30 TL olarak davacıdan tahsil edilerek dosyanın infazen kapatıldığı, davacının takibe dayanak yapılan bonodaki keşideci imzasının kendisine ait olmadığını ve borcunun bulunmadığını beyan ettiği, bilirkişi raporunda takip konusu senet ön yüzündeki ödeyecek ".... -..." adına atılmış imzaların dava dışı ....’ın eli ürünü olduğu, inceleme konusu imzaların ve belgenin iğfal kabiliyetinin olduğu yönünde görüş bildirildiği; takibe konu bonoda davacı adına atılan imzanın dava dışı ....’ın eli ürünü olduğunun davalının da kabulünde olduğu, TBK'nın 504/3 maddesinde "Vekil, özel olarak yetkili kılınmadıkça dava açamaz, sulh olamaz, hakeme başvuramaz, iflas, iflasın ertelenmesi ve konkordato talep edemez, kambiyo taahhüdünde bulunamaz, bağışlama yapamaz, kefil olamaz, taşınmazı devredemez ve bir hak ile sınırlandıramaz " hükmünün bulunduğu, davacı tarafından dava dışı ....’a verilen vekaletnamede bono tanzimi konusunda özel yetkinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, İzmir 2. İcra Dairesi'nin 2016/6875 Esas sayılı icra takip dosyasında davacıdan tahsil edilen 106.786,30 TL'nin tahsil tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. Karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davalı vekili, takibe konu bonodaki imzanın, davacının babası ....'a ait olduğunu, davacının babasına vermiş olduğu Manisa 3. Noterliğinin 14257 yevmiye numaralı 26.08.2013 tarihli vekaletnamesi dolayısıyla imza yetkilisi ....tarafından bono imzalanarak müvekkiline verildiğini, davacının babası ....'a vermiş olduğu vekaletnamenin mal alıp satma kenar başlıklı 2. sayfasında vekilin "çekleri tahsile, imzalamaya, kırdırmaya" yetkisinin olduğunu, vekaletnamedeki çek imzalama yetkisinin çek keşide etmek olduğunu, çek kırdırmanın kırdırılacak yere o çekin cirolanması olduğunu, vekaletnamede verilen çek imzalama ve kırdırma yetkisinin bonoyu da kapsadığını, yerel mahkeme kararının gerekçe yönünden eksik olduğunu, mahkemece vekaletnamede çek imzalama çek kırdırma dışında açıkça bono imzalama, bono kırdırma kelimelerinin arandığını, söz konusu vekaletnamenin ticari hayatta herkes tarafından kullanılan nitelikte bir vekaletname olduğunu, bu tür vekaletnamelerde yetkinin çek imzalama ya da senet imzalama şeklinde verildiğini, davacının borcunu en başından beri bildiğini istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını talep etmiştir. GEREKÇE : Dava, icra takibine konu bono nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti ve takibin iptali istemiyle açılan davada, yargılama aşamasında borcun ödenmesi ve icra dosyasının kapatılması üzerine, yapılan ödemenin istirdadı istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Davacı tarafça, davalı tarafından davacı aleyhine icra takibine dayanak yapılan bono üzerindeki imzanın davacıya ait olmadığını iddia ederek, icra takibi nedeniyle davalıya borçlu olunmadığının tespiti ve takibin iptali talep edilmiş, yargılama sırasında icra dosyasının müvekkili tarafından ödenmek zorunda kalınarak infazen kapatıldığı belirtilerek davalıya ödenen tutarın avans faizi ile birlikte davalıdan istirdadı istenmiştir. Davalı, takibe konu bononun davacının verdiği vekaletnameye dayanarak davacının babası dava dışı Kader Koçak tarafından düzenlendiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı tarafından, Manisa 3. Noterliğinin 26.06.2013 tarihli 14257 yevmiye numaralı vekaletnamesi ile dava dışı Kader Koçak'a bir takım yetkilerin devredildiği, ancak bu yetkiler arasında bono düzenleme yetkisinin bulunmadığı anlaşılmaktadır. Yerleşik Yargıtay kararlarında vekaletnamede çek imzalamak için verilen yetkinin bono düzenlemeyi kapsamayacağı benimsendiğinden, ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık görülmemiştir. (Yargıtay HGK 04.05.2016 tarihli 2015/12-2941 E. 2016/573 K., 16.07.2008 tarihli 2008/12-502 E. 2008/506 K. sayılı ilamları) Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı yönünden istinaf karar harcı olan 7.294,57 TL'den peşin alınan 1.823,64-TL'nin mahsubu ile bakiye 5.470,93-TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle davalının yaptığı giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere 26.10.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/701, K. 2026/1719, T. 26.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-701-e-2026-1719-k-3535cf4bd874