Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1412 E. 2026/1663 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/1412
- Karar No
- 2026/1663
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1412 - 2026/1663 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2024/1412 KARAR NO : 2026/1663 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 22/01/2024 NUMARASI : 2023/22 E. - 2024/16 K.
DAVANIN KONUSU : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali), Hükümsüzlük
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 22/01/2024 tarih ve 2023/22 E. - 2024/16 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, davalı Şirket'in 09.sınıf mallar ile 9 ve 25.sınıf malları içeren 35. sınıfa dâhil hizmetlerde "...+şekil" ibareli markanın tescili için Türkpatent nezdinde gerçekleştirdiği başvuruya davacı tarafından 2020 52495, 2019 108771, 2018 118041, 2018 97090, 2018 92559, 2018 20727, 2017 50885, 2017 46845, 2017 40744, 2017 109615 2017 108187, 2017 107883, 2016 97409, 2016 62047, 2016 52397, 2016 40076 2016 40069, 2016 30847, 2016 30828, 2016 28535, 2016 26125, 2016 25755, 2016 14223, 2016 12858, 2016 07003, 2011 03276 sayılı ve diğer ... ibareli markalarına dayalı olarak itiraz edilidiğini, müvekkilinin anılan markalarının 9.sınıf malların tamamında tescilli olduğunu, 2015/111105 sayılı ... markasının ise 9 ve 25. sınıf mallar ve 9 ve 25. sınıf malları içeren 35. sınıf hizmetlerde tescilli bulunduğunu, "... - NA" ibaresindeki son hecenin dava konusu markayı müvekkilinin tanınmış markasından farklılaştırmadığını, "..." ibaresinin müvekkili tarafından uzun yıllardır kullanım sonucu ayırt edicilik kazandığını, davalı tarafından ..." markasının tercih edilmesinin bir tesadüf olarak değerlendirilemeyeceğini, başvurunun kötüniyetle yapıldığını ileri sürerek, Türk Patent ve Marka Kurumu Yeniden inceleme ve Değerlendirme Kurulu tarafından verilen 30.11.2022 tarih Ve 2022-M-149587 sayılı kararın iptali ile 2020/149587 numaralı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı Türk Patent ve Marka Kurumu vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı Şirket, davaya cevap vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davalının "Şekil+..." ibareli marka başvurusu ile davacıya ait "şekil+..." ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ,sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, başvuru markasındaki şekil unsuru bariz olarak öne çıktığından davacı markalarından uzaklaştığı, taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK 6/1 maddesindeki iltibasın bulunmadığı, SMK 6/4-5 maddesindeki tanınmışlık koşulunun da oluşmadığı ( davacıya ait tanınmış olduğu iddia edilen markadan " haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceğinin" kanıtlanmadığı ), davacı tarafın "Şekil+..." ibareli başvuru üzerinde SMK 6/6 maddesi anlamında ticaret unvanı dahil diğer fikri ve sınai mülkiyet hak iddiasının ve SMK 6/9 maddesi anlamında kötüniyetli başvuru yapıldığının kanıtlanmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkilinin "..." asli unsurlu markaları ile dava konusu "..." ibareli markanın SMK'nın 6/1.maddesi anlamında benzer olduğunu, müvekkilinin çok tanınmış markalarının dava konusu başvuruda asli unsurun başlangıç kısmında yer alacak şekilde aynen kullanılması nedeniyle taraf markaları arasında karıştırılma ihtimalinin kaçınılmaz olduğunu, mahkemece müvekkilinin markalarının tanınmışlık düzeyinin gözardı edildiğini, Türkiye'de "..." denildiğinde müvekkili Banka'nın akla geldiğini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, itirazın reddine dair YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin dikkate alınarak belirleneceği, buna göre "...+şekil" ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." asıl unsurlu markalar arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunmadığı, zira Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin, işbu dava açısından emsal alınabilecek nitelikteki 27/10/2020 tarih, 2020/554 E., 2020/4475 K. ve 08.03.2021 tarih, 2020/1683 E., 2021/2144 K. sayılı ilamlarında, davacı markalarının asli unsurlarını oluşturan "..." ibaresinin, mal ve hizmetlerin kalitesini ve hizmetin standardını göstermesi açısından tanımlayıcı bir ibare olduğunun, ticaret alanında herkes tarafından kullanılabilecek ve bu sebeple kullanımı bir kişinin tekeline bırakılamayacak işaretlerden bulunduğunun açıklandığı, dava konusu markada, davacı markalarına nazaran yeterli düzeyde ayırt ediciliğin sağlandığı, marka işaretleri arasında benzerlik olmadığından davacı vekilinin tanınmışlığa dayalı istinaf itirazlarının da yerinde bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı Türkiye ... Bankası A.Ş.'nin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 427,60-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 304,40-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 08/10/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 08/10/2026
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.