İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/789 E. 2026/956 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/789
Karar No
2026/956
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO :2025/789 Esas KARAR NO:2026/956

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 22/10/2025 KARAR TARİHİ : 07/10/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı Vekilinin Mahkememize Tevzi Edilen Dava Dilekçesinde Özetle; Davalı şirketin müvekkiline 353.571,71-TL bedelli cari hesap ekstresi borçlusu olduğu, işbu borçtan dolayı borçlu hakkında Gaziosmanpaşa İcra Müdürlüğü'nün 2025/... Esas sayılı icra dosyası ile takip başlatıldığı, borçlu takibe, ödeme emrine, asıl alacağa, ferilerine, borca, takip öncesi-takip sonrası faize, takipte faiz oranının yazılmamasına, faiz türüne itiraz ettiği ancak bu itirazın haksız olduğu, müvekkilinin kayıtları ve cari hesap ekstreleri ve faturalar, ticari defterler incelendiğinde taraflar arasındaki alacak-borç ilişkisi ortaya konulacağı, müvekkilinin davaya konu alacağını alamadığı, bu nedenle borçlunun itirazları hukuka aykırı ve haksız olduğu, taraflar arasında cari hesap ilişkisi mevcut olduğu, müvekkili tarafından davalı borçluya verilen hizmetlerin ve satılan malların bedelleri cari hesaba işlendiği, davalı yapılan icra takibini uzatmak, sürüncemede bırakmak amacıyla itirazda bulunduğu, faturalarda ve dolayısıyla cari hesapta yazılı borçlar ödenmediği halde haksız olarak icra takibine itiraz edildiği, davalı borca itiraz ederken hiçbir hukuki gerekçe göstermediğinden yapılan itirazın haksız ve yersiz olduğu, açıklanan nedenlerle davalı borçlu tarafından Gaziosmanpaşa İcra Müdürlüğü'nün 2025/... Esas sayılı dosyasıyla 353.571,71-TL asıl alacak için açılan icra takibine yapılan haksız itirazın iptali ile takibin devamına ve %20’den az olmamak kaydıyla icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, mahkeme masraflarının ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini arz ve talep etmiştir. Davalı Vekilinin Mahkememize Sunmuş Olduğu Cevap Dilekçesinde Özetle; davacı taraf dava dilekçesinde özetle faturadan kaynaklı alacağı olduğu ve borca itiraz sebebiyle alacağın %20'sinden az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiği şeklinde beyan ve talepte bulunduğunu, davacı tarafça ileri sürülen hususlar soyut ve gerçek dışı olup reddi gerektiğini, davacı taraf faturaların ödenmediğini, faturaların içeriğindeki malın teslim edildiğini belirtmiş ise de söz konusu iddialar gerçek dışı olup reddi gerektiğini, davalıya faturaların içeriğinde belirtilen mal teslimi yapılmadığını, söz konusu malın teslim ediliğini davacı taraf ispat etmekle yükümlü olduğunu, mahkemece de bilindiği üzere faturaya dayalı takibe itirazın iptali yada faturaya dayalı alacak davalarında davalı akdi ilişkiyi açıkça kabul etmemiş ise taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunduğunu ispat külfeti faturayı düzenleyen davacı-alacaklı tarafa düştüğünü, davacı-alacaklı düzenlediği faturadaki malın teslim edildiğini HMK 200.maddesinde belirtilen deliller ile ispat etmesi gerektiğini, fatura tek başına taraflar arasında ki akdi ilişkinin belgesi sayılamaz. ayrıca borca dayanak yapılan faturalarda davalının imzası bulunmadığını, davacı yanın haksız ve hukuka aykırı davasının reddini, davacı aleyhine alacağın % 20’dan aşağı olmayacak şekilde kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin de davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Gaziosmanpaşa İcra Müdürlüğü'nün 2025/... Esas Sayılı İcra Dosyasının İncelemesinde; davacı/alacaklı tarafından davalı/borçlu aleyhine 353.571,71-TL asıl alacak ve 206.023,33-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 559.595,04-TL borcun ödenmesi amacıyla icra takibi başlatıldığı, borçluya çıkartılan ödeme emrinin tebliğ edildiği, borçlunun icra takibine itiraz ettiği görülmüştür. SMM bilirkişisinin 16.09.2026 tarihli raporunda özetle; Huzurdaki davanın somut olayında; davalı şirketin, davacıya 353.571,71-TL bedelli cari hesap ekstresi borcu olduğunu, işbu borçtan dolayı borçlu hakkında Gaziosmanpaşa İcra Müdürlüğü'nün 2025/... Esas sayılı icra dosyası ile takip başlatıldığını, borçlunun takibe, ödeme emrine, asıl alacağa, ferilerine, borca, takip öncesi-takip sonrası faize, takipte faiz oranının yazılmamasına, faiz türüne itiraz ettiğini, bu itirazların haksız olduğunu, Davalı şirketin faturaların içeriğinde belirtilen mal tesliminin yapılmamış olduğunu iddia ettiği işbu dava dosyası için yapılmış olan mali incelemede; dosya kapsamında mevcut bilgi ve belgeler ile tarafımıza ibraz edilen ticari defter, kayıt ve belgeler üzerinde yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde; yapılan incelemede, davacı Dilsan Palet Plastik ...'in 2024 yılına ait ticari defterlerinin HMK'nın 222. maddesi ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 64. Maddesi hükümlerine uygun şekilde açılış ve kapanış tasdiklerinin süresinde yaptırıldığı, kayıtların birbirini doğruladığı ve usulüne uygun tutulduğu, bu nedenle davacı ticari defterlerinin de sahibi lehine delil niteliği taşıdığı, dosya kapsamında taraflar arasındaki ticari ilişkinin dayanağını ortaya koyan sözleşme, sipariş formu veya sair yazılı bir belgeye rastlanılmadığı, davacının ticari defterlerinde davalı adına cari hesap açılmış olduğu ve taraflar arasındaki hesap hareketlerinin söz konusu cari hesap üzerinden takip edildiği, davacı tarafından 2024 yılı içerisinde davalı adına toplam 2.790.312,00 TL tutarında “PALET” açıklamalı e-Arşiv faturaları düzenlendiği ve söz konusu faturaların davacı ticari defterlerinde davalı cari hesabına borç kaydedildiği, bununla birlikte, söz konusu faturaların içeriğinde yer alan malların davalıya teslim edildiğini tevsik eden irsaliye, teslim tutanağı veya sair teslim belgesinin dosya kapsamında mevcut olmadığı, dosyaya sunulan tahsilat makbuzlarından, davalının davacıdan toplam 2.346.740,29 TL tutarında çek aldığı anlaşılmakla birlikte, söz konusu çeklerin yalnızca 1.860.650,00 TL tutarındaki kısmının davacı ticari defterlerinde tahsilat olarak davalı cari hesabına alacak kaydedildiği, bu itibarla, davacı ticari defter kayıtlarına göre 31.12.2024 tarihi itibarıyla davacının davalıdan 929.662,00 TL alacaklı göründüğü, buna karşılık, icra takibine dayanak olarak dosyaya sunulan cari hesap ekstresinde, tahsilat makbuzlarında belirtilen 2.346.740,29 TL tutarındaki çeklerin tamamının davalı cari hesabına alacak kaydedildiği ve bu hesaplamaya göre 31.12.2024 tarihi itibarıyla davacının davalıdan 353.571,71 TL alacaklı olduğunun gösterildiği, dolayısıyla, icra takibine dayanak olarak sunulan cari hesap ekstresi ile davacının ticari defter kayıtlarının, özellikle tahsilat/çek kayıtları yönünden birbiriyle uyumlu olmadığı ve iki kayıt arasında 639.090,29 TL tutarında fark bulunduğu, T.C. Gelir İdaresi Başkanlığı Kocaeli Defterdarlığı Uluçınar Vergi Dairesi Müdürlüğünün 19.11.2025 tarihli yazısından, davacının vergi mükellefiyetinin devam ettiği, bilanço esasına göre defter tuttuğu ve 2024 yılı brüt satışlarının 11.594.436,13 TL olduğu anlaşılmakla birlikte, BA/BS bildirimlerinin yürürlükten kaldırılması ve önceki dönemlere ilişkin BA/BS kayıtlarının sistemden görüntülenememesi nedeniyle, davacı tarafından davalı adına düzenlenen söz konusu faturaların davalının kayıtlarında yer alıp almadığının bu kayıtlar üzerinden tespit edilemediği, davalının dosyaya sunmuş olduğu 03.03.2026 tarihli beyan dilekçesinde, 2024 yılı itibarıyla ticari faaliyetinin bulunmadığı ve resen terkin edildiği ileri sürülmüş ise de, T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı Uygulama ve Veri Yönetimi Daire Başkanlığının 14.04.2026 tarihli yazısından, davalı ...'in 31.08.2024 tarihi itibarıyla re'sen terk işleminin gerçekleştirildiğinin bildirildiği, Anılan yazıdan ayrıca davalının 23.12.2021 tarihi itibarıyla gerçek usulde ticari kazanç mükellefiyetinin bulunduğunun ve 31.08.2024 tarihine kadar mükellefiyetinin devam ettiğinin anlaşıldığı; bu nedenle, davalının 2024 yılı içerisinde ticari defter tutmasının teknik olarak mümkün olmadığı yönündeki beyanının, tek başına mali yönden değerlendirme yapılmasına yeterli olmadığı, davalı tarafından ticari defter ve belgelerin dosyaya ibraz edilmemiş olması nedeniyle, davalı kayıtları üzerinde karşı inceleme yapılamadığı; bu sebeple davacı tarafından düzenlenen faturaların davalı ticari defterlerinde kayıtlı olup olmadığı, faturaların davalı tarafından kabul edilip edilmediği ve taraflar arasındaki cari hesap bakiyesinin davalı kayıtları yönünden doğrulanamadığı tespit edilmiştir. Bu kapsamda, mali ve muhasebesel kayıtlar bakımından davacının kendi ticari defterlerine göre 31.12.2024 tarihi itibarıyla davalıdan 992.662,00 TL alacaklı olduğu, buna karşılık icra takibine dayanak olarak sunulan cari hesap ekstresinde aynı tarih itibarıyla alacak bakiyesinin 353.571,71 TL olarak gösterildiği; aradaki 639.090,29 TL farkın, esas itibarıyla davalı tarafından teslim alındığı belirtilen çeklerin tamamının icra takibine dayanak cari hesap ekstresinde hesaba alınmasına karşın, davacı ticari defterlerinde yalnızca 1.860.650,00 TL tutarındaki kısmının tahsilat olarak kaydedilmiş olmasından kaynaklandığı anlaşılmıştır. Bununla birlikte, dava konusu faturaların mal teslimine ilişkin dayanak belgelerinin dosyada bulunmaması, davalı ticari defter ve belgelerinin ibraz edilmemesi ve bu nedenle taraf kayıtlarının karşılıklı olarak doğrulanamaması karşısında, dava konusu faturaların ve çeklerin hukuken geçerli bir alacak-borç ilişkisi doğurup doğurmadığı, mal tesliminin gerçekleşip gerçekleşmediği, çeklerin hangi borca mahsuben verildiği ve nihai olarak davacının talep edebileceği alacak miktarının ne olduğu hususları hukuki nitelikte değerlendirme ve takdir gerektirdiğinden, Sayın Mahkemenin takdirindedir. Mali yönden yapılabilecek değerlendirme ile sınırlı olarak; davacı ticari defter kayıtları esas alındığında 929.662,00 TL, icra takibine dayanak cari hesap ekstresi esas alındığında ise 353.571,71 TL alacak bakiyesi bulunduğu, her iki kayıt arasındaki 639.090,29 TL farkın yukarıda açıklanan muhasebe kayıt farklılığından kaynaklandığı kanaatine varılmıştır. DELİLLER: - Gaziosmanpaşa İcra Müdürlüğü'nün 2025/... Esas sayılı dosyası. -Tarafların beyan ve dilekçeleri -Bilirkişi Raporu -Arabuluculuk son tutanağı -Tüm dosya kapsamı DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava, taraflar arasındaki ticari ilişkiden ve cari hesap bakiyesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali ve icra inkâr tazminatı istemine ilişkindir. Uyuşmazlık; taraflar arasında ticari ilişkinin bulunup bulunmadığı, davacı tarafından düzenlenen faturalar kapsamında mal tesliminin gerçekleşip gerçekleşmediği ve davalı tarafından yapılan ödemelerin mahsubu sonucunda takip tarihi itibarıyla davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır. Uyuşmazlığın çözümü amacıyla tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış, alınan 16.09.2026 tarihli SMM bilirkişi raporunda; davacının 2024 yılı ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin süresinde yaptırıldığı, kayıtların birbirini doğruladığı ve usulüne uygun tutulduğu, bu nedenle davacı ticari defterlerinin HMK’nın 222. maddesi kapsamında sahibi lehine delil niteliğinde olduğu tespit edilmiştir. Bilirkişi incelemesinde, davacı tarafından 2024 yılı içerisinde davalı adına toplam 2.790.312,00 TL tutarında palet satışına ilişkin e-arşiv faturası düzenlendiği, söz konusu faturaların davacının ticari defterlerinde davalı cari hesabına borç kaydedildiği ve taraflar arasındaki hesap hareketlerinin davacı nezdinde açılan cari hesap üzerinden takip edildiği belirlenmiştir. Öncelikle, ticari defterlerin delil niteliği yönünden yapılan değerlendirmede; HMK’nın 222. maddesi uyarınca ticari defterlerin ticari davalarda delil olarak kullanılabilmesi için kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun tutulmuş, açılış ve kapanış onaylarının yaptırılmış ve kayıtlarının birbirini doğrulamış olması gerekmektedir. Anılan maddenin üçüncü fıkrasında ise ticari defterlerin sahibi lehine delil olarak kullanılabilmesi bakımından gerekli koşullar düzenlenmiş; karşı tarafın usulüne uygun tutulmuş ticari defterlerinde ilgili kayıtların bulunmaması veya karşı tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi hâlinde, diğer tarafın usulüne uygun tutulmuş ticari defterlerinin sahibi lehine delil olarak kullanılabileceği hükme bağlanmıştır. Somut olayda davacı tarafça ticari defterler incelemeye sunulmuş, bilirkişi tarafından yapılan incelemede defterlerin açılış ve kapanış tasdiklerinin süresinde yaptırıldığı, kayıtların birbirini doğruladığı ve usulüne uygun tutulduğu tespit edilmiştir. Buna karşılık davalı taraf, mahkememizce ticari defter ve belgelerini ibraz etmesi için kendisine verilen ihtara rağmen ticari defterlerini incelemeye sunmamıştır. Bu durumda davalının ticari defterlerini ibraz etmemiş olması karşısında, davacının usulüne uygun tutulduğu bilirkişi raporuyla belirlenen ticari defterlerinin HMK’nın 222/3. maddesi kapsamında sahibi lehine delil olarak değerlendirilmesi gerekmiştir. Nitekim davalının ticari defterlerini ibraz etmemesi nedeniyle tarafların kayıtlarının karşılaştırılması ve davacı kayıtlarının davalı kayıtlarıyla doğrulanıp doğrulanmadığının tespiti mümkün olamamış ise de bu durum, HMK’nın 222. maddesinde düzenlenen ispat kuralı karşısında davacı aleyhine yorumlanamaz. Kanun koyucu, karşı tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi hâlinde diğer tarafın usulüne uygun tutulmuş ticari defterlerinin sahibi lehine delil teşkil edebileceğini açıkça düzenlemiştir. Dolayısıyla davalının defterlerini ibraz etmemiş olmasından kaynaklanan karşılaştırma imkânsızlığının, usulüne uygun tutulmuş davacı defterlerinin delil değerini ortadan kaldırmayacağı kabul edilmiştir. Davalı tarafın ticari faaliyetinin bulunmadığı ve 2024 yılı itibarıyla resen terk işleminin gerçekleştirildiği yönündeki savunması da değerlendirilmiştir. Gelir İdaresi Başkanlığının 14.04.2026 tarihli yazısından davalının 23.12.2021 tarihinde gerçek usulde ticari kazanç mükellefiyetinin başladığı ve 31.08.2024 tarihine kadar devam ettiği, bu tarih itibarıyla resen terk işleminin gerçekleştirildiği anlaşılmıştır. Dolayısıyla davaya konu edilen fatura ve cari hesap tarih aralığı dikkate alındığında davalının ticari defterlerini ibraz etmemesinin, taraflar arasındaki ticari ilişkinin bulunmadığını veya davacının alacağının mevcut olmadığını gösteren bir olgu olarak kabulü mümkün görülmemiştir. Diğer taraftan, bilirkişi raporunda davacının ticari defter kayıtlarına göre 31.12.2024 tarihi itibarıyla davalıdan 929.662,00 TL alacaklı göründüğü, takip dayanağı cari hesap ekstresinde ise aynı tarih itibarıyla alacak bakiyesinin 353.571,71 TL olarak gösterildiği, aradaki farkın davalı tarafından verildiği bildirilen çeklerin davacı ticari defterlerinde tamamının tahsilat olarak kaydedilmemesinden kaynaklandığı belirtilmiştir. Mahkememizce bilirkişi raporuna yönelik itirazlar ve dosyaya sunulan tahsilat makbuzları ayrıca değerlendirilmiştir. Bu kapsamda raporda çek bedellerinin toplamına ilişkin sehven yapılan maddi hesap hatası bulunduğu, davacı tarafından 25.11.2025 tarihli delil dilekçesi ekinde sunulan çek bilgileri ve tahsilat makbuzları birlikte değerlendirildiğinde davalı tarafından verilen çeklerin toplam tutarının 2.436.740,29 TL olduğu anlaşılmıştır. Yine raporun sonuç bölümünde davacı ticari defterlerine göre alacak bakiyesi bir yerde 929.662,00 TL, diğer yerde 992.662,00 TL olarak belirtilmiş ise de doğru tutarın 929.662,00 TL olduğu tespit edilmiştir. Bu kapsamda, davacının düzenlediği 2.790.312,00 TL tutarındaki faturalar ile davalı tarafından verilen ve tahsilat makbuzlarıyla belgelendirilen toplam 2.436.740,29 TL tutarındaki çekler dikkate alındığında, takip dayanağı cari hesap ekstresinde gösterilen 353.571,71 TL bakiye alacağın hesaplanma yöntemi ve dayanağı ortaya konulmuştur. Davacı ticari defterlerinde çeklerin tamamının tahsilat olarak kaydedilmemiş olması nedeniyle görünen bakiye ile takip dayanağı cari hesap ekstresindeki bakiye arasındaki farkın, davacının davalı lehine yaptığı mahsup işlemlerinden kaynaklandığı anlaşılmıştır. Davalının mal tesliminin gerçekleşmediğine ilişkin savunması yönünden yapılan değerlendirmede; her ne kadar dosyaya fatura içeriklerine ilişkin irsaliye veya teslim tutanağı sunulmamış ise de davacı ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu ve HMK’nın 222/3. maddesi uyarınca sahibi lehine delil niteliği taşıdığı, davalının ise mahkeme ihtarına rağmen kendi ticari defterlerini ibraz etmediği, davalının ticari defterlerini ibraz etmemesi nedeniyle davacı kayıtlarının karşı kayıtlarla çürütülemediği, davalının mal teslim edilmediğine ilişkin soyut inkarı dışında davacı defterlerindeki kayıtların aksini ortaya koyan herhangi bir ticari kayıt veya belge sunmadığı görülmüştür. Bu nedenle, davacı ticari defterlerinin HMK’nın 222. maddesi kapsamında sahibi lehine delil teşkil ettiği, dosyaya sunulan faturalar ve cari hesap ekstresi ile çeklere ilişkin tahsilat makbuzlarının da bu kayıtları desteklediği, davalının aksi yöndeki savunmasını ispatlayamadığı kanaatine varılmıştır. Bilirkişi raporunda belirtilen maddi hesap hatalarının dosya kapsamındaki belgeler üzerinden giderilebilir nitelikte olduğu, bu hataların davacının takip konusu alacağının varlığına ilişkin tespitleri ortadan kaldırmadığı değerlendirilmiştir. Sonuç olarak, davacı tarafından düzenlenen faturalar, usulüne uygun tutulmuş ticari defter kayıtları, cari hesap ekstresi ve davalı tarafından verilen çeklere ilişkin tahsilat makbuzları birlikte değerlendirildiğinde, çek bedellerinin tamamının mahsup edilmesi sonucunda davacının davalıdan 353.571,71 TL bakiye alacaklı olduğu, davalının icra takibine itirazının haksız olduğu sonucuna ulaşılmıştır. İcra inkâr tazminatı yönünden yapılan değerlendirmede; takip konusu alacağın taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında düzenlenen faturalar ve yapılan ödemelerin mahsubu sonucunda belirlenebilir nitelikte olduğu, miktarının hesaplanabilir bulunduğu ve davalının itirazı nedeniyle tahsilinin geciktiği anlaşılmakla, alacağın likit ve belirlenebilir olduğu kabul edilmiştir. Bu nedenle İİK’nın 67/2. maddesi uyarınca hüküm altına alınan 353.571,71 TL asıl alacağın %20’si oranında hesaplanan 70.714,34 TL icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Faiz yönünden ise taraflar arasındaki ilişkinin ticari nitelikte olması ve alacağın ticari işletmeyle ilgili bulunması nedeniyle, davacının talebi doğrultusunda asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine karar verilmiştir. Açıklanan nedenlerle davanın kabulüne, davalının icra takibine itirazının 353.571,71 TL asıl alacak üzerinden iptaline, takibin bu miktar üzerinden devamına ve davalı aleyhine icra inkâr tazminatına hükmedilerek aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Ayrıntılı Açıklandığı Üzere; 1-Davanın KABULÜ ile; davacı tarafından davalı aleyhine başlatılan Gaziosmanpaşa İcra Müdürlüğü’nün 2025/... Esas sayılı takip dosyasına davalı tarafından yöneltilen itirazının iptaline, takibin 353.571,71 TL asıl alacak üzerinden DEVAMINA, asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine, 2-Alacak niteliği itibari ile likit ve belirlenebilir olduğundan %20 oranında hesaplanan icra inkar tazminatı 70.714,34-TL'nin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 3-Alınması gereken 24.152,48-TL harcın, peşin alınan 6.03813-TL harçtan mahsubu ile bakiye 18.114,35-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 4-Davacı tarafından yatırılan 615,40-TL başvurma harcının ve 6.038,13-TL peşin harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan tebligat, müzekkere, bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 10.958,30-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince 56.571,47 -TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 7-6325 sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca Hazine tarafından karşılanan zorunlu arabuluculuk gideri olan 4.600,00-TL'nin davalıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına, 8-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde resen ilgilisine iadesine, Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 07/10/2026

Katip ... Hakim ... ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/789, K. 2026/956, T. 07.10.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-789-e-2026-956-k-3ba2f15e591f