İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/892 E. 2026/978 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/892
Karar No
2026/978
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO :2026/892 Esas KARAR NO:2026/978

DAVA:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:05/03/2025 KARAR TARİHİ:09/10/2026

Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki zorunlu arabuluculuk sürecinin anlaşmazlıkla sonuçlandığını, Küçükçekmece İcra Müdürlüğü nezdinde başlatılan genel haciz yolu ile icra takibine davalının yetki itirazında bulunduğunu ancak para borçlarında ifa yerinin alacaklının yerleşim yeri olduğunu belirterek yetki itirazının reddini talep ettiğini, davacının kimyevi madde satışı yaptığı davalı şirket ile aralarında 2019 tarihinden beri ticari ilişki bulunduğunu, davalının kesilen fatura bedellerinin bir kısmını ödemediğini ve Küçükçekmece İcra Müdürlüğü'nün 2024/... E. sayılı dosyası ile başlatılan takibe davalının haksız şekilde itiraz ettiğini, davalının 26 Kasım 2024 tarihli e-maili ile cari hesap bakiyesinin 425.180.-TL olduğunu teyit ettiğini ve alacağın likit olduğunu belirterek itirazın iptali ile takibin devamına ve davalının %20’den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının müvekkil şirket ile aralarında ticari iş ilişkisi bulunduğunu, kromik asit satışı yapıldığını, faturaların bir kısmının ödenmediğini, cari hesap mutabakatı alındığını ancak alacakların ödenmediğini belirterek Küçükçekmece 2024/... E. Sayılı dosya ile icra takibi başlattıklarını ve itirazın iptali ile %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ettiğini belirttiğini, ancak davacının takibi yetkisiz icra dairesinde başlattığını ve Bilecik Asliye Ticaret Mahkemelerinin yetkili olduğunu savunarak öncelikle davanın yetki yönünden reddini talep ettiklerini, esasa ilişkin olarak ise müvekkil şirketin davacı tarafa takibe ve dayanağa konu tutarda herhangi bir borcunun bulunmadığını, faturalarda belirtilen malların müvekkil şirkete teslim edilmediğini, teslimi ispat külfetinin faturayı düzenleyen alacaklı tarafa ait olduğunu, cari hesap mutabakat maillerini kabul etmediklerini, takipte işletilen reeskont avans faizi türü ve oranına da itiraz ettiklerini, fahiş faiz talep edildiğini belirterek haksız ve hukuki mesnetten yoksun davanın usulden ve esastan reddini talep etmiştir. DELİLLER : İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü, Bilecik Ticaret Sicil Müdürlüğü, Yenikapı Vergi Dairesi, Bilecik Vergi Dairesi, İkitelli Vergi Dairesi yazı cevapları, faturalar, ticari defterler ve belgeler, muavin defter kayıtları, bilirkişi incelemesi, tüm dosya kapsamında toplanan deliller. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : Dava, taraflar arasındaki ticari ilişki nedeniyle başlatılan Küçükçekmece İcra Dairesi 'nin 2024/... esas sayılı icra takibine vaki itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir. Davalı vekili icra dosyasına yapmış olduğu itirazında; müvekkilleri şirketin alacaklı görünen tarafa herhangi bir borcunun olmadığını, bu nedenle asıl alacak tutarına, asıl alacağa işletilmiş faiz tutarı ile takibin tüm ferilerine itiraz ettiklerini beyan etmiştir. Küçükçekmece İcra Dairesi'nin 2024/... esas sayılı takip dosyası incelendiğinde; davacı şirketin davalı aleyhinde dayanak 493.733,35 TL asıl alacak ile asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsili için faturaya dayalı olarak ilamsız icra takibine geçildiği, borçluya ödeme emrinin tebliği üzerine borçlunun süresinde, borca itiraz ederek takibin durmasına sebebiyet verdiği, İcra Müdürlüğü'nce takibin durdurulmasına karar verildiği, davanın yasal süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır. Bilirkişi 21.12.2025 tarihli raporunda; Bilirkişiye verilen görev çerçevesinde yapılan incelemeler sonucunda; B-form/karşıt beyan açısından “var” ve “uyumlu olduğu görülmekte olduğunu, icra ödeme emrinde takip konusu 4 fatura toplamı (KDV dahil), 158.400 + 169.830 + 169.830 + 27.120 (ayrıca bir faturada bakiye 58.399 belirtilmiş) yani dosyada tartışılan satış seti 2024 tarihli 4 fatura olduğunun anlaşılmakta olduğunu, B formları, e- fatura mükelleflerinde 2021 yılından bu yana beyana tabi değildir zira GİB portalından otomatik olarak sisteme alınmakta olduğunu, bu sebele B formu, davalının defterlerine kyadedildiği anlamını taşımamakta olduğunu, yalnız B formlarına göre davalı, 2025 yılında davacının 2024 yılında düzenlediği 27120.-TL bedelli fatura dışında iade faturası düzenlememiş olduğunu, davacı hesaplarında davalıya ait hesap hareketleri aşağıdaki gibi olduğunu, davacı hesaplarında takip tarihi olan 26.11.2024 tarihinde davalı, 425.179,80.-TL (B) bakiyesine sahiptir ve davalı tarafından söz konusu bakiye borç için herhangi bir ödeme yapılmadığının görülmekte olduğunu, dava dosyası kapsamında davalının ayıp ihbarına rastlanılmadığı gibi, ürünlerin teslim edilmediğine dair ihtar vb belge yer almamakta olduğunu, davalının düzenlediği iade faturası, davacının 14.06.2024 tarihli faturasına ait olup; yaklaşık 1 sene sonra düzenlenmiştir. Bilindiği üzere iade faturasının düzenlenme tarihi 8 gün olup; davalının yasal süresinden çok daha sonra ve herhangi bir gerekçe göstermeden iade faturasını keşide ettiğinin anlaşılmakta olduğunu, hal böyle olunca davalının iade faturasının kabulü, davacının alacaklı olduğu hususunda kabul takdiri tamamen Sayın Mahkemeye ait olduğunu, Sonuç: Yukarıda ayrıntılı olarak açıklanan inceleme, tespit ve değerlendirmeler; dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler, Küçükçekmece İcra Dairesi 2024/... E. takip dosyasında, dosyaya yazılı 4 fatura üzerinden istenen asıl alacak toplamı 425.179,00 TL olup, davacının alacak bakiyesi ile bire bir örtüşmekte olduğunu, dosyada yazılı işlemiş faiz kalemlerinin toplamı 68.554,35 TL olup, davacının davalıyı temerrüde düşürdüğüne ilişkin dosya kapsamında bilgi/belge olmadığı görüldüğünden davacının faiz talep edemeyeceği mütalaa edilmekte olduğunu, dosyada bulunan 3 adet ambar tesellüm fişi sevkiyat yapıldığı iddiasını destekler niteliktedir; Yukarıda açıklanan tüm tespitler birlikte değerlendirildiğinde; 425.179,00 TL asıl alacak tutarının dosya kapsamındaki belgelerle muhasebesel olarak doğrulandığı, 68.554,35 TL faiz talebinin, temerrüt koşullarının dosyada ispatlanamaması nedeniyle yerinde olmadığı, kanaatine varıldığını bildirmiştir. Bilirkişi 26/02/2026 tarihli raporunda; Dosya kapsamında yapılan inceleme neticesinde; Davalının ait bilgilerin tasdike zorunlu 2024 yılı yasal defterlerinin zamanında Açılış ve Kapanış tasdikinin zamanında yapılmış olduğu, yevmiye kayıtlarının usulüne uygun olarak tutulmuş olduğu, davacı defterlerinin kendi lehine delil olma özelliğine sahip olduğu, Dosya kapsamında yapılan inceleme ile davalının belirtilen adresindeki işyerinde 2024 yılı kanuni defterleri incelenmiş ve tablolar hazırlandığını, davacı ile ticari ilişkiye ait alış-satış iade ve ödemeler ile ilgili davacı adına açılan 320 satıcılar ana hesabının altında 320.06.871 alt hesap ile cari hesap işlemiş ve davalının kendi defterlerinde 31/12/2024 devir bakiyesi olarak davacının 425.180,00 TL. alacaklı olarak yıl sonu kapanış maddesi yapılarak 2025 yılına devir edilmiş olduğunun görüldüğünü, dosya kapsamında yer alan davacıya ait cari hesap ile davalının cari hesabı arasında 0,20 kuruş farkı olduğu, diğer girdilerin rakamsal olarak birbiri ile mutabık olduğu, davalı kayıtlarında davacının 2024 yılına devir eden bakiyesi 597.600,00 TL. iken davacının devir bakiyesinin 597.599,80 olduğu aradaki 0,20 kuruş farkının buradan geldiği anlaşılmakta olduğunu, dolayısıyla taraflar arasındaki ticari ilişkiden kaynaklanan cari hesaplarının ve kayıtlarının mutabık olduğu, tarafların kendi kayıtlarında yer alan bakiyenin tutarlı ve aynı olması davacının talep ettiği alacağın, davalı kayıtlarına göre de 425.180,00 TL. olduğunu bildirmiştir. Bilirkişi 01/05/2026 tarihli raporunda; Dosya kapsamında yapılan inceleme ve değerlendirme sonucunda; Asıl Alacak Dosyada mevcut önceki rapor kapsamına göre, davacı defterlerinde takip tarihi itibarıyla 425.179,80 TL bakiye bulunduğu, takipte talep edilen asıl alacağın 425.179,00 TL olduğu ve bu tutarın takip dayanağı fatura setiyle muhasebesel olarak örtüştüğünün görülmekte olduğunu, davacı beyanında anılan 26.02.2026 tarihli raporun da davalı kayıtlarına göre 425.180,00 TL bakiye tespit ettiğini, bu kapsamda, mevcut belge seti itibarıyla asıl alacak yönünden taraf defterleri ve takip tutarı arasında muhasebesel uyum bulunduğunun anlaşılmakta olduğunu,. Teslim / İfa İtirazı Ambar tesellüm fişlerinde taraf bilgileri, tarih, gidilecek yer, 1 palet ve 1.500 kg kayıtları; 16.02.2024, 24.04.2024 ve 28.05.2024 tarihli kromik asit faturalarıyla tarih ve miktar bakımından uyumludur. Fişlerin üzerinde ... isim/imzası görünmekte olduğunu, iade faturası / vade farkı faturası dosyada 14.06.2024 tarihli 27.120,00 TL tutarlı vade farkı faturası ile davalı tarafından 2025 yılında düzenlendiği belirtilen 27.120,00 TL tutarlı iade faturası arasında uyuşmazlık bulunduğunun anlaşılmakta olduğunu, davacı, 22.04.2025 tarihli noter ihtarnamesiyle bu iade faturasını kabul etmediğini ve faturayı iade ettiğinin bildirildiğini, önceki raporda, iade faturasının yaklaşık bir yıl sonra ve gerekçe gösterilmeksizin düzenlendiği belirtilmiş; iade faturasının kabulü ve alacak sonucuna etkisinin mahkeme takdirinde olduğu ifade edilmiş olduğunu, Faiz İtirazı Önceki raporda faiz talebi, temerrüde düşürmeye ilişkin belge bulunmadığı gerekçesiyle reddedildiğini, davacı itirazı ise, faturalarda ödeme tarihleri bulunduğu ve TTK m.1530 kapsamında ihtarsız temerrüt hükümlerinin uygulanması gerektiği noktasında yoğunlaşmakta olduğunu, bu konuda iki ayrı teknik alternatif bulunmaktadır: (i) Mahkeme, faturalardaki ödeme tarihlerini ve/veya TTK m.1530 kapsamında ihtarsız temerrüdü kabul etmezse, önceki rapordaki faiz talep edilemeyeceği yönündeki değerlendirme korunabilir. (ii) Mahkeme, faturalardaki ödeme tarihlerini kesin vade veya TTK m.1530 kapsamında temerrüt başlangıcı olarak kabul ederse, takip öncesi faiz hesabının ilgili vade/tarih ve uygulanacak faiz oranına göre ayrıca hesaplanması gerekir. a. Davacının haklı olması halinde; Hesaplamayı takip tarihi 26.11.2024’e kadar, fatura tarihinden itibaren, TCMB avans faizi ile (TCMB tablosuna göre oranlar: 23.12.2023–31.03.2024 %44,25, 01.04.2024–27.12.2024 %51,75.) yapıldığında; Fatura Tutar Gün Faiz 16.02.2024 58.399,00 TL 44 gün %44,25 + 240 gün %51,75 22.986,81 TL 24.04.2024 169.830,00 TL 216 gün %51,75 52.009,86 TL 28.05.2024 169.830,00 TL 182 gün %51,75 14.06.2024 27.120,00 TL 165 gün %51,75 43.823,12 TL 6.344,41 TL Bilirkişi Ek Rapor Taslağı - 2025/219 E. Toplam işlemiş faiz: 125.164,19 TL Formül: Anapara x yıllık oran x gün / 36.500 Olduğu, b. TTK 1530’a göre ise davacının faiz talep edip edemeyeceği, Türk Ticaret Kanunu (TTK) 1530. madde, ticari işletmeler arası mal/hizmet tedarikinde geç ödemelerin sonuçlarını düzenler. Dolayısıyla kök rapordaki görüşümde değişiklik olmadığı ve mal ve hizmet tedarikinde olamayan işletme için faiz talep edemeyeceği, Değerlendirilmekte olduğunu, bu aşamada faiz bakımından nihai teknik hesap mahkemenin hukuki kabulüne bağlı olduğunu, Sonuç: Dosyada mevcut bilgi ve belgeler çerçevesinde: 1. Takipte talep edilen asıl alacak 425.179,00 TL olup, önceki rapordaki davacı defter bakiyesi 425.179,80 TL ile muhasebesel olarak uyumlu olduğunu, 2. Davacı beyanına göre 26.02.2026 tarihli davalı defter incelemesinde de davacı lehine 425.180,00 TL bakiye tespit edildiği belirtilmiştir. Bu durumda asıl alacak yönünden taraf defterleri arasında önemli bir uyumsuzluk bulunmadığı anlaşılmakta olduğunu, 3. Davalının teslim/ifa itirazı yönünden 16.02.2024, 24.04.2024 ve 28.05.2024 tarihli ambar tesellüm fişleri sevkiyat iddiasını desteklemekte olduğunu, 4. 27.120,00 TL tutarlı vade farkı faturası ve buna karşı düzenlendiği belirtilen iade faturası ayrı bir uyuşmazlık kalemi niteliğinde olduğunu, davacı bu iade faturasını 22.04.2025 tarihli noter ihtarnamesiyle kabul etmediğini bildirildiğini, 5. Faiz yönünden önceki raporda temerrüt belgesi bulunmadığı gerekçesiyle faiz talebi yerinde görülmediğini, davacı itirazında faturalardaki ödeme tarihleri ve TTK m.1530 hükümleri ileri sürüldüğünden, faiz hesabı mahkemenin temerrüt başlangıcı ve uygulanacak faiz türü/oranı konusundaki hukuki kabulüne göre yapılmış olup; davacının haklı olması halinde 125.164,19 TL faiz talep edebileceğini bildirmiştir. İncelenen tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, icra dosyası, bilirkişi raporu ve ek raporlar içeriğine göre; Tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş olup, alınan bilirkişi raporunda özetle; Davacı şirketin dava konusu döneme ait ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu ve lehine delil olma özelliğine haiz olduğu, davacı defterlerinde takip tarihi itibariyle davalıdan 425.179,80.-TL alacaklı gözüktüğü, davalının dava konusu döneme ait ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu ve lehine delil olma özelliğine haiz olduğu, davalı defterlerinde dava tarihi itibariyle davacının davalıdan 425.180,00 TL alacaklı gözüktüğü, taraf defterlerinde borç alacak tutarı yönünden mutabakat bulunduğu, taraflar arasındaki ticari ilişkiden kaynaklanan cari hesaplarının ve kayıtlarının mutabık olduğu, tarafların kendi kayıtlarında yer alan bakiyenin tutarlı ve aynı olduğu bildirilmiştir. HMK 222. Maddesi uyarınca ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği düzenlenmiştir. Diğer yandan 6102 sayılı TTK'nun 21/2 maddesinde "Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır." hükmü yer almaktadır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 27.06.2003 tarih ve 2001/1 E., 2003/1 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere; Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır. (Fatura ve dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın m. 21/2.) Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 21. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır. İşin bedeli sözleşme kurulurken kararlaştırılmış olup, fatura ise bu aşama ile ilgili değil, ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Fatura öncesinde taraflar arasında borç doğurucu hukuki ilişkinin bulunması, faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Faturayı alan (faturayı defterlerine kaydetmemesi koşulu ile) akdi ilişkiyi inkâr ettiğinde, faturayı gönderenin önce akdi ilişkiyi kanıtlaması gerekir. Fatura, sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. 6102 sayılı TTK'nın 21. maddesinin 2 ve 3. fıkrasındaki karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir. 2. fıkra gereği sekiz gün içinde faturaya itiraz edilmesi durumunda fatura içeriğinin doğru olduğunu faturayı düzenleyen tacirin ispat etmesi gerekir. Taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa, düzenlenen belge fatura değildir. Bu belge belki icap olarak kabul edilebilir ki, buna itiraz edilmemesi, anılan 21/2. madde hükmü anlamında sonuç doğurmaz. Öte yandan, sadece faturanın tebliğ edilmiş olması akdi ilişkinin varlığını ispatlamaz. Karşı tarafın akdi ilişkiyi inkâr etmesi halinde tacir, öncelikle akdi ilişkiyi başkaca delillerle ispatlamalıdır. Akdi ilişkinin ispatlanamaması halinde faturanın anılan fonksiyonundan yararlanma imkanı yoktur. Faturanın ispat aracı olması, ancak niteliği gereği faturaya geçirilmesi gereken bilgiler (olağan içerik) hakkında geçerlidir.Sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak düzenlenen faturanın şekli ve kapsamının ne olması gerektiği konusunda, Türk Ticaret Kanunu'nda özel bir hüküm bulunmamakta, anılan Yasa'nın 21. maddesinde neyi ifade ettiği açıklanmaksızın faturanın içeriğinden söz edilmektedir. Faturanın zorunlu içeriği ve şekil şartlarına ilişkin ayrıntılı düzenleme Vergi Usul Kanunu'nda yer almaktadır. Faturanın olağan içeriği, akdin ifası ile ilgili hususlarla sınırlıdır (VUK'nın m. 230). Dolayısıyla, faturanın içeriği, faturanın bu temel niteliğine uygun olmadığı takdirde, sekiz günlük itiraz süresinin geçirilmesi bu hususları yazılı delil haline getirmez. Faturaya itiraz, faturanın teslim alındığı tarihten itibaren sekiz gün içinde yapılmalıdır. İtirazın sekiz gün içinde karşı tarafa varması şart değildir. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille bu külfeti yerine getirebilir. (Geniş bilgi için Bkz: Prof. Dr. Sami Karahan, Ticari İşletme Hukuku, 23. Baskı, Eylül 2012, Konya; Sh 111 vd.) (Yargıtay 23. Hukuk Dairesi 2015/1354 esas 2015/7562 karar sayılı ilamı) Somut olayda; Tarafların ticari defterlerinin Türk Ticaret Kanunu’nun ilgili hükümleri uyarınca delil niteliğine haiz olduğu, taraflar arasında Türk Ticaret Kanunu’nun 89. maddesi kapsamında yazılı bir cari hesap sözleşmesi bulunmadığı, ticari ilişkinin açık hesap ilişkisi niteliğinde olduğu, taraflara ait ticari defterler üzerinde yapılan incelemede, davacı tarafça takibe konu edilen faturaların davalının ticari defterlerine işlendiği, 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz ve iade edilmediği, davacının itiraza konu bakiye 425.179,00 TL alacağın davalının ticari kayıtlarından da teyit edildiği tespit edildiğinden, yapılan açıklamalar ve emsal kararlar uyarınca, davacının faturalara konu hizmeti yerine getirdiği karine olarak kabul edilmiş olup aksi davalı tarafça ispatlanamamıştır. Tarafların usulüne uygun tutulan ticari defter ve kayıtlarınında, takipteki borcun sebebi davacının düzenlemiş faturanın davalının da defterinde kayıtlı olduğu, her iki taraf ticari defterlerinin aynı şekilde davacının davalıdan 425.179,00 TL alacaklı olduğunda dair kayıt içerdiği ve bu anlamda HMK'nın 222. maddesi uyarınca tarafların ticari defterlerinin birbirini doğruladığı, ve davalı defterindeki takip konusu faturaların kayıtlı olmasının da davalının aleyhine delil teşkil ettiği, davalı defterlerine kaydedilmiş ve itiraza uğramamış fatura karşısında, sözleşme konusu işin yapılmadığı ya da gereği gibi ifa edilmediği konusunda ispat yükü davalı taraftadır. Davalı taraf, davacının kestiği faturaları ticari defterlerine işlediğine göre, sözleşmeye konu işin ifa edildiği hususunda davacı lehine karine oluşmuştur. Karinenin aksinin ispat yükü davalı tarafta olduğu, davalı tarafça kesilen iade faturasının davacı tarafça 22.04.2025 tarihli noter ihtarnamesiyle kabul edilmediği, bu hususa ilişkin davalının ispata elverişli belge ve delil sunmadığı anlaşılmıştır. Nitekim Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 14/05/2024 tarihli 2023/574 E. 2024/1479 K., Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 11/11/2020 tarihli 2019/3926 E. 2020/2954 K., Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 10/02/2016 tarihli 2015/4576 E. 2016/621 K., Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 08/02/2016 tarihli 2015/5485 E. 2016/550 K., Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 09/12/2015 tarihli 2015/2467 E. 2015/7975 K. ve Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 11/01/2016 tarihli 2015/4473 E. 2016/19 K. sayılı içtihatları da bu doğrultudadır. TBK nın 117. madde hükmünce muaccel bir alacağın borçlusu alacaklının yöntemine uygun ihtarıyla temerrüte düşer. Vadenin kesin olarak kararlaştırıldığı veya saklı tutulan bir hakka dayanarak iki taraftan birinin usulen ihbarda bulunarak kesin vadeyi tesbit ettiği hallerde sadece bu günün geçmesiyle borçlu temerrüte düşmüş olur. Buna göre bir alacağa temerrüt faizi uygulanabilmesi için alacağın istenebilir olması yeterli olmayıp alacaklının miktar da belirterek ödeme talebini içeren ihtarıyla borçlunun temerrüte düşürülmesi ya da sözleşmede kesin vadenin kararlaştırılmış ya da saklı tutulan bir hakka dayanarak taraflardan birisinin usulen bir ihbarıyla kesin vadenin tayin edilebilir olması zorunludur. Alacağın muaccel olması ile temerrüt birbirinden farklı olgulardır. Fatura üzerinde yazılı olan ödeme tarihleri temerrüt tarihi olarak kabul edilemez. VUK hükümlerince faturanın muhteviyatı belirlenmiş olup, fatura üzerinde yazılı bulunan vadenin alacağın muaccel olduğu tarihi göstermesi ve salt faturaya itiraz edilmemesi sebebiyle taraflarca kararlaştırılmış kesin vade olarak kabul edilemeyecektir (Yargıtay 19 HD. 2017/3266-2018/4228 Esas, Karar sayılı kararı). Bu sebeple somut olayda, fatura üzerinde gösterilen ödeme tarihinin temerrüt tarihi olarak kabulü mümkün değildir. Bakılan davada, tedarik sözleşmesi bulunmadığı ve davalının takip öncesi temerrüde düşürülmemiş olması karşısında, davanın asıl alacak yönünden kısmen kabulüne karar verilmiş, işlemiş faiz talebinin reddine karar verilmiştir. Dava, İİK.nun 67. maddesi uyarınca açılan itirazın iptali davası olup, icra takibi faturadan kaynaklanan alacağın tahsiline yönelik olduğu, bu durumda açılan itirazın iptali davasında hüküm altına alınan alacak bilinebilir, bir başka deyişle likit olduğundan hükmedilen miktarın % 20'si oranında İİK.nun 67. maddesi uyarınca davacı yararına tazminata hükmedilmesine karar verilerek davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın kısmen kabulü ile davalının Küçükçekmece İcra Müdürlüğünün 2024/... esas sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın ana para bedeli olan 425.179,00 TL bakımından iptali ile takibin 425.179,00 TL bakımından aynı koşullar ile devamına, faize ilişkin talebin reddine, 2-Dava konusu asıl alacağın %20'si üzerinden hesap edilen 85.035,80 TL icra inkar tazminatının davalından alınarak davacıya verilmesine, 3-Alınması gerekli 29.043,98 TL harçtan davacı tarafça yatırılan 5.963,07 TL harcın mahsubuyla bakiye 23.080,91 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 4-Davacı tarafından yapılan 615,40 TL başvurma harcı, 5.963,07 TL peşin harç olmak üzere toplam 6.578,47 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafça posta / tebligat / bilirkişi gideri olarak yapılan (ayrıntısı uyapta kayıtlı) 18.040,00 TL yargılama giderinden kabul ve red oranı üzerinden takdiren 15.535,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-AAÜT gereğince hesap edilen 68.028,64 TL ücreti vekaletin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Reddedilen kısım üzerinden hesap edilen 45.000,00 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine 8-Arabuluculuk ücreti olan 4.600,00 TL'nin kabul ve red oranı üzerinden takdiren 3.961,00 TL'sinin davalıdan bakiye 639,00 TL 'sinin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 9-Davalı tarafından yatırılan kullanılmayan gider avanslarının karar kesinleştiğinde istem halinde davalıya iadesine, 10-Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacı tarafça peşin olarak yatırılan yargılama gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, Dair, 6100 sayılı HMK'nun 342 ve 345.maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle tebliğden itibaren 2 haftalık süre içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile ilgili İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar taraf vekillerinin yüzüne karşı açıkça okunup, usulen anlatıldı. 09/10/2026 Katip ... ¸e-imzalıdır

Hakim ... ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/892, K. 2026/978, T. 09.10.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-892-e-2026-978-k-7241c8dc3a56