İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/449 E. 2026/720 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/449
Karar No
2026/720
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/449 Esas KARAR NO : 2026/720

DAVA : İtirazın İptali DAVA TARİHİ : 20/06/2025 KARAR TARİHİ : 08/10/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili Banka ile dava dışı asıl borçlu şirket arasında akdedilen ve davalının da müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı Genel Nakdi ve Gayrinakdi Kredi Sözleşmeleri kapsamında kullandırılan kredilerin geri ödenmemesi üzerine borcun muaccel kılındığını, ... 21. Noterliği aracılığıyla keşide edilen ... tarihli ve ... yevmiye numaralı ile ... tarihli ve ... yevmiye numaralı kat ihtarnamelerine rağmen herhangi bir ödeme yapılmadığını, borçlular hakkında açılan konkordato davalarında ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesince ...tarihinde şirketlerin iflasına, davalının da aralarında bulunduğu gerçek kişilerin ise konkordato taleplerinin reddine ve tedbirlerin kaldırılmasına karar verildiğini, bu doğrultuda hakkında mühlet ya da iflas kararı kalmayan davalı kefil aleyhine, 17.500.000,00-TL tutarındaki kefalet limiti gözetilerek alacağın 5.000.000,00-TL’lik kısmı üzerinden ... Banka Alacakları İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında genel haciz yoluyla icra takibi başlatıldığını, davalının takibe haksız şekilde itiraz ederek durmasına sebebiyet verdiğini ve arabuluculuk sürecinde de anlaşma sağlanamadığını, sözleşmenin 13.4. maddesinde .. icra dairelerinin de yetkili kılındığını ve ticari kredi niteliği uyarınca yetki şartının geçerli olduğunu, Türk Ticaret Kanunu hükümleri ile sözleşme maddeleri kapsamında faiz oranlarının hukuka uygun belirlendiğini, borcun ve ferilerinin banka kayıtları ile bilirkişi incelemesiyle sabit olacağını ileri sürerek, haksız itirazın iptali ile takibin devamına, davalı aleyhine %20’den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine ve yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı tarafa dava dilekçesi usulüne uygun şekilde tebliğ edilmesine rağmen davalı taraf süresi içinde cevap dilekçesi sunmamış olup, HMK'nın 128. maddesi uyarınca davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü vakıaların tamamını inkar etmiş sayılmıştır. Davalı vekili, icra dosyasına sunduğu 21/05/2025 tarihli itiraz dilekçesinde özetle; müvekkilinin alacaklıya herhangi bir borcu bulunmadığını ileri sürerek icra dairesinin yetkisine, borca, takip dayanağı belgelere, faize ve tüm fer'ilerine itiraz etmiştir. DELİLLER: ... Banka Alacakları İcra Müdürlüğünün ...esas sayılı dosyasının UYAP'tan eklendiği, ... Bankası A.Ş.'ne yazılan yazıya cevap verildiği, sunulan evrakların kasaya alındığı, ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... ... ve ... esas sayılı dosyalarının istenildiği, dosyanın incelenmesinde dava dışı borçlu ...Şirketi tarafından konkordato talep edildiği, 09/02/2024 tarihinde geçici mühlet kararı verildiği görülmüştür Davaya konu takip dosyası incelendiğinde; davacı bankanın davalılar aleyhine genel kredi sözleşmesi ve hesap kat ihtarnamesine dayalı olarak 5.007.500,00 TL alacağın tahsili için 25/02/2025 tarihinde genel haciz yoluyla ilamsız icra takibi başlattığı, davalı ...'a ödeme emrinin tebliği üzerine süresi içinde 21/05/2025 tarihinde borca, faize ve tüm fer'ilerine itiraz edildiği ve takibin durduğu, davanın yasal bir yıllık süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır. Mahkememizin 08/01/2026 tarihli ön inceleme duruşmasında verilen ara karar ile; Tarafların iddia ve savunmaları, toplanan deliller ve ön incelemede tespit edilen hususlar gözetilerek banka kayıtları üzerinde yapılacak olan inceleme için dosyanın bankacı bilirkişiye tevdiine, HMK 218. ve 278/4. maddeleri uyarınca bilirkişiye bankanın defter ve kayıtları üzerinde yerinde inceleme ve rapora esas olup da dosyada bulunmayan belgeler var ise birer suretinin de rapora eklenmesi için yetki verilmesine karar verilmiştir. Bankacı bilirkişi tarafından düzenlenen 19/02/2026 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "Davacı banka ile dava dışı asıl borçlu şirket arasında Genel Kredi Sözleşmesi akdedildiğini ve davalının bu sözleşmeyi müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, dosyada yer alan delil mahiyetindeki bilgi ve belgelere göre davacı bankanın davalı aleyhine takip hakkının bulunduğunu, davalı kefillerin toplam kefalet limitinin 17.500.000,00 TL ile 7.000.000,00 USD (takip tarihindeki kurla 272.293.000,00 TL) olduğunu, temerrüt tarihi itibarıyla hesaplanan asıl borç toplamı 15.361.553,76 TL olup kefalet limitinden düşük kaldığından, takip tarihi itibarıyla temerrüde düşürülen davalı kefilin kendi temerrüdü ve hukuki sonuçlarından ötürü kefalet limiti dahilinde borcun tamamından müteselsilen sorumlu tutulabileceğini, takip tarihi itibarıyla hesaplanan toplam alacağın 15.361.553,76 TL asıl alacak, 8.644.440,50 TL işlemiş faiz, 434.726,08 TL BSMV ve 7.500,00 TL ihtiyati haciz vekalet ücreti olmak üzere genel toplamda 24.448.220,34 TL’ye ulaştığını, ancak davacının 5.000.000,00 TL asıl alacak ve 7.500,00 TL ihtiyati haciz vekalet ücreti olmak üzere toplam 5.007.500,00 TL talep ettiği ve alacağın az talep edilmiş olduğu gözetilerek, mahkemece benimsenmesi halinde takip tarihi itibarıyla talep edilen 5.000.000,00 TL asıl alacak üzerinden %150 temerrüt faizi ve faizin %5 gider vergisi (BSMV) ile 7.500,00 TL vekalet ücreti olmak üzere toplam 5.007.500,00 TL'nin tahsilde tekerrür etmemek kaydıyla istenebileceği" yönünde görüş bildirdiği görülmüştür. Mahkememizin 09/04/2026 tarihli duruşmasında verilen ara karar ile; Kefilin takibi için borcun muaccel olma şartının gerçekleşmiş olması gerekmekte olup borç muaccel olmadıkça kefil hakkında takip yapılamayacağından borcun muacceliyetinin tespiti bakımından bilirkişi raporunun eksik incelemeye dayalı olduğu anlaşılmakla, dosyanın en son rapor sunan bilirkişiye tevdi ile bilirkişiden İİK'nın 296.maddesine göre asıl borçlunun sırf konkordatoya başvurması nedeni sözleşmenin sona erdirilemeyeceği, dikkate alınarak, geçici mühlet kararının 09/02/2024 tarihi olduğu anlaşılmakla davacı bankanın hesap kat tarihi itibari ile sözleşme hükümlerine göre hesabın katını gerektirecek tahsili gecikmiş bir alacağının bulunup bulunmadığı ve taraflar arasındaki sözleşmede yer alan sözleşmenin feshi ile hesabın katını gerektirecek diğer şartların da mevcut olup olmadığı hususlarında banka kayıtları ve uyaptan celp edilen ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyası da incelenerek ek rapor düzenlenmesinin istenilmesine karar verilmiştir. Bankacı bilirkişi tarafından düzenlenen 20/05/2026 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle; "Başta İİK’nun 296 m. 303 m. ile TBK’nun 586 m. ve 594 m. kapsamında yapılan irdeleme sonucunda; davacının konkordato projesi oylamasında RED oyu verip vermediği tam olarak anlaşılamadığını, dava dışı asıl borçlu şirketin almış olduğu konkordato kararının davalı kefile davacının bildirip bildirmediğinin belirsiz olduğu tespit edildiğini, geçici mühlet kararı öncesinde herhangi bir muaccel hale gelen alacağın bulunmadığı nazara alındığında, asıl borçlu yönünden muaccel bir alacak henüz yokken, davalı kefil hakkında da zincirleme sorumluluk bakımından muaccel bir alacağın bulunmadığı gözönüne alındığında, dava konusu icra takibinin mer’i mevzuat karşısında (İİK’daki konkordato ile TBK mevzuatı) yerinde olup olmadığı sayın mahkemenin takdirleri dahilinde kaldığı" yönünde görüş bildirdiği görülmüştür. Mahkememizin 11/06/2026 tarihli duruşmasında verilen ara karar ile; Davacı vekili tarafından takibe konu kredinin 31/01/2024 tarihi itibariyle ödenmeyen anapara ve faiz alacağı bulunduğundan hesabın 28/02/2024 tarihinde kat edildiği yönünde itirazı dikkate alındığında rapora itiraz yerinde görülmekle en son rapor sunan bilirkişiden itirazlar doğrultusunda ek rapor alınmasına karar verilmiştir. Bankacı bilirkişi tarafından düzenlenen 30/06/2026 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle; "davacı bankanın davalı kefil hakkında başlatmış olduğu icra takibinin konkordato mevzuatı karşısında yerinde olduğu" yönünden görüş bildirdiği görülmüştür. Dosyada mevcut ödeme planı ve hesap ekstreleri tetkik edildiğinde son raporda tespit edildiği üzere geçici mühlet tarihi itibariyle anapara ödemesinin yapılmadığı anlaşıldığından geçici mühlet öncesi alacağın muaccel hale geldiği kabul edilmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, genel kredi sözleşmelerine dayalı kredi alacağının tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine yapılan itirazın iptali ile takibin devamı istemine ilişkindir. Dosya kapsamındaki 26.02.2015 tarihli Genel Kredi Sözleşmeleri ile bunlara dayalı kredi kullanımları davalı tarafından ciddi ve somut biçimde inkâr edilmemiş, sözleşmedeki imzanın kendisine ait olmadığı da ileri sürülmemiştir. Davalının “borcumuz yoktur” şeklindeki genel ve soyut savunmaları, ispat yükü ve HMK’nın 190. maddesi bakımından yeterli değildir. Uyuşmazlık, ticari işten kaynaklanmakta olup, imzalı yazılı sözleşme mevcuttur. TTK’nın 64. maddesi ve HMK’nın 222. maddesi uyarınca bankanın usulüne uygun tutulan ticari defterleri ve kayıtları lehine delildir; ayrıca sözleşmenin 13. maddesinde banka kayıtlarının delil sayılacağına ilişkin delil sözleşmesi bulunduğu belirtilmiştir (HMK 193). Davalı ..., sözleşmede müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla yer almıştır. Kefalet sözleşmesinin geçerliliği TBK’nın 583. maddesinde yazılı şekil, kefilin sorumlu olacağı azami miktar, kefalet tarihi ve müteselsil kefalette bu niteliğin kefilin el yazısıyla belirtilmesi şartlarına bağlıdır. Bununla birlikte davalı kefalet şartlarının eksikliğine dair somut bir itirazda bulunmamıştır; kefilin sorumlu oldukları azami miktar 17.500.000,00 TL ve 7.000.000,00 USD’lik sözleşme limitleri dikkate alındığında, dava konusu alacağı fazlasıyla karşıladığı görülmüştür. ... 21. Noterliğinin ...tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile hesap kat edilmiş ve borcun ödenmesi için süre verilmiştir. İhtarnamenin asıl borçluya tebliğ edildiği, davalı kefile çıkartılan ihtarnamenin iade edildiği noter tebliğ şerhinden belirlenmiştir. Kefiller yönünden temerrüt, kat ihtarının kefillere tebliği ile gerçekleşir; ihtarın tebliğ edilmemesi hâlinde temerrüt en geç takip tarihi itibarıyla oluşur (Yargıtay 11. HD, E... K...., E....K...; E.... K....). Somut olayda ihtarnamenin kefile tebliğ edilemediği anlaşıldığından kefilin takip tarihinde temerrüde düştüğü kabul edilmiştir. Taraflar tacir olup, bankaların kredi sözleşmelerinde uygulayacakları faiz oranları serbest olup (TBK 120/2-3, TTK 8, Yargıtay HGK E....K....; E....K....), sözleşmedeki temerrüt faizi oranı bankanın o dönemde benzer kredilerde fiilen uyguladığı en yüksek faiz oranını ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nca bildirilen oranı aşamaz; (Yargıtay 11. HD, E.... K...; E....K.... E.... K....; E.... K...). Somut olayda taraflar arasında imzalanan genel kredi sözleşmesinin 10.5 maddesinde de temerrüt faizinin, kredi borcunun muaccel olduğu tarihte bankaca borçlu cari hesap şeklinde çalıştırılan kredilere uygulanan en yüksek cari faiz oranının 2 katı üzerinden hesaplanacak oran olduğunun belirtildiği görülmüştür. Yargıtay'ın yerleşik uygulamaları gereği, temerrüt faizine esas alınacak faiz oranının, banka tarafından müşterilerine fiilen uygulanan faiz oranı olup, bankanın talep ettiği oranda temerrüt faizi işletilebilmesi için TCMB'ye bildirilen oranın değil, belgelenmesi halinde bankanın fiilen uyguladığı akdi faiz oranlarının esas alınması gerekir; bankalar tarafından TCMB'ye uygulanacağı bildirilen, ancak müşterilerine uygulamadıkları en yüksek faiz oranlarının, temerrüt faizinin belirlenmesine esas alınmaz. Somut olayda davacı tarafça sunulan emsal nitelikteki kredilere fiilen uygulanan akdi faiz oranlarına sözleşme hükmü tatbik edilerek hesaplanan %150 oranındaki temerrüt faiz oranına mahkememizce itibar edilmiştir. Faiz alacağının sözleşmede kararlaştırılan üç aylık dönemlerde ana paraya eklenmesi (kapitalizasyon) hususunda; BCH (rotatif) kredilerde faizlerin üç aylık dönemlerde tahakkuk ettiği, TBK’nın 121. maddesindeki faize faiz yasağının ticari ve banka kredilerinde TTK’nın 8/2 maddesi çerçevesinde uygulanmayabileceği, bunun için sözleşmede açık hüküm bulunması ve dönemin üç aydan kısa olmaması gerektiği belirtilebilir.(Yargıtay 11. HD, E.... K....; E....K....). Bu doğrultuda hazırlanan 20/02/2026 tarihli bilirkişi raporunda davalıdan talep edilebilecek toplam alacak 5.007.500,00 TL olarak hesap edilmiş olup, yapılan hesaplama mahkememizce de yerinde görülmüş, alınan rapor denetime elverişli ve teknik olarak yeterli görüldüğünden rapora itibar edilerek davalı kefil yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir. İİK’nın 67/2. maddesi uyarınca, itirazın iptali davasında borçlunun itirazında haksız çıktığı ve alacağın likit olduğu hâllerde, davalı borçlu aleyhine kabul edilen alacağın yüzde yirmisinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilir. Alacağın likit olması, miktarının hesaplanabilir ve borçlunun bu miktarı bilebilecek durumda olması anlamına gelir; banka kredisi alacağı sözleşme ve hesap özetleri ile belirlenebilir olduğundan likittir (Yargıtay 19. HD, E... K...; Yargıtay 11. HD, E.... K....). Davalının itirazı haksız çıkmış olduğundan, davacı lehine, kabul edilen alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatına hükmedilerek aşağıdaki şekilde hüküm oluşturulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; Davanın KABULÜ ile; 1-... Banka Alacakları İcra Müdürlüğü’nün ...Esas sayılı takip dosyasında davalının yaptığı itirazın iptali ile; 5.000.000,00 TL asıl alacak, 7.500,00 TL ihtiyati haciz vekalet ücreti olmak üzere toplam 5.007.500,00 TL alacak üzerinden tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla devamına, 2-Asıl alacak tutarı tamamen ödeninceye kadar takip tarihinden itibaren yıllık %150 oranında temerrüt faizi ve işleyecek faizin %5’i oranında BSMV uygulanmasına, 3-Likit alacağa vaki haksız itiraz nedeniyle, İİK 67/2.maddesi uyarınca hükmedilen alacak miktarının %20’i oranına tekabül eden 1.001.500,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 342.062,32 TL nispi karar ve ilam harcının, peşin alınan 85.515,59 TL harçtan mahsubu ile ile bakiye 256.546,73 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 5-Davacı tarafından dava açılırken yatırılan toplam 86.218,49 TL (87,50 TL vekalet suret harcı, 615,40 TL başvuru harcı, 85.515,59 TL peşin harç) harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafından yargılama aşamasında yapılan toplam 15.357,50 TL ( 15.000,00-TL bilirkişi ücreti ve 357,50-TL tebligat posta gideri) yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davacı kendini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret tarifesi gereğince hesap olunan 664.825,00 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Arabuluculuk ücreti olarak ödenen 4.600,00 TL'nin davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 9-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayarak artan gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine, Dair, davacı vekilinin (e duruşma), davalı vekilinin (e duruşma) yüzüne karşı; 6100 sayılı HMK'nun 342. ve 345.maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri dilekçe ile veya HMK 348. maddesi gereğince istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf, başvurma hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile mahkememize verecekleri bir cevap dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri cevap dilekçesi ile HMK 341. madde uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.08/10/2026

Başkan ¸e-imzalıdır Üye ¸e-imzalıdır Üye ¸e-imzalıdır Katip ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/449, K. 2026/720, T. 08.10.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-449-e-2026-720-k-520992836a8a