İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/633 E. 2026/727 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/633
Karar No
2026/727
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/633 Esas - 2026/727 TÜRK MİLLETİ ADINA YARGILAMA YAPMAYA VE HÜKÜM VERMEYE YETKİLİ T.C. ANKARA GEREKÇELİ KARAR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/633 Esas KARAR NO : 2026/727

....

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 25/08/2025 KARAR TARİHİ : 05/10/2026 KARAR Y.TARİHİ : 13/10/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davanın yapılan açık yargılaması sonucunda aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. I-İDDİALAR Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili tarafından davalı şirkete 10.03.2025 tarihinde toplam tutarı 166.428,00-TL olan 2 adet bahçe şemsiyesi konulu ürünlerin fatura düzenlenerek satıldığını, söz konusu ürünlerin davalı şirkete 13.03.2025 tarihinde kargo ile teslim edildiğini, davalı şirket tarafından 61.950,00- TL kısmi ödeme yapıldığını, ancak bakiye 104.478,00-TL'nin tüm şifahi taleplere rağmen ödenmediğini, bakiye bedelin ödenmemesi üzerine davalı aleyhine .... Sayılı dosyasıyla icra takibi başlatıldığını, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu, itirazın haklı nedenlere dayanmadığını belirterek itirazı iptaline, takibin devamına, %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II-SAVUNMALAR Davalı vekili beyan dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davacı firma arasında sözlü olarak davalı firmanın işyerinde kullanılmak üzere 2 adet bahçe şemsiyesi satışı noktasında anlaşma sağlandığını, davacı tarafın müvekkili firmaya ürünleri istenilen şekilde teslim edeceğini belirterek müvekkili firma yetkilisinde güven uyandırdığını ve ücretin bir kısmını almadan ürün teslimini gerçekleştiremeyeceğini belirttiğini, bunun üzerine müvekkili firmanın davacı tarafa 10.03.2025 tarihinde mal tesliminin ifasına başlanabilmesi için avans mahiyetinde 61.950 TL ödemede bulunduğunu, davacı tarafın her ne kadar kısmi ödeme yapıldığını bakiye alacağın bulunduğunu ve davalının borcunu erteleme maksadıyla hareket ettiğini belirtse de müvekkilinin sipariş edilen ürünlerin yanlış teslim edildiğini bilmediği için davacı tarafa iyiniyetli olarak işbu avans niteliğindeki ödemenin yapıldığını, müvekkili firmanın talep ettiği ve ödeme yaptığı davacı ile mutabık kalarak seçilen şemsiyeler ile davacı tarafça teslim edilen şemsiyelerin dikiş boyut renk kalite noktasındaki hiçbir esaslı unsurunun uyuşmadığını, davacı taraf üzerine düşen edimi şartlara ve anlaşmaya uygun olarak yerine getirmemiş olduğundan müvekkilinin davacı tarafa borcunun bulunmadığını, davacı tarafından tanzim edilen faturalarda anlaşılan ürünün niteliklerinin yazmaması salt bahçe şemsiyesi olarak açıklama yapılmış olması ve anlaşılanın dışında ürünlere istinaden fatura düzenlenmesi, faturanın kanuni tanımına ve hukuki mahiyetine uygun davranılmadığını gösterdiğini, müvekkili şirket tarafından ürünlerin ayıplı olduğu ve iade edilmesi için alacaklı firma ile şifahen iletişime geçilmiş ise de aktif hiçbir eylemde bulunulmadığını ve taleplerinin karşılıksız bırakıldığını, tüm izah edilen nedenlerle, taraflar arasında doğmuş bir borç ilişkisi ve davacının talep edebileceği muaccel hale gelen bir alacağı olmadığının sabit olduğunu, davacı tarafın müvekkilinden hiçbir alacağı olmadığı ve takibinde haksız olduğu yargılama neticesinde ispatlanacağından savunmuş haksız davanın reddine, %20 'den az olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. III-ÇEKİŞMELİ VAKILAR HAKKINDA TOPLANAN DELİLLER 1.Tarafların arabuluculuk görüşmelerinin sonuçsuz kaldığına dair arabuluculuk son tutanağı. 2. ....aleyhine 104.478,00 TL alacağın tahsili için ilamsız icra takibi başlatıldığını, borçlu vekilinin 18.06.2025 tarihli dilekçesi ile icra takibine itiraz edildiği, itirazı üzerine takibin durduğu, davanın yasal süresi içeresinde açıldığı anlaşılmıştır. 3. Taraflara ait BA/BS formları. 4. Bilirkişi raporu. Mali Müşavir bilirkişi 08/04/2026 tarihli raporunun sonuç kısmında özetle; Tarafların BS-BA formlarının birbiri ile uyumlu olduğu, takibe dayanak 1 adet faturanın davalının BA formlarında adet ve tutar olarak uyumlu olarak yer aldığının tespit edildiği, dosyadaki mübrez belgeler arasında, taraflar arasında birbirine keşide edilmiş herhangi bir ihtarname, dava konusu ürünlerle ilgili düzenlenmiş iade ve fark faturası, faturanın kabul edilmediğine dair bir ihbar ve yine ürünlere ilişkin herhangi bir ayıplı ürün ihbarının tespit edilemediği, davacı tarafından davalı adına düzenlenen e-faturanın ticari fatura olduğu, davalı tarafından 8 gün içinde sistemden reddedilmediği, e-faturanın e-irsaliye tarih ve nosu dışındaki tüm unsurları taşıdığı, her ne kadar faturaya ilişkin düzenlenen herhangi bir irsaliye tespit edilemese de fatura üzerinde “irsaliye yerine geçerlidir” ibaresinin bulunduğu, fatura içeriğindeki ürünün kargo ile teslim edildiği, ürünlerin teslim edilmesine ilişkin taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmadığı, davalı yanın teslim edilen ürünlerin ayıplı olduğuna ve düzenlenen faturanın olması gereken bazı unsurları taşımadığı yönünde beyanı olduğu, tüm bu hususların takdirinin Sayın Mahkemenize ait olduğu, dava konusu takipte işlemiş faiz yönünden bir talebin olmadığı, Sayın Mahkemenizin davacı yanca davalı yanca .... Esas sayılı dosyası ile başlatılan 28.05.2025 açılış tarihli takipte talep ettiği alacak tutarını yerinde bulması durumunda, tarafların tacir olduğu dikkate alındığında, davacının takipte talep ettiği, takip tarihi ile fiili ödeme tarihi arasında değişen oranlarda ticari avans faizinin yerinde olabileceği şeklinde görüş bildirilmiştir. IV- DELİLLERİN TARTIŞILMASI, YARGILAMA ve GEREKÇE Dava; ticari satımdan kaynaklanan faturalara dayalı kaynaklanan alacağının tahsili için girişilen icra takibine vaki itirazın iptali ile inkar tazminatı istemine ilişkindir. Davacı, eldeki dava ile; taraflar arasında düzenlenen faturadan kaynaklanan bakiye alacağının ödenmediğini, tahsili için icra takibine giriştiğini, davalının takibe itirazlarının haksız olduğunu, itirazın iptali ile inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı yan ise tebliğ aldığı ödeme emrine karşı, süresi içinde, alacaklı tarafından başlatılan icra takibine, takip konusu alacağa, faiz oranına ve işlemiş faize ve diğer tüm ferilerine itiraz ettiklerini bildirmiş, davaya cevap dilekçesinde davanın reddini istemiştir. 6100 sayılı Kanun'un 222. maddesinin birinci fıkrası gereğince mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. Aynı Kanun'un 222. maddesinin üçüncü fıkrası gereğince, ikinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekmektedir. Diğer tarafın belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (TTK 21/2). Süresi içinde itiraz edilmeyerek kesinleşen faturadaki alacakla ilgili olarak, süre geçtikten sonra iade edilmesi veya ticari defterlere kaydedildikten sonra iade faturası düzenlenmesi, borçtan kurtulmayı sağlayan ve alacağı tartışmalı hale getiren geçerli bir araç değildir. İtiraz süresi geçtikten sonra, faturaların doğrudan iade edilmesi veya iade faturası kesilmesi alacağın varlığını ortadan kaldıran bir sonuç doğurmayacaktır. Faturaya itiraz edilmemesi sözleşme ilişkisini kanıtlamaz ise de, sözleşme ilişkisinin kanıtlanması halinde, bu sözleşme gereğince düzenlenmiş olan ve süresinde itiraz edilmeyen faturadaki miktar kesinleşir.... Somut olayda; ihtar içeren dava dilekçesinin davalı yana 10.09.2025 tarihinde tebliğ edildiği, davalı vekilince cevap dilekçesinin süresinden sonra 28.11.2025 tarihinde verildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, davalı yan süresi içinde cevap dilekçesi sunmadığından, davanın inkarı kapsamı dışında kalan hususların ispatı için delil sunamayacaktır. Nitekim; bu husus, 6100 sayılı HMK'nın 145. maddesinde; “Taraflar, Kanunda belirtilen süreden sonra delil gösteremezler." hükmüyle düzenlenmiştir. Yasa koyucu, tarafların, kanunda belirtilen süreden sonra delil gösteremeyecek olmalarını emredici bir düzenlemeyle (m.145) benimsedikten sonra, bunun istisnalarını da belirtmiştir. Buna göre, ancak bir delilin sonradan ileri sürülmesi yargılamayı geciktirme amacı taşımıyorsa veya süresinde ileri sürülememesi ilgili tarafın kusurundan kaynaklanmıyorsa, mahkeme o delilin sonradan gösterilmesine izin verebilecektir. Bir diğer istisnai hükmün ise “iddia ve savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi” başlıklı 141. madde hükmü olup, yasa hükmü; “(1)Taraflar, cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleri ile serbestçe iddia veya savunmalarını genişletebilir yahut değiştirebilirler. Dilekçelerin karşılıklı verilmesinden sonra iddia veya savunma genişletilemez yahut değiştirilemez. (2) İddia ve savunmanın genişletilip değiştirilmesi konusunda ıslah ve karşı tarafın açık muvafakati hükümleri saklıdır. Dava dilekçesinin usule uygun ihtar içerir şekilde tebliğinden sonra iki haftalık süre içerisinde delillerini bildirmeyen davalının sonradan delil gösterebilmesi için HMK’nın 145. maddesinde belirtilen istisnai hallerin mevcudiyeti de somut olayda ileri sürülmüş değildir. İddia ve savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesini düzenleyen 141. madde koşulları da oluşmamıştır. Kaldı ki, somut olayda davacı vekili, ön inceleme duruşmasında; davalı yanın süresi içinde cevap dilekçesi sunmadığından ibraz edilen delilleri kabul etmediklerini bildirmiştir. Tüm dosya kapsamı, toplanan deliller, takip dosyası ile hüküm kurmaya ve denetime elverişli bilirkişi raporu hep birlikte değerlendirildiğinde; davacının ticari defterlerine göre; cari hesap ekstresine göre davalı yandan 104.478,00 TL alacak bakiyesinin kayıtlı olduğu ,davacı şirket ile dava şirket arasındaki sözleşmeye dayalı olmayan ticari ilişkinin 13.02.2025 tarihinde başladığı, son cari hesap hareketinin ise 10.03.2025 tarihinde gerçekleştiği, davacı tarafından düzenlenen faturanın ticari fatura özellikli e-fatura olduğu, 10.03.2025 tarihli mal hizmet açıklanmasının "Bahçe Şemsiyesi" adetinin 2 adet ve fatura tutarının KDV dahil 166.428,00 TL olduğu, davacı yanca davalı adına düzenlenen e-faturanın davalı tarafından 8 gün içinde sistemden reddedilmediği, e-faturanın e -irsaliye tarih ve numarası dışındaki tüm unsurları taşıdığı, fatura içeriğindeki ürünün kargo ile teslim edildiği, ürünlerin teslim edilmesine ilişkin taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığı, tarafların dosyaya kazandırılan BA-BS formlarının birbirleri ile uyumlu olduğu, takip dayanağı 1 adet faturanın davalı BA formlarında adet ve tutar olarak uyumlu olarak yer aldığı anlaşılmıştır.

Davacı yan ticari defterlerini incelemeye hazır ettiği halde, davalı yana ön inceleme duruşması ile verilen kesin süreye rağmen ticari defterlerini ibrazdan kaçınmıştır. Davacı yana ait ticari defterler, davalı yan ticari defterlerini ibrazdan kaçındığından, 6100 sayılı HMK'nın 222/2. maddesi uyarınca, davacı lehine delil olarak kabul edilmiştir. Böylece; davacı, davalı yana fatura konusu malzemeleri verdiğini ispatlamış, buna karşın; davalı yan takip konusu fatura bedellerini ödediğini usulüne uygun delillerle kanıtlayamadığından, davacı yanın davalı taraftan takip tarihi itibariyle 104.478,00-TL alacaklı olduğu ve alacağın ödenmediği ticari defterler ile sabittir. Yukarıda açıklanan gerekçelerle, Davanın kabulü ile .... Esas sayılı icra takibine yapılan itirazın kısmen iptali ile, takibin aynı miktar aynı şartlarla devamına, alacağın varlığı ve miktarı yargılamayı gerektirmediği başka bir ifadeyle alacağın likit olduğu ve davalının itirazında haksız olduğu anlaşıldığından davalının icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. V-HÜKÜM 1-Davanın kabulü ile .... Esas sayılı icra takibine yapılan itirazın iptali ile takibin aynı miktar üzerinden aynı şartlarla devamına, 2-İİK.nun 67 maddesi uyarınca %20 oranında hesaplanan 20.895,60 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Karar ve İlam Harcı 3. 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 7.136,89TL harçtan peşin alınan 1.261,84- TL, harcın mahsubu ile bakiye 5.875,05-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, Yargılama Giderleri ve Gider Avansı 4. Davacı tarafından yapılan tebligat, müzekkere ve posta gideri olarak 595,00 TL, bilirkişi ücreti olarak 8.000,00-TL olarak yapılan toplam 8.595,00-TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 5. Davacı tarafça yargılama boyunca yapılan başvurma harcı, peşin harç, vekalet harcı toplam 1.964,74 ‬-TL yargılama harcının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 6. Taraflarca depo edilen varsa gider avansı ile delil avansından bakiye tutarların karar kesinleştiğinde HMK m. 333 ve Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik m. 207 hükümleri uyarınca ilgilisine İADESİNE, 7. Arabuluculuk Kanunu 18A/13 maddesi uyarınca karar tarihinde yürürlükte bulunan Arabuluculuk Asagari Ücret Tarifesi uyarınca 4.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, Vekalet Ücreti 8. Davacı taraf kendini vekille temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T. 3, 13 maddeleri gereğince hesaplanan takdiren 45.000,00 -TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacı tarafa ödenmesine, Dair davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı yapılan inceleme sonucunda HMK 345. maddesi gereğince kararın tebliği tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde kararı veren .... Mahkemesine ya da buraya gönderilmek üzere istinaf edenin bulunduğu yer İlk Derece Mahkemesine verilecek dilekçe ile .... yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. . 05/10/2026

....

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/633, K. 2026/727, T. 05.10.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-633-e-2026-727-k-9ea6c53500f6